Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri Aylin Nazlıaka'nın kanun teklifi ve gerekçesi

Aylin Nazlıaka'nın kanun teklifi ve gerekçesi

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka Meclis'e istismara uğrayan çocukların bir kez daha mağdur olmamaları için kovuşturma aşamasını takip edecek "özel ekip kurulması" yönünde kanun teklifi verdi. Kanun teklifinde artan istismar olaylarına dikkat çeken Nazlıaka, kovuşturma ve yargılama sürecinin mağdur çocukların ailelerinin gizlilik kararı talebine ya da hakim kararına gerek kalmaksızın tümüyle gizli olmasını teklif etti.

Aylin Nazlıaka'nın kanun teklifi ve gerekçesi

MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 28. maddesi
duruşma ve kararların bildirilmesinin aleni olduğu, duruşmaların bir kısmının
veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu
güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, taraflardan birinin talebi
üzerine yahut resen mahkemece karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu nedenle,
istismara uğramış çocuk ile aile mahremiyetinin korunması açısından bu tür
davalarda duruşmaların gizli yapılmasına yönelik olarak mevzuatta düzenleme
yapılması önerilmektedir.
MADDE 2- Bu madde ile cinsel istismara uğrayan çocukların ve
ailelerinin mahremiyetinin korunmasına yönelik olarak cinsel istismara uğramış
çocukların kovuşturmasının 3/7/2005 tarihli ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma
Kanunu çerçevesinde çocuk bürosu bünyesinde oluşturulmuş özel bir birim ve
ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılması, cinsel istismara uğramış
çocukların duruşmasının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 28.
maddesi çerçevesinde gizli yapılması, bu davaların 3/7/2005 tarihli ve 5395
Sayılı Çocuk Koruma Kanunu çerçevesinde çocuk mahkemelerinde görülmesi
hüküm altına alınmıştır.

GENEL GEREKÇE
Çocuklar bir ülkenin geleceği ve umududur. Bu nedenle çocukların,
büyümeleri ve gelişmeleri için uygun ortamın yaratılması, geleceğe dönük
fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeye çıkartılması
gerekmektedir. Bu önce ailelerin sonra ise devletin görevi ve sorumluluğudur.
Çocuklara ilişkin politikalar siyaset üstüdür; bu nedenle iktidarlar değişse de
prensipler ve uygulamalar devlet politikası olarak yürütülmelidir.
Ülkemizde son yıllarda çocuklara karşı işlenen suçlardaki artış dikkat
çekici boyutlara ulaşmıştır. Sadece çocuk istismarında yaşanan artış oranı son
10 yılda yüzde 700’dür. Üstelik birçok vakanın üzerinin örtüldüğü ve adli
makamlara yansımadığı bilinmektedir. Bu kötü tablonun AKP hükümetleri
döneminde çok daha vahim bir noktaya ulaşması, başta eğitim ve hukuk sistemi
olmak üzere, izlenilen politikalarla ve sahip olunan zihniyetle ilgilidir. Hükümet
sözcüsünün çocuk tecavüzleri konusunda “çocuğun rızası” olabileceğinden
bahsetmesi, çocuk haklarından sorumlu bir bakanın Ensar Vakfı’nda yaşanan
taciz olayını “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek üzerini kapatmaya çalışması
nasıl bir anlayışla yönetildiğimizin çarpıcı birer örneğidir.

Çocuklara karşı işlenen suçlardaki artış ve yaygınlığın, hükümetin
olaylara kendi dünya görüşü ve siyasi penceresinden bakması, görmezden
gelmesi, üzerini kapatmaya çalışması, ailelerde ve toplumda büyük bir endişe ve
umutsuzluğa yol açmaktadır. Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği’nin
2016 Çocuk İstismarı Raporu’na göre, ülkemizde son 10 yılda çocuk istismarı
vakaları yüzde 700 artmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun çocuk pornolarında tespit ettiği
Türk çocuk sayısı 36 binin üzerindedir. Ayrıca Türkiye’de 50 bin çocuğun seks
kölesi olduğu tahmin edilmektedir.
Çocuk Seks İşçiliği, Çocuk Pornografisi ve Seks Amacıyla Çocuk
Ticaretine Son Ağı (ECPAT ) 2015 yılı Türkiye Raporuna göre; çocuklar
Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grubu oluşturuyor. Türkiye’deki
cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor. Türkiye, Küresel Kölelik
Endeksi’nde modern köle sayısında da Avrupa’da birinci konumunda yer alıyor.
Ülkemiz maalesef çocuk evlilik oranının en yüksek olduğu ikinci Avrupa ülkesi
konumunda bulunuyor.
Çocuğa yönelik cinsel istismar suçu kendine has, özel bir suç tipidir.
Dolayısıyla bunun okullarda tesis edilen standart yöntemlerle ve emniyette
alınan çeşitli önlemlerle çözülme ihtimali bulunmamaktadır. Terörle mücadele
ederken nasıl özel bazı yöntemler kullanılıyor ve tedbirler alınıyorsa, bu konuda
da özel düzenlemelere ve uygulamalara ihtiyaç vardır.
Çocuk koruma sistemiyle ilgili kalıcı ve etkili projeler ve modeller
geliştirilmesi gerekmektedir. Sivil toplum kuruluşları da bu yapıyla birlikte
çalışmak zorundadır. Mahremiyet konusunda özenli, mahrumiyeti ve
mağduriyeti giderecek nitelikte bir çocuk koruma politikası oluşturulmalıdır.
Bu konuyla ilgili olarak kovuşturma aşaması da dâhil olmak üzere ilgili
tüm birimlerde çocuk hastalıkları uzmanı, çocuk ruh sağlığı uzmanı, adli tıp
uzmanı, sosyal hizmet uzmanı ve psikolog gibi birçok uzmandan oluşan gruplar
bulunmalıdır. Çocuğa yardım bütüncül bir şekilde yapılmalıdır. Kolluk
birimlerinde çocuklarla ilgili yapılacak işlemlerin çok iyi bilinmesi
gerekmektedir,
Cinsel istismar vakaları çocuğa tekrar tekrar anlattırılarak travma
yaratılmamalı, çocuk soruşturma aşamasında istismarın tekrarından korunmalı,
kolluk ifadesi, savcılık ifadesi, sağlık ve adli tıp muayenesi tek bir merkezde
toplanan çocuk koruma ve izleme merkezleri tarafından yürütülmelidir.
Duruşmada istismarcı ile karşı karşıya gelip olayı detaylı anlatmak zorunda
kalan çocuklar, yaşadığı travmayı atlatamadan yeni bir travma ile

karşılaşmaktadır. Bu durum, istismar mağduru çocuğun korku-kaygı krizleri
yaşamasına neden olmaktadır. Yakın zamanda bu tip bir vakada küçücük bir
çocuğumuz mahkeme öncesi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Çocuk
izleme merkezleri ve adli görüşme odaları yaygınlaşıncaya kadar, emniyet ve
savcılıkta uzman personel bulundurulmalıdır. Soruşturma süreci tek elden
yürütülmeli, çocuk, ifadesi ikinci kez alınarak tekrar travma yaratan uyarıcılara
maruz bırakılmamalıdır. İfadesi sırasında çocuğun yanında sosyal hizmet
uzmanı ve psikolog bulundurulmalı, ifadeler sadece bir defa uygun bir ortamda
alınmalıdır.
Çocukların gelecekteki hayatlarını sağlıklı temellere oturtması ve yaşadığı
travmayı atlatabilmesi için yaşadıkları kötü olayların kamuoyuna kapalı olması
şarttır. Özellikle kırsal alanda yaşayan çocukların aileleri davaların kapalı
olmasına dair haklarının olduğunu bilmemektedirler. Davaların kapalı olmaması
ve soruşturma sürecinin uzman kişilerce yürütülmesi çocukların yaşadığı
sorunları daha da büyütmektedir.
Vermiş olduğumuz kanun teklifinde tüm bu hususlar dikkate alınarak
cinsel istismara uğramış çocukların kovuşturması için kolluk kuvvetleri
bünyesinde bulunan çocuk bürolarında çocuk istismarı önleme özel ekibi
kurulması teklif edilmektedir. Bu ekipte en az bir kadın kolluk görevlisi olmak
üzere, konu hakkında eğitimli ve deneyimli personel bulunması zorunlu hale
getirilmektedir. Davaların hâkim kararına gerek olmaksızın gizli görüşülmesi
esası getirilmektedir. Kovuşturma veya yargılama işlemleri sırasında, söz
konusu kovuşturma işlemeleri ile yargılamayı yürütenlerin, kovuşturma ve
yargılamayla ilgili edindikleri bilgileri, her hangi bir yolla açıklamaları
yasaklanmakta, aksine tutum ve davranış içinde olanlar hakkında cezai
müeyyide getirilmektedir.
Söz konusu teklifin kabul edilmesi halinde soruşturma aşamasında
çocuklarımızın yaşadığı travmanın en aza indirilmesi mümkün olabilecektir.

Aylin Nazlıaka
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atılan 2 bin işçinin yerine o ülkeden işçi getirildi
Atılan 2 bin işçinin yerine o ülkeden işçi getirildi
Akın İpek’e İngiltere’de ev hapsi
Akın İpek’e İngiltere’de ev hapsi