Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri 'Bugün Hayvana Şiddet Uygulayan Yarın Çocuğa Uygular'

'Bugün Hayvana Şiddet Uygulayan Yarın Çocuğa Uygular'

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Av. Sera Kadıgil ile hayvanlara yönelik yaşam hakkı ihlallerinden Adil Seçim Platformuna kadar birçok konuda sohbet ettik.

'Bugün Hayvana Şiddet Uygulayan Yarın Çocuğa Uygular'

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Av. Sera Kadıgil ile hayvanlara yönelik yaşam hakkı ihlallerinden Adil Seçim Platformuna kadar birçok konuda sohbet ettik.

“Hapishanede şiddet, işkence gibi vahşi suçlardan yatan kişilerin birçoğunun geçmişinde hayvana şiddet vakası var” diyen Kadıgil’in Omedyam’a verdiği Röportaj;

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanuna göre, CHP onlarca soru önergesi verdi. Bunu rağmen yasada bir düzenleme yapılmadı. Bu konu hakkında çalışmalarınız nasıl işleyecek?

5199 sayılı yasa iyi niyetli ve olumlu düzenlemeleri de olan bir yasa olmakla beraber, asıl temel ihtiyaçlar konusunda bir şey karşılamıyor.

Sadece CHP’nin değil, çeşitli siyasi partilerin bu konuda verdiği onlarca soru önergesi ve kanun teklifi var. Ancak ne yazık ki bir karşılık ya da sonuç alınamıyor çünkü iktidar partisinin bu yönde samimi bir iradesi yok. Ne zaman ki tüm kamuoyuna yansıyacak bir olay oluyor, o vakit bu konu patlıyor. Oysa hayvana şiddet her an her yerde en vahşi biçimleriyle yaşanmaya devam ediyor. Biz şu an konuşurken dahi bilin ki bir yerlerde küçük bir kedi yavrusu tecavüz edilerek öldürülüyor. Arka sokakta yavru köpeğin bacakları kesiliyor. Ancak bu olaylar ne zaman ki sosyal medyaya yansıyor ancak o zaman  toplumsal bir karşılık yakalayabiliyor.  O zaman iktidar konuya ilgi duyuyor ya da duyuyormuş gibi yapıyor ama yine bir sonuç çıkmıyor. Sanki bu konuda bir girişimleri olacakmış gibi bir şeyler yapıyorlar, ondan sonra konu unutulunca koyuyoruz kenara geçiyoruz. Dört bacağı kesilen yavru köpek olayının ardından çıktılar “seçimden sonra ilk icraatımız bu olacak” diye açıklamalar yaptılar. Gündemi yakaladılar, seçmenin nabzını tuttular. Üstünden zaman geçti meclis açıldı ama bir icraat yok.  Soru önergeleri ve kanun teklifiyle somut bir sonuç alamıyoruz. Biz ne zamanki hayvan haklarına duyarlı sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, özetle yaşam hakkına saygılı kesimler bir araya gelip bu konuda toplumsal farkındalık yaratacak bir eylemlilik içine giriyoruz o zaman bir şeyler olabiliyor, artık belki biraz daha bu yoldan gitmek lazım diye düşünüyorum.

Peki sizce bu alandaki temel sıkıntı nedir?

Tüm sıkıntının temelinde bence hayvanların AB Anayasası çerçevesinde kabul edildiği üzere “duygulu varlıklar” olarak değil MAL olarak görülmesi ve buna bağlı olarak sahipli sahipsiz hayvan ayrımı yapılması yatıyor. Bizim hukuk sistemimiz hayvanları can değil, mal olarak görüyor. Bir hayvanı öldürmek, neredeyse bir bardak kırmak gibi, nasıl ki bir bardağı kırmanın cezası yok hayvanlarda da öyle. Bu da ne yapıyor, resmen hayvan cinayetlerini meşrulaştırıyor. Biz bunu söylediğimizde ne yazık ki bunun mücadelesini neden verdiğimizi anlamayan çevrelerden, “Ülkenin bunca derdi var, siz hala kediyle köpekle uğraşıyorsunuz” gibi saçma sapan ve bilinçsizlik örneği cevaplar alıyoruz. 

Şunun altını hep çiziyorum kedi, köpek hiç sevmiyor olabilirsiniz, hayvanlardan nefret ediyor olabilirsiniz, hayvanların yaşam hakkına neden saygı duymak gerektiğini anlamıyor da olabilirsiniz ama şöyle bir istatistiki bilgi var; hapishanede vahşice işlenmiş suçlardan yatan hükümlülerin birçoğunun geçmişinde hayvana şiddet vakası tespit ediliyor. Yani siz hayvan haklarını hiçbir şekilde önemsemiyor olabilirsiniz. Ancak en azından şunu bilin; Bir insan bugün bir kediye vahşice muamele edebiliyorsa bilin ki o eylemin devamında aynı şiddet çocuğunuza ya da size yönelebilir. Çünkü empati duygusunu yitirerek şiddet sarmalına girmiş bir karakterin ilk göstergesi çoğu zaman hayvana şiddet oluyor. Siz bu aşamada bu kişiyi öncelikle toplumdan ayırıp rehabilite edecek ve caydırıcı işlev görecek hapis cezalarını hakkıyla düzenlerseniz yarın öbür gün ucu insana dokunacak bir şiddet sarmalının da önünü kesmiş olursunuz. Bunun da farkına varması gerekiyor insanların. 

Benim bu alanda mücadele etme sebebim elbette bununla sınırlı değil. Hayvanlar bu dünyanın bir parçasıdır ve insanlar kadar yaşam hakları vardır. Bunu savunmak bizim boynumuzun borcudur. Bu görüşte değilseniz ve tamamen insanı önceleyen bir bakışla hayata bakıyorsanız dahi, insan türünün selameti açısından da bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmamız gerekiyor, bunu demek istiyorum.

5199 sayılı kanunun 16. maddesine göre, hayvanları koruma kurulu’nun görevleri 10 veya 15 yıllık çözüm üretmek, uygulamalarını sağlamak. CHP Belediyelerinin bu yönde çalışmaları var mı?

Elbette bu konuda çok özverili çalışan belediyelerimiz olduğu gibi eksikleri olan belediyelerimiz de var. Bu konuda bir öz eleştiri yapmadan sadece iktidarı suçlayarak ilerlemek hayvan hakları konusundaki samimi girişimlerin önüne set vurur ve bu konuyu dahi bir siyasi çatışma noktası haline getirebilir. Bizim bu konuda çok güzel işler yapan belediyelerimiz var. En az bizim kadar hayvan hakları savunucusu olup yasa uyarınca yapması gerekenleri yapan, sokak hayvanını alıp kısırlaştırıp alanına geri bırakan ve rehabilitasyon merkezlerini bir hayvan toplama kampı, soykırım gibi değil de olması gerektiği gibi yaşlı, bakıma muhtaç hayvanları alarak rehabilite edip ait olduğu sokağa koyan belediyelerimiz var.  Yapılması gereken bu belediyelerin çalışmalarını biraz daha öne çıkartıp, yüreklendirip, bu konuda eksiği olan belediyelerimizin de diğerlerini yakalamasını sağlamak. Eğer bir değişim istiyorsak bu değişimin kendisi olmak mecburiyetindeyiz. Yoksa söylemlerimiz havada kalır.

 

CHP sürekli ülkede değişim olacağını söylüyor. Kılıçdaroğlu, geçenlerde Bursa’da STK’larla bir araya geldiği toplantıda, “Bahar geliyor yenilenme zamanı, baharda her şey değişir, güzelleşir” şeklinde konuştu. Biliyorsunuz 24 Haziran seçimlerinde de bu tarz umut dolu sözler sarf edilmişti. CHP sizce söyledikleriyle mi kalacak yoksa halk politikalarına inandırabilecek mi?

Halkın çeşitli manipülasyonlara maruz kalmasının ve bizim son derece akılcı çözüm önerilerimizin topluma yeterince ulaşamamasının asli müsebbibi CHP değil, tarihte örneği nadir görülen bir medya ablukasıyla gerçekleri halktan gizlemeyi marifet sanan AKP’dir.  

 

Bizim “Biliyoruz hiçbir şey değişmeyecek ama olsun biz oy koparmaya bakalım” gibi bir mentaliteye sahip olduğumuz düşüncesiyle bu soruyu soruyorsanız da bir hayli yanılıyorsunuz. Biz gerçekten umutluyuz. Bu memleketten umutluyuz, insanından umutluyuz, gençliğinden umutluyuz! Zaten umutlu olmazsak bu işi yapamayız ki.

 

Atatürk’ün bir sözü var, “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.” der… Umudunu yitirirsen memleket için hiçbir şey yapamazsın. Umudunu yitirmiş bir şekilde siyaset yapmaya devam ediyorsan memleket için değil, kendin için ikbal peşindesin demektir.  Elbette biz bu söylemlere devam edeceğiz. Çünkü bunlar samimi söylemler. Bu baharda baharın geleceğine, referandumda yeneceğimize, başkanlığı alacağımıza inanmazsak çalışamayız. Buna inanmadan çalışıyorsak dediğim gibi zaten memleket için değil, kendimize çalışıyor oluruz.  CHP’nin son neferi yaşadığı müddetçe biz bu umudu taşımaya devam edeceğiz.  O umudun adı da “muassır medeniyetler” seviyesine erişmiş, üreten, ürettiğini hakça bölüşen, tam bağımsız bir Türkiye’dir.

 

CHP’yi Ulu Önder Atatürk kurdu. Ve Atatürk Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir diyerek Türk milletine vurgu yapmışken, Atatürk’ün kurduğu parti CHP gerek sağcılara gerekte merkezcilerin karşı olduğu günümüzde CHP’nin de en büyük oy kaybına yol açan HDP’ye yakınlığı oldukça geri kalan kesime nasıl hitap edecek? Atatürk’ün çizdiği yoldan uzaklaşmış görünmüyor mu?

Atatürk’ün çizdiği yoldan uzaklaşan görünüm dediğiniz şey popülist günlük siyaset endişeleriyle Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yaşayan herhangi bir kimliği düşmanlaştırmak ve toptan dışlamaya çalışmaktır.  Atatürk’ün bahsettiği Türk milleti kavramının içerisinde bu ülkede yaşayan etnik kimliği ne olursa olsun tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vardır.  Günün konjonktürü içinde bunu böyle ifade etmiştir. Biz tutup da onun sözlerini doğrudan “etnik kimlik” bazlı bir yaklaşıma indirgersek Atatürk’e en büyük ihaneti ederiz zaten.  Mesele sadece HDP meselesi değil. Meseleyi sadece buna indirgemek ve havuz medyasının sözde argümanları ile bu konuyu değerlendirmek iktidar partisinin beslendiği toplumsal kutuplaşmaya hizmet etmekten ibarettir. Bu bağlamda HDP, MHP, İYİ Parti, Saadet Partisi vs. fark etmez. Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa’nın emredici hükümleri çerçevesinde ilerlemesi için samimiyetle çaba göstermeye hazır her kesimle gerekli değerlendirmeleri yapmak mecburiyetindeyiz. Biz CHP olarak bu “Kuvai Milliye” bilinci ile hareket etmekten hiç vazgeçmedik, vazgeçemeyiz de. Bu nedenle mevcut iktidarın toplumu terörize ederek ayrıştırma çabalarına esir düşmek ya da katıksız bir popülizme hapsolmak gibi bir lüksümüz yok. 

CHP Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Anadolu Ajansının manipülasyon yaptığını buna karşılıkta Adil Seçim Platformunu geliştirdi. Lakin Adil Seçim Uygulaması seçim gecesi çalışmadı. Sizce bu durum seçmenlerde bir güvensizlik yaratmadı mı? Yerel seçimlerde de böyle bir olay yaşanır mı?

Anadolu Ajansı manipülasyon yapıyor derken, şunu söylemek istiyoruz; Gerçekte Recep Tayyip Erdoğan %30 aldı, Muharrem ince %70 aldı ama Anadolu Ajansı bunu manipüle ediyor demek değil. Manipülasyon yapmak seçim sonucu açıklarken şu şekilde olur. Belli sandıklarda belli eğilimler vardır, bunu zaten geçmiş seçimlerde gözlemlersin. Oraları hedefleyip ilk ön sonuçları siz oralardan verirseniz toplum üzerinde de ciddi etkiniz olur. Şu an geldiğimiz noktada da Anadolu Ajansı’ndan başka sonuç takip edilecek bir medya mercii kalmadığı için halk Anadolu Ajansının haberlerine mecbur durumda. Anadolu Ajansı’nın, manipülasyonu burada başlıyor. Siz iyi niyetle partiniz ne olursa olsun bir görev almışsınız, sandık başındasınız, sabah 6’dan beri oradasınız canınız çıkmış, akşam olmuş sandıklar açılıyor, Saat daha 18.00 olmadan Anadolu Ajansı haberlere giriyor %70 AKP önde diye. Manipülasyon dediğimiz şey tam olarak budur. İçinde 4 siyasi parti, çok büyük sivil toplum kuruluşları ve sendikalar hatta konfederasyonla bulunan Adil Seçim Platformunun kurulma sebebi ise sonuç açıklamakta ziyade Türkiye çapında her sandıkta müşahit bulundurmak ve normalde devletin görevi olan seçim güvenliğini tesis edebilmekti. Bu platformun amacı sadece seçim gecesi sonuç paylaşmaktan ibaret değildi. Sonuçları da efektif şekilde duyurabilseydi bu güzel bir ek sonuç olacaktı. Bunu yapamadığı için samimiyetle özür de diledi zaten. Ancak şunun da bilinmesi lazım Adil Seçim kurulurken “ilk sonucu biz açıklayacağız” üstün amacıyla kurulmuş bir yer değil, içinde siyasi partiler olan çok büyük sendikalardan temsilciler olan bir yerdi ve amacı seçim güvenliği sağlamak bunun için de öncelikle her sandıkta bir müşahit bulundurabilmekti. Bu amaca da çok yaklaştı zira adil seçim sayesinde 24 Haziran günü sandıklarda seçim tarihimizin en yüksek doluluk oranı yakalandı. Seçimde önemli olan elinizde ıslak imzalı tutanakların olmasıdır. Çünkü ancak bu tutanaklarla resmi itirazlarda bulunabilirsiniz. Adil Seçim Platformu bir yana zaten CHP’nin yıllardır sorunsuz çalışan kendi iç sistemi de mevcut. Bu sistem 24 Haziran’da hiçbir aksaklık olmadan çalıştı.  Kamuoyunda bazı partililerimizin seçim sonuçlarının yarattığı öfkeyle yaptığı açıklamalarla da pekişen haksız bir algı var, sanki CHP’nin kendi iç sistemi çalışmadı sanılıyor. Bu gerçek değil.

 

 

 

Sera Kadıgil CHP Hayvan hakları
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mehmet Zeki Fidandal'dan aday adaylığı açıklaması
Mehmet Zeki Fidandal'dan aday adaylığı açıklaması
Saray İttifakı'nda 'fındık üreticileri' çatlağı!
Saray İttifakı'nda 'fındık üreticileri' çatlağı!