Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri CHP’li Emir: Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde işkence yapılıyor!

CHP’li Emir: Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde işkence yapılıyor!

CHP Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın, duruşmalarından iki gün önce gözaltına alınıp ve sonrasında tutuklanan 15 avukatından Engin Gökoğlu’nun tutuklu bulunduğu Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde ağır işkence gördüğünü bildirerek, “Avukat Gökoğlu’nun kolu kırılıyor, diğer bir tutuklunun eli parçalanıyor, diğerinin de bacağında büyük bir yara açılmış durumda. Bu açık işkencedir” dedi. Emir, liselere yerleştirmeye ilişkin hafta sonu açıklanan sisteme de değinerek, sistemin, son yıllarda sayıları hızla artırılan imam hatip liselerine yönlendirme amacı taşıdığını; ‘kalktı’ denen sınavın devam edeceğini ve yoksul öğrencilerin gettolarına mahkûm bırakıldığını söyledi. Emir, Başbakan Binali Yıldırım’a, çocuklarının off shore hesaplarını sorarak, “Biz Plan Bütçe Komisyonu’nda Türkiye’nin bütçesini konuşacağız; Türkiye’nin bütçesini hazırlayan hükümetin başı Türkiye’deki vergi sisteminden kaçınmak için, Türkiye’de vergi ödememek için ve parasının hesabını vermemek için ısrarla söylüyorum, buradaki paralarının, kazançlarının hesabını vermemek için off shore ülkelerden hesap açmasını şiddetle kınıyoruz” dedi.

CHP’li Emir: Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde işkence yapılıyor!

 CHP’li Emir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan aralarında avukat Engin Gökoğlu’nun da bulunduğu bazı mahkûmlara yönelik işkence iddialarını gündeme getirdi. Engin Gökoğlu’nun, açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın avukatı olduğunu ve Gülmen ile Özakça’nın duruşması öncesinde 12 Eylül 2017’de gözaltına alındığını, 20 Eylül 2017 tarihinde de 15 avukat arkadaşıyla birlikte tutuklandığını anımsatarak, Gökoğlu’nun cezaevine konulduktan sonra baskılara maruz kaldığını kaydetti. Gökoğlu’na mektuplarının verilmediğini, yazdığı mektupların gönderilmediğini, kitaplarının kendisine verilmediğini bildiren CHP’li Emir, bu duruma karşı suç duyurusunda bulunması üzerine de işkence gördüğünü kaydetti. Emir şöyle dedi:

“30 Ekim 2017 günü avukat Engin Gökoğlu’nun Tekirdağ Cezaevi’nde kaldığı koğuşa ropocop kıyafetli görevliler giriyor ve 8 kişilik koğuşu 4’er kişi olarak ikiye ayıracaklarını söylüyorlar. Koğuştakilerin buna itiraz etmesi üzerine su sıkılıyor, sonrasında arbede yaşanıyor, bu insanlar alınıyorlar camları kırık bir odada bekletiliyorlar, o arada Bayram Güleç’in kolu, kırık cam parçalarından parçalanıyor ve Engin Gökoğlu’nun sağ kolu kırılıyor. Bu kırılma sonrasında da kendisi ıslak bir biçimde cezaevinin girişinde bekletiliyor. Cezaevi ambulansı ‘acil değil’ diyerek bu kişiyi almıyor. Daha sonra cezaevi aracıyla hastaneye götürülüyor, kol kırıklığı olduğu tespit ediliyor ancak kolunun kırılmasından iki gün sonra tekrar götürüldüğü hastanede kolu alçıya alınıyor. İki gün kolu kırık halde kalıyor ve iki gün sonra devlet hastanesinde kolu alçıya alınıyor. Oysa oradaki doktorların da söylediği, mutlaka bu kolun, açık cerrahi girişimle yani ameliyatla tedavi edilmesi ihtiyacı var. Buna rağmen bu istem gerçekleştirilmiyor ve bu arkadaş son derece kötü muamele altında bekletiliyor. Tutuklu bir avukatın kolu kırılmış durumda, bir başkasının bacağında çok büyük bir yara açılmış durumda, bir başka tutuklunun eli parçalanmış durumda, bunlar da açık işkence belirtileridir ve Adalet Bakanlığı’nın bu noktada acilen harekete geçmesini bekliyoruz.”

 

Liselere yerleştirmedeki yeni sisteme sert eleştiriler!

                CHP’li Emir, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklanan liselere yerleştirmede uygulanacak yeni sisteme ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Sistemin, sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı memnun etmek için, emri üzerine hazırlandığını; hiçbir bilimsel temeli olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

 

“Milli Eğitim Bakanı’nın kafası son derece karışık, ne yapacağını bilemez bir halde; bir emir almış ve o emri yerine getirmek zorunda ama yapmak zorunda olduğu şey, aslında bütün bilimsel ve pedagojik verilere aykırı. Bir defa bunun ismi sorunlu, basit olacaktı güya; Veli Tercihli Serbest Kayıt Sistemi. Peki bunun tercih neresinde? Hiçbir yerinde değil. 5 okul verecekler, o 5 okuldan 2 tanesi imam hatip, 2 tanesi meslek lisesi, bir tanesi de oradaki, kendi deyimleriyle ‘başarısız, niteliksiz bir okul’. Dolayısıyla burada tercih nerede oluyor? Burada tercih yok. Tercih çok belli, çocukları imam hatip lisesine yerleştirmek, açık seçik ortada. Mevcut sistemi orasından burasından değiştirerek tekrar önümüze, daha kötüsünü, daha karmaşığını koymakla meşguller. Sistemin eleştirilecek çok yeri var ama asıl eleştirilmesi gereken,  bir kişinin herşeye karışma ve herşeyi herkesten çok bilme iddiasıdır.

Bu sistemle kenar mahallerdeki, yoksul mahallerdeki çocuklara söylenen şudur: Siz artık yerinizdeki okullarda okuyacaksınız, siz Bakanlığın deyimiyle niteliksiz okullara mahkûmsunuz. Gettolarınızda kalın, zenginlerin, daha varlıklıların oturduğu semtlerdeki daha nitelikli okullarda okuyama baştan hakkınız yok. İşte o sınavı kendince kaldırdığı için de stres de yok, sıkıntı da yok, herkes haddini bilecek, herkes yerine bilecek. Benim seçim bölgem Ankara Altındağ, Pursaklar, Keçiören; orada okuyan bir çocuğun anormal bir başarısı yoksa nitelikli bir okulda okuma fırsatını peşinen elinden almış oluyorsunuz ve buna da diyorsunuz ki ‘biz artık sınavı kaldırdık’. Bu da tabi yalanın önde gideni; diyor ki yine Milli Eğitim Bakanı ‘çocuklarını okula kaydettirdiği anda hangi liseye gidebileceğini bilecek’. Sen biliyor musun bir gün sonra ne yapacağını, haberin var mı? Sen TEOG’u ballandıra ballandıra anlatırken iki gün sonar TEOG’u kaldıracağının farkında mıydın? Sen üç yıl sonra ne olacağını biliyor musun ki Türkiye’de bir veli, çocuğunu ortaokula kaydettirdiği halde üç yıl sonra hangi okula gidebileceğini bilsin. Sen neyi biliyorsun ki veli de bilsin.

Sayın Bakan, diyor ki ‘Esas gayemiz sınavsız liselere geçiş sağlamak’. Sağladın mı? SağlayamadınÇünkü sınav hale devam ediyor. Hani sınavsızdı? Şimdi burada isteğe bağlı meselesi var! Buradaki isteğe bağlı meselesi de tam bir palavradır. Çünkü az sayıda nitelikli okula çok sayıda öğrenci talebi oluşacağı için ister istemez bir sınav yapılıyor ve milyonlarca çocuk bu sınava girmek zorunda kalacaklar. Ben bunu nereden biliyorum, sadece mantıksal bir çıkarım olarak bilmiyorum. Yine kendi ifadelerinden Bakan’ın, diyor ki ‘Öğrenci kendi okulunda ve sınıfında sınava girecek’. Az sayıda çocuk girecekse niye çocukları kendi sınıflarında sokuyorsun sınava!

Bu sistemde sınav da vardır seçme de vardır emlak rantı da vardır; çünkü velilerimiz okullara yakın yerlerden ev tutabilmek için yarışa girecekler.”

 

Başbakan Yıldırım’a off shore hesaplarını sordu!

                CHP’li Emir, basın toplantısının son bölümünde de bugün basına yansıyan Başbakan Binali Yıldırım’ın oğullarının yurtdışındaki off shore hesaplarına değindi. Emir’in bu konudaki değerlendirmesi de şöyle:

“Bakınız ‘Cennet Belgeleri’ne; dünyaca önemli gazetelerde bu belgeler yer buluyor. Bir uluslararası basın konsorsiyumu tarafından bu belgeler ortaya atıldı, güvenirliliği konusunda tereddüt neredeyse hiç yok ve bu belgelerde dünyadaki önemli liderlerin, önemli siyasetçilerin off shore hesaplarında ve denizaşırı ülkelerdeki, o vergi muafiyeti olan ülkelerdeki ve adli paylaşımın olmadığı ülkelerdeki şirketleşmeleri ortaya saçılıyor. Bunlardan birisi de Sayın Başbakan’ın. Binali Yıldırım’ın iki oğlu, yeğeni ve dayısının 5 şirketleri olduğu söyleniyor. Burada yapılan işlemlerin hepsi yasal, yasadışı bir şey yok ancak burada ahlak dışı bir şey var. Bakın biz Plan Bütçe Komisyonu’nda Türkiye’nin bütçesini konuşacağız; Türkiye’nin bütçesini hazırlayan hükümetin başı Türkiye’deki vergi sisteminden kaçınmak için, Türkiye’de vergi ödememek için ve parasının hesabını vermemek için ısrarla söylüyorum, buradaki paralarının, kazançlarının hesabını vermemek için off shore ülkelerden hesap açmasını, varlık edinmesini, şirket kurmasını, o şirketlere onlarca gemi almasını şiddetle kınıyoruz, asla ahlaki bulmuyoruz. Bu iddialar doğru mudur Sayın Başbakan. Bunu bir an evvel açıklamanız gerekiyor. Özellikle bakın Nova Warrior Limited şirketi var, bu şirkette Salih Zeki Çolak’ın yakınlarının sahibi, bunun adresi İstanbul görünüyor ve burada Sayın Binali Yıldırım’ın oğlunun hissesinin olmadığı görülürken, uluslararası denizcilik örgütünde Sayın Yıldırım’ın oğlunun şirketin ortağı olduğu görülüyor. İstanbul Ticaret Odası belgeleriyle uluslararası belgeler örtüşmüyor, burada belgelerde bir eksiklik, yanlışlık var. Bunların ortaya çıkması gerekiyor. Mesela burada Salih Zeki Çolak, Sayın Başbakan’ın eski ortağı ve Ulaştırma Bakanlığı döneminde ihaleler almış birisi. Bizim bir Türk vatandaşı olarak, Sayın Başbakan’ın bu tür ilişkileri var mıdır, varsa ne durumdadır, niye Türkiye dışında böylesine şirketler kurma ihtiyacı duymuştur. Bu şirketlerin parası nereden gelmektedir. Bu gemilerin parası nereden kazanılmıştır, bunları açıklamak zorundadır. Bunları açıklayamayınca da tabi ‘vatan, millet, bayrak’ diyerek meydanlarda şov yapmaktadır. ‘Vatan’ demeden önce ‘millet’ demeden önce ‘bayrak’ demeden önce bu milletin parasını nerelere nasıl harcadığınızı ve nasıl vergiden kaçtığınızı anlatmak zorundasınız Sayın Başbakan.”

Murat Emir CHP T Tipi Cezaevi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP Ataşehir'de Ezgi Özçelik Kuzucu Sesleri
CHP Ataşehir'de Ezgi Özçelik Kuzucu Sesleri
İBB'den 24 Kasım kararı! Ücretsiz olacak
İBB'den 24 Kasım kararı! Ücretsiz olacak