CHP'li Hürriyet:'Bu dönem, bu anayasa 80 darbesine rahmet okutuyor.'

CHP'li Hürriyet:'Bu dönem, bu anayasa 80 darbesine rahmet okutuyor.'

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ile CHP İzmit İlçe Başkanlığı’nda buluşup hem referandum, hem gündem hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetimize hep birlikte bir göz atalım...

CHP'li Hürriyet:'Bu dönem, bu anayasa 80 darbesine rahmet okutuyor.'

Merve Dişli / mervedisliii@gmail.com 

Cumhuriyet Halk Partisi Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet ile CHP İzmit İlçe Başkanlığı’nda buluşup hem referandum, hem gündem hakkında bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetimize hep birlikte bir göz atalım...

Zorlu bir referandum süreciydi. Özellikle mecliste yapılan oylamalar fazlasıyla tartışmalı geçti. Bu oylamalar sırasında aynı kabinde oy kullanan vekilleri videoya aldığınız için Ak Parti grup başkanvekili Mustafa Elitaş ve Ahmet Gündoğdu tarafından darp edildiniz. “Yere batsın saraylarınız, yere batsın anayasanız, yere batsın başkanlığınız” diye sizi isyan ettiren bu olay esnasında neler yaşandı?

Bu bir hak mücadelesiydi, orada vatandaşlarımızın geleceğiyle ilgili kararlar söz konusu olduğunda milletvekillerinin gözünü sakınmadan elini değil, gövdesini taşın altına koyduğu anlardan bir tanesiydi. İktidar ne yazık ki meydan muharebesine çevirdiği için o görüşmeleri, elinden gelen her şeyi yaptı. Sansürlemek, vatandaşın hakkını gasp etmek, hukuksuz davranmak adına anayasa görüşmelerini nasıl hızlı yaparım da vatandaşa hissettirmeden geçiririm diye çok uğraştı ama çok da amacına ulaşamadı en azından vatandaşın tepkisini organize etmek açısından önemliydi bizim yaptıklarımız. Onun yansımasıydı bu olay, mecliste herkes sonuna kadar dolduğu, sabır taşının çatladığı dönemlerdi. Darp kısmından çok yaşanan hukuksuzluklar, haksızlıklar, iktidarın elindeki gücü nasıl hunharca kullandığı ve halk için değil kendi çıkarları için, kendi bekaları için gözlerini nasıl bir hırs bürüdüğünün göstergesi ve onun bir şiddet aracılığıyla yansımasıydı.

Referandum süreci boyunca pazarları dolaştınız, esnafla bir araya geldiniz, mahalle çalışmalarına katıldınız ve halka birebir “Hayır”ı anlattınız. Halkın size tepkisi, geri dönüşü nasıl oldu?

Referandum süreçleri bir değişikliği ihtiva eder, o değişikliğin gerçekleşmesini isteyen tarafın onun için ikna etmesi lazım. Bana “Neden hayır?” diyen herkese şunu söylüyorum “Bu değişikliği isteyen sizseniz, sizin bana eveti anlatıyor olmanız, sizin beni ikna etmeniz lazım.” Ben eğer bir değişikliğin daha iyi olacağını düşünüyorsam, bu ülkeye iyilik getireceğini düşünüyorsam bunu anlatıp ikna etmem lazım ama yaşadığımız süreç tam tersiydi. Evetlerin anlatılamadığı yerde biz binlerce hayır gerekçesi sunduk. Vatandaş kendince içerisinden hayır gerekçelerini benimsedi ve oyunu ona göre kullandı. Yansıması bizim beklentilerimizin çok üzerinde, vatandaşta ciddi anlamda bir karşılık buldu. Bugün hayır diyen vatandaşımızla, evet diyen vatandaşımızın gerekçelerini karşılaştırdığımızda, evetin yalnızca bir kişinin isteği üzerine verildiğini görüyoruz. Hayır da ise herkes kendi geleceğiyle ilgili, ülkesinde yaşadıkları bu toprakların geleceğiyle ilgili karar verdi. Vatandaşa ulaşma noktasında ise en çok biz başarılı olduk. Hiç girmediğimiz yerlere girdik, hiç dokunmadığımız insanlara dokunduk. “Aynı CHP” diyerek bizi dinlemeyenlerin dikkatini çekip, bizi dinlediği bir dönem oldu.

1.5 milyon geçersiz oyun, geçerli sayıldığı bu referandumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu seçim şaibeli bir seçimdir, doğruluğu her zaman tartışılacaktır. 82 anayasası vatandaşın %91 oyuyla geçmesine rağmen tartışması hala bitmemiştir. Bu anayasa ülkenin yarısının istemediği bir anayasadır, antidemokratik yollarla, baskıyla şantajla, tehditle, iktidar gücü kullanılarak hukuksuzlukla elde edilmiş, Yüksek Seçim Kurulu’nun son darbesiyle gayrimeşru şekilde sadece ilan edilmiş yani sandıktan çıkan reel bir oy değil. Sonuç hayır, açıklanan evettir.

Kurultay döneminde CHP’de, MHP’deki gibi bir parti içi muhalifleşmeden söz edebilir miyiz?

Hayır, böyle bir şey olmaz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin öyle bir iç dinamiği yok. Kitle partisi olduğu için çok sesli bir parti. O çok seslilik de hiçbir zaman böyle kıran kırana bir faşist düzen getirmez. Demokrasi kuralları içerisinde herkesin birbirini olması gerektiği kadar eleştirebileceği ama çıkan sonucu herkesin kol kola girip sahipleneceği bir düzen çıkar.

Fatma Kaplan Hürriyet - Merve DişliFETÖ davalarına gelmek istiyorum. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çeşitli KHK’larla yüz binlerce devlet memuru işsiz kaldı, hapse atıldı. Evet aralarında FETÖ’yle iş birliği içinde olanlar da vardı, biz bunu reddedemeyiz. Fakat bu cadı avı yüzünden suçlu/suçsuz herkesin hayatı mahvoldu. Bu insanların akıbeti ne olacak?

Eninde sonunda hak yerini bulacak, hiçbir baskıcı rejim sonuna kadar devam etmez. Bütün baskı ve şiddetin hakim olduğu sistemler ve yönetim biçimleri illa bir yerde sonlanmıştır, en keskinini Almanya yaşamıştır. Hitler zorla da olsa, baskıyla da olsa milyonları peşinden sürükleyen bir diktatördü. O dönem bile baki kalmamıştır. Adalet ağırdır ama eninde sonunda gideceği yere varır. Her darbe döneminin ağır sonuçları olmuştur hatta şu an 80 darbesinden bile daha ağır koşullar yaşıyoruz. 80 darbesinde bile bu kadar insan açlıkla sınanmamıştı, bu kadar insan hukuksuzlukla sınanmamıştı. Çoluğuyla, çocuğuyla, eşiyle, dostuyla cezalandırılabilecek kadar iktidarların gözü dönmemişti. Bu dönem, bu anayasa 80 darbesine rahmet okutuyor. Bir gece yarısı KHK’sıyla açığa alınan, mesleğinden olan, ihraç edilen, SSK’sı kesilen, bütün bir ailenin sağlık sigortasının kesildiği, maaşına, bankadaki parasına el konulduğu, tapudaki malına şerh konulduğu hatta el konulduğu bir dönem yaşıyoruz. O ailelerin, o kişilerin yakınlarına bakın ne yazık ki onlar bile destek olmuyor. Milyonlardan bahsediyoruz, bu milyonlar bir araya gelse, demokratik hakkını kullansa yer yerinden oynar. KHK’yla hayatları mahvolan insanlardan bahsediyoruz fakat şu an o insanlar bile kendi haklarını korumak da, örgütlenmek de, güç birliği yapmaktan kaçınıyorlar. Onları da anlıyoruz daha fazlasından korkuyorlar çünkü bu iktidar hakikaten gözü dönmüş ve acıması yok. İnsanlar yargılanmadan, suçlu mu suçsuz mu diye yargılaması başlatılmadan heba edildiler. Biraz daha vatandaşımızın bu konuda duyarlı olması gerekiyor.

Bu güç birliği nasıl oluşturulabilir mesela?

Ben sosyal medyanın büyük bir güç olduğuna inanıyorum. Bakın bütün hafta Atatürk’e hakaret eden 4 müptezeli tartıştık. Ne yaptık sessiz kalmadık, tepki gösterdik, güç birliği oluşturduk. Herkes bir ucundan tuttu ve herkes çok kararlıydı. Bu kararlılığı görünce iktidar ve yerel irade bütün program ve etkinlikleri iptal etti. İşte güç birliği, birlikte aynı şeyi söyleyebilme, birlikte aynı hassasiyeti ortaya koyabilme o kadar kuvvetli ki sonuca dönük oluyor. Ortak hukuk arama için bir araya geldiğimizde başaramayacağımız hiçbir şey yok. Bireysellik arttıkça hukuksuzluk artacaktır.

KHK’yla akademisyenlikten atılan ve şu an açlık grevinde olan Nuriye ve Semih hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sadece ekmekleri için açlık grevinde bu insanlar, açlıkla sınanmaya çalışılan iki cesur yüreğin verdiği mücadeleyi konuşuyor Türkiye. Biz çok uğraşıyoruz CHP olarak, 4 vekil arkadaşımız onlarla birlikte açlık grevine başladılar. Ses vermeye, vatandaşın dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Mecliste parmak gücümüz yetmiyor. Mecliste Akp’nin sansürü nedeniyle, mecliste ne konuşuluyor, ne söylüyoruz, ne için, neden mücadele ediyoruz vatandaş bunları duymuyor, görmüyor. Bir yandan bunu göstermeye çalışıyoruz, bir yandan bunu tabana yaymaya çalışıyoruz, bir yandan da vatandaşı harekete geçirmeye çalışıyoruz. Bizim CHP olarak mecliste yaptırım gücümüz bir yere kadar. Muhalefet alanı arızalı. Mesela siz bir öğrencisiniz, iktidar parmak gücüyle size zarar verecek bir yasa çıkardığında muhalefetin görevi bunu mecliste muhalefet etmektir. Eğer o muhalefet oylama sonucunda işe yaramıyorsa, bir adım sonrası yargı yoluna başvurmaktır. Çünkü iktidarın elinde bulundurduğu devlet gücüne karşı vatandaşı koruyan mekanizma yargıdır. Muhalefet de ikinci adımda bu alanı kullanır. Bu yasayı yargıya götürür ve yargı hukuka uygun olup olmadığına bakar. Vatandaşın lehine mi aleyhine mi, haklı mı haksız mı diye kontrol eder haksızsa haksız der. Bu alan şu an işlemiyor çünkü bu kararı veren mekanizma da iktidarın elinde. Bunlar da işlemeyince vatandaş demokratik hakkını kullanmak için sokağa çıkmalıdır fakat bizim vatandaşımız yıllardan gelen deneyim ve korkularla sokağa çıkamıyor. Bunu anarşik bir eylem, kaos yaratma adına bir şey olduğunu düşünüyor. Vatandaşımız kendisine dokunana kadar hiçbir şeye ses çıkarmıyor, bunu yadırgamıyorum haklılar çünkü bir ekmek davası, bir gelecek kaygısı var.

CHP bu haksızlıkları savunmada ne kadar etkili olabiliyor?

KHK’larla ihraç edilen, tutuklu bulunan kişilerin aileleriyle görüşüyoruz. Bir tanesinin eşi bizden destek istemeye geldi, ifadesini okudum. Adam polis, öyle ciddi bir rütbesi yetkisi yok. Birilerinin ihbarıyla alınmış, doğru dürüst delil de yok. İçeride bulunan polisin kardeşi İstanbul’da Akp’nin bir ilçe başkanı ve hiçbir şey yapmıyor ve o polisin eşi bize gelmiş destek istiyor. Şimdi CHP ne yapsın? Koş CHP, yap CHP, çöz CHP. Oy verecek misin? Yok CHP. E ne ile yapsın CHP? Ülkenin başında değil, kağıt kalem onda değil. Hukuk düzeninin düzgün işlediği Avrupa ülkelerinde muhalefetin görevi eksiği tespit edip çözümünü ortaya koymaktır. İcra makamı iktidardır. Biz sorunu tespit eder çözümü ortaya koyarız ama bunu uygulamak hükümete kalmış bir şeydir. Bizim şöyle bir sorunumuz var çok şey yapmak istiyoruz ve gerçekten çok iyi niyetle çözmek istiyoruz. Çözemeyeceğimizin çok üzerinde şeyleri sorumluluk alıp yapamadığımızda bu sefer vatandaş bizi iktidar gibi görüyor, imkan var da yapmıyoruz zannediyor. Bu bizim eksiğimiz midir, hatamız mıdır tartışılır. Bu çok insani bir şey çünkü hakikaten çözmeyi çok istiyoruz.

Hala “Erdoğan giderse ülke biter” düşüncesi hakim olduğu için de olabilir mi?

Kendilerince haklı sebepleri olabilir, herkesin kendince bir seveni var.

Sevmekten değil de yani 15 yıldır bizi yönetiyor giderse düzenin bozulmasından korkuyor olabilirler…

İktidara farklı farklı sebeplerle oy veren kitleler var. Bir kısım kitle din algıları yüzünden, dinin bunu gerektirdiğini düşünerek, kendini buna ait hissederek AKP’ye oy veriyor. Bir kısım kitle Erdoğan’ı seviyor, ona bir bağlılığı var. Başka bir gerekçeye ihtiyaç duymadan sırf onun için oy veriyor. Bir kısım kitle AKP’den besleniyor. AKP iktidar gücünü kullandığı için pastadan pay alıyor yani maneviyattan öte maddi çıkarı var. İhale alıyor, iş alıyor, onun sayesinde işe girmiş, para kazanıyor ya da onun sayesinde çoluğu çocuğu bir yere atanmış bunlardan ötürü bir aidiyet duygusu var. Özellikle son kitle düzenin bozulmasını istemiyor, bir kısım kitle geçinemiyor, maddi sıkıntı yaşıyor ama bunlara rağmen yine düzenin bozulmasını istemiyor. Bu kısmı sosyologlar açıklasın ben siyasetçi olarak bir şey diyemiyorum ama AKP iktidarının güçlü olması için bir medya kuşatması oluşturdu. Algı yönetimini o medya aracılığıyla yaptı. “Yol yaptık, köprü yaptık bakın bizim yatırım yapmamızı istemiyor muhalefet” sürekli bunun dillendirilmesinin temel nedeni bu. 2000-2001 krizleri sonrası iktidara geldi. Yatırım ağları bu kadar gelişmemişti, teknoloji bu kadar gelişmemişti, ülkeler arası ticaret hacmi, karşılıklı iş yapma, karşılıklı birbirini zengin etme mekanizmaları henüz oturmuş sistem yoktu. Dünyanın kalkınmaya, zenginleşmeye, teknolojiyi kullanıp birbiriyle iletişime geçmeye çalıştığı ve krizlerin tam bittiği dönem de iktidara geldi. 2001’den sonra tüm dünya rahatladı, ticaret hacmi genişledi, dünyanın zenginleşmeye başladığı dönemde iktidar oldu AKP ve bunu vatandaşa “Bak bu kadar zenginliği ben getirdim, bu kadar şeyi ben yaptım, ülkeyi ben düzlüğe çıkardım” Vatandaş da sandı ki AKP geldi cebinden hazineye para koydu çark öyle dönüyor, böyle lanse ettiler. AKP giderse düzen bozulur algısı da biraz bundan kaynaklanıyor. İktidar AKP değil CHP olsaydı yine bu dönemleri yaşayacaktık çünkü ticaret hacminin geliştiği bir dönemdi. Her anlamda kaynağı çok olan bir ülke ve bundan daha iyi yönetildiğinde daha da zenginleşecek bir ülke. O dönemler çok sıkıntılıydı, vatandaş tam bunaldığı anda bir umut olarak AKP’yi gördü kendine. İlk iki dönem hakikaten insanları rahatlattılar, daha barışçıl bir dil kullanıyorlardı. En azından yapacaklarını bu kadar insanların gözüne batırmıyorlardı. Bu algıyı kırmalıyız çünkü giderlerse düzen bozulmayacak.

Mecliste Kocaelispor’dan söz ederek halkın gönlünü bir kez daha fethettiniz. Bir ara Kocaelispor maddi yetersizlikle uğraşıyordu, halkın takımını kurtarmak için ne yapabiliriz?

Kocaelispor’un kurtulması için devlet desteğine ihtiyaç var. Ben maddi sıkıntılar yaşarken de mecliste söz etmiştim bu iş devlet eliyle çözülebilecek bir iş. Biz sonuna kadar destek veririz, siyasi primini istiyorsa AKP alsın, belediyeler alsın hiçbir sorunumuz yok. Kocaelispor en şaşalı dönemlerini CHP belediyeleri yönetirken yaşadı. Kocaelispor’a belediye kaynaklarıyla destek olduk vatandaşın onayıyla birlikte. Eğer biz Kocaelispor’u bu sıkıntılarından kurtarmak istiyorsak, şampiyon yapmak istiyorsak el birliğiyle bunu başarmak zorundayız. AKP belediyeleri CHP’yi ve onların yatırımlarını silmek adına gelir gelmez Kocaelispor’a alternatif,  Kocaeli Birlik Spor’u kurdular. Bütün yatırımları oraya aktardılar. O paranın 3’te 1’i Kocaelispor’a aktarılsaydı, Kocaelispor bu kadar borç içinde yüzüyor olmazdı.

Cengiz Topel Havaalanı’ndan Antalya’ya sefer uygulanacak mı? Ulaştırma Bakanı veya Fikri Işık’tan bir geri dönüş oldu mu?

Biraz zor gibi görünüyor, yapacak olsalar şimdiye kadar çoktan yaparlardı. Biz gereğini yaptık ve söylemiş olduk sonra vay duymadım görmedim olmasın. Dediğim gibi biz muhalefet olarak söyleriz icraat hükümete kalmıştır. Benim mecliste söylediğim o uçak kaldırma işi o kadar kolay bir iş yani onlar için bir gecede KHK çıkarmak kadar kolay öyle diyeyim yapmak istediklerini takır takır yapıyorlar.

 

CHP Fatma Kaplan Hürriyet Kocaeli Merve Dişli
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
cesme escort fethiye escort kemer escort kusadasi escort marmaris escort denizli escort denizli escort didim escort duzce escort edirne escort edirne escort edremit escort trabzon escort trabzon escort giresun escort zonguldak escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Doğru ifade para ediyor.
Doğru ifade para ediyor.
Sıla yeniden Bodrum'da
Sıla yeniden Bodrum'da