Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri CHP'li Kadıgil: 'Yapımcıların sesini duyduk sıra sinema emekçilerinden'

CHP'li Kadıgil: 'Yapımcıların sesini duyduk sıra sinema emekçilerinden'

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Av. Sera Kadıgil, sinema kanununa ilişkin Meclis’te yaptığı konuşmada; “Mesele ne sadece mısır kavgasından ibaret, ne de biz vekillerin tek görevi, küçük sermayeyi büyük sermayeye karşı korumaktan ibaret. Hakkını savunmamız gereken seslerini duyuramayan binlerce sinema emekçisi de var.”

CHP'li Kadıgil: 'Yapımcıların sesini duyduk sıra sinema emekçilerinden'

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, dün gece geç saatlerde TBMM Genel Kurulu’nda onaylanarak yasalaştı. CHP PM Üyesi ve Milletvekili Sera Kadıgil, CHP Grubu adına yaptığı konuşmada; söz konusu kanuna neden ihtiyaç duyulduğunu, kanunun ne getirip, ne götürdüğünü ve sektörün diğer problemlerini anlattı. CHP’li vekil  “Dünya çapında para kazanabilmemiz için, sanatsal kısmını bir kenara bırakıyorum, işin endüstri kısmında da para kazanabilmemiz için daha köklü, daha temel değişiklikler yapmamız gerekiyor bizim bu işlerde. Yani bu alanda tek sıkıntı yaşayan, inanın, büyük yapımcılarımız değil, çok fazla dert var bu alanda. Küçük sermayeyi büyük sermayeye karşı korumak elbette kıymetli. Ama sinema emekçilerini ve sinema eserlerinin gerçek sahiplerini biz ne zaman korumaya başlayacağız? Bunu da ben gerçekten merak ediyorum. Çünkü bir eserin sahibi, bir sinema eserinin sahibi yönetmendir, yapımcı değildir; yönetmendir, senaristtir, diyalog yazarıdır, özgün müzik bestecisidir” dedi.
“PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİYDİ”
 Sinema sektöründeki tekelleşmede yapımcıların sessizliğinin de payı olduğunu söyleyen Kadıgil, aslında bugünlerdeki “kavganın ayak seslerinin” çok önceden duyulduğunu belirtti. “ Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan belli olduğunu söyleyen Kadıgil şöyle konuştu: “Son dönemde, hepinizin malumu, Cem Yılmaz'dır, Şahan Gökbakar'dır ünlü isimlerin de topa girmesiyle ciddi bir tartışma başladı ve bu tartışma aslında tekelleşme durumundaki salon işletmecileri ile Türk yapımcıları arasındaki sıkıntıdan meydana geliyor. Biz bunu "mısır kavgası" şeklinde tartıştık aslında kamuoyunda ve herkes sürekli bu tarafına kilitlendi ama çok daha derin ve sinemamız için de çok ciddi riskler içeren bir temeli de var bu kavganın. Nedir bu kavganın temeli? Aslında bu insanlar neden bu kadar gerildiler? Çünkü şöyle bir durum var: Yapımcılar 2014 yılından bu yana yaptıkları sinema filmlerinden aldıkları pay üzerinden bir kuruş bile zam alamıyorlar. Yani 2014 yılında da Cem Yılmaz çektiği bir filmden satılan biletten 5 TL kazanıyordu, geldiğimiz 2019 yılında da Cem Yılmaz hâlâ 5 TL kazanıyor. Bunun sebebi de şu: Aslında yine bu yapımcılarımızın ne yazık ki zamanında bağımsız sinemacılarımızın ve diğer sinema sanatçılarının tüm itirazlarına rağmen, bu tekelleşmenin önüne geçecek bir adım atmamış olmaları. Bunu da bu açıklıkla ifade etmemiz gerekiyor sanıyorum ve şu anda bu tekelleşme öyle bir noktaya ulaştı ki bizim sinema salonlarımızın yüzde 44'ü tek bir sinema salonu işletmecisinin elinde. Özellikle büyük şehirlerde çok ciddi bir tekelleşme var. Yani siz bir sinema filmi çektiğiniz zaman -şanslıysanız o da- Isparta'da, Burdur'da, belki Maraş'ta birkaç salonda gösterime sokabiliyorsunuz eğer bu tekel grubuyla anlaşmanız yoksa ve onların şartlarını kabul etmiyorsanız; ancak bu şartları kabul ettiğiniz takdirde İstanbul'da, büyük şehirlerde seyirciyle buluşma fırsatı yaşıyorsunuz, o da bu grup filminizi göstermeye layık görürse. Dediğimiz gibi, önceden bu durum çok fazla zarar vermiyordu çünkü yeni yeni palazlanmaya başlıyordu -tabiri caizse- bu grup, o yüzden yapımcılarımız da çok fazla ses etmediler bu duruma ama aslında, derler ya hani, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi, biraz böyle bir durum vardı.”


“BİZZAT REKABET KURULU’NUN TEKELLEŞMEDEKİ  PAYI  BÜYÜK”
 Kadıgil, piyasanın tekelleşmesinde piyasada eşit koşulların sağlanmasını denetlemekle görevli Rekabet Kurulunun da sorumluluğu olduğunu vurgulayan Kadıgil, “İlk bu tekelleşme şikayetleri kendisine taşındığında Rekabet Kurulunun kendi raportörleri dedi ki: "Bunu yapmayın." Yani Mars grubu ile AFM grubunun birleşmesi söz konusuydu ve Rekabet Kurulu’nun kendi raportörleri "Bu, tekelleşmeye yol açar ve yapılmaması gerekir" diye rapor verdi. Buna rağmen Rekabet Kurulumuz bir şekilde bunun önünü açtı ve aslında, süreç buradan sonra kopmaya başladı. Yapımcılar bu gruba yani tekelleşen gruba ihtar çektiğinde Rekabet Kurulumuz bu tekelleşen grubu denetim altına almak yerine yapımcılarımıza ne yazık ki denetim gönderdi.  Rekabet Kurulu’nun bu tutumunun sebebi üzerine bir inceleme yapmakta da fayda olduğu kanaatindeyim” dedi.
 “ESAS TEHLİKE VİZYON EGEMENLİĞİ”
Kadıgil, piyasanın uluslararası şirketler eliyle tekelleştirilmesinin asıl büyük tehlikesinin ise “kültür emperyalizmi” olduğunu vurgulayarak “ Cannes Film Festivali Direktörünün bir lafı var "Amerika sadece film ihraç etmez, bu yolla kültür ve hatta yaşam tarzı ihraç eder" diyor. Biz bu tekelleşmenin önünü kesmezsek eğer, bizim yaptığımız filmler vizyona giremeyecek ve bu tekelleşen kurumlar artık vizyon egemenliğini tamamen ele alacak” dedi.
 “SANAT ALANINDAKİ KARARLARI SANATÇILARA BIRAKMALIYIZ”
 Destekleme Kurulu’ndaki Bakanlık ve Sektör temsilcisi sayısının  itirazlar sonucu 4’er kişi şeklinde dağılımının sağlanmasının önemli ancak yetersiz olduğunu söyleyen Kadıgil  “Eğer biz gerçekten Türk sinemasını, uluslararası camiada baş edecek, sinema alanında lider ülkeler tablosunda gururla sergileyecek bir yere getirmek istiyorsak, bu alanda siyaset üstü bir tutum sergilemeliyiz, sanatı ve sanatçıları özgür bırakmalıyız, kurumlarını özerk kılmalıyız, sanat yönetimini ve sanat konusundaki her türlü teşvikin yönetimini de yine sanatçılara terk etmeliyiz” dedi.
 “SADECE SERMAYEDARLAR DEĞİL, SET EMEKÇİLERİ İÇİN DE AYNI GAYRETLE KANUNLAR ÇIKARMALIYIZ”
Kadıgil, setlerde yaşanan iş cinayetlerini, çocuk işçilerin sömürülmesini ve set çalışanlarının da sorunlarını anlatarak tüm emekçiler için de aynı gayretle çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etti.  Kadıgil,“ Bir sürü insan çalışıyor bu sektörde, set emekçileri çalışıyor, oyuncular çalışıyor ve bu insanların çok büyük sorunları var. Çok kısaca geçeceğim ben bunları. Sosyal güvenlik dertleri var mesela. İzlediğiniz oyuncuların tamamı ya usulsüz ya kaçak çalıştırılıyor televizyon dizilerinde. Çünkü açık bir kanun hükmü var, buna rağmen "Maliyetler artar, iş yapamaz oluruz." vesaire diye açık kanun hükmü uygulanmıyor. SGK zarara uğratılıyor, sinema emekçileri zarar görüyor. İnsanlar emekli olamıyorlar, insanların sağlık güvencesi yok. Yani ayda bölüm başına 500 liraya çalışan insanlar bile gidip 4/B üzerinden sanki büyük, yıldız oyuncuymuş gibi defter açmaya zorlanıyorlar. Gidiyorlar, muhasebecilere her ay para veriyorlar ve bu manasızlığı düzeltmek için bizim bir yasal değişiklik yapmamıza gerek yok, bizim sadece var olan yasal düzenlemeyi uygulamaya ihtiyacımız var ama bunu ne yazık ki yıllardır yapamıyoruz. Çalışma süreleri insan haklarına aykırı, tedbirsizlik nedeniyle can güvenliği olmayan setlerde kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmaktan yorulduk. Sadece yetişkinler değil çocuk oyuncular bile gözümüzün önünde sömürülüyor. Biz bunun hazırlığını yaptık yönetmeliğini Çalışma Bakanlığına sunduk, 4 yıldır bekliyor, bekletiliyor, çocuk oyuncular yönetmeliği nerede?” dedi.

chp tbmm milletvekili avukarı sera kadıgil
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ensar Aytekin beyaz et üreticilerinin sorunlarını meclise taşıdı
Ensar Aytekin beyaz et üreticilerinin sorunlarını meclise taşıdı
Kadıköy'ün Başarılı İsmi Yeniden Listede
Kadıköy'ün Başarılı İsmi Yeniden Listede