CHP'li Tüfekçi:'İstanbul’u lale halıyla mı tanıtacaksınız'

CHP'li Tüfekçi:'İstanbul’u lale halıyla mı tanıtacaksınız'

Turizmin göz bebeği Sultanahmet burası: Fotoğrafa bakın; bir bez çanta, üzerinde I Love Paris yazısı var ve yanında da kurutulmuş patlıcanlar, biberler!

CHP'li Tüfekçi:'İstanbul’u lale halıyla mı tanıtacaksınız'

İstanbul’un turizm merkezi olan Dünyanın bildiği Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet Meydanı, Sultanahmet Camisinin bulunduğu Sultanahmet Semtinin keşmekeş ve ayıplı durumunu yerinde yaptığı incelemelerlerle ve çektiği fotoğraflarla Meclis toplantısında gündeme getiren İBB Meclisi CHP Üyesi Turizimci Erdal Tüfekçi Meclis toplantısında gerçekleştirdiği gündem dışı konuşmasında Başkan Kadir Topbaş’a ve Meclise seslendi; “Değerli Meclis Üyeleri, geçmişte yeşilin, toprağın, ağaçların, çiçeklerin bol olduğu Sultanahmet Meydanında artık beton yığını nedeniyle eser kalmamıştır. Şimdi bu meydan Ramazanla birlikte fiili olarak turizme kapatılmış olacaktır. 

Ne Çin’de, ne Paris’te, ne Roma’da Tivoli çeşmesinin yanında, ne Madrid’te bu tür bir rezaleti göremezsiniz. Onların tarihe ve kültüre, halk ve Belediye Yönetimi olarak saygısı vardır. Kentin turistik kalbi Sultanahmet Meydanını araçlardan arındırıyorsunuz; Tapu Müdürlüğü önünde adam sabunlu suyla arabasını yıkıyor. Bir sürü resmi hizmete mahsus özel araçlar meydanda. Devlet dairesinde çalışan Beyefendi aracı ile kapıya kadar sanki gelmek zorunda. Sanki eski Adliye binası önünde trafik vakfının otoparkı yokmuş gibi, orada meydanın göbeğinde araçlarını park edip yıkıyorlar. Belediye Zabıtası, Polis araçları, öte yanda meydanın tam göbeğinde araçları ile tur atıyorlar. Yahu burası dağ başı mı? Güvenlik gücü, Zabıta gücü, hangi hak ve gerekçe ile turistlerin arasına arabalarıyla girip tur atıyor? Hangi güvenlik gerekçesinin arkasına sığınıp bunu yapıyorlar? Taksiciler yine aynı durumda. Meydanın girişinde turist avlamaya devam ediyorlar. İstersen bir şey söyle. Hepsinin ya sahibi, ya da tanıdığı bir Polis var, Dokunamıyorsunuz hiç birine.Sevgili Belediye Başkanımız, İstanbul’un Kadir Abisi, bu kentin sahibi olarak bu adamlarla maalesef baş edemiyorsunuz. Gücünüz, forsunuz, Kanunları yönetmelikleri uygulamaya ne yazık ki yetmiyor. Siz dünyanın en önemli meydanını, Sultanahmet Meydanını panayıra çevirmişsiniz. Kentin, meydanın bütünlüğünü paramparça edip ahşap portatif yapılarla meydanı kaplıyorsunuz. Fotoğrafa bakın, bir bez çanta. Üzerinde I Love Paris yazısı ve yanında da kurutulmuş patlıcan, biberler. Bunlar bizim yöresel el sanatlarıymış. Sabun, defne, pul biber, kekik, pekmez, reçel daha bir sürü böyle fotoğraflar var. Bakın Şanlıurfa standı. Şanlıurfa’nın el sanatları Paris figürlü Arkadaşlar. Çin malı yapma güller. Jütlerle, yine Çin malı jütlerle birbirine tutuşturulmuş, bağlanmış. Alın size Urfa el sanatları”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi 2017 yılı Mayıs ayı Meclis toplantılarında Üsküdar Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Erdal Tüfekçi’nin konulu konuşma metni:

Sayın Başkanım, Değerli Meclis Üyeleri Sulatanahmet’in içler acısı durumunu, bir gününü size anlatmak istiyorum; Sultanahmet meydanında bir arkadaşımın kafesinde oturuyorum. Etraf Suriyeli kaynıyor. Çalışıyorlar, ellerindeki görselli broşürleri insanların burunlarına sokacak kadar yaklaşıyorlar. “Bosfor Bosfor” diye bağırıp Boğaz turu satmaya çalışıyorlar. Ya da kaldırımda gerçek diye sahte parfüm satanlar, turistleri yolda yürüyemez hale getiriyorlar. Yabancı görünümlü birisini takip edin, başlarına geleni görürsünüz. Turist belki daha ilk gününde Ayasofya’nın önünde yasa dışı çalışan böyle insanlarla karşılaşıyor. Polis bunlardan bir tanesini durdurdu kimlik sordu, “Yok” dedi, aldırmaz bir şekilde. Polis memuru ısrar etti, bir belge istedi, “Yanımda yok evimde” diye söylendi, hem de küstahça söylüyor bunları. Sanki polis suçlu gibi. Sonuçta polis kendisini bıraktı.

İşte bunlar, dokunulmaz adamlar. Kimse bir şey yapamıyor, yapamıyor. Gelin inanmıyorsanız, lütfen bir gün Sultanahmet meydanına gelin gözlemleyin. Geçen sene bu kürsüden söylemiştim. “İstanbul’u lale halıyla mı tanıtacaksınız” diye? Ayasofya’nın önü tam rezalet, curcuna. Lale halıdan dolayı adım atılacak yer kalmamış. Birde türbün yapmışlar. Tam bir ucube görüntü. Hani turizmin iyi olduğu yıllarda Ayasofya’ya girmek için 250 metre bilet kuyruğu olsa, turiste bu kuyrukta dizilecek yer kalmayacak Arkadaşlar. 

Dünyanın bildiği Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet Meydanı, Sultanahmet Camisi orda. Siz İstanbul’u hala lale ile tanıtmaya çalışıyorsunuz. Lalenin doğduğu yer olarak bilinen Kartal Soğanlık’ta Kartal Belediyesi böyle bir etkinlik yapsa ya da bir Kasabada bu tür tanıtım faaliyetleri yapılsa, bunu anlayışla karşılarım. Dünyada bunun örneği çok. Ama bir kentin tanıtımı olarak bundan medet ummak ancak bizim Büyükşehir Belediyesinin aklına geliyor. Siz dünyanın en önemli meydanını, Sultanahmet Meydanını panayıra çevirmişsiniz. Kentin, meydanın bütünlüğünü paramparça edip ahşap portatif yapılarla meydanı kaplıyorsunuz. Orada Ramazan etkinlikleri, güya yöresel el ürünleri sergisi yapıyorsunuz, Kime yönelik bu çaba? Turiste mi?

Merak edip gidip bakma zahmetinde bulunmadığınız bu standlarda nelerin sergilendiğini birkaç fotoğrafla sizlere göstermek istiyorum Değerli Arkadaşlarım. Bakın, bir bez çanta. Üzerinde I Love Paris yazısı. Ve yanında da kurutulmuş patlıcan, biberler. Bunlar bizim yöresel el sanatlarıymış. Sabun, defne, pul biber, kekik, pekmez, reçel daha bir sürü böyle fotoğraflar var. Bakın Şanlıurfa standı. Şanlıurfa’nın el sanatları Paris figürlü Arkadaşlar. Çin malı yapma güller. Jütlerle, yine Çin malı jütlerle birbirine tutuşturulmuş, bağlanmış. Alın size Urfa el sanatları. Kimsenin emeğini burada küçümsemiyoruz. Ama Eminönü’nün 500 metre aşağısında Mahmutpaşa’da envayi çeşidi bulunacak benzer tekstil ürünleri, Mısır çarşısında bulunacak pul biber, sabun gibi şeyleri burada bulunan özgün eserlerimiz diye sergiler gibi yapmak kimseye hiçbir şey sağlamaz, fayda sağlamaz. Anadolu kültürü diye burada sergilenenlerin çoğu, yokluk, yoksulluk ortamında ilkel koşullarda bir zamanlar üretilebilen tekstil ürünleridir. İspanyol Zara markası gibi bir markayı eğer Sivas’ın Zara ilçesinden çıkarabiliyorsak ve bunu yapabilirsek o zaman burada asıl amacımıza ulaşmış olabiliriz.

Bunların turizme bir katkısı yoktur. Yörelerimizi de tanıtma gibi bir hedefi de yoktur. Bakınız bir öneri sunmak istiyorum sizlere; İSMEK eserlerini buralarda sergilemek bence çok daha önemli ve öncelikli olmalıdır. İSMEK kursiyerlerince üretilen eserler özellikle yabancıların kültürümüzü, eserlerimizi tanıması açısından önemlidir. Biz bunları yaparken, bakın “elin gavuru” neler yapıyor? Dünyanın önemli turistik noktalarından biri olan İtalya'nın Venedik kentinde, şehrin kültürel yapısını korumak amacıyla kebapçı ve fast food dükkânlarına sınırlama getiriyor. Ama şehirdeki el yapımı dondurma satan dükkânları bu kısıtlamadan muaf tutuyor.

Venedik turizm şefi diyor ki; “Kebaba veya başka bir yiyeceğe herhangi bir düşmanlığımız yok. Bizim gibi çok fazla turist alan şehirlerde, şehrin kendi kimliğini kaybetme riski oluşuyor. Öne çıkarmamız gereken bazı Yerel ürünler var. Bu şehrin ruhu ve sürdürülebilirlik için de daha iyi olacaktır" diye söylüyor. Yine geçtiğimiz yıl bir diğer İtalyan şehri Verona, yeni kebap dükkânı açılmasını yasakladı Arkadaşlar. Floransa'da ise açılan tüm yeni restoranlarda satılan ürünlerin en az yüzde 70’inin yerel olması şartı getirildi. Adamlar kentin kimliğinin, kültürünün bozulmaması için, İtalyan mutfağının, gastronominin turizmdeki önemini vurguluyor, ona göre stratejilerini belirliyorlar. Biz ise ne haldeyiz?

Değerli Meclis Üyeleri, geçmişte yeşilin, toprağın, ağaçların, çiçeklerin bol olduğu Sultanahmet Meydanından, beton yığını nedeniyle eser kalmamıştır. Şimdi bu meydan Ramazanla birlikte fiili olarak turizme kapatılmış olacaktır. Ne Çin’de, ne Paris’te, ne Roma’da Tivoli çeşmesinin yanında, ne Madrid’te bu tür bir rezaleti göremezsiniz. Onların tarihe ve kültüre, halk ve Belediye Yönetimi olarak saygısı vardır. Kentin turistik kalbi Sultanahmet Meydanını araçlardan arındırıyorsunuz. Tapu Müdürlüğü önünde adam sabunlu suyla arabasını yıkıyor. Bir sürü resmi hizmete mahsus özel araçlar meydanda. Devlet dairesinde çalışan Beyefendi aracı ile kapıya kadar sanki gelmek zorunda. Sanki eski Adliye binası önünde trafik vakfının otoparkı yokmuş gibi, orada meydanın göbeğinde araçlarını park edip yıkıyorlar. Belediye Zabıtası, Polis araçları, öte yanda meydanın tam göbeğinde araçları ile tur atıyorlar. Yahu burası dağ başı mı? Güvenlik gücü, Zabıta gücü, hangi hak ve gerekçe ile turistlerin arasına arabalarıyla girip tur atıyor? Hangi güvenlik gerekçesinin arkasına sığınıp bunu yapıyorlar?

Taksiciler yine aynı durumda. Meydanın girişinde turist avlamaya devam ediyorlar. İstersen bir şey söyle. Hepsinin ya sahibi, ya tanıdığı bir Polis. Dokunamıyorsunuz hiç birine. Sevgili Belediye Başkanımız, İstanbul’un Kadir Abisi, bu kentin sahibi olarak bu adamlarla maalesef baş edemiyorsunuz. Gücünüz, forsunuz, Kanunları yönetmelikleri uygulamaya ne yazık ki yetmiyor. Hepinize saygılar sunuyorum.

Erdal Tüfekçi Paris İBB Üsküdar Turizm Kadir Topbaş
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
paykasa kart
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bursa’da küçük kızı suçlarına alet ettiler
Bursa’da küçük kızı suçlarına alet ettiler
Gaziantep’ta 4 kişilik çete çökertildi
Gaziantep’ta 4 kişilik çete çökertildi