Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri CHP’liler ADALET Uğruna Darağaçlarında Asıldı!

CHP’liler ADALET Uğruna Darağaçlarında Asıldı!

CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasına tepki artarak devam ediyor.

CHP’liler ADALET Uğruna Darağaçlarında Asıldı!

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a başlattığı “adalet” yürüyüşünün ardından yurdun dört bir tarafında yurttaşlar sokaklara çıkarak adalet istedi.

 İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyeleri de Meclis oturumunda ‘adalet’ yazılı dövizler açarak adaletsizliği protesto etti ve meclis oturumunu terk etti. CHP İBB Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever, meclis toplantısında gündem dışı söz alarak CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun mahkeme tarafından tutuklanmasını eleştirdi ve şu cümlelere dikkat çekti; “Hepimiz biliyoruz ki Enis Berberoğlu sadece gazeteci olsaydı böyle bir yargı sonucu ortaya çıkmazdı. Dün Enis Berberoğlu böyle bir ceza aldıysa, bunun tek sebebi onun gazeteciliğinin yanı sıra CHP milletvekili olmasıdır. Bu cezayı verenler akıllarınca CHP’yi Enis Berberoğlu üzerinden cezalandırarak toplumda CHP imajını zedeleyecek bir algı yaratmaya çalışıyorlar, hınç almaya gayret ediyorlar. CHP’liler yıllardır bu ülkede çok işkenceler gördü, cezalar aldı, arkadaşlarımız darağaçlarına gönderildi. Biz yolumuzdan dönmedik. Bilsinler ki sonuna kadar da dönmeyeceğiz. Dünyadaki hiçbir siyasi iktidar polisin, askerin, yargının gücünü arkasına alarak, onların toplum üzerinde kurduğu baskı ve zulüm ile kendi siyasal iktidarlarını kalıcı ve uzun süreli olarak yaşamamışlardır. Bunun örneklerini yakın zamana kadar gördük.”

CHP Grupbaşkanvekili Ertuğrul Gülsever’in konuşmasının ardından ‘adalet’ yazılı dövizler açan CHP’li meclis üyeleri salonu terk etti. Meclis oturumunu takip etmek ve bazı dosyalara red oyu vermek için 5 meclis üyesi salonda kaldı, CHP grubu salondan ayrıldı. 

İBB CHP Grup Başkanvekili Ertuğrul Gülsever’in CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun hukuksuzca tutuklanması üzerine İBB Meclisinde yapmış olduğu gündem dışı konuşma metni;

 

Sayın başkan, değerli meclis üyesi arkadaşlarım; Dün yaşadığımız ve bütün ülkede sansasyonel bir ortamın yaşanmasına neden olan Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Sayın Enis Berberoğlu’nun aldığı ceza ve tutuklanması üzerine söz almış bulunuyorum.

 

Değerli arkadaşlar; Dünya'nın ileri demokratik çağdaş ülkelerinin aşağı yukarı tamamında hayat normal akışı içerisinde devam eder. Olağan üstü olayların yaşanması, beklenmedik olayların o ülkenin gündemine düşmesi çok olası değildir. Ancak zaman zaman bir ya da birkaç kez öylesi minik tartışmalara neden olabilecek, toplumu şaşırtan olaylar yaşanıyor olabilir. Ama bunlar bizim ülkemize göre çok daha az niteliktedir. Bizim ülkemizdeyse son zamanlarda on yılı aşkın süredir hayatın normal akışı her gün karşılaştığımız şaşırtıcı olayların yaşanmasıyla sürer gider hale gelmiştir. Gün geçmez ki bir hadiseyle bir olayla karşılaşmayalım. Sabah yatağımızdan kalktığımız da televizyonumuzu açtığımızda, evimize bırakılan gazeteyi okumaya başladığımızda mutlaka bizi hayretlere düşüren, eyvah! Gene mi dedirten birçok olayla yüz yüze kalırız.

 

Hırsızlık – yolsuzluk – vurgunlar – talanlar – terör – cinayet – şiddet – tecavüz – gözaltı, artık hayatımızın bir parçası haline dönüşmüş durumdadır Türkiye’de. Radyoların, televizyonların, gazetelerin gündeminde en önemli yerleri hep bu haberler oluşturmaktadır.

 

Dünyadaysa bu kurumların tamamında o ülkenin insanlarının takip ettiği şeyler büyük ölçüde bilimsel tartışmalardır, kültürdür, sanattır ve buna benzer bir takım olayların takip edilmesine benzer haberlerdir. Oysa bizde biraz evvel söylediğim gibi uzun yıllardır böyle olmuyor. Biz böyle yaşamıyoruz.

Değerli arkadaşlar; Elbette bir yerde suç varsa mutlaka cezada vardır ve olmalıdır. İleri demokratik ülkelerde hukukun üstünlüğünün hakim olduğu yargıçların ve yargının özgür ve bağımsız olduğu ülkelerde suç ve ceza arasındaki ilişkiler belirlenmiş ve kurallara bağlanmıştır. Hangi suçun karşılığında hangi cezanın oluşacağı yasalarla belirlenmiştir, onun için büyük büyük hukuk kitapları insanlar tarafından oluşturulmuş ve suçun karşılığındaki ceza toplumun bütün kesimleri tarafından bilinir hale gelmiştir.

 

Oralarda tartışmalı kararlar alınmaz, oralarda vicdanları rahatsız eden kararlar alınmaz toplumun bütün kesimleri ortaya çıkan sonuçtan mutlaka müsterih olurlar, rahat olurlar ama biz nedense böyle olamıyoruz.

Siyasal iktidarın istemine, talebine, baskısına göre karar alınmaz oralarda.

Siyaset hukuka asla müdahil olmaz oralarda.

 

Değerli arkadaşlarım; Olası hataları, yanlışları, eksiklikleri gidermek için yargı kendi içerisinde denetleme kurumları kurmuştur. Bizde de öyledir. Mahkemenin verdiği kararı bir üst mahkemeye, oradan daha ileri yargı kurumlarına taşımak ve onların sonuçlarından ortaya çıkan sonucun hatalı veya yanlış olması olasılığı varsa dönülmesini sağlamak mümkün olmaktadır.

Şimdi biz bütün bu süreçleri beklemeden bir mahkemenin verdiği kararla dün Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekilini cezalandırdık ve o yargı süreçleri tamamlanmadan tutuklayarak ceza evine gönderdik.

 

Aslında her şeyin kılı kırk yararak yapılması gerekiyor ileri demokratik ülkelerde olduğu gibi. Ama biz nedense son zamanlarda aceleci ve biraz da kin ve nefret duygusuyla yargı kararları oluşturmanın önünü açmaya başladık.

Dün aslında Sayın  Milletvekilimizi mahkûm eden yargıçlar ve yargı toplumda herkesin bilgi sahibi olduğu bir olayı, bir gazetecinin toplumla paylaşması üzerine kurulmuş bir senaryodan ibarettir. Burada tartışma konusu olan şey yargının kararı değildir.

 

Burada tartışma konusu olan şey yargının üzerindeki siyasetin tasallutudur. Tartışmaya çalıştığımız irdelediğimiz şey, yargı üzerindeki bu acımasız siyasi baskıdır. Yargıcın ve yargının özgür iradesiyle hukuk ve yasalar çerçevesinde karar verememesidir tartıştığımız şey.

Eğer bir ülkede siyasi iktidar iddianameyi istediği gibi yazmayan savcıyı, kararı istediği gibi vermeyen hâkimi görevinden alıp uzaklaştırıyorsa, o ülkede hukuktan adaletten bahsedilemez. Eğer hâkimler savcılar bulundukları mevkiiyi, bulundukları makamı koruya bilmekle vicdanları arasında tercih yapmak zorunda kalıyorsa, o zaman o ülkede adaletten ve hukuktan söz edilemez.

 

Türkiye çok acil olarak bundan kurtulmak ve özgür adaleti sağlamakla mükellef olmalıdır. Yargının üzerindeki bu tasallut bir an evvel kaldırılmalı ve yargıç bağımsızlığı, özgür hukuk, Türkiye’de hayata geçirilmelidir.

 

Hepimiz biliyoruz bu olayda davaya muhatap olan üç insan vardır. Ama ne hikmetse birden bire bu üç insanın bulunduğu davanın ikisi bir tarafa ayrılmış bir tanesi başka bir yere ayrılarak farklı farklı kararlar verilmesinin önü açılmış ve bildiğiniz sonuç ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili, bir değerli gazeteci maalesef müebbet hapse mahkûm edilerek, sonra da iyi halle 25 yıla dönüştürülerek cezaevine gönderilmiştir.

Şimdi siz, biz, hepimiz biliyoruz ki Enis Berberoğlu sadece bir gazeteci olsaydı bu dava bir birinden ayrılmazdı ve asla böyle bir yargı sonucu ortaya çıkmazdı. Eğer Enis Berberoğlu dün böyle bir cezaya muhatap olduysa bunun tek sebebi onun gazeteciliğinin yanında Cumhuriyet Halk Partisinin Milletvekili olmasıdır.

 

Bu cezayı verenler akıllarınca Cumhuriyet Halk Partisini Enis Berberoğlu üzerinden cezalandırarak, toplumda Cumhuriyet Halk Partisinin imajını zedeleyecek bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Akıllarınca toplumun büyük bir kesimini cezalandırarak onlardan bir hınç almaya gayret ediyorlar. Değerli arkadaşlar buradan bir sonuç çıkmaz! Bundan Cumhuriyet Halk Partisine yara vermek isteyenler asla sonuç alamazlar.

Cumhuriyet Halk Partililer yüzyıllardır bu ülkede çok işkenceler gördüler, çok cezalar gördüler, arkadaşlarımız darağaçlarına gönderildi, biz yolumuzdan dönmedik bilsinler ki aslada dönmeyeceğiz.

 

Bu güne kadar hiçbir siyasi iktidar polisin, askerin, yargının gücünü arkasına alarak onların toplum üzerinde kurduğu baskıyla, zulümle kendi siyasal iktidarlarını kalıcı ve uzun süreli olarak yaşatamamışlardır.

Bunun örneklerini hepimiz yakın zamana kadar çok gördük, çok izledik onun için eğer hak varsa adalet varsa eşitlik varsa özgürlük varsa, baskı ve zulüm yoksa o toplumda huzur olur, aksi halde o toplumda huzur olmaz.

 

Dünyada zaman zaman böyle davranan birçok iktidarlar ve liderler olmuştur. Ama o liderler ve siyasal iktidarlar, sadece kendilerine zarar vermekle kalmamışlar, kendi ülkelerine ve o ülkede yaşayan bütün toplum kesimlerine de büyük zararlar vermişlerdir.

 

Değerli arkadaşlar; İslam dininin özü ahlak, fazilet, adalet ve ibadettir. Her türlü ahlaksızlığa, adaletsizliğe göz yumanlar daha fazla ibadet ederek yüce Allah’ı kandıramazlar. Kutsal kuranı elinden; yüce Allah’ı dilinden bırakmayarak siyaset yapmaya çalışanlar, Hz. Ömer’in adaletinden uzaklaştıkça belki yaşadıkları sürece, insanlara kendilerini kabul ettire bilirler ama Allah’ın adaletinden asla kaçamazlar.

 

Ülkemizin bu hukuksuzluklardan artık bir an önce kurtarılması gerekmektedir. Biz kırıntısı kalmış olan adaletin mutlaka tecelli edeceğine ve bu hukuksuzluğun ve adaletsizliğin en kısa sürede ortadan kaldırılacağına inanıyoruz.

 
CHP İBB Enis Berberoglu Adalet Ertugrul Gülsever
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Naim Süleymanoğlu’nun cenazesine katılan Leonidis’e soruşturma!
Naim Süleymanoğlu’nun cenazesine katılan Leonidis’e soruşturma!
Emniyet açıkladı! 2 bin kişiye iş imkânı
Emniyet açıkladı! 2 bin kişiye iş imkânı