Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Artı TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Karamollaoğlu, Artı Tv Ankara Temsilcisi Sibel Hürtaş’ın moderatörlüğünde Gazete Duvar Ankara Temsilcisi Özlem Akarsu Çelik, Politik Yol Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Fırat ve Artık Gerçek yazarı Murat Aksoy’un sorularını yanıtladı.

 

-Aday listelerinizi teslim ettiniz…

1389 seçim bölgesinde seçime giriyoruz. Türkiye’nin bütün seçim bölgesine giren bir iki tane kaza olursa bilmem ama tek parti Saadet Partisi. 1389 belediye başkan adayımız var, bunlar seçim kurullarına verildi. 

-Ordu adayınız İdris Naim Şahin’in adaylığıyla ilgili eleştiriler var…

Böyle bir iddia varsa ortaya koymaları icap ederdi. Tayyip bey ile herhalde ‘94 yılından beri çalıştığı bir insan ancak bir noktaya geldikten sonra ne olduysa yolları ayrıldı. Bugüne kadar kendisiyle ilgili böyle bir iddia ('FETÖ') varsa ortaya konulurdu, konulmadığına göre son zamanların modası. Birkaç tane şablon var, hangisi denk gelirse… Ben tutacağını sanmıyorum. Ordu’nun özellikle talebi üzerine, kendisi de Ordu’ya giderken bayağı muhteşem olmuş, orada kendisine bir sevgi saygı var. İktidar partisinin bu tip karalamalarının hiçbirisine itibar etmiyorum. Devletin hangi kademesi olursa olsun birisini oradan uzaklaştırmak istiyorlarsa hemen yaftalama. Türkiye’de bir numaralı mesele nedir dediğimiz zaman adalet diyoruz, adalet yok. Hükümet en büyük hatasının farkında değil

-Farkında mı değil gerçekten?

Bunun tahlilini psikologlara sormak lazım. Esas adalet güçlü olanın etkisinden zayıfı korumaktır. Şu anda güçlü olan devlete hakim olanlar. Devlete hakim olanlar adaleti yok sayıyorsa farkında değilmiş farkında olmuş, önemli değil.

-31 Mart’tan sonra erken seçim gündeme gelebilir mi?

Sayın Cumhurbaşkanı siyasi meselere tam bir hesap adamı gibi davranıyor. Bu seçimlerden sonra Türkiye felakete gidiyor bu alınan karar bizi zora soktu hadi seçime gidelim de bu işi düzeltelim diye düşünürlerse olabilir ama ben buna pek ihtimal veremiyorum. Çünkü bundan sonra patinaj yapmanın gerisine gidiyor. Patinaj olduğu yerde durmakla kalmaz, geriye gider. Bu arkadaşlarımız erken seçimi düşüneceklerini hiç zannetmiyorum, onlar için risk olur. Şu andaki iktidar üzülerek ifade ediyorum kendisinin meydana getirdiği hiçbir problemi çözemiyor. En ciddi problem ekonomide, eğitim, sağlık, dış politikada. Hiçbirini çözemiyor. Bundan sonra toparlama ihtimallerini görmüyorum.

-24 haziran seçimlerine giderken beka meselesi... Bu seçimlere bir beka meselesi olarak mı bakmak gerekiyor? 1994 ruhu ile hareket ettiğini söylüyor...

Türkiye’nin beka problemi varsa bunu meydana getiren bu iktidarın icraatları. 2002’de seçime giderken bekadan bahsetmezken şimdi bekadan bahsediyor. 16 yıldır başkası iktidarda değildi iki, bu arkadaşlar iktidardaydı. Türkiye coğrafik konumu sebebiyle güçlü etkili ülkelerin gözü altında. Bizim topraklarımızda gözü var. Bu başka bir şey, beka problemi değil. Böyle bir etki altında bulunduğunun işareti, eğer böyle bir problem varsa bu beka probleminin üstesinden gelebilmek için içeride bütünlüğü sağlamaktır ilk yapması gereken iş. Kendisi gibi düşünmeyen parti mensuplarını kucaklayacaklar. Bir mücadele vereceksiniz sadece AKP değil yaşayan tüm insanlar verecek ama bu hükümet düşmanlaştırıyor benden değilsen hainsin, vatan düşmanısın. Bu hakikaten akıl almayacak politika.

Ruh çağırmakla 94 ruhu geri gelmez, 94 ruhu yaşanır, prensipleri var. Siz onu terk edeceksiniz aradan zaman geçti ya şişmanladınız ya gömlek eskidi. Gömleğin modası geçti zaten.

-Devlet Bahçeli İstanbul ve Ankara’yı kaybederse yeni hükümet sistemi tartışmaya açılır dedi. Buna katılıyor musunuz?

Bu tartışma şu anda var. Bu hükümet modeli ile Türkiye idare edilemez. Kontrolsüz tek kişiye verilen bir yetki. Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki 5 yılda bir soruyoruz. Bunu denetim mi kabul edeceğiz? Şaka mı bu? Devleti yönetiyorsunuz her an yeni kararlar alıyorsunuz ve yüzde 90'ı tartışmaya açık, doğru değil yanlış kararlar. Hesap soramıyorsunuz bir sürü iddialar çıkıyor. Bu neticede dikta rejimine evrilir. Bir kişi karar verecek. Bakanlar kurulu hükümetten bahsediyor ne bakanlar kurulu ne hükümüet var, tek bir kişi var. Bu eninde sonunda değişmeye mahkum. Padişahın bir erkanı bir danışma kurulu vezirlerden meydana gelen bir kurulu vardı. Yeri geldiği zaman paşidah bile sorgulanıyordu bunda hiçbirisi yok. Olmaz, Türkiye böyle idare edilemez. Bunun adına beka sorunu diyorlarsa vah vah derim, yazık.

-Kim bedelini ödeyecek?

Ümit ederiz kim demokratik sistem devam eder ve bir gün gelir ve bu iş böyle gitmiyor der hükümeti indirir. Makul olan budur. Tabii bu nasıl sağlanacak? Toplumda toplumun kaldırılamaycağı kadar ciddi problem doğarsa hepimizi zarar görürüz. İş adım adım yakın çevre değil hakikaten aile yönetimine gidiyor. Böyle bir yönetim uzun vadeli devam edemez. 82 milyon insan var bu memlekette zaten tahsisi 82 milyona verirseniz...

-24 Haziran seçimlerinden sonra Külliye’de düzenlenen törene gittiğiniz için pişman mısınız?

Yoo… Her şeye rağmen ben ülkede problemlerin diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Konuşarak, müzakere ederek… Bu teklif bu gücü olandan gelirse bu teklif gerçekleşir ama bizim gibi muhalefetten gelirse iktidarın göstereceği ilgiye bağlıdır. Ben ümitsiz değilim. Bir gün gelecek, bu sistem değişecek, bu yönetim gidecek. Performansı artık bu memleketi tatmin etmiyor. Diyelim ki Türkiye ekonomide birden bire uçtu. İşsiz insanımız kalmadı, tarımda zirve yaptık. Öyle bir dönemde millet derdi ki helal olsun padişah da olsa ben bunun arkasından giderim. Ama öyle bir durumda değiliz. Cumhurbaşkanı’nın şahsi cazibesine güvenerek böyle bir yolu tercih ettiler. Şu anda Ak Parti diye bir parti yok. Cumhurbaşkanı diyor ki ben bunu istemem belediye başkanı gidecek diyor, gidiyor. Şimdiki sistem denetlenemez bir sistem, bizim itirazımız buna.

-Cumhurbaşkanı adaylara güvenmiyor mu neden kendisi miting yapıyor?

Bu bir üslup. Benden başka kimse yok diyor.   

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sandıklara sahip çıkın ve anketlere güvenmiyorum açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yerel seçimlerde proje konuşulmaması bilinçli bir tercih mi?

16 yıl sonra bir sürü problemi geride bırakırsa proje konuşamaz. Perişan olan hali tenkit etmiş olur. Muhalefet de onun oyuna düşüyor. Ben de o oyunların hiçbirine gelmiyorum. Tayyip Erdoğan’ın söyledikleri, hakaretleri ayna gibi kendi yüzlerine yansıyor. Ne derlerse desin beni endişeye sevk etmiyor. Devleti yönetenler nasıl bu hale düşüyor, ona üzülüyorum. Aslında anketlere bugüne kadar en çok itibar eden kişi benim bildiğimi kadarıyla sayın Tayyip Erdoğan. Ama anketler kendi istediğini yansıtmayınca kimse bakmasın diyor. Kaybettiğini görüyor, bunun için telaşlanıyor, sertleşiyor. Tavırları artık daha farklı. Ben bundan sonra sayın Erdoğan’ın milleti kucaklayan hiçbir balkon konuşması yapabileceğini zannetmiyorum. Çünkü kucaklamak artık ona bir kazanç sağlamıyor. Kendisine hangi tavır daha fazla fayda sağlıyorsa onu tercih ediyor. Ak Parti’nin oyu yüzde 42’ye düştü. Ancak Bahçeli’nin desteği ile yüzde 51’i buldu. Şu anda yüzde 30-35 arasında.

-Aynı şeyi 24 Haziran öncesinde de söylemiştiniz ama sandıktan beklediğiniz sonuç çıkmadı…

Evet çıkmadı, hem de nasıl. Ak Parti’nin her ne pahasına olursa olsun destekli bir tabanı var. Bu taban geçen seçimlerden önce yaklaşık yüzde 24 civarındaydı, seçime yakın yüzde 22’lere kadar geriledi. Fakat bir de Ak Parti’ye kesin olarak destek veren ama soru sormaya başlayanların oranı da yüzde 8 civarındaydı. 24 artı 8, 32 idi. Son anda oluşan hava ile 42 oldu, nasıl oldu bilmem ama oldu. Şimdi bu geriledi, bunu toparlama ihtimalleri gözükmüyor. Güven sarsıldı. AKP içinde bugüne kadar yapılan yanlış politikaları görüp itiraz eden kim varsa elimine edildi. Biz seçime giderken her gittiğimiz yerde çok büyük ilgiyle karşılaşıyoruz.

-Bu ilgili oya dönüşecek mi?

Geçen seçimde bize karşı gösterilen teveccühün temelinde bizim çıkışımız yatıyordu. Düne kadar bize karşı olan birçok insan Ak Parti’nin karşısında durabileceğimizi zannetmediler. Bir gün gelir farklı yaklaşırsınız dediler. Halbuki bizim yaklaşımımız ilkesel. Geçen sefer gönlümüzü kazandınız diyorlardı, oyunuz dediğimiz zaman kafasını öne eğiyordu. Ama şimdi bizi destekleyeceğini söylüyor. Belediye başkan adaylarımız… Yemeyeceğiz, yedirmeyeceğiz, herkesi kucaklayacağız, cepsiz ceket giyeceğiz ve icraatlarda neye öncelik vereceğiz. Her konuda politikaları iflas etti. Biz, iktidarın yanlış politikalarını gündeme getirip vatandaşın bunu görmesini arzu ediyoruz. Bu bir dip dalga gibi, olmadı yüze çıkmadı (gülerek) ama şimdi yavaş yavaş yüzeye çıktığı kanaati var.

-Arkadaşlarımız dediniz. Geçmişte birlikte siyaset yaptınız. Ne oldu bu arkadaşlarınıza?

Bu işin içine hırs girer. Hırs nefsi tahrik eder, insana yanlış yaptırır. Hırs nefse esir düşürür bir insanı. Öbür yandan belli mevki makam elde edersiniz tekerrür başlar. İsraf ve bir insanın, bir toplumun kim olursa olsun karnına haram lokma girerse düşünceleri bozulur.

-Sizin haram dediğiniz ile onların haramı farklı olabilir mi?

Olmaması lazım. İnsanlar bir yerde yanlış yapmaya karar verdikleri zaman elbette bir gerekçe ararlar. Bize göre yolsuzluk haramdır. Yolsuzluk bir milletin hakkını onun yerine başka birilerine tahsis etmek veya almaktır. İsraf da haramdır. Bir milletin hizmetine tahsis edilmesi icap eden bir imkan boşu boşuna gidiyor.

-Gösteriş…

Aynı iş…

-Camide karşılama görüntüsü vardı?

Onlara girmiyorum dini bu maksatla kullanmaya kalktığınız zaman daha büyük vebal getirir.

-Cemaatlere yönelik farklı muameleler var, Alparslan Kuytul tutuklandı. Kuytul’un eşi dini cemaatlerin baskı altında olduğunu söylüyor. Size bu yönde şikayetler geliyor mu ve nedeni nedir?

Geliyor maalesef. Alparslan Kuytul bey hiç karşılaşmadığım birisi. Bize karşı da hiç sempatik tavır göstermedi. Ama gördüğüm kadarıyla ilmi olan bir insan. Tutuklanınca hayret ettim. Uzun zaman tutuklu kaldı, serbest bırakıldı, tekrar içeriye aldılar, o yetmedi eşini de aldılar. Bu hükümet tenkit edilmek istemiyor. Tenkiti hakaret gibi algılıyor. Bu doğru değil. Bu noktaya geleceklerini aklımın ucundan geçirmezdim. Bugünkü hükümetin attığı en önemli adımlardan bir tanesi, başörtüsü problemini çözdüler. Başörtülü kızlarımız artık taciz edilmiyor. İmam hatipleri de yaygınlaştırıldı. Ancak biz bu gençlerin İslami bilgileri hazmetmesini arzu ediyoruz. Burada yanlış anlama, yanlış nosyon var. Adalet yok, zulmedebiliyor. İsraf almış başını gidiyor. Yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış. İşte buna itiraz eden cemaatler var. Müslümanlık sadece şekilden ibaret değil, bunun aslı var. Bunlar yok ediliyor. Korkum daha da zalimleşecekler.

-Başörtüsü kızlarımız artık taciz edilmiyor dediniz. Sakarya Meydanı’nda başörtülü genç bir kadın polisin tacizine maruz kaldı...

Adalet dediğimiz zaman herkes için geçerlidir. Özellikle bir yerde siz adalet var mı yok mu diye bakıyorsanız, muhalefet gösterenlerin hakkı korunuyor mu korunmuyor mu ona bakacaksınız. Bu dediğiniz başörtülü olup olmaması değil. Ben böyle çirkin hadiseler olduğu zaman üzülüyorum, yorum yapmak istemiyorum, çok çirkin bir hadise.

-Muhafazakar aydınlar Ak Parti’nin en çok bu alana zarar verdiğini söylüyorlar, katılıyor musunuz?

Kesinlikle katılıyorum. ‘Müslümanlık buysa’ diye başlıyor adam. Bundan daha büyük zarar verilmez ki. Türkiye’de bir ahlaki dejenerasyon var. Okullarda esas ahlakı öğretmeninden alır. Toplum da liderlerine bakanlar.

-Yeni parti arayışları olduğu söyleniyor, Abdullah Gül, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu’nun. Sizin bir ilişkiniz var mı, böyle bir partileşme olursa siyasette şansı olur mu?

Bu konuyla ilgili duyum dışında, söylenenlerin dışında hiçbir bilgim yok. Ne sayın Abdullah Gül’le, ne Davutoğlu ile hiçbir istişaremiz olmadı. Gül’le, Davutoğlu ile de görüşürüm, Sayın Babacan ile bir iki defa görüştüm. Babacan aynı zamanda ekonomist, ama bir siyasi oluşum gündeme hiç gelmedi. Duyuyorum, ben Türkiye siyasetinin böyle bir girişime ihtiyaç duyduğu kanaatinde değilim. Ama toplum için kendilerinin belki bir ümit olabileceğini düşünürler. Buna diyeceğimiz yok. Ama ben şunu söyledim, biz Saadet Partisi’yiz, milli görüşçüyüz. Bizim fikirlerimizi paylaşan, bizimle birlikte siyaset yapmak isteyenlere kapımız açık, ama yok başka bir şey yapacağız diyorlarsa söyleyecek bir şey yok. Ak Parti dağılmaya başlarsa bu oylar nereye gider, bunları toparlamak için bir girişim olabilir. Ama Ak Parti yüzde 20 civarında milli görüşten tabanı vardı, geriye kalan farklı görüşlerden. Belki bunların bir kısmının güvenini kazanabiliriz diye düşünebilirler. Ama parti kurmak kolay değil. Biz zorluk çekiyoruz, mali yönden zorluk çekiyoruz mesela. Böyle bir girişimin başarılı olacağı kanaatinde değilim.

-Partileşmek zor bize gelin diyorsunuz…

Öyle diyorum, açık. Aynı idealleri paylaşıyorsak.

-Türkiye’nin kentlerine nasıl bir model öneriyorsunuz? AKP’nin büyük kentleri kaybedeceğini düşünüyor musunuz?

Kaybedeceğini düşünüyorum. Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul belediye başkanı seçildiğinde ilk söylediği şey, ‘İstanbul o kadar kalabalıklaştı ki pasaportla girmek gerekir’ olmuştu. Ama unuttu. Zaten olacak değildi ama İstanbul için birinci şart göçü durdurmak. Bunun için Anadolu’yu ayağa kaldırmak gerekir. İşsizlik Anadolu’da ayağa kalkacak, şehirler güzelleşecek. İnsanların huzur duyacağı kentlere ihtiyacımız var. Bu yüksek binalarla kesinlikle sağlanmaz. O ilin kültürel değerleriyle bağdaşık bir imara ihtiyacı var.

-Geçmiş dönemde kayyum uygulamaları oldu. Cumhurbaşkanı Yozgat’ta da kayyum atamaların devam edeceğini söyledi. Kayyum uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir yerde bir insan suç işlemişse otomatikman adli merciler devreye girer, o insan görevden alınır, bakan da emniyet müdürü de belediye başkanı da olsa. Tabiri caizse ben senin yürüyüşünden hoşlanmıyorum diyerek görevden almaya kalkarsanız bu gayri hukuki olur. ‘Teröre bulaştığını zannediyorum, adamı görevden alıyorum.’ Mahkemede beraat ediyor, adamı göreve iade etmiyor. Bu haksızlık. Bir insan suçlu ise o insanı görevden almazsa kendisi suçlu olur. Bir barış süreci yaşadık. Bu barış sürecinde ekipler oluşturuldu. Akil insanlar toplumu gezdi. Şimdi yanına yaklaşanı terör ile tehdit ediyor ama o zaman İmralı’nın kapıları herkese açıldı, görüşmeler yapıldı, görüşmeler birden bire bıçakla kesilir gibi kesildi. Hatta dağdakiler insin denildi. Görüşmeler kesildikten sonra sokakların altı dinamitlerle donatılmış ve bu yapılırken bunu herkes görmüş. Devlet var, vali var, emniyet müdürü jandarma var. Sokakların altı dinamitle donatılırken görmediyseniz, gördünüz de izin verdiyseniz siz de mesulsünüz. Nasıl izin verisiniz. Arkasından o şehirler yerle bir edildi. Hükümetler eğer bu bir komplo ise kendi halkına karşı komplo kurmaz. Ben birçok yerde biliyorum. Yani bunlardan bir tanesi Batman’da idi. PKK’yı kendi bölgesine kesinlikle yaklaştırmamış, hiçbir sokağının dinamitlenmesine de izin vermemiş, onu da aldılar görevden.

-Kazandığımız belediyelere kayyum atanırsa diye kaygınız var mı?

Ben yaşamıyorum, alırsa alır yapacak bir şey yok. Zalime zalim olma demenin faydası yok. Ondan korkarak yola çıkarsanız problem orda. Ak Parti içinde itirazı olup da susanlar, korkunun ecele faydası yok. Şimdi sesinizi çıkarmazsanız yarın iş işten geçtikten sonra vay canına bu yapılmamalıydı demenin faydası yok. Şimdi konuşma vakti.

-Kampanyalarınız sürekli engelleniyor. Bu süreçte neler yaşadınız?

3-5 gün yayınlandı o film, yayınlandığı gün veya bir gün sonra bakanlardan birisi o sinemaya gidiyor, tam filmden önce bizim filmi görünce, ‘nerden çıktı’ demiş, ‘kaldırın bunu.’ Reklam ajansı bunu kaldıramayız demiş. Sonunda biz de baktık ki iş tatsız bir noktaya gidiyoruz, yeni bir film yaptık. Sülün Osman filmine o itiraz gelene kadar 900 bin kişi izlenmiş, sonra 12 milyona çıktı. Birçok il ve ilçede afişlerimiz, pankartlarımız polis tarafından kaldırılıyor ve hiç çekinmeden kendi posterlerini asıyor. Ama toplumda böyle de yapılır mı diyenlerin adedi her geçen gün artıyor. İnsanımız bir değişiklik istiyor. Bizi önleme çabaları da bizim propagandamızı yüz misli arttırıyor.  

- Güneydoğu’da HDP ile ya da HDP tabanı ile bir ilişkiniz var mı?

Biz kendiliğimizden oradayız. İttifaka gerek yok, baraj yok. Bütün seçim bölgelerinde seçime gireriz. Aynı şehir içindesiniz başka partiler de var, sadece İYİ Parti, CHP değil, Ak Parti’den de destek verenler var. Kim destek veriyor? Halk, oranın seçmeni. Bundan daha tabi bir şey olamaz ki. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamını kucaklamakla kararlıyız. 

-Adıyaman’da diğer partiler aday çıkarmadı, Ahmet Faruk Ünsal’ı mı destekleyecek?

Çıkabilir de çıkmayabilir de deniliyordu. Urfa’da da çıkabilir de çıkmayabilir deniliyordu. Biz seçimi bunun üzerine inşa etmedik. Orada yaşayanlar elbette birbirleriyle temas ederler. Ben iki yeri özellikle gündeme getirmeyi doğru bulmuyorum.

-HDP yokmuş gibi davranılıyor ve kriminalize edici bir söylem var. HDP’ye karşı düşmanlaştırıcı tutuma karşı hiçbir parti gerekli cevabı vermiyor…

Bu polemik yapılacak bir konu değil. Bazı noktalarda iktidar muhalefeti belli bir mindere çekip seni döverim diyor, bu oyuna gelmemek lazım. Benim sesim medyada daha çok duyulur diyor. Ben de diyorum ki senin söylediğin laf seni tarif eder. Bu konu Türkiye’de yıllarca polemik yapılmış bir konu. Bu konunun içine girmeyi sadece iktidarın kurduğu kumpasa gelmek gibi mütalaa ediyorum. Biz halkın ihtiyaçlarını gündeme getiriyoruz.

-1 Nisan’dan sonra nasıl bir tablo bekliyorsunuz?

Külahını masaya koyup düşünmesi gereken bir yönetici bekliyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bu ülke nereye gidiyor, bu ülke nasıl huzura kavuşur, problemleri nasıl çözerim bunu düşünme noktasına gelecek diye ümit ediyorum. Hırçınlaşırsa kendisine de memlekete de zarar verir.

-Osman Kavala ve 16 kişi hakkında bir iddianame hazırlandı. Ne düşünüyorsunuz? TV5 bir atılım yaptı, hangi bakış açısından yola çıktı?

Bir yerde bir hadise meydana geldiği zaman iktidar o hadisenin bütün unsurlarını ben belirlerim, benim dışımda kimse belirleyemez diye bir kanaate sahip. O zaman attığı adımlar vatandaşlar nezdinde tereddüt doğuruyor. Çok ısrarlı olmak, çok kötü niyetli insanlar da bir şey yapmış olabilirler ama bir şeyi o noktadan çıkarıp Türkiye’nin geleceği ile alakalı bir mesele haline getirmenin doğru olmadığı kanaatindeyim.