canli bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri Kılıçdaroğlu: Krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir!

Kılıçdaroğlu: Krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Üreten, Çalışan ve Hakça Paylaşan Türkiye Toplantısı'nda konuştu.

Kılıçdaroğlu: Krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir!

GERÇEK GÜNDEM-  Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul'da Üreten, Çalışan ve Hakça Paylaşan Türkiye Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. 

Kılıçdaroğlu ekonomik krizle ilgili hükümeti eleştirerek, "Krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir! Başka bir yerde sorumlu aramanın mantığı var mıdır?" dedi.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Devlette liyakatı çökertirseniz bürokrasi arzu ettiği hizmeti veremez.

Eğer bürokrasi hatayı siyasi otoritenin önüne koyamazsa o devlette çürüme başlamış demektir.

Defalarca hukukun üstünlüğünü sağlayın dedik. Teyze oğlu bir yere, damat bir yere... Bunların hiçbirisi doğru değildir. Bakın, hukukun üstünlüğü neden önemli? Bir ülkede can ve mal güvenliğini sağlayan temel unsur hukukun üstünlüğüdür. O ülkede can ve mal güvenliği varsa yatırım yapılır.

Hemen hemen görüştüğüm her başbakana şunu söyledim; neden Avrupa birliğinin dayatmasını bekliyoruz? Gelin Avrupa Birliği'ndeki tüm standartları gerçekleştirelim. Buna iktidarda olan partinin yetkilileri yanaşmıyor.

Ekonomik kriz var. Faturayı kim ödeyecek? 13 maddelik çözüm önerilerini sunduk. Dolarla yaptığınız ihaleleri TL'ye çevirin dedik, tam tersini yaptılar. Nerede Türk Lirası? TL'ye güven nerede?  Kendi paranıza güvensizlik tohumları ekiyorsunuz.

Bunlar krizin sorumlusu kim diye bir arayışa girdiler. Dış güçler, CHP dediler. Sonunda geldik manava, esnafa, hal esnafına... Hatta daha da ileri gidilerek 'terörist' ilan edildiler. Krizin sorumlusu ülkeyi 17 yıldır yönetendir! Başka bir yerde sorumlu aramanın mantığı var mıdır?

13 maddeden hiçbirini yapamadılar.Daha krizin ortalarındayız. Reel kriz yeni başladı, işsizlik daha da büyüyecek. Görünen tablo o. Hukukun üstünlüğünü sağlamak zorundayız. Katılımcı demokrasiyi güçlendirmek zorundayız. 

Bu dünyada saygın olmanın birinci koşuludur. Demokrasi gelişmemiş hiçbir ülke büyümemiş ve kalkınmamıştır. 

Demokrasilerde siyasal partiler devleti yönetmek için gelirler, devlet olmak için değil. Bugün Türkiye'nin yaşadığı temel sorunlardan biri budur. 

Türkiye'nin üretmesi gerekiyor. Türkiye üretim sürecinden büyük ölçüde koparıldı. İthalat olmadan üretim yapamaz hale geldik. Böylece egemen güçler Türkiye üzerinde daha çok söz sahibi oluyor. Üretmek sadece tarlada üretmek değildir, sanat alanında, üniversite de üretmemiz gerekiyor. 

Üniversiteleri konuşamaz hale getirirseniz üniversite nasıl bilgi üretecek? Çıkıp tek söz söyleyemiyorlarsa siz onlara 'üniversite' diyebilir misiniz? Bilgi üretemez noktaya geldik. Teknoloji liselerini gündeme getirdik. Sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara elemanı yetiştirmek için. İktidar acaba buna baktı mı? Ara eleman neden yetişmiyor diye sorguladı mı? Hayır. Türkiye bilgi çağını yakalamak zorundayız. Bir ülkenin 'sosyal bilgi ekonomisi'ni yakalaması lazım, bilgiyi toplumun her kesimine dağıtması lazım.

Ülkede huzur mu olsun, barış mı olsun istiyorsunuz? Güçlü bir sosyal devlet olması lazım. Sosyal devletin tüm kurallarının ülkede uygulanması lazım.Sosyal devlette devletin vatandaşa yaptığı yardım vatandaşın hakkıdır, otoritenin lütfu değil! 

Emeklilik yaşı 65 oldu. 55 yaşında işinize son verildi. 1 yıl işsizlik sigortasından para aldınız. 9 yıl ne yapacaksınız? Patrona gidiyorsunuz iş için, yaşlısın diyor. Devlete gidiyor emeklilik için, sen daha gençsin diyor. Ne olacak bu vatandaşın hali? 

 

Bu insanlar nasıl geçinecek? Güçlü bir sosyal devlet bir ülkede barışın ve huzurun temelidir. İşsizlik bütün kötülüklerin anasıdır. Güçlü bir sosyal devlet yoksa ahlaki değerlerde büyük bir yozlaşma olur. 

Demokrasinizi geliştirebilirsiniz, üretebilirsiniz, ama bunun sürdürülebilirliği çok önemlidir. Bilgi çağında, üniversiteler bilgi üretemiyor Türkiye'de. İktidar sahibi dünyadaki gelişmeleri bilmiyor. Çünkü devlette liyakatı çökerttiler. Merkez bankasının bağımsızlığı bir yapısal reformdur, tarımın geliştirilmesi, çiftçinin desteklenmesi bir yapısal reformdur... İzmir B.şehir belediyesi kırsal ile işbirliği yaptı. Biz bunu diğer büyük kentlerde de yaygınlaştırarak yolumuza devam edeceğiz. Ama bunlardan iktidarın hiç haberi yok.

Bu değişimleri nasıl sürdüreceksiniz? Dünyadaki değişimleri yakından izleyerek ve sürekli kendinizi yenileyerek. Bunları yapamazsanız başarı elde edemezsiniz. Türkiye'yi krizden çıkartabilir mi iktidar? Açık söylüyorum çıkaramaz. Bizim bir siyasal parti olarak ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Nasıl olması gerektiğini söylüyoruz ama onlar başka yerlerdeler.

Eğer siz yetkiyi ve gücü bir kişinin eline teslim ederseniz soruna çözüm bulamazsınız, sorunun parçası olursunuz. Sorun yaratan sorunu çözemez. Önümüzde yerel yönetim seçimleri var. O seçimlere ciddi ciddi hazırlanıyoruz. Adaylarımız kimseyi suçlamadan, sadece projelerini anlatarak yola devam ediyorlar. Büyük kentleri CHP'nin yönettiği yerlerde huzur, sevgi var. Çünkü kimseyi ötekileştirmiyoruz.

CHP'ye oy versin veya vermesin, özellikle gecekondu bölgelerine pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bir stratejik dönüşüme Türkiye'nin ihtiyacı var. 

Dış politikayı barış eksenli değil de kavga eksenli yaparsanız 3,5 milyon Suriyeliyi ülkenize getirirsiniz. Neden Suriye'ye silah soktun? Neden onbinlerce Suriyeli'nin ölümüne yol açtın diye sormak zorundayız. Tüm bunlar bir arada düşünüldüğünde asla ve asla umutsuz değiliz

Bu ülkenin bilgisi var, hukuğu var, azımsanmayacak ölçüde yargı bağımsızlığına göre hareket eden yargıçlar var. Yaşanabilir bir ülkeyi birlikte inşa etmek zorundayız.

Vergi konusunda tam bir felaket Türkiye, eğitimde de öyle. 17 yıldır ülkeyi tek başınıza yönetiyorsunuz. Bu krizden nasıl çıkacağız diye biz tartışıyoruz, onlar değil. Her seferinde bir gerekçe yaratmaya çalışıyorlar. Krizin sorumlusu sizsiniz. Devlet dediğimiz kurumu yok ettiniz. 

Biz kriz nasıl çözülür diye olaya bakarken önce gittik sendikalarla görüştük, vatandaşla görüştük, esnaf odalarıyla görüştük. Onların şikayetlerini dinledik sonra çözümlerimizi ürettik. Ama bu çözümlerin hiçbirisi hayata geçmedi.

Türkiye'nin tablosu bizi umutsuzluğa düşürmemelidir. Türkiye'nin bunu aşma gücü vardır.

Kemal Kılıçdaroğlu
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Hürriyet; Leyla Atakan gibi izler bırakmak istiyoruz
Hürriyet; Leyla Atakan gibi izler bırakmak istiyoruz
Solaklar ve Eseler Fatma Kaplan Hürriyet diyor
Solaklar ve Eseler Fatma Kaplan Hürriyet diyor