Çiğdem Şener Teşekkürler Fırtına
Teşekkürler Fırtına
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

Teşekkürler Fırtına

Doğduğumuz o kutsal günden itibaren, ‘’an’’ dediğimiz  küçük kum tanelerini ısıtarak, çıkan hararetle  camdan bir zırh öreriz kendimize. Yakıtımız acı ve tatlı deneyimlerimizdir. Sonra saklanırız içine, korkarız gözükmekten. İçerdeki  ‘’ ben’’  mahremdir artık hem de kendimize bile sırdır bilemeyiz aslında neyiz. 
Sanırız ki o zırh mutlak doğrudur, oysa ki evrende milyarlarca zırh vardır hepsi de  en doğru olmayı hak ediyordur kendilerince. Bizlerin yaşama geliş maksadı, en doğrusu olduğunu zannettiğimiz cam zırhımızın kusurlarıyla önce yüzleşmek ve nihâyetinde  onu kırıp tekrar örmektir, ta ki onu ilahi yasalara yakışır hale getirene kadar. 
Hep kendi rüzgârımızın yönünde baktığımız için değil midir bu aldanmışlığımız? Ve  gün  gelir bir fırtına eser.  Önce irkiliriz beklenmediktir çünkü. Sallanır sallanır nihayetinde yere düşer tuz buz oluruz. Yerde öylece kalınamaz. Yaşanan şaşkınlıktan sonra ayağa kalkar, yeniden inşa ederiz zırhımızı. Kum taneleri değildir artık parçalarımız, cam kırıklarıdır. Her bir parçayı ellerimizi kanatarak teker teker birleştirmeye  çalışırız ama bu kez sorgulayarak.   Acaba bu parça burada mı olmalıydı yoksa diğer tarafa daha mı çok yakışırdı? Asla eski parçalar birbirine komşu olamazlar artık ve kanlı bir müdahalenin sabahında  bakarız ki ortaya yepyeni bir zırh çıkmış öylesine doğru, öylesine şaşırtıcı...Daha önce hiç fark edilmeyen, yakıştırılamayan, hep yanlış zannedilen… Yaşamın maksadı  tecelli etmiştir artık.
Hiçbir insan tesadüf değildir hayatımıza giren. Hele bazılarının anlayamayız nereden geldiğini, neden geldiğini. Oysa kutsal sandığımız zırhımızı tuz buz etmek için esen fırtınanın ta kendisidir O. 
Bu günüm, dünümden çok farklı artık ve biliyorum ki yarınım beni  daha da şaşırtacak. Çünkü fırtına parçaladı çoktan zırhımı. Derin bir acizlik yaşadım görünce kırılan cam parçalarında gerçek bedenimi. Önce utandım çıplaktım çünkü, yüzleşmiştim yıllardır içine saklandığım kusurlarımla. Yoo, kalamam böyle çıplak. Kalkmalıyım! Daha fazla katlanamam bu sanrıya. 
Şimdi ellerim kanıyor teker teker toplarken cam kırıklarımı. Her bir parçayı inceliyor, derin derin düşünüyorum. Neden buradaydı ki bunca zamandır? Nereye koymalıyım onu, hangi parça ile yan yana gelirse anlamı olur, doğru olur. Hep yanlış parçayla komşuymuş  çoğu bunca zamandır meğer. 
Biliyorum yarın sabah yepyeni  zırhımı örüp bitirmiş olacağım kendime.  Ama  bu kez eskisinden bambaşka olacak. Çünkü o, kum taneciklerinden değil, cam kırıklarından birleşti hem de her biri etrafında bulaşık kan ve gözyaşı  olan. 
Hep de böyleydim zaten yüzleşmelerimle. Çünkü mutluyum, çünkü güçlüyüm, çünkü seviyorum kendimi koşulsuz tüm hatalarımla.
Son cam kırığımı da birleştiriyorum bu satırlarımla. Sabah uyandığımda  bambaşka bir zırhım olacak  içinde o küçük Çiğdem’i saklayan.  
Şimdi kendime bir kahve yapayım, bir de sigara yakayım. Konayım dumanına, gezeyim keyifle. Müzik mi tabii ki ‘’Moonlight Sonata’’.
Kendimi affediyorum, yeni Çiğdem’i kucaklıyorum!
Teşekkürler Fırtına!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Efes’te Romeo ve Jülyet
Efes’te Romeo ve Jülyet
Itır Esen’in tacı geri alındı!
Itır Esen’in tacı geri alındı!