Çiğdem Şener Bana Dair
Bana Dair
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

Bana Dair

     

    70'li yıllarda doğmuş olmak, bükülmüş bir kolun dirsek kısmımda bulunmak gibi bana kalırsa. Biz, yaşamımızda büyük öneme sahip pek çok şeyin ani değişime uğrayışına şahit bir kuşağız. Ben internet destekli bilişim çağını da gördüm, elektriksiz günleri de... Gaz lambasının yaydığı kokuyu bilirim. Ellerimi o zayıf aleve tutarak, boş kireç boyalı duvarda Hacivat Karagöz de oynadım. 

    O zamanlarda İhtilâl denilen, şimdiki hak ettiği tabiriyle 12 Eylül darbesi öncesi günler. O zamanlar terörün adı anarşiydi. Hepimizin beli bükülmüştü. Silahlı öğrenciler, patlamalı sokaklar, sağcısı, solcusu… Karaborsayı biliriz biz, kılık değiştirilerek defalarca girilen yağ ve şeker kuyruklarını.

      Gripinden sucuğa varıncaya kadar hemen her şeyi satan bakkallar vardı. Külahta çekirdek, leblebi tozları, hayvanlı bisküviler, düdüklü şekerler, çıtır pıtır, mantar, sarı gazoz, beyaz gazoz, kara gazoz... Ben hep babamın bakkal olmasını isterdim.

      Konfeksiyon giyim yoktu mesela. ''Burda'' isimli moda dergisinden giyinirdi herkes. Annelerimiz Sümerbank'tan aldıkları çiçekli basmalarla dikerdi elbiselerimizi. Bu yüzden de evlenecek her kız dikiş dikmesini bilmeliydi. Hatta, babamın beyaz patiska donlarını ve çizgili pijamalarını da annem dikerdi.    

     Üstü açık küçük kamyonlara doluşan mahalleli, darbuka eşliğinde göbek atarak pikniğe giderdi. Kadınların tek sosyal aktivitesi, paralı günlerde plaktan çalınan şarkılarda oynamaktı. Buram buram Ajda Pekkan, Zeki Müren, Ferdiciler, Orhancılar… Yasaklı şarkıcılar da vardı.  Ama şarkılar hep güzeldi. 

     Yılbaşı akşamları hindi yerine tavuk yenilirdi. Tavuk deyip geçmeyin, zordu alıp kesmek. Ah! ‘’Nesrin Topkapı’’, merakla beklenirdi. Bir de illâ ki tombala oynanırdı.

     Evlere telefon, adınızı yazdırdıktan yıllar sonra büyük bir bayram coşkusuyla gelirdi. Televizyon tek kanallıydı ve günün diğer saatlerinden İstikâl Marşı ile ayrılarak yayın yapardı. Biz, ‘’Dallas’’, ‘’Tatlı Cadı’’, ‘’Heidi’’, ‘’Bonanza’’, ‘’Kaynanalar’’, ‘’Kele bakış’’ çocuklarıydık. Sabahçılar ve öğlenciler için okul radyosu saati vardı. ‘’Radyo tiyatrosu’’, ‘’Efektör Korkmaz Çakar sunar’’, ‘’Demirbank mutluluklar diler. Demirbank, Demirbank, Demirbank’’…

     Her gün eve gazete alınırdı. Bir de her hafta sonları Gırgır. ‘’Utanmaz Adam’’, ‘’Avanak Avni’’, ‘’Çılgın Bedüş’’… Fırt alınmazdı. Çünkü ilk sayfasının arkasında ayıp bir fotoğraf olurdu. Naylon poşet yoktu. File ve kese kâğıdı vardı. Okuduğumuz gazeteleri katlayıp, hamurdan hazırladığımız tutkalla yapıştırarak kese kâğıdı yapardık. Sonra abimler onları satıp, babamdan gizli Teksas, Tommiks falan alırlardı.  Sonra ‘’Cin Ali’’, ‘’Ayşegül’’, aile boyu ağlatan hikâyeleriyle ‘’Kemalettin Tuğcu’’, bulmacalı tatil kitapları vardı.

     Televizyondan tutun da yerleri süpüren gırgıra varıncaya kadar her aletin üzerine dantel örtülürdü. Pazar günleri banyo sobası yanar, çamaşırlar merdaneliyle yıkanırdı.

     İnsanların dünyadan bihaber olması sebebiyle daha mutlu olduğu yıllardı.

     Yaşamımın Kayseri'de geçen günlerinde askeri lojmanda oturuyorduk. Oralara yabancıydık ama konu komşu kader arkadaşıydık ve adeta tek bir aileydik. Çocukluğum evcilik oynamakla geçti diyebilirim. O zamanlar şanslıysak oyuncak çay fincanları ve tek bir bebeğimiz olurdu. Gazoz kapakları zaten bize yeterdi. İki tane kan kardeşim vardı. Charlie'nin Melekleri'ni oynadığımızı hatırlarım. Ben rengim sebebiyle her zaman Kelly idim. Sabrina ve Jill diğerleriydi. Bir oğlan vardı. O Charlie idi. Bütün gün kimseye görünmeden apartmanın en altında saklanarak beklerdi zavallı.

     Daha 2.sınıfa gidiyordum. Albayın oğlu vardı. Ağabeylerimin arkadaşıydı. Onu hep gözetlerdim, belli ki aşıktım. Bir gün dut ağacının altında kalın urgan ve minderden yapılmış salıncağımda sallanıyordum. Tam 2 metre önümdeki tahta bankta da, bizim oğlanlarla gizli aşkım, arkası dönük bir şekilde oturuyorlar. Hayran hayran iç geçirerek sallanırken, uzattığım ayağım onun poposuna çarptı. Kalktı...Bana baktı...Ben de ona baktım...Kısa bir sessizlikten sonra kafama iki tane çaktı. O gün benim, erkekler dünyasındaki ilk stajımdır.

     

     

   

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İrem Derici'nin tedavisi sürüyor
İrem Derici'nin tedavisi sürüyor
Şoke eden iş ilanı!
Şoke eden iş ilanı!