Çiğdem Şener Büyük Kumar
Büyük Kumar
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

Büyük Kumar

(…) Suriye, Filistin ve Hicaz'da:

      -Türk müsünüz? 

     Sorusunun birçok defalar cevabı:

      - Estağfurullah! idi.

     Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.(....)Osmanlı İmparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru, koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.  

     (...)İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:

      -Benim Ahmed'i gördünüz mü? diyor.

       Hangi Ahmed'i? Yüz bin Ahmed'in hangisini?

   Yırtık  basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor:

      -Bu tarafa gitmişti diyor.

  O tarafa? Aden'e mi? Medine'ye mi? Kanal'a mı? Sarıkamış'a mı? Bağdat'a mı? 

      Ahmed'ini Buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi?

       Ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:

      -Ahmed'imi gördün mü?

     Hayır... Hiçbirimiz Ahmed'ini görmedik. Fakat Ahmed'in her şeyi gördü. Allah'ın Muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.(...)

     Analar  Ahmed'ini soruyor. Ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmed. Şimdi onun pahasını, kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.

    Ahmed'i niçin harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek...

     Fakat biz Ahmed'i kumarda kaybettik.''

     Zeytindağı; gözlerimde iki sıra yaş ile okuduğum kitaplardandır. Birinci Dünya savaşında yedek subay olarak görev yaptığı Filistin - Sina cephesini anlatan Falih Rıfkı Atay, insanın yüreğini burkan bu eserinde böyle anlatıyor halimizi yer yer.

                          * * * * * *

        Bir portre:

        Yıl 1912, yer Trablusgarp.

     Beyaz yerli kıyafetleri içerisinde Sünusîler ve diğer yerli Arap kabileleri, topraklarını işgal eden taze sömürgeci İtalyanlara karşı direnmek üzere ilerliyorlar. Her taburun başında, onları komuta eden Mülazım subaylar var. Bunlardan biri oldukça dikkat çekiyor. Mülazım Osman Efendi. Subay alışılmamış bir şekilde sarışın. Bütün vücudu gırtlağından ayaklarına kadar türlü türlü dövmelerle dolu. Bir boks maçında kırdığı yap yassı burnunu taşıyan başında püsküllü Tunus fesi var. Acayip bir adam. En büyük zevki İtalyan toplarının ateşi altında çay içmek. Askerleri üzerinde oldukça etkili bir otoritesi var. Şeyh Sünusi'ye bağlı öteki askerler onu takip ediyorlar. Oldukça maceraperest, cesaretli ve enteresan bir subay. Kolağası Mustafa Kemal, Binbaşı Enver, Binbaşı Fethi ve diğer komutanlar onu çok seviyorlar. 

     J.W.Stuart Smallwood İngiliz bir savaş muhabiri idi. Daily Chronicle gazetesi adına Afrika'daki Transvaal (şimdiki Güney Afrika Cumhuriyeti) harekatını izlemek üzere görevlendirilmişti. Mesleği icabı gördüğü dramlar, üzerinde güneş batmayan imparatorluğu sorgulamasına yol açtı. Çılgınca bir kararla tantanalı bir sünnet merasimi ile müslüman oldu. Diğer askerler gibi Trablusgarp'a gönüllü olarak gelmişti. Kısa sürede farklı ve güçlü kimliği sayesinde Mülazım (teğmen) rütbesine layık görüldü. O artık Emperyalizme karşı varıyla yoğuyla mücadele eden bir Osmanlı subayıydı. Mülazım Osman Efendi. Nam-ı diğer İngiliz Osman Efendi.
     Mayısın  sekizinci gününün gecesinde önceki mesleği sebebiyle tutkunu olduğu fotoğraf makinesini alarak,  o mıntıkayı iyi bilen bir arap klavuz ile çölde gizlice yola çıktı. Amacı İtalyanların mehtaptaki görüntülerini çekip onlara göndererek, alay etmekti.

    Osman Efendi makineyi usulca kurdu. Makinenin metal kısımlarının pırıl pırıl Afrika mehtabının altında parlamasıyla feci bir ateş altında kaldı ve oracıkta Hakk'ın rahmetine kavuştu.

                              * * * * * * *

     Ne kadar insan, o kadar çok dünya. Hepsinin de kendilerine göre doğru ve yanlışları. O halde nedir ortak ilke?     

     Velhasıl kelam; İnsan olmak derin mesele.

     Dün el alemin İngiliz’i  inandığı değerler uğruna, bizimle beraber emperyalizme mermi sıkarken şehit olur. Bu gün öz be öz evladımız  dağa çıkarak bize mermi sıkarken ölüp ziyan olur.

     Doğrudur, biz İngiliz Osman Efendi’yi de, Ahmet’i de, Şivan’ı da kumarda kaybettik.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
cesme escort fethiye escort kemer escort kusadasi escort marmaris escort bandirma escort bordum escort burdur escort canakkale escort cankiri escort canakkale escort cesme escort corlu escort corum escort cerkezkoy escort