Çiğdem Şener BEDRETTİN'İN ÜTOPYASI
BEDRETTİN'İN ÜTOPYASI
Çiğdem Şener

BEDRETTİN'İN ÜTOPYASI


Sorar Sultan Çelebi Mehmet yağlı urgana kendi rızasıyla gelen Bedrettin'e:
-Yüzün neden bu kadar sarardı?
Bedrettin der :
-Güneş batarken sararır!
*****
Şeyh Bedrettin (d: 1359-ö: 1420), kimileri için düzen karşıtı, dini ve siyasi ayaklanma lideri bir asi iken, kimileri için de bu günün sosyal devlet anlayışının temellerini oluşturan,  İslâm tasavvufunun Vahdet-i Vücud okuluna mensup Osmanlı mutasavvıfı, filozofu ve kazaskeri, zamanının çok ilerisine ait bir dava adamıdır. Kronolojik olarak '' Devlet'' isimli eserin yazarı Platon'dan sonra gelen ikinci toplumcudur. Hatta Kraliçe Elizabeth çağından beri süregelen İngiltere politikasına yön veren Thomas More bile, ondan yüz sene sonra yazmıştır ünlü ''Ütopya''yı.
Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus'un 5. kuşaktan torunudur. Edirne'nin yakınlarındaki Simavna kasabasında doğmuştur. Babası, Osmanlı Devleti zamanında Simavna kadısıydı. Dönemine göre üstün nitelikte bir eğitim görmüş ve oldukça donanımlı bir ilm adamı olarak yetiştirilmişti. Ankara Savaşın'da Timur'a yenik ve esir düşen Padişah Yıldırım Bayezid'ın ardından başlayan Fetret Dönemin'de taht kavgaları yapan şehzadeler içerisinde Musa Çelebi'nin yanında yer almış ve ona kazaskerlik yapmıştır. Fakat diğer şehzade Mehmet Çelebi yönetimi ele alıp kardeşini öldürtünce, Bedretttin etrafına çok sayıda mürid toplamış, fakirlere dağıtım yapılmasını öngören, toplanan fahiş vergilere ve yapılan haksızlıklara karşı duran doktiriner fikirleri ile huzursuzluğa sebep olmuştur. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile birlikte büyük bir ayaklanma başlatmış, tarih sayfalarına Şeyh Bedrettin İsyanı'nı yazdırmıştır. Nihayetinde müridleri yakalanıp yenilince, kendi  isteğiyle teslim olmuş, Serez çarşısında bulunan bir bakırcı dükkanının karşısındaki ağaca asılarak idam edilmiştir.
*****
''Varidat'' adlı eserinde şöyle der:
*Hükümet seçimle kurulmalıdır. Ulus, tam bir özgürlük içinde oyunu kullanabilmelidir. Kıyan ve zorba bir hükümetin buyruklarına uymamak gerekir. Saray, saltanat, yeniçeri, tekkeler, dervişler hep zorbalığın ürünüdür.
*Tanrı dünyayı yarattı ve insanlara verdi. Şu halde dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır. İnsanlar eşit olarak yaratılmışlardır. Birinin mal toplayıp öbürünün aç kalması, Tanrı'nın amacına aykırıdır. Ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeliyim. Sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. Çünkü bütün bunlar hepimiz içindir, hepimizindir. Ay ve güneş herkesin lambasıdır, hava herkesin havasıdır, şu herkesin suyudur. Ekmek neden herkesin ekmeği değildir?"
*Herkes Tanrı'yı aklının erdiğince kavrayabilir. Birinin kavrayışı ötekine benzemeyebilir. Aynı kavrayışta bulunmayanların birbirlerini kınamaları, zorlamaları doğru değildir. Ayrılıklar, din adamlarının işleri karıştırmasından doğmuştur. Bunlar ortadan kaldırılırsa bütün dinler bir olur. Müslüman, Hırisatiyan, Musevi, Mecûsi, hep aynı Tanrı'nın kuludur. Hepsi kardeştirler.
*Her şey çift olarak yaratılmıştır. İnsanlık kadın ve erkeğin birleşmesinden doğmuştur. Nikâhlı  kadın, evrensel ikiliğin değeridir. Karı koca birlikteliğinin dışında kalan her şey ortak olmalıdır. 
*İnsanı iyiliğe sürükleyen kendi gücü melek, kötülüğe sürükleyen kendi gücü de şeytandır. Bu güçler tüm varlıklarda vardır. Deccal, Mehdi, Dabbe gibi kıyamet belirtileri yüzyıllardan beri boşuna beklenmiştir. Vücut zerrelerinin bir kez dağıldıktan sonra tekrar bir araya gelmesi ve cesetlerinin dirilmesi mümkün değildir. Her güzel şey cennet, her kötü şey ise cehennemdir. Huriler, köşkler, ırmaklar, ağaçlar, meyvalar ve benzerlerinin tümü, hayal âleminde gerçekleşir, duyu âleminde gerçekleşmez; bunu anla! 
*Tapınma, bütün namazlar ve niyazlar, ahlâkın düzeltilmesi içindir. Gerçek tapınmanın hiç bir koşulu, sınırı, biçimi yoktur. Hak  etki  yönünden  Allah’tır. Etkilenme yönünden ise, kul ve mahlûktur, mahkûm ve yeniktir. Bundan dolayı  bütün işler Allah’a aittir; suretler ise, araçlarıdır. Kulun suretinde görünümünde Hak’tan başka bir şey yoktur. Fakat  kul yanılgıya düşüp, kendisinde Hak’tan başka özgün bir varlığın işi ve seçimi bulunduğunu sanmıştır.
*****
.....

Dönüldü Bedreddin'e
Denildi : "Sen de konuş."
Denildi : "Ver hesabını ilhadının."
Bedreddin
Baktı kemerlerden dışarı.
Dışarıda güneş var.
Yeşermiş avluda bir ağacın dalları,
Ve bir akarsuyla oyulmaktadır taşlar.
Bedreddin gülümsedi.
Aydınlandı içi gözlerinin,
Dedi:
- Madem ki bu kerre mağlubuz
Netsek, neylesek zaid.
Gayri uzatman sözü.
Madem ki fetva bize aid,
Verin ki basak bağrına mührümüzü..

Şeyh Bedrettin Destanı,  

Nazım Hikmet-1936

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tunceli’de patlama: 2 çocuk yaralı
Tunceli’de patlama: 2 çocuk yaralı
Rusya’dan Yemen için insani yardım çağrısı
Rusya’dan Yemen için insani yardım çağrısı