Çiğdem Şener Geceye İltifat
Geceye İltifat
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

Geceye İltifat

 

 

     Lacivert parlak elbisesi ve ışıltılı mücevherleriyle süslenmiş ılık bir gecede, sırtüstü yatmış gökyüzüne bakıyorum. Her şey ne kadar da berrak ve sessiz. Tıpkı gerçek rengi gece olan kâinatın ilk günü gibi.

     Gün ışığında bizler, adeta karanlık bir sahnede, üzerine spot ışıklar verilmiş oyuncular gibi, bize verilen yaşam rolümüzü oynuyoruz. Ama iyi, ama kötü taraflarıyla acımasızca… Çevremizdeki pek çok şeyi görebildiğimiz için kendimizi kocamanmışız gibi algılayıp ‘’evrenin efendisi biziz ve her şey bizim için var’’ sanrısına kapılıyor, içimizdeki kibirli ruhu ortaya çıkarıyoruz. O vakit güçlüyüz, korkusuzuz. Bizlerin bize yansıtıp öğrettiği egomuz devleşiyor, her şeye sahip bir şımarık çocuk edasıyla, doğaya hükmediyoruz, ona zarar veriyoruz. Bu ölümcül kibir, bize haz verdiği gibi bir o kadar da kendi ellerimizle inşa ettiğimiz yarı açık yaşam hapishanesinde bizi hapis kılıyor, alt benliğimizdeki kimliğimizi yaşatmıyor. Gün boyu iş, güç, gereklilik, kavga, cinayet, hırsızlık, pek çok şeye tahammül etmek zorunda kalıyoruz. Kendimiz olamıyoruz.

     Oysa gece, kafamızı kaldırıp koca evrenin lambalarını görünce, hayran olunası sonsuzluk içerisinde ne kadar da ufak olduğumuzu görüyoruz. Gün ışığında hükmedici, yorgun ve kendiliğini yaşayamayan şişik benliğimiz, gece nihayet sönüyor, kendi içine saklanıyor. Artık özgürlük vakti. En koyu sohbetler,  en güzel yemekler, en keyifli kahveler, en derin sessizlik, en ışıltılı şehir ışıkları, en duygulu şarkılar, en romantik aşklar bir bir çıkıyor gecenin kör dedikleri karanlığından. Sonra gecenin hediyesi uyku geliyor. Herkes bir. Zengin de, fakir de, kral da, köle de, kadın da, erkek de... Hepsi çıplak kalmış vücudu ve ruhuyla yatağa giriyor. Kafamızı yastığa koyup, içimize dönerek gerçek duygularımızı yaşıyoruz. Sevinçler, pişmanlıklar, aflar, hesaplaşmalar, mutluluklar, aşklar ve gün boyu oracıkta sırasını bekleyen göz yaşları…İnsan oluyoruz.

     Geceyi sevmemek ondan korkmak öğretilmiş bizlere. Oysa korktuğumuz gecenin şerri değil, bizim yüzleştiğimiz acizliğimiz, savunmasızlığımız, yetersizliğimiz. Çünkü gündüzün dev egosu, muhteşem kainat karşısında  küçüklüğünü yaşıyor artık.

     En önemlisi de kabuklarından sıyrılmış çıplak ruhumuz artık özgür ve en güzel işleri üretiyor gece gece. En özünden okunan kitaplar, en derinden bestelenen şarkılar, en derinden yaşanan aşklar…

     Ve ben her zaman olduğu gibi, bu yazımı da yine güzel, lacivert, yıldızlı, sessiz, saf bir gecede yazıyorum. Elimde bir kadeh şarap… Ama bu sefer bana eşlik eden ‘’Moonlight Sonata’’ ile Beethoven.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
cesme escort fethiye escort kemer escort kusadasi escort marmaris escort bandirma escort bordum escort burdur escort canakkale escort cankiri escort canakkale escort cesme escort corlu escort corum escort cerkezkoy escort