Çiğdem Şener "Pardon"
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

"Pardon"

 

     Bir sabah kalkarsınız, birileri ayaklarınızın altından halı çeker gibi hayatınızı savurup bir kenara atar. Halının üzerinde geçmişinize ait kutsal değerler, geleceğinize ait tüm hayaller ve o gün yaşamakta olduğunuz ne varsa devrilir, un ufak olur hep birden.

     13 yaşındaki bir çocuk. Asker olur, anası babası bilir devletini, evi bilir vatanını. Ve bir gün derler ki ‘Sen bizim evladımız değilsin artık. Sevmiyoruz seni. Git!’’ O saatten sonra yalandır andı, marşı, bayrağı, milleti.Yetim ve öksüz kalmıştır. O’na oynanmış kötü bir oyundur aslında  yaşananlar. Tüm ilkeleri, değerleri yalandır, hiç olmamışlardır. Hayalini kurduğu  yazlık taş ev, bahçe, tekne, çocuklarını göndereceği okullar, onların düğünleri, çok sevdiği yari, hepsi…O göremeyecektir artık.

          * * * * *

     Önce bir telefon gelir. Arayan komşunuzdur. Size, polislerin evinizi aramak için kapınızda beklediklerini söylerler. Yüzlerce kilometre uzakta olan anne ve babanızın yanında tatilde olduğunuz için çilingir getirip kapıyı açmalarına razı olursunuz. Eşiniz de evde yoktur. Çünkü O bu ülkenin selameti uğruna  kendisine verilen emir gereği uzak bir yerde görevdedir.

     Telefonda polis, size hakkınızda yakalama kararı olduğunu söyler. Siz de olayı aşağı yukarı kavrayarak sorarsınız ‘’Ben mi yoksa eşim mi? İkimiz de askeriz de…’’ Ne fark ederse sanki. İlk şoku atlattıktan sonra artçılar gelmeye başlar. Anneniz bayılarak yere yığılır mesela. Babanız bulut gibi dolu bakışlarla boş duvara bakar kalır öylece. Derin bir sessizliği şu sözler bozar. ‘’Buraya kadarmış.’’

     Olduğunuz yere öylece oturup size söylenmeyen suçunuzun ne olduğunu düşünürsünüz. Bu arada halen evinizde arama yapan polisleri dakika dakika gözünüzde canlandırırsınız. Kafanızda deli düşünceler... ‘’Şimdi hepsi tüm evin odalarına dağılmışlardır. Tüm bilgisayar telefon CD ne varsa kopyalıyorlardır. Acaba sağa sola atmışlar mıdır ki kendilerinin olanı? Belki de şimdi mutfaktadırlar. En sevdikleri yerde… Şimdi de tertemiz siyah poşete sarılmış hard disk yerini buluyordur buzdolabının tozlu arkasında. Konu komşu bakıyordur pencerelerden kesin. Of Allahım!’’

     Dakikalar sonra nihayet okursunuz televizyondan geçen alt yazılar arasında kendinizi. ‘İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan Fuhuş ve Askeri Casusluk davasında hakkında yakalama kararı olan……’’ İşte o zaman gelen artçı dalga, kafanızdan aşağıya kaynar suları döker. Casusluk? Fuhuş? Ne diyor bunlar? Aşkım?

     O saatten sonra hayat sizin için ayrı bir durur. Kimsenin yüzüne bakacak haliniz kalmaz. Derim ki bütün dünyanın kadınlarıyla bile yapsa, ben onu bırakmam. Dik dururum ben her ne olursa! Ya casusluk? Ama olmaz! O yapmaz! Yalan!

     Telefonlar susmaz. Her arayan umut ve taziye arası temennilerde bulunur. Eşinizin şu anda nerede olduğundan, ne yaptığından haberiniz yoktur. İzmir’e mi götürmüşlerdir acaba? Siz gidemezsiniz. Çünkü çocuklarınızın olan bitenden haberi yoktur.  Ne dersiniz? Nasıl söylersiniz? Üstelik görevde olduğu için zaten iki aydır göremedikleri babalarıyla bir veda bile edemediler.Vefalı akrabalarınız sizin yerinize nöbet tutuyordur kapısında aç, susuz, öfkeli, çaresiz. Uzaklardan zar zor bir avukat bulursunuz. Ancak onunla haberleşirsiniz. Dersiniz ki söyle O’na. ‘’Bizi burada dimdik arkandayız. Çocukları merak etme. Onlar üst katta oynuyorlar. Haberleri yok. Biz asker olarak gerekirse canımızı vermeye yemin etmişiz. İşte öldük var say. Vatan sağ olsun!’’

     Uykusuz ve aç geçen üç günün ardından bir telefon gelir. O’nun sesi. ‘’Beni tutuksuz yargılanmak üzere saldılar. Ama yarımız içerde. Sizi çok özledim.’’ O an çığlık çığlığa haykıran bir gözyaşı sevinci. Ama sonra? Utanırsınız. İçerde kalanlardan ve şimdi, şu anda onları bekleyen ailelerinden utanırsınız. Özgür olduğunuz için…Onlar ağlıyor olduğu için…Susarsınız sonra bir tuhaf sessizlik olur.

* * * *

     Günler geçer. Önce evinizde tedirgin yaşarsınız. Olmadık yerlerde dinleme cihazı ararsınız. Çıt çıkarmaya korkarsınız. Acaba dinleniyor muyuz? Acaba izleniyor muyuz? Ya konuşmalarımızı eğip büküp bize karşı kullanırlarsa? Sonra bazı akrabalarınız, arkadaşlarınız size sırt çevirir. Telefonlarınıza çıkmazlar mesela, belki korkudan belki nefretten.

     Gazetelerde adınızı okursunuz bir dizi kahramanın arasında. Derler ki manşette ‘’ASIN BUNLARI !’’Çocuklarınızın okulundaki rehberlik servisi çağırır sizi. Derler ki ‘’toparlayamıyoruz çocuğunuzu, dağıldı.’’

     Derken ocağınız, ordunuz size sırt çevirir. Atar! Onurunuzdan sonra işsiz, parasız, evsiz de kalırsınız.  Velhasıl içinizde kocaman, ağır bir taşla yaşarsınız.

* * * *

     Yıllar sonra at izi, it izine karışır.

     Derler ki ‘’KANDIRILMIŞIZ , PARDON’’

    

 

    

    

    

         

    

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İrem Derici'nin tedavisi sürüyor
İrem Derici'nin tedavisi sürüyor
Şoke eden iş ilanı!
Şoke eden iş ilanı!