Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri Dr. Mesut Cerit Zayıflamaya Yönelik Diyet Programları Kilo Almanıza Neden Olabilir!
Zayıflamaya Yönelik Diyet Programları Kilo Almanıza Neden Olabilir!
Dr. Mesut Cerit
hgs yükleme kent kart yükleme

Zayıflamaya Yönelik Diyet Programları Kilo Almanıza Neden Olabilir!

Son zamanlarda, her geçen gün artan obesite sayısı ve obesiteyi önleyici farklı diyet programları ile kilo kaybını sağlayan değişik uygulamaların (akapunktur, mide küçültme, lazer liposuction vb.) sonuçlarına ilişkin tartışmalar gittikçe artıyor. Siz değerli okurlarımızla sağlıklı bir yaşama dair paylaştığım bu ilk yazımda işte bu artan tartışmalara değinecek, farklı bir bakış açısı sunmaya çalışacağım.   

Fazla kilolarından kurtulma her sosyo kültürel ve ekonomik seviyeden insan için dünyanın her yerinde öncelikler arasında yer alır. Görünüşüne ve sağlığına önem veren insanların tümü bel çevresini ve karın bölgesini sağlıklı ölçüler içinde tutmaya özen gösterir. Bu özeni gösterirken unutulmaması gereken ise; kilo verme programlarının sadece egzersiz ya da sadece diyet odaklı planlanması durumunda alınacak sonucun uzun vadede hayal kırıklığı yaratacağıdır.

Sağlıklı kilo verebilmenin tek yolu; düzenli egzersizi ve dengeli beslenmeyi; bir bütünün (biri diğerinden ayrıldığında diğerinin tek başına hiç bir anlam ifade etmeyeceği) iki parçası olarak görmektir.

Konumuz sağlıklı kilo verebilmenin doğru yolları olunca, insanoğlunun genetiğini mercek altına almak da kaçınılmaz bir zorunluluk oluyor.

Doğadan gelebilecek türlü türlü tehdite karşı her daim hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda olan ilk insanlar, avlarının bol olduğu, rahatça avlandıkları bolluk dönemlerinin yanında, kimi zaman avlarından eli boş dönebiliyor, buldukları yiyecekleri değerlendiremiyor ve bu nedenle aç kaldıkları kıtlık dönemleri de yaşayabiliyordu. İşte bu durum; aç oldukları ve enerjilerini kullanmak zorunda oldukları anlarda, vücutlarının acil ihtiyaçlarda kullanılmak üzere yağları depolamasına neden oldu. Yedikleri besinlerden aldıkları enerji öyle bir biçimde bölüştürülürdü ki, bir bölümü sürdürmekte oldukları aktivitelerde (avcılık, toplayıcılık,vb.) kullanılır, bir kısmı da daha sonra kullanılmak üzere yağ olarak depolanırdı.

Yani atalarımız bizlerin aksine bolluk-kıtlık hayatına fazlasıyla uyum sağlamışlardı. Milyonlarca yıl süren bu gelişim, biz insanoğlunun genlerini yağ yapma ve depolamaya kodladı. Enerjinin bu şekilde bölüştürülmesi bolluk-kıtlık dünyasında gayet iyi işlerken, endüstriyel gıdaların bilinçsizce tüketildiği ve hareket yeteneğinin azaldığı bir ortamda tam bir felaketle sonuçlandı. Obesite ve beraberinde getirdiği hastalıklar insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eder hale geldi.

Geçmişten gelen, atalarımızdan aldığımız bu genetik şifreleme sebebiyle vücudumuz yağları kolaylıkla depolayabiliyorken; yakma konusunda da bir o kadar zorlanmaktadır.

Kısacası, geçmişimizden gelen ve özünde aynı kalmayı başarabilen genlerimiz, hiçbir şekilde, bizi ve bedenimizi günümüz düzenine uyum sağlayacak tarzda hazırlayıp kodlamamıştır. Günümüz ve geçmişimiz arasındaki bu farklılık ne yazık ki modern yaşamın bizlere getirdiği pek çok hastalığa (obesite, şeker, tansiyon, kanser vb.) da imzasını atmıştır.

Gelin şimdi genetik kodlamamız sebebiyle zaten bir kaç adım geriden başladığımız maksimum fiziksel uygunluk (fitness) koşusunda birincilik ipini göğüsleyebilmenin en doğru ve bilimsel yollarına birlikte göz atalım.

Genellikle diyetin başlangıcında hızlı bir kilo kaybı gözlenir ve bir süre böyle devam eder. Bu ani kilo düşüşü sizlerde diyete karşı bir istek yaratır, fakat bu düşüş çoğunlukla diyet bırakıldıktan sonra tekrar eski haline döner. Enerji sınırlamasının ilk ve ikinci günü depo glikojen (şeker) enerji gereksinimini sağlar, ancak glikojenin her gramı üç gram suyu da beraberinde taşır. İşte başlangıçta kaybedilen bu kiloların sırrı eksilen vücut suyudur. Oysa kilo verme programlarının amacı vücut suyunu değil, vücut yağını azaltmak ve gelinen durumu muhafaza etmektir. Diyet bırakıldığında glikojen tekrar aynı miktarda suyu le birlikte depolanacak ve hızlı bir kilo alımı başlayacaktır.

Hızla kilo kaybederken vücut suyu ve yağlarla beraber aynı zamanda kas kütlemizi de kaybederiz ki bu kaslar vücudumuzun sıcak yataklarıdır; kaslarımızı kaybedersek postürümüzü (sağlıklı duruş) de kaybederiz.  Kaslar oldukça fazla kalori yakar, eğer kas kütleniz fazla ise, metabolizma hızınız da yüksektir. Kas kütlesi kaybettikçe, daha az kalori yakarsınız. Kaslar oldukça aktif hücreler olup istirahat durumunda bile sürekli olarak kalori yakmaktadırlar. Ne kadar çok kas kütleniz varsa metabolik oranınız yani kalori yakma kapasiteniz de o kadar yüksektir. Vücuttaki kaloriyi yakmanın en iyi yolu kaslarınızın kütlesini artırmak ve yeni kas hücreleri inşa etmektir. Vücut kas oranı yükseldikçe daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Daha fazla kas daha fazla kalori harcanması demektir.

Egzersiz yapmadan sadece kalori kısıtlaması ile kilo verenlerin kaybettikleri 9 kilogram vücut ağırlığının % 30’u kas kütlesidir. Sadece diyet yapıp kas kaybederek zayıflamak metabolizmayı yavaşlatır ve yağların tüketimini zorlaştırır. Bu yüzden sadece kalori alımını azaltarak kilo vermeye çalışmayınız. Aksi takdirde bir süre sonra sağlıklı vücudunuzu kaybeder ve tekrar aynı bedeni kazanamazsınız.

Kaslarımızın sağlığı ve gelişimi yaşam kalitemizin niteliğinin korunmasında önemli bir ayrıntıdır. Eğer kaslarınızı kilo vermek maksadıyla kaybederseniz, aynı zamanda kondisyonunuzu ya da fit görünümünüzü de kaybedersiniz. Kaslar vücut suyunun çoğunu içinde barındırır ve vücut ısısının ayarlanması için olmazsa olmazdır.

 Vücudumuz kilo kaybederken, sinir sistemine sinyal göndererek iştahımızı artırır ve metabolizmamızı yavaşlatır. Vücudumuz kilo kaybetmeye başladıkça, metabolizmayı yavaşlatarak sabit ağırlığı korumaya çalışır. Vücut yağlarını genetik sınırlarımızın altına indirmeye başladığımızda metabolizmanın açlığa karşı göstermiş olduğu direnç ile karşı karşıya kalırız. Hedeflediğimiz vücut ağırlığına ulaşabilmek için almış oduğumuz kalori miktarını azaltıp eskisinden daha fazla hareket etmeye gayret göstersek bile kilo vermekte zorlanırız. Sabitlenen vücut ağırlığımız karşısında oluşan motivasyon kaybı ile kilo vermekten vazgeçip bu kiloyu korumaya çalıştığımızda da kilo almaya başlarız.

Yapmış olduğumuz diyetin yaratmış olduğu stres ve kalori kısıtlaması yağ hücreleri üzerinde karın yağlarının miktarını artırmak için çabalayan stres hormonlarını (insulin ve açlık duygusunu bastıran leptin hormonunun dengesini bozan kortizol gibi) üretmektedir. Genellikle diyet bırakıldıktan kısa bir süre sonra kaybedilen vücut suyu ile birlikte aşırı yeme isteğine bağlı olarak alınan fazla kalori, yeniden kilo alımına sebebiyet verir.

Takip ettiğimiz diyet programı neticesinde ortaya çıkan stres ve sürekli değiştirdiğimiz diyet döngüleri beslenme disiplinimizi tamamen bozar. Stresi azalttığımızda aşırı yeme isteğimiz azalırken, stresli geçen dönemde alınan fazla kilolar bizleri yeni bir kısır döngü içine sürükler. Azalan farkındalığımızla birlikte stres altında iş yapabilme özelliğimizi  de yitirmeye başlarız. İlerleyen süreçte kaybedilen kiloların daha fazlasının alınması ile de depresyonun eşiğine geliriz.

Görüldüğü gibi sadece diyetle masumane bir kilo verme arzusu, bırakın özel hayatımızı, iş yaşantımıza kadar etkileyerek içinden çıkılmaz bir kısır döngünün yarattığı depresyonun eşiğine kadar getirebiliyor bizleri.   

Peki o zaman sağlıklı kilo verebilmek için ne yapmalıyız?

Öncelikle sadece diyetle kilo veremeyeciğimizi bilmeliyiz. Çünkü uygulanan diyet programları açlıkla mücadele etmekten çok kurallara göre davranış değişikliğini baskıladığı için sinir sisteminin genetik olarak kodlanmış sabit vücut ağırlığını düzenleme etkisini azaltır. Kurallar çerçevesinde yapılan diyetler bağışıklık sistemini zayıflatarak organizmanın dışarıdan gelen uyaranlara karşı savunmasız hale gelmesine sebep olur.

Şunu umutmamalıyız; İhtiyacınız olan miktardan daha fazla besin alırsanız dünyadaki egzersiz programlarının hiçbiri sizi fit bir vücuda kavuşturamaz. Kilo vermenin püf noktası besin alımını azaltmak ve daha fazla egzersiz yapmaktır. Kilo vermek istiyorsanız, egzersiz yaparak enerji yani kalori kaybını artırmalısınız. Egzersiz, başarılı kilo kaybı için önemli bir kriterdir. Sağlıklı kilo verme ve fit bir vücuda sahip olabilmek için günde 35-45 dakika uzun süreli hafif tempolu koşu veya 45-60 dakika yüksek tempolu yürüyüş programlarının yanında haftanın 2 ya da 3 günü kassal kuvvet gelişimi sağlayan direnç egzersizleri yapmalısınız.

Yani sadece koşarak veya yüksek tempolu yürüyerek fit olamazsınız, evet, belki kilo kaybedersiniz ama vücudunuzun fit görünümünü sağlayan kaslarını geliştiremezsiniz.

Düşük şiddette düzenli olarak yapılan egzersizler birçok hastalık riskini azaltır ve zindelik sağlar; ancak fiziksel uygunluğunuzu (fitness) veya kondisyon seviyenizi geliştirmez. Kas kuvveti gelişimini sağlayan direnç egzersizleri hücrelerinizin daha verimli olmasını sağlayarak her iki tip gelişime de olanak sağlar.

Unutmayalım ki, kas kuvveti gelişimini sağlayan kassal dayanıklılık egzersizleri ile dolaşım sisteminin verimliliğini artıran aerobik aktivitelerden (yürüyüş, hafif tempolu koşular, bisiklet vb.) oluşan kombine egzersiz programları, tek başına uygulandığında genellikle hayal kırıklığıyla sonuçlanan diyet programlarının aksine sağlıklı ve etkili kilo verebilmenin en ideal yoludur.

Sağlıklı ve fit bir yaşantı dileklerimle…

 

 

 

 

 

 

 

Alıntılar:

Cerit, M., “Erkek ve Fit Yaşantı, 2016”.,

Cerit, M.,“Kadın ve Fit Yaşantı”., 2016.,

Aamodt, S., “Why Diets Make Us Fat: The Unintended Consequences of Our Obsession With Weight Loss”.

 

İletişim Bilgileri:

Dr.Mesut CERİT, Bireysel Spor Danışmanı,

e-mail:mesutcerit@yahoo.commc@perfectlife.com.tr/ mesutcerit67@gmail.com

instagram:  mesutcerit_perfectlife

Mobil: 0505 764 64 01 / 0(312) 286 05 06

Web Adresi: http://www.mesutcerit.com; www.perfectlife.com.tr; www.cherrywood.gen.tr

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'li Gaytancıoğlu'ndan TMO eleştirisi
CHP'li Gaytancıoğlu'ndan TMO eleştirisi
İstanbul'un Yanı Başında Neşe Dolu Bir Festival!
İstanbul'un Yanı Başında Neşe Dolu Bir Festival!