Çiğdem Şener Zilli İstanbul İle Ankara Hanım
Zilli İstanbul İle Ankara Hanım
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

Zilli İstanbul İle Ankara Hanım

     Gece, dolunayın parlattığı boğazın tatlı rüzgârında iç yakıcı nağmeler göğe yükselirken, mey sarhoşluğundadır adam. Kadının alaycı ve işveli kahkahaları onu deli ediyordur.  Şehir ışıltılarıyla süslü koynundan çıktığı kadına lanet okuyordur. Çünkü biliyordur ki ne kadar söverse sövsün, çok değil gönül vaktine kadar yine gelip ağlayacaktır onun bağrında. Nefret ve bağımlılık arası gelgitlerine karşı koyamamış olmanın verdiği acizlik duygusu, onun benlik saygısını yok etmiştir. Nereye kaçarsa kaçsın, her seferinde yine O’na dönecektir hasretle. Artık o Zilli İstanbul’un kölesidir.

     Ankara, mutaassıp bir ailenin kızıdır ve yüzüne bakılacak kadar da güzel. Adamının ötekine olan aşkını bilir ama dayanır çaresiz. Seviyordur, sevmeyi seviyordur dahası. Her ne kadar erkeği, hazzı o kadında buluyor olsa da, eninde sonunda huzuru gelip yuvasında buluyordur. Bu da yeter zaten ona. Yeter ki gelsin arada sırada da olsa. O, evin baş kadınıdır ve gençtir bir kere. Adam O’nu da seviyordur aslında. Ne de olsa bunca yıllık karısı. Kendisini hiç aldatmamıştır, hiç kötü söz söylememiştir. Muhtaçtır, çünkü yatağı onun yatağıdır. Güvenilir bir sığınaktır.

     İstanbul has zillidir. Bilir bir erkeği aşk sarhoşu etmesini, sevgilisi çoktur. Daha önce üç imparatora baş kadınlık etmiştir. Yaşını almış olmasına rağmen çok ama çok güzeldir. Öyle güzeldir ki tüm dünyanın gözü üzerindedir. O, sevilmeyi seven bir acımasızdır. Erkeklerinin zayıflıklarını bilir ve sonuna kadar kullanır. Oyalar, tüm vaktini yer hissettirmeden. Çünkü bencildir, yalnızca kendisiyle olunsun ister, umurunda değildir hayatlardan çaldığı zaman. İstanbul, bir kuru lafla ya da üç günlük ömrü olan bir çiçekle yetinmez. Narin boğazına mücevherli dizi dizi gerdanlıklar ister. Süslü evler, süslü arabalar ister. Erkeğin tüm parasını yutar bir gecede. Gelen gidenin belli olmadığı evinin arka odaları pistir, zararı yok. Yatak odası ve salonunun ışıltısı yeter. Onun sermayesi cilvesidir.

     Erkeğine hiç sorun yaşatmaz bizim has kız Ankara, güçlüdür, kolaydır, huzur doludur. İstesin, sevsin erkeği yeter ki. Elinden her iş gelir. Evi de kendi de akça pakça ve düzenlidir. Eğitimlidir, kibardır, naiftir. Güç onun elindedir, tüm kararları o verir, evin düzeni onda sorulur. Kalburüstü misafirleri itina ile ağırlayıp yüzünü ağartır adamının. Ne hanım hanımdır O? Mutfakta da beceriklidir. Memleketi Orta Anadolu’dur ya, en güzel yemeğinin ‘’Bulgur pilavı’’ olduğunu düşünür. Yanında da ayran, belki bir parça kuru soğan. Eee bütçe de ona göre. Devir tasarruf zamanı. Kıyamaz erkeğinin parasına, ne mücevher ister ne ev ne de başka bir şey. Yanında olsun, sevsin yeter.

     Her gün bulgur pilavı yenir mi? Zilli İstanbul bir sofra kurmuştur ki demeyin gitsin. Rakı balık… Mezesi de aşk. Soyunur, dökülür, kahkaha atar, kadeh tokuşturur. Taş plaktan çıkan ezgiler ve yakamoz boğazın narin sularını bir ateş gibi yakarken, erkek de yanıyordur artık. Tüm şarkılar İstanbul için söylenmiş, tüm şiirler, romanlar o acımasız güzel için yazılmıştır.

     İyi kalpli, sadık, vefakâr, has kadın Ankara Hanım mı?

     Acımasız, çekici, meşrep Zilli İstanbul mu?

     Sevgi mi? Aşk mı?

    

     

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Efes’te Romeo ve Jülyet
Efes’te Romeo ve Jülyet
Itır Esen’in tacı geri alındı!
Itır Esen’in tacı geri alındı!