Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri Çiğdem Şener ÇİŞLİ KABUK
ÇİŞLİ KABUK
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

ÇİŞLİ KABUK

Salatalık istemiş canı Hoca Nasreddin 'in. Soymuş kabuklarını, atmış kenara, sonra da bir güzel işemiş üzerine. Yemiş içini, yemiş ama doymamış. Bakmış göz ucuyla şöyle bir kabuklara. "Şuna değdi, buna değmedi, ona az değdi...." derken hepsini atmış ağzına.
Dünya, bu hesap. Nihayete erdiğimizde herkes kendi salatalığını yemiş bitirmiş olacak. Ama çişli, ama çişsiz...

Başıma gelen her olumsuz olayın sebebini düşünüp ‘’geçmişte yediğim şu ya da bu nanenin bedelini ödüyor olmalıyım’’ diye içselleştirmek gibi bir huyum vardır. Annemden öğrendim.  Ama olumlu şeyler için işletemiyorum bu algoritmayı. Bunu da annemden öğrenmiş olmalıyım zira anksiyete bozukluğu sahibesi, hep endişeyi takip eder. Zaten aynı hastalığın genini de bana O verdi. Ayrıca çişli salatalık hikayesini de bu özel kadından dinlemiştim. 

Kağıtların takyon tanecikleri tarafından dağıtıldığı Nobel ödüllü kuantum evreninde bilinçli bir rüyanın içindeyiz. Tıpkı "Vanilla Sky" filmindeki gibi. Başımıza gelenler, sadece olmasını hayal ettiklerimiz. Hepsini biz seçtik ve hala seçiyoruz aslında. Bir gün anlaşmayı yaptığımız yerde gözlerimizi açacağız. O vakit öğrenmemiz gerekenleri öğrenmiş, çok şeyi deneyimlemiş ve yol almış olacağız.  İşte bu fiziki gerçeklikte yaptığımız her hareketin, ağzımızdan çıkan her lafın, en önemlisi de her düşüncenin gerçekleşmek üzere dönüp dolaşıp bize geldiği kabul edilmektedir. Bunu iddia etmek için aslında fizik yasalarına da ihtiyaç yoktur, zaten soyup kenara attığımız salatalık kabuklarını eninde sonunda yiyeceğimiz, binlerce yıllık insanlık tecrübesiyle sabittir. Bu yüzden en azından üzerine işemeyelim.

Nedir çişli kabuk?

Kul hakkı yemek kavramı; pek çoklarımızın dar algısıyla sınırlandırılmıştır. Oysa ki;

Bir canlıyı öldürmek, onun ‘’yaşama hakkını’’ elinden almaktır.

Tecavüz etmek, onun ‘’bedeni ve ruhi saygınlık hakkını’’ elinden almaktır.

Yalan söylemek, onun ‘’gerçeği bilme hakkını’’ elinden almaktır.

Dedikodu yapmak, onun ‘’özel yaşamını gizleme hakkını’’ elinden almaktır.

Başkasının parasını, malını çalmak, onun ‘’kendi emeğine sahip olma hakkını’’ elinden almaktır.

Zina etmek, onun ‘’aşk veya sevgi hakkını’’ elinden almaktır.

İsraf etmek, onun ‘’ortak zenginlikten faydalanma hakkını’’ elinden almaktır.

Çevreyi doğayı kirletmek, diğer canlının ‘’sağlıklı alanlarda yaşama hakkını’’ elinden almaktır.

…… Bu listeyi uzatabilirsiniz.

Empati yeteneğinden yoksun olmak, saydığımız hataların sebebidir. Bizim dünyaya geliş sebebimiz temelde bu yeteneğimizi geliştirip yaşadığımız deneyimlerle kazandığımız insanlık derecemizi gösteren titreşim frekansımızı artırmaktır. Kişi ‘’Ben’’den çıkmalı, ‘’Biz’’e girmelidir. Nihayetinde kaybolmayacak, bütünün içerisindeki kendisini fark edecektir. Bütünün dışında bir varlığın imkansızlığını ve ötekilere karşı sorumluluklarının olduğunu, verdiği kadar alabileceğini idrak edecektir.

Çok önceleri yıldız tozuyduk. Sonra belki bir kuşun titrek tüyü belki bir söğüt ağacının kabuğu belki de okyanusun dibindeki kum tanesi olup, dolaştık durduk dünyayı. Şimdi Tanrı'nın özel bir haute couture tasarımı içerisindeyiz. Yarın yine zerrelerimiz dağılacak. Ama sadece iki şeyimiz asla durmamak ve geri dönmemek üzere sonsuzluğa doğru yola çıktı.  Bütün içerisindeki sevgi ve nefretlerimiz...

Ouroboros; mitolojide, kuyruğunu yiyerek yaşayan, kendi kendine yetebilen, kendini yaratan bir yılandır. Derinlerde ise tekamül eden insanı sembolize etmektedir. Doğa, iyilik ve kötülük hallerinin ritüel olarak süregelmesinden ibarettir. İnsan öncelikle bunu idrak eder, sonra da Ouroboros misali uyumlanır. Retardasyon kuramı der ki: Her hayvan doğumundan kısa bir süre sonra çevreye uyumlanır. Sadece insan çevresini kendine uydurur. Çünkü uyumunu gecikmeli yapar ayakta kalabilmek için akıllanmak zorundadır. İnsanın gücü, güçsüzlüğündedir. Biz bu güçsüzlüğü, bizi diğer canlılardan ayıran idrak yeteneğini akılcı ve empatik şekilde kullanarak üstün kılarız. Bu bize bütün içerisinde düzeni korumak adına yetki kadar sorumluluk da yükler. Eninde sonunda hepimiz, Ouroboros misali defalarca salatalık kabuklarını soyup atıp yiyeceğiz. Taa ki üzerine işememeyi öğrenene kadar.
 

Yüzümüz ile ensemiz arası mesafe tam 40.075 km'dir. Dünya çok büyük ve görevimizi tamamlayıp başladığımız yere döndüğümüzde bulacağımız tek şey bütündeki kendimiz olacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çitfçiye mazot ödemeleri başlıyor
Çitfçiye mazot ödemeleri başlıyor
Çocuk istismarında tüyler ürpeten veriler
Çocuk istismarında tüyler ürpeten veriler