Pendik Escort Bayan Escort Kartal Maltepe Escort kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri Çiğdem Şener SONSUZ SİMURG
SONSUZ SİMURG
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

SONSUZ SİMURG

     Simurg derlermiş kuşlar diyarında onun adına. Kaf Dağı’ndaki bilgi ağacının altında yaşayan kutsallarıymış. Ne güzelliğini gören, ne de sesini duyabilen olmuş bilinen güne kadar. Ama inanırlarmış ki, yaşam dayanılmaz hale geldiğinde, kötülük gelip de kendilerine eziyet ettiğinde, hep o yüce varlığın inci gözyaşları derman olurmuş dertlerine. Simurg, zamanı geldiğinde kendini altında yaşadığı ağaçla birlikte yakar, sonra küllerinden yeniden doğarmış ve bu böyle devam edip gidermiş sonsuzluğa.

     Bir zaman gelmiş ki kuş ülkesine kara bulutlar çökmüş. Hiç kimse gülemez olmuş, çaresiz Simurg’un yardımını dilemişler. Ama hiç ses çıkmamış kutsaldan. Çok beklemişler, yalvarmışlar ama yok. Tam bitecekleri anda, uzaklardan gelen bilge bir kuş, gagasında güzel bir tüyle ‘’bu’’ demiş, ‘’Simurg’un tüyü, umudunuzu kaybetmeyin. Bu bir müjde.’’

     Tüm kuşlar çok sevinmiş. Bu esrarengiz  klavuzun rehberliğinde yola çıkmaya karar vermişler. Simurg’u arayıp bulacaklarmış, onun gözyaşlarından derman dileyeceklermiş. Ama yol çok çetinmiş. Aşılması gereken yedi dipsiz vadi varmış. İstek Vadisi, Aşk Vadisi, Marifet Vadisi, Tokgözlülük Vadisi, Teklik Vadisi, Şaşkınlık Vadisi, Yokluk Vadisi.

     Klavuz kuşun cesaretlendirip yol gösterdiği  uzun ve yorucu yolculukta, pek çoğu bu vadilerden geçerken teker teker yok olmuşlar. Nihayetinde sayılı kuş, ilk beş vadiyi aşabilmiş, geriye iki vadi kalmış geçilmesi gereken ve Kaf  Dağı’na varmışlar. Bilgelik ağacının altında Simurg’u aramışlar, bulamamışlar.  Ama fark etmişleri ki 30 kişiler.  Farsça "si", "otuz", murg" ise "kuş" demekmiş. Aslında Simurg kendileriymiş. Şaşkınlık vadisini de aşmışlar böylece. Derken birdenbire oracıkta hepsi alev almış, yanmaya başlamışlar. Öyle bir alev ki  onları tamamen yok edercesine. Son olarak geçilen, yokluk vadisi olmuş. Bir de bakmışlar ki ne görsünler? Hepsi de, rengârenk, parlak, upuzun tüyleri, şimşek gibi gözleri olan, endamlı tek bir Zümrüd-ü Anka’ya dönüşmüşler. Tek bir vücut olduklarını idrak ederek, küllerinden yeniden doğmuşlar.

     Simurg Efsanesi derler bu anlattıklarıma. Nam-ı diğer ‘’Zümrüd-ü Anka’’. Başka bir yerde de ‘’Phoenix’’.

* * * * *

     Yüce Türk Milleti.

     Kadim çağlardan beri sayısız beylikler, devletler, hanedanlıklar,  imparatorluklar, cumhuriyetler kurdun.

     Öyle bir dönem yaşadın ki kim olduğunu unuttun, kendi vatanında üvey evlat oldun, ezildin, öz saygını yitirdin, çok acılar çektin, yokluklar, ihanetler gördün, ölümler tattın yine de yaranamadın. Her şeyini kaybedip, var ve yok oluş arasında gidip geldiğin bir çaresizliğinde sarılacak umut aradın.

     Bir 19 Mayıs sabahı çıkıp gelen kılavuzun, sana kendi eliyle umudunu verdi. O umut, kaybettiğin onurunun, bir daha yaşanmayacak dediğin istikbâlinin, zincire vurulan özgürlüğünün, ve yüzyıllardır yitik olan benliğinin ta kendisiydi.

     Kılavuz Önderi’nin eliyle sunduğu müjde sana hep ışık oldu, güven ve cesaret verdi. Beraber çıktığınız bu çetin yolculukta acıların daha büyüğünü tattın ama yılmadın. Kadın, erkek, çoluk, çocuk, yaşlı, genç… Topyekün verdiğiniz mücadelede aç kaldın, susuz kaldın, üşüdün, yandın, ölümler gördün, öldün. Beş dipsiz vadiden geçtin.

     Sonra? Sonra gördün ki başka ne bir güç ne de kurtarıcı vardı. Bu güne kadar beklediğin kahraman kendindin aslında. Kılavuz Önderi’nin, Mustafa Kemal’in getirip içine attığı kıvılcımdı sana bunu hatırlatan. Binlerce yıldır atalarından sana miras kalan, içinde yaşattığın ama farkına varamadığın ‘’Kutsal’ını ‘’ buldun işte. Şaşkınlık vadisini de aştın.

     Derken birdenbire tatlı bir alev aldın. Saçının tüyünün en küçük telinden, kemiklerine, İliklerine kadar neyin varsa yandın. Hataların, umutsuzlukların, geçmişinde kötü bildiklerin, hepsi kül oldu hiçbir şey kalmadı geriye. Son vadiden de geçtin. Yokluk vadisinden.

     İlahi bir şekilde, yavaş yavaş yeniden doğmaya başladın. Tekrar ete kemiğe büründün, ama eskisinden çok daha ihtişamlı, çok daha kuvvetli, çok daha tecrübeli. Acılarından, hatalarından ders çıkardın ama asla unutmadın ne geçmişini ne de sana yapılanları. Küllerinden yepyeni bir ‘’Tek’’ oldun.

     Türkiye Cumhuriyeti… Tıpkı Zümrüd-ü Anka gibi.

               * * * * *

     Yaşamda çok şey görüp acılar içinde sınavlardan geçen, yavaşça yanıp olgunlaşan, tekliğini ve gücünü idrak eden kuş. Yanıp yanıp küllerinden yeniden doğan, hiç ölmeyen ve ölmeyecek olan kuş.     

     Sonsuz Simurg!

     Sonsuz Türk milleti!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP'li Yedekçi:“Aleviler bu ülkenin asli unsurudur”
CHP'li Yedekçi:“Aleviler bu ülkenin asli unsurudur”
CHP'li Şeker'den İsmail Kahraman'a Cevap
CHP'li Şeker'den İsmail Kahraman'a Cevap