Çiğdem Şener NADİR AĞA
izmir escort bursa escort izmir escort bayan bodrum escort izmir escort kızlar escort izmir

antalya escort izmir escort bayan buca escort bursa escort kızlar bursa escort bayanlar istanbul escort

NADİR AĞA
Çiğdem Şener
hgs yükleme kent kart yükleme

NADİR AĞA

“Böyle ikindi vakti,
 Göztepe İstasyonu’nda çıt olmaz.
 Ve eser zaman,
 Oturur hep aynı sırada tek başına,
 Bir harem ağası.
 Çok uzun boylu, çok zayıf.
 Son kalanlardan, en ihtiyarı.
 Beton villalar,
 Geçti çığlıklarla 15:45 katarı...”
                     Nazım Hikmet - Memleketimden İnsan Manzaraları

     Yıllar önce Göztepe'de oturduğum vakitler gelip geçerdim Nadir Ağa Sokak’tan. Kocaman çınar ağaçlarını sallayan rüzgar, geçmişten nağmeler getirirdi. İçi buruk nağmeler...İstasyon hep sessizdi ta ki tren geçene kadar. Şimdi orada oturmuş geçen zamana ağlayan, Nazım'ın söylediği yaşlı siyahi adamı hayal ediyorum,
     Habeşistan'ın küçük bir köyünde, kendi halinde cıvıldaşan çocukların üzerine aniden çöken kara bir bulut. Anasının, saçının teline bile kıyamadığı sıska yavrucağız; sırf Allah'ın yakıştırıp kapladığı siyahi derisi yüzünden, birilerine hediye edilmek üzere uzak diyarlara kaçırılır. Kendisi gibi yüzlerce çocuk, kaderin bundan sonra onları nerelere sürükleyeceğini bilemeden, anasının kokusunun özlemiyle ağlayarak birbirleriyle bakışıp dururlar.

     Sıska çocuk bir gece esircilerin elinden kurtulur. Aslanların, fillerin ve ormanların arasından köyüne varır. Fakat tekrar yakalanır. Arap köle tüccarları onu Kızıldeniz kıyısında Massava kentinde Halil Ağa adlı eski bir harem ağasının açtığı hadım merkezine götürürler. Burada çocukların cinsel organları günlerce süren ilkel yöntemlerle kesilir. İç kanamadan veya enfeksiyondan ölenlerden sonra kalabilen 200 çocukla birlikte, gemilerle önce Mekke sonra da Medine'ye götürülür. Pazarda hepsi teker teker satılır. Ne var ki o kadar çelimsizdir ki bizim çocuk, kimse 5 altın lirasına kıyamaz. Nihayet Medineli güçlü bir zatın annesi ona acır ve satın alır.

     Sene 1880. Henüz 10-12 yaşlarında iken bu kez İstanbul'a satılır. O sıralar Padişah 2.Abdülhamit, Sudanlı bir harem ağasından o kadar çekmiş olacak ki bundan böyle Habeşistanlı isterim diye emir buyurur. 22 tane siyah yavrucak huzura çıkarılır. Gözleri sıska çocuğa takılan padişah onu yanına çağırır. Fakat tek bir kelime Türkçe bilmediği için ne dediğini anlayamaz. O zaman 2. Abdülhamit onunla Arapça konuşmaya başlar. O sohbetten sonra çocuk artık Nadir Ağa'dır.   

     Kim derdi ki bu sıska esir, günün birinde padişahın muhasibi, sarayının en nüfuslu insanı olacak, ''Abdülhamit'i elinde tutan adam'' diye anılacak, Sultan onu ''Oğlum Nadir'' diye çağıracak? 

     Yıl 1909. İkinci Meşrutiyet ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı büyük bir ayaklanma baş gösterir. 31 mart ayaklanması. 2.Abdülhamit tahttan indirilir. Yıldız Sarayı’nda Sultan Hamit’in elinde bir hazine vardır. Padişaha hediye edilen kıymetli mücevherat ile ecdattan kalma servet sarayın bahçesinde bir havuzun altında gizli bir mahzende saklıdır. Bu hazinenin nerede ve nelerden ibaret olduğunu sarayda ancak beş kişi biliyordur. Bunlardan biri Sultan Abdülhamit, diğerleri Nazik Eda ve Müşfika Kadın Efendilerle Birinci Musahip Cevher, İkinci Musahip Nadir Ağa'dır.Yıldız Sarayı’ndaki hazineye ulaşılamayınca birinci musahip Cevher Ağa sorgulanır, ancak sadakat göstererek “velinimetimize ihanet etmeyeceğim” diyerek hazinenin yerini ifşa etmez, bunun üzerine boynuna ip takılarak idam edilir. Bu kez, sıra ikinci musahip Nadir Ağa’ya gelir. Ona Cevher Ağa’nın cesedini göstererek hazinenin yerini söylemezse aynı akıbeti yaşayacağını söylenir. Yapılan işkenceye daha fazla dayanamayan Nadir Ağa da gizli hazinenin yerini göstermek zorunda kalır. 31 Mart Vakası’nın (13 Nisan 1909) üzerinden bir 15 gün geçmeden, 27 Nisan 1909’da Şeyhülislam Ziyaeddin Efendi’nin fetvası ile Sultan II. Abdülhamit’in hal edilmesinin ardından, Yıldız Sarayı’nı teslim alan Galip Paşa, Nadir Ağa’yı “Yetişme tarzından umulmayacak kadar zeki, zarif, ahlaklı ve medeni cesareti olan genç bir siyahi” olarak tanımlamıştır.

     Saraydan ayrıldıktan sonra dışarıdaki hayatla burun buruna gelir. Ne yapacağını bilmez. Bir dostundan 700 lira alacağı vardır ve bu parayla 40 kırım ineği alır. Erenköy Kozyatağı’ndaki arazisinde çiftçilik yapar.Türkiye'de ilk defa kapalı şişe sütünü satan O’dur. Kendisine Göztepe’de bir köşk yaptırır. Cumhuriyet döneminde son harem ağalarının bir araya gelerek, merkezi İstanbul Divanyolu’nda olan Medine ve Kahire’de de birer şubesi bulunan “Harem Ağaları Teavün Cemiyeti” adlı bir de dernek kurarlar. Bu derneğin başkanlığını yürüten kişi Nadir Ağadır. Göztepe İstasyonu’nun köşesinden başlayarak günümüz Nadir Ağa Sokağı köşesine kadar olan bölgede yer alan dükkânların ilk sahibidir. 

      Nadir Ağa, hayatının son yıllarını bugün Göztepe İstasyon Caddesi’ndeki Sabit Pazar’ın olduğu aralıkta küçük bir evde geçirir. 79 yaşında da o evde yapayalnız vefat eder. Mirasını da derneğe bağışlar.

     Ta Afrika'dan gelip, payitahtın gönlüne giren sıska köledir Nadir Ağa.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
cesme escort fethiye escort kemer escort kusadasi escort marmaris escort denizli escort denizli escort didim escort duzce escort edirne escort edirne escort edremit escort trabzon escort trabzon escort giresun escort zonguldak escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Furkan Reis’ten “Rakamlarla Facebook”
Furkan Reis’ten “Rakamlarla Facebook”
Samsung’dan beklenen haber geldi!
Samsung’dan beklenen haber geldi!