canli bahis siteleri kaçak iddaa siteleri casino siteleri bahis siteleri İbrahim Kaan Erten Düyunu Umumiye
Düyunu Umumiye
İbrahim Kaan Erten
hgs yükleme kent kart yükleme

Düyunu Umumiye

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak, yeni kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için genel merkezi Amerika Birleşik Devletleri, New York’da bulunan uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdiklerini ve bu ofisin tüm ekonomik hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edeceğini söylemesi üzerine, aklıma birden Düyunu Umumiye geldi. Tarihten dersler alınarak dikkat edileceğine inanmakla beraber Düyunu Umumiye’yi hatırlatmakta fayda var diye düşündüm.

Düyunu Umumiye, 1875 ile 1939 seneleri arasında Osmanlı Devleti’nin diğer ülkelere olan borçlarını, yani dış borçlarını takip eden ve düzenleyen yabancı devletlerden oluşan bir idarenin adıdır.

Osmanlı Devleti, 1875 yılına gelindiğinde 15 ayrı ülkeden 220 milyon sterlin borç almıştı. Ancak hükümetin elinde sadece 116 milyon sterlin bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti, 1854 yılında başlayan borçlanma batağı sürecine 1881 yılına kadar dayanabildi.

Osmanlı Hükümeti temsilcileri ile Avrupalı alacaklıların temsilcileri, 1 Eylül 1881 günü başlayan ve yaklaşık 4 ay süren çalışma ve görüşmeler sonucu ortak bir metin üzerinde anlaştılar.

Görüşmeler sonunda, Düyun-u Umumiye İdaresi ismi verilen bir kurum kurulmasına karar verildi. Kurulan kurumun üye sayısı 7 olup, bunlardan 5’i Avrupalı tahvil sahibi temsilcisi, 1’i Osmanlı tahvil sahibi temsilcisi, 1’i de iç borçlar temsilcisi statüsünde olacaktı.

Avrupalı tahvil sahiplerinin kendi alacaklarını kendilerinin kontrol ediyor olması bir güven ortamı oluşmasına ve Avrupalıların rahatlamasına sebebiyet verince, Osmanlı İmparatorluğu Avrupa para piyasalarında daha elverişli şartlarda ve daha düşük faizlerle borç bulmayı başardı.

Ancak kontrol yabancı tahvil sahiplerinde olunca olanlar oldu.

Düyun-u Umumiye İdaresi, zamanla Osmanlı ekonomisini denetleyen ikinci bir maliye durumuna geldi.

Kontrolü yabancılarda olan bu kurum, zaman ilerledikçe paranın ve fonların yönünü değiştirerek yüksek oranlarda artı değer ne varsa Osmanlı ekonomisine kazandırılmak yerine kesintisiz biçimde Avrupa’ya aktarmaya başladı.

Düyun-u Umumiye İdaresi sayesinde, Osmanlı Devleti üzerindeki emperyalist istekler artık hem daha kolay hem de resmi bir şekilde gerçekleşmeye başladı.

Osmanlı Devleti artık ekonomik anlamda da tamamen çökmüştü.

Kurtuluş Savaşı başarıyla sonuçlanıp İtilaf Devletleri Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımak zorunda kalınca, Lozan Konferansı’nda Osmanlı borçları ve Düyun-u Umumiye yeniden gündeme geldi.

Lozan Konferansı’nda, Ankara Hükümeti toplam 129,6 milyon lira olan Osmanlı borçlarının % 65,2’sine denk gelen 84,6 milyon TL’yi ödemeyi kabul etti. Daha sonra başka eklemelerle bu borç 107,5 milyon liraya ulaştı.

Türk Hükümeti tek taraflı olarak Osmanlı Devletinin ödenmesi üstlenilen borçlarına sadık kalarak, Düyun-u Umumiye İdaresi’nin Türkiye’ye ait görevlerine son verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ise, Osmanlı borçlarından kendi payına düşen son kısmını 25 Mayıs 1954’te ödeyerek bu yükümlülüğünden kurtuldu.

Canım ülkem ekonomik bir sıkıntı yaşamaktadır. Kanımca bu süreç gene kendi insanımızdan oluşan ve siyasi görüşlerine bakılmaksızın oluşturulacak vatan ve millet sevdalısı ekonomistlerden oluşacak milli ve yerli bir kurulca takip edilmelidir.

Tarih bize bunu söylemektedir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kadıköy Belediyesi De Paris Anlaşması’na Uydu
Kadıköy Belediyesi De Paris Anlaşması’na Uydu
CHP'li Hürriyet’ten Bardakçı Ali’ye moral ziyareti
CHP'li Hürriyet’ten Bardakçı Ali’ye moral ziyareti