Zeki Can Bakır
Zeki Can Bakır
Giriş Tarihi : 10-05-2019 16:17

Konuşacağız, Güleceğiz, Vazgeçmeyeceğiz, Birlikte Kazanacağız

Günlerdir; iptal edildi, edilecek, edemezler, seçim iptali onların siyasi intiharı olur, sadece gündemi değiştiriyorlar, tabanlarını diri tutmaya çalışıyorlar ve benzeri bir çok tahminde bulunduk durduk.

 

Sonuç olarak YSK ülkemizde hukukun bir kez daha öldüğünü yüzümüze tokat gibi vururcasına “SEÇİM TEKRARI“ kararını açıkladı. 

 

Sonrasında, yine aynı günün devamında, kararın hemen ardından dalga dalga büyüyen büyük bir toplumsal refleks mekanizması ortaya çıktı ve Ekrem Başkan’ın “HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK“ temalı tarihi konuşmasına şahit olduk. 

 

Böylelikle belki de Türk siyasi tarihi adına yepyeni bir sürecin startı verilmiş oldu. 

 

Her şey iyi, güzel, hoş, hazırız ama biraz da durum değerlendirmesi yapıp şeytanın avukatlığına soyunalım isterim. 

 

Aslında bizim ne yapacağımız aşağı yukarı belli , politik tavrımız net ve uzun yıllar sonra ilk defa bu kadar özgüvenli bir seçim maratonuna başlıyoruz .

Fakat kafamda ciddi anlamda bir kaç soru işareti yok değil. 

 

Hava uygun, zemin güzel, başkan zaten hazır ama acaba iktidar tam olarak neyi amaçlıyor iyice kavrayabildik mi ? 

 

Bunu biraz daha sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. 

 

Öncelikle şunu unutmamak lazım. 

 

Bürokratik bir çok yöntem varken, ciddi ve radikal bir hamle ile iktidar tüm toplum bileşenlerini göz ardı ederek seçimin yenilenmesi yönündeki kararı, ciddi bir baskı ile YSK’ya aldırttı. 

 

Evet pasta büyük bir pasta.

 

Evet Büyükşehirler ciddi manada mevcut iktidarın seçmenler üzerindeki başlıca finans kaynağı.

 

Evet İstanbul Büyükşehir Belediyesini yöneten olmak iktidara göz kırpmak demek ...

 

Fakat iktidarın, salt bu nedenlere dayanarak “tekrar seçim” kararını aldırttığını düşünenlerden değilim. 

 

Bana göre tüm yaşananların altında çok önemli iki büyük gerçeklik daha var . 

 

İlk etapta Akp’nin artık fazlasıyla yıpranan ve aşırı yorgun bir parti olduğunu tahlil etmemiz gerekir.

 

Uzun zamandır kendi seçmenlerinin gözünde , karizmatik lider figürünün dışındaki hiçbir birleştirici unsurda tam anlamıyla karşılık bulamadıklarını, özellikle son yerel seçim sonuçları ve kamuoyu araştırmaları gözler önüne serdi. 

 

Cumhurbaşkanının, belediye başkan adayı gibi ilçe ilçe oy toplamaya çalışması, ilk bakışta absürt bir görüntü ortaya çıkarmış olsa bile; aslında Akp adına artık bir zorunluluk haline gelmişti diyebiliriz.

 

İktidarı boyunca Akp, yerli ya da yabancı unsurları düşmanlaştırarak ve yahut çeşitli ittifaklar kurarak; belki de miadını tamamlamış olan siyasi ömrünü, pragmatist çerçeveden bakarsak gayet başarılı bir biçimde günümüze kadar taşıyabildi. 

 

Fakat artık günümüze kadar sürdürmüş oldukları denenmiş siyasi metodların tek başına işe yaramadığı, çok ama çok büyük bir problemleri daha var. 

 

Ekonomik kriz. 

 

Peki ya bunun ilacı nedir ? 

 

Sosyal demokrasi ve liyakata önem veren , üretim toplumuna dayalı bir sisteme geçiş yapabilmek . 

 

Yani Akp ilk defa kendi ideolojisi ile taban tabana zıt ve parti hafızalarında yer almayan bir yöntem kullanmak zorunda. 

Nitekim özellikle son süreçte teşhis tedavi noktasında iktidar partisinin  ciddi başarısızlıklarının farkında olduklarını düşünüyorum.

 

Bunun en büyük yansımasını 31 Mart yerel seçimlerinde gördük.

 

Ekonomik kriz özellikle büyükşehirlerde yaşayan seçmenler üzerinde ciddi bir tepki yarattı ve bu başarısız ekonomik yönetim algısı tüm çabalara rağmen vatandaşlar arasında hızla yayılıyor.

 

Bu koşulların daha da ağırlaşacağı bariz gözükürken, hangi yıl olursa olsun önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerine iktidarın bu gerçekler ile birlikte girmesi ciddi anlamda kendileri için büyük bir hezimet ile sonuçlanacak kara bir tablo ortaya çıkarabilir.

 

Bu nedenle Akp’nin özellikle kendi seçmeni üzerinde, yeni bir gövde gösterisi yaratacağı alanlar oluşturması ve seçmenlerini yeni bir alternatif parti arayışı içerisine sokmaması gerekiyor. 

 

Yani aslında iktidar açısından bu sürecin sadece mevcudu koruma adına yapılan bir reaksiyon olarak görülmediğini tüm bu yaşadıklarımız destekler nitelikte .

 

Bana göre iktidarın bu ekonomik anlamda çalkantılı geçecek süreci görüyor olması ve ciddi risk alarak makul sonunu değiştirmek için özellikle kendi seçmenleri üzerinde yeni bir manevra , yeni bir algı alanı arıyor olması gayet muhtemel bir öngörü. 

 

İktidarının tekrar seçim kararı aldırmasındaki bir diğer önemli unsur ise özellikle 24 Haziran ve sonrası, toplumsal muhalefetin artık kabuk değiştirir görüntü sergilemesi olabilir.

 

Muhalif blok artık ister istemez biraz daha bilinçli bir yol haritası ile ilerliyor.

 

Dar ideolojik tartışmaların yerini; daha geniş çerçeveli ve kapsayıcı politik gerçeklerin aldığı aşikar. 

 

Artık muhalefet tam anlamıyla oyunu kuralına göre oynamaya başladı demek için çok erken ama bu yönde çok umut vaat eden faliyetlerin içerisinde olduğu yadsınamaz bir gerçeklik. 

 

Örneğin; belediye başkan adayı belirleme ve genel anlamda seçim sürecinde alanlarda, insana birebir temas eden siyasi anlayışın ön plana çıkması uzun yıllardır süregelen hantal muhalefet görüntüsünü bir nebze olsun değiştirdi.

 

Bu tablo içerisinde ister istemez; enerji dolu, kapsayıcı bir dil kullanmaya özen gösteren, kavgadan uzak ama kati suretle  hakkını yedirmeyen “Ekrem İmamoğlu” diye bir gerçeklik ortaya çıktı. 

 

Siyaset dilinin değiştiğini gören iktidarın, gündem belirleyici gücün 

ellerinden kayıp gidişini hamle yapmadan izleyeceğini düşünmek bir nevi hayalperestlik olur. 

 

Kim ne derse özellikle 2007 sonrası fazlasıyla tetiklenen ikili toplum yapısı, mevcut iktidarın her zaman işine yaramıştır. 

 

Bu ikili yapının kaybolduğu bir tablo içerisinde, hele ki günümüz kriz koşullarında, karşıt politikalar üretemeyen iktidar partisinin zamanla erimesine şahit olmak, hiç şaşırtıcı bir senaryo olmaz. 

 

Tüm bu koşullar ele alındığında iktidarın, hem  “İmamoğlu Merkezli” yeni siyasi rüzgarı kesmek; hem de tekrar siyasetin dilini belirleyici konuma yükselebilmek için, her ne kadar riskli olsa da, gergin bir süreçte yaşanacak yeniden seçim kumarını göze almış olması aslında hiç şaşırtıcı olmamalı diye düşünüyorum. 

 

Her ne olursa olsun uzun vadeli hesapta ; tüm bu planlar, projeler, parametreler doğrultusunda,  iktidar partisinin bu süreçten geçmişteki gibi, bu sefer de güçlenerek çıkacağına inanmadığımı belirtmek isterim. 

 

Evet zor olacak , evet belki de sandığımızdan daha da uzun sürecek bu yorucu maraton boyunca, toplumu doğru analiz eder ve akıllı siyasi mücadele alanları yaratabilirsek, ciddi anlamda inanıyorum Ekrem Başkan’ın sloganlaştırdığı gibi 

“Her Şey Çok Güzel Olacak “ 

 

KONUŞACAĞIZ 

GÜLECEĞİZ 

VAZGEÇMEYECEĞİZ 

BİRLİKTE KAZANACAĞIZ . 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 0 0
  • 2 Antalyaspor 0 0
  • 3 Beşiktaş 0 0
  • 4 Çaykur Rizespor 0 0
  • 5 Fenerbahçe 0 0
  • 6 Galatasaray 0 0
  • 7 Gazişehir Gaziantep FK 0 0
  • 8 Gençlerbirliği 0 0
  • 9 Göztepe 0 0
  • 10 İstanbul Başakşehir 0 0
  • 11 Kasımpaşa 0 0
  • 12 Kayserispor 0 0
  • 13 Konyaspor 0 0
  • 14 MKE Ankaragücü 0 0
  • 15 Sivasspor 0 0
  • 16 Trabzonspor 0 0
  • 17 Yeni Malatyaspor 0 0
  • 18 Yukatel Denizlispor 0 0
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA