Sevgi Uluğ Biyokütle
Biyokütle
Sevgi Uluğ
hgs yükleme kent kart yükleme

Biyokütle

Hızlı bir artış gösteren nüfus ve sanayileşme enerji ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Enerjinin çevresel kirliliğe yol açmadan sürdürülebilir olarak sağlanabilmesi için kullanılacak kaynakların başında ise biyokütle enerjisi gelmektedir. Biyokütle enerjisi tükenmez bir kaynak olması, her yerde elde edilebilmesi, özellikle kırsal alanlar için sosyoekonomik gelişmelere yardımcı olması nedeniyle uygun ve önemli bir enerji kaynağı olarak görülmektedir. Biyokütle için mısır, buğday gibi özel olarak yetiştirilen bitkiler, otlar, yosunlar, denizdeki algler, hayvan dışkıları, gübre ve sanayi atıkları, evlerden atılan tüm organik çöpler (Meyve ve sebze artıkları) kaynak oluşturmaktadır. Petrol, kömür, doğal gaz gibi tükenmekte olan enerji kaynaklarının kısıtlı olması, ayrıca bunların çevre kirliliği oluşturması nedeni ile, biyokütle kullanımı enerji sorununu çözmek için giderek önem kazanmaktadır.

Bitkilerin ve canlı organizmaların kökeni olarak ortaya çıkan biyokütle, genelde güneş enerjisinin fotosentez yardımıyla depolayan bitkisel organizmalar olarak adlandırılır. Biyokütle, bir türe veya çeşitli türlerden oluşan bir topluma ait yaşayan organizmaların belirli bir zamanda sahip olduğu toplam kütle olarak da tanımlanabilir.

Biyogaz (Biyokütle enerjisine bir örnek):

Organik atıklardan (Hayvan gübresi, tarım atık/artıkları, atık sular, enerji bitkileri, vb.) anaerobik fermantasyon ile elde edilen, metan içeriği % 55-70 arasında değişebilen ısıtma, elektrik üretimi, araç yakıtı gibi farklı alanlarda kullanılabilen bir biyoyakıttır. Bunun dışında biyokütle enerjisi olarak; biyoetanol, biyodizel, gazlaştırma ve piroliz ürünleri, mikrobiyal yakıt hücreleri, biyogaz ve biyokütlenin termal proseslerinden elde edilen hidrojen enerjisi gibi farklı enerji türlerini saymak mümkündür.

Ancak diğer tüm enerji kaynakları gibi biyokütle enerjisinin de azaltılması gereken çevresel riskleri vardır. Doğru yönetilmezse, ekosisteme zarar verebilir, hava kirliliğine yol açabilir, çok miktarda su harcamasına ve sera etkisine yol açabilir. Bunun yanı sıra, bilim adamları, sürdürülebilir biyokütle kaynaklarının olduğu ve en az zarar ile mevcut enerji üretimine katkısı olacağı yönünde hemfikirdirler.

Biyokütle, enerji kaynağını güneşten almasının yanı sıra oldukça kısa sürede kendini yenilediğinden yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Fotosentez esnasında bitkilerdeki klorofil, güneş enerjisini emip havadaki karbondioksit ile topraktaki suyu, karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bileşik karbonhidrata çevirir. Bu karbonhidratlar yakıldığında, tekrar su ve karbondioksite dönüşürken güneşten toplamış oldukları enerjiyi açığa çıkarırlar. Bu bir bakıma güneş enerjisini depolayan doğal batarya gibidirler. Dolayısıyla biyokütle sürdürülebilir miktarda üretildiğinde, ihtiyaçları karşılarken kaynakları kurutmayacağından, düşük karbonlu bir enerji kaynağı olarak kalacaktır.

· Biyokütle kaynakları, karbon salımını düşüreceğinden faydalı olmalarının yanı sıra diğer faydaları da vardır:

· Enerji için üretilen ekinin verimli araziyi kullanıp gıda ekinleriyle rekabet etmesi gerekmez,

· Buğday samanı ve mısır koçanı gibi ekin harici maddelerden de oluşur,

· Hasat sonrası kalan ağaç ve orman kalıntılarını kullanır,

· Evsel ve endüstriyel atıkların temizlenmesinde faydalıdır.

4. Jeotermal Enerji:

Jeotermal enerji yerkürenin iç ısısıdır. Bu ısı merkezdeki sıcak bölgeden yeryüzüne doğru yayılır. Jeotermal kaynakların üç önemli bileşeni vardır:

1. Isı kaynağı,

2. Isıyı yeraltından yüzeye taşıyan akışkan,

3. Suyun dolaşımını sağlamaya yeterli kayaç geçirgenliği.

Jeotermal alanlarda sıcak kayaç ve yüksek yeraltı suyu sıcaklığı normal alanlara göre daha sığ yerlerde bulunur. Bunun başlıca nedenleri arasında:

· Magmanın kabuğa doğru yükselmesi ve dolayısıyla ısıyı taşıması,

· Kabuğun inceldiği yerlerde yüksek sıcaklık farkı sonucunda oluşan ısı akışı,

· Yeraltı suyunun birkaç kilometre derine inip ısındıktan sonra yüzeye doğru yükselmesi.

Jeotermal kaynağın bulunduğu bölgelerde, direkt ya da dolaylı olarak elde edilebilen enerji türüdür. Isıtma, soğutma, elektrik üretimi, mineral üretimi, kaplıca amaçlı kullanım gibi farklı uygulama alanlarına sahip olan jeotermal enerji ülkemiz için de önemli bir yenilenebilir enerji kaynağıdır. Türkiye jeotermal enerji potansiyeli bakımından dünyanın zengin ülkeleri arasında yer alır. Ülkemizde jeotermal enerji ısıtma ve elektrik üretiminde kullanılmaktadır. Denizli-Sarayköy ve Aydın-Germencik’te enerji üretimi yapılmaktadır. Üretilen enerji miktarı kapasitenin çok altında kalmaktadır.

2013 yılı itibarıyla yılda yaklaşık 11700 MW enerji jeotermal kaynaklardan elde edilmiş olup bir o kadar daha üretime geçmek üzeredir. Bu da yaklaşık 68 milyar kWh’lık bir enerji üretimi demektir ki bu da yaklaşık 6 milyon evin elektrik ihtiyacını karşılayacak büyüklüktedir. İzlanda ve El Salvador’da jeotermal enerji üretilen enerjinin 4'te 1'ini oluşturur.

5. Hidrojen Enerjisi

Hidrojen, 1500'lü yıllarda keşfedilmiş, 1700'lü yıllarda yanabilme özelliğinin farkına varılmış, evrenin en basit ve en çok bulunan elementi olup; renksiz, kokusuz, havadan 14.4 kez daha hafif ve tamamen zehirsiz bir gazdır. Güneş ve diğer yıldızların termonükleer tepkimeye vermiş olduğu ısının yakıtı hidrojen olup, evrenin temel enerji kaynağıdır. Hidrojen (H2) gazı tipik olarak yaklaşık -253°C'de sıvılaştırılarak depolanmaktadır. Sıvı hidrojenin hacmi gaz halindeki hacminin sadece 1/700'ü kadardır. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar içerisinde birim kütle başına en yüksek enerji içeriğine sahiptir (Üst ısıl değeri 140.9 MJ/kg, alt ısıl değeri 120,7 MJ/kg). 1 kg hidrojen 2.1 kg doğal gaz veya 2.8 kg petrolün sahip olduğu enerjiye sahiptir. Ancak birim enerji başına hacmi yüksektir. Hidrojen doğada serbest halde bulunmaz, bileşikler halinde bulunur. En çok bilinen bileşiği ise sudur.

Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, atmosfere atılan ürün sadece su ve/veya su buharı olmaktadır. Hidrojen petrol yakıtlarına göre ortalama 1.33 kat daha verimli bir yakıttır. Hidrojenden enerji elde edilmesi esnasında su buharı dışında çevreyi kirletici ve sera etkisini artırıcı hiç bir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi söz konusu değildir. Hidrojen gazı farklı yöntemlerle elde edildiği gibi su, güneş enerjisi veya onun türevleri olarak kabul edilen rüzgâr, dalga ve biyokütle ile de üretilebilmektedir.

Araştırmalar, mevcut koşullarda hidrojenin diğer yakıtlardan yaklaşık üç kat pahalı olduğunu ve yaygın bir enerji kaynağı olarak kullanımının hidrojen üretiminde maliyet düşürücü teknolojik gelişmelere bağlı olacağını göstermektedir. Bununla birlikte, günlük veya mevsimlik periyotlarda oluşan ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin hidrojen olarak depolanması günümüz için de geçerli bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Bu tarzda depolanan enerjinin yaygın olarak kullanılabilmesi örneğin toplu taşım amaçları için yakıt piline dayalı otomotiv teknolojilerinin geliştirilmesine bağlıdır.

Dünyanın giderek artan enerji gereksinimini çevreyi kirletmeden ve sürdürülebilir olarak sağlayabilecek en ileri teknolojinin hidrojen enerji sistemi olduğu bugün bütün bilim adamlarınca kabul edilmektedir.

Hidrojen enerjisinin insan ve çevre sağlığını tehdit edecek bir etkisi yoktur. Kömür, doğalgaz gibi fosil kaynakların yanısıra sudan ve biyokütleden de elde edilen hidrojen, enerji kaynağından çok bir enerji taşıyıcısı olarak düşünülmektedir. Elektriğe 20. yüzyılın enerji taşıyıcısı, hidrojene 21. yüzyılın enerji taşıyıcısı diyen çevreler vardır. Hidrojen yerel olarak üretimi mümkün, kolayca ve güvenli olarak her yere taşınabilen, taşınması sırasında az enerji kaybı olan, ulaşım araçlarından ısınmaya, sanayiden mutfaklarımıza kadar her alanda yararlanacağımız bir enerji sistemidir.

Hidrojen içten yanmalı motorlarda doğrudan kullanımının yanı sıra katalitik yüzeylerde alevsiz yanmaya da uygun bir yakıttır. Ancak dünyadaki gelişim hidrojeninin yakıt olarak kullanıldığı yakıt pili teknolojisi doğrultusundadır.

1950'lerin sonlarında, NASA tarafından uzay çalışmalarında kullanılmaya başlayan yakıt pilleri, son yıllarda özellikle ulaştırma sektörü başta olmak üzere sanayi ve hizmet sektörlerinde başarı ile kullanıma sunulmuştur. Yakıt pilleri, taşınabilir bilgisayarlar, cep telefonları gibi mobil uygulamalar için kullanılabildiği gibi elektrik santralları için de uygun güç sağlayıcılardır. Yüksek verimlilikleri ve düşük emisyonları nedeniyle, ulaşım sektöründe de geniş kullanım alanı bulmuşlardır.

6. Dalga Enerjisi:

Dalga enerjisi direkt olarak dalga yüzeyinden veya yüzey altındaki dalga basınçlarından elde edilir. Dalgalar deniz veya okyanusların yüzeyinde esen rüzgârlar tarafından üretilir. Dünyanın birçok yerinde rüzgâr sürekli dalgalar oluşturacak kadar düzenli ve sürekli eser. Deniz ve okyanus dalgalarında çok büyük enerji vardır. Dalga enerjisi makineleri dalgaların yüzey hareketlerinden veya dalga basınçlarından direkt olarak enerji üretir. Bütün dalga enerji teknolojileri su yüzeyinde veya su yüzeyinin yakınında kurulmak için tasarlanmış olsa da, etkileştikleri, uyum sağladıkları dalgaya ve dalga enerjisini çevirdikleri enerjiye göre farklılık gösterirler.

Dalgalar güçlü ve sınırsız bir doğal yenilenebilir enerji kaynağıdır. Bu enerji, dalganın yüzeyinden ya da yüzey altındaki dalgaların basıncından elde edilmektedir. Dalgalanma bilindiği gibi rüzgârın su yüzeyinde yaptığı salınım hareketidir. Dalga enerjisi makineleri de bu hareketten ve bu hareket sonucu oluşan basıncı kullanarak enerji üretirler.

Yeryüzünün yüzde 70'inden fazlası su ile kaplıdır. Buna bağlı olarak dalgaların oluşturduğu bu enerji yılda 80.000 TWh ye kadar üretim potansiyeline sahiptir. Bu da küresel enerji talebinin 5'te 1'ini karşılamak için yeterli bir rakam.

Dalga Enerjisinin Avantajları

· Temiz ve sınırsız bir enerjidir. Gerekli enerji için hiçbir şekilde atık üretilmez.

· İlk yatırım dışında başka yatırım gerektirmez.

· Deniz üzerine kurulduğu için tarım alanlarına, insan ve hayvanların yaşam alanına zarar vermez.

· Dalyan görevi gördüğü için deniz canlılarının çoğalmasına yardımcı olur.

· Çalışması ve bakımı oldukça ucuzdur.

Sonuç:

Enerji, ulusal ekonominin ilerlemesini tanımlayan en belirgin bileşendir. Ayrıca, sosyoekonomik gelişim ve toplumların yaşam standartlarının artırılması açısından büyük önem arz etmektedir. Toplumlar enerji ve makinayı üretimde verimli olarak kullandığı sürece, nüfus artışıyla da orantılı olması şartıyla, diğer toplumları kullanmadan daha az zamanda hak ettikleri gerçek refaha ulaşabilirler.

Türkiye’nin mevcut enerji yapısı çoğunlukla ithal fosil yakıtlara dayalıdır. Enerjide dışa bağımlılık ancak ülkemiz potansiyelinde bulunan enerji kaynaklarının planlama safhasında birleştirilmesi ve uygulanacak enerji politikalarının bu yönde şekillenmesi ile engellenebilecektir.

Tüm yenilenebilir enerjilerin ortak özellikleri çevreye dost, sürdürülebilir ve yerli kaynaklardan elde edilebilir olmasıdır. Bu sayede, tüm dünya ile birlikte ülkemizde de artışa geçen enerji ihtiyacına yönelik, çok yüksek fiyatlara ithal ettiğimiz fosil enerji kaynaklarına alternatif olarak öne çıkmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile yerli enerji üretimi sağlanabilecek, çevre kirliliği en aza indirilebilecek ve sosyoekonomik açıdan büyük bir düzelme ve ilerleme sağlanabilecektir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Fenerbahçe’den transfer açıklaması
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
Ramazan’ın son cumasında da engel çıkardılar
cesme escort fethiye escort kemer escort kusadasi escort marmaris escort bandirma escort bordum escort burdur escort canakkale escort cankiri escort canakkale escort cesme escort corlu escort corum escort cerkezkoy escort