Osmanlı’nın ilk seri katili Hrisantos'un öyküsü

Osmanlı’nın ilk seri katili Hrisantos'un öyküsü

Ankara ve İstanbul'da 3 kişiyi planlayarak öldürdükten sonra firar eden ve İzmir'de vatandaşların ihbarıyla yakalanan seri katil Atalay Filiz, uzun süre Türkiye’nin gündemini meşgul etmişti. Atalay Filiz’in işlediği cinayetlerden yola çıkan Aksiyon Dergisi Temmuz sayısında, 1900’lü yılların başında yaşamış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk seri katili Hrisantos’un cinayetlerle dolu öyküsünü haberleştirdi.

Osmanlı’nın ilk seri katili Hrisantos'un öyküsü

Aksiyon Dergisi’nde yer alan habere göre, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Mütarekesi’nin akabinde yaşanan işgal günleri, İstanbul’da büyük bir asayiş sorunu ortaya çıkartmıştı. İşgal güçlerinin gizliden verdikleri destekle birçok gayrimüslim suç örgütü ve katil ortaya çıkmıştı. Bunların en azılısı ise, Osmanlı’nın ilk seri katili olan Hrisantos adındaki bir Rum’du.
Gaddarlığı, sadistliği ve kişilik bozuklukları ile tanınan bu Rum, İngiliz istihbaratının da desteğini arkasına alarak kendine bir çete kurmuş ve seri cinayetleriyle işgal altındaki İstanbul’un üzerine bir kâbus gibi çökmüştü. Hrisanstos, çoğunluğu Türk polisi olmak üzere onlarca kişiyi katletmişti. 

BOĞAZKESEN CİNAYETİYLE NAM SALDI

Asıl adı Hristo Anastidiyadis Veledi Ahilya olan Hrisantos’un doğum yılı kayıtlarda 1898 olarak geçiyor. Beyoğlu’nda dünyaya gelen Hrisantos’un babası Ahilya, 1910 senesinde Atina’ya gitmiş ve daha sonra kendisinden haber alınamamıştır. Annesi Andernohin ise bir umumhanenin işletmecisidir. Çocukluğundan beri suç batağında olan Hrisantos, ağabeyi Koço ile birlikte tramvaylarda yolcuların para çantalarını kapıp kaçarlardı. Bazen de annesinin işlettiği umumhaneye gelen erkeklerin paralarını çalardı. 

Hrisantos ilk cinayetini, Boğazkesen’de muhallebicilik yapan Recep Usta adlı birini öldürerek gerçekleştirdi. Süt almak bahanesiyle Recep Usta’nın Boğazkesen’deki muhallebici dükkânına giren Hrisantos, Fantoma Mehmet ve Makarnacı Niko ellerindeki demir parçaları ve kamalarla 65 yaşındaki ustayı hunharca katleder ve dükkândaki paraları alarak kaçar. 

Olaydan kısa bir süre sonra tutuklanan Hrisantos ve arkadaşları, Divan-ı Harbi ve Örfi İdare'de yargılanıp 15 yıl kürek cezasına çarptırılırlar; böylece İstanbul rahat bir nefes alır. Ancak bu durum uzun sürmez. Hrisantos ve arkadaşları bir sabah koğuşlarından firar ederler. 

ÖNÜ ALINMAZ BİR KATİL

Hapisten kaçan Hrisantos, gerek İngilizlerden gerek Ruslardan aldığı destekle engellenemez bir seri katil haline geldi. Seri cinayetler işlemeye başlayan Hrisantos’un şehit ettiği ilk Türk polisi ise, Taksim polis merkezi personelinden Mehmet Efendi’dir. Mehmet Efendi bir gece görev yaptığı merkeze doğru giderken, Hrisantos ve arkadaşları tarafında tecavüze uğrayan Madame Despina adlı bir kadının yardımına koşar, fakat olay yerine geldiği sırada Hrisantos ve arkadaşlarının kurşunlarıyla hemen orada hayatını kaybeder. Bu cinayetin ardında Hrisantos ve arkadaşlarını yakalamak için İstanbul’daki emniyet güçleri sıkı bir takip başlatır. Bu işte görev alanlardan biri de Fahri Efendi adında bir komiserdir. Fahri Efendi’nin Hrisantos’u yakalama operasyonu başarısız olur ve Hrisantos Fahri Efendiyi de öldürür. Çetenin polis cinayetleri henüz yeni başlamıştır ve Hrisantos’un peşine düşen Komiser Muavini Hüsnü Bey, polis memurları Ali, İbrahim, Abdurrahman, Cemal, Osman ve Hüseyin efendiler de hayatlarını kaybederler. Artık Hrisantos’un yakalanması İstanbul polisi için vazifeden çok artık namus meselesi halini almıştır.

İSTANBUL POLİSİNİ İNTİKAM ATEŞİ SARIYOR

Arkadaşlarının, Hrisantos çetesi tarafından birer birer şehit edilmesi, İstanbul polisinin içindeki intikam ateşini iyice alevlendirir. Düzenlenen operasyonlarda önce Hrisantos’un sağ kolu olan Zafiri’nin öldürülmesi, ardından da çetesinin önemli adamlarından Harito’nun öldürülmesi Hrisantos’a vurulan iki büyük darbe olur. Bundan sonra Hrisantos için zor günler başlar ve bir süre ortalıkta görünmez.
Bu süreyi sıkıntısız atlatmak için kimliğini ve kendini tepeden tırnağa değiştiren Hrisantos’un işlediği polis cinayetleri hâlâ bitmemiştir. 

CİNAYETLER YUNANİSTAN’A SIÇRADI

Kısa bir süreliğine de olsa eski günlerine geri dönen Hrisantos için aslında çember oldukça daralmıştır. Artık İstanbul’da barınması, soygunlarına devam edebilmesi mümkün görünmediğinden sevgilisi Eftimya ile birlikte 1920 yılının Mart ayında Yunanistan’a kaçar. Burada sakin bir hayat yaşamaya başlasa da çok uzun sürmez ve orada bir jandarmanın Eftimya’ya âşık olduğunu öğrenir ve jandarmayı öldürmekten çekinmez. Hrisantos cinayetin ardından Selanik’e gider. Bu sırada Pire’de yalnız yaşayamayacağına inanan Eftimya İstanbul’a geri döner. Bu duruma çok içerleyen Hrisantos, Eftimya’yı öldürmek maksadıyla Aşil Anastasyadis ismiyle sahte bir Yunan pasaportu alarak bir İngiliz nakliye gemisiyle 1920 yılının Eylül başlarında İstanbul’a geri döner. 

HRİSANTOS’UN ÖLDÜRÜLMESİ 

Hrisantos İstanbul’a döndükten sonra kendisinin Yunanistan’da olduğu sırada şöhreti iyice artan Nobar isimli Ermeni asıllı bir haydutla irtibata geçer ve birlikte çalışmaya başlarlar. Bir gün Nobar’ın evini polislerin basmasıyla çıkan çatışmada Hrisantos bacağından yaralanır. Bundan sonra Dolapdere Polis Merkezi Komiseri Hasan Tahsin Bey ve Komiser Yardımcısı Muharrem Alkor Efendi, Balıkçı Agaton ile temasa geçerler. Hrisantos’un içinde bulunduğu ev polisler tarafından kuşatılır. Kuşatma sırasında çatışma çıkar. Dafer Tayyar Efendi, karnından yaralanmış olmasına rağmen şarjöründeki bütün mermileri Hrisantos’un üzerine boşaltır ve Osmanlı'nın ilk seri katili bu kurşunlarla can verir. 

 
CİHAN
osmanlı’nın ilk seri katili; hrisantos
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
paykasa kart
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Palmarina Bodrum’da bu hafta
Palmarina Bodrum’da bu hafta
Osteoporozdan koruyan 3 önemli kural
Osteoporozdan koruyan 3 önemli kural