Rusya, Hollanda, Almanya... Ya Sonra? Yanlızlaşan Ülkemiz Nereye Gidiyor? malatya escort kayseri escort etlik escort ankara escort porno istanbul escort antalya escort türk porno ankara escort travesti ankara partner

Rusya, Hollanda, Almanya... Ya Sonra? Yanlızlaşan Ülkemiz Nereye Gidiyor?

İBB meclis kürsüsünde Turizmin ve Turizm esnafının sorunlarını Meclis gündemine her daim getiren Üsküdar Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Erdal Tüfekçi Meclis kürsüsünde gerçekleştirdiği konuşmasında “Yanlızlaşan ülkenin yok olan Turizmi, Turizm nereye gidiyor? Ülke nereye gidiyor?

Rusya, Hollanda, Almanya... Ya Sonra? Yanlızlaşan Ülkemiz Nereye Gidiyor?

Konu başlığı ile görüşlerini, öneri ve eleştirilerini şöyle sıraladı; 25 Kasım 2015 de Rus uçağının düşürülmesi ile başlayan süreç, turizm sektörünün AKP iktidarı ile kan uyuşmazlığına rağmen, kendi sektörel dinamikleriyle iyi kötü yoluna devam ettiği, süreci devre dışı bırakarak başka bir sayfayı açmıştır. Bu yeni sayfada artık sektörün dinamikleri devre dışıdır, konaklama tesislerinin kalitesi ya da fiyat/hizmet kalitesi dengesindeki üstünlüğün getirdiği avantajların hiçbiri turizmi kurtarmaya yetmemektedir. Ülke pazarının bel kemiği Avrupa pazarları ise giderek erimektedir. Nitekim Avrupa’daki en büyük pazar Almanya 2017 Ocak ayı itibarıyla uzun yıllar sonra Gürcistan ve İran’ın ardından üçüncülüğe kadar düşmüş durumdadır. Bu arada pek dile getirilmese de 2016’ya dek turizmde dünya sıralamasında 6.lığa kadar yükselen Türkiye bir yılda 9 basamak düşerek 15’inciliğe gerilemiştir. AKP iktidarına karşı Avrupa’da baş gösteren tepki ise Almanya ve Hollanda ile yaşanan büyük gerginlikten sonra dahada artacağa benzemektedir. Turizm bir gelenek işidir. Bir birikiminiz yoksa pat diye söylediğiniz, size ilginç gelebilecek bir söz, büyük emeklerle biriktirilenleri bir anda sıfırlayabilir. Bir bakan çıkıyor pat diye bir şeyler söylüyor önünü ardını düşünmeden. Tüm emekler yok olup gidiyor,  bir laf ederken milyonların ekmek yediği sektörü nasıl etkiler diye hiç düşünmüyor. Geçen yıl Rusya ile yaşanan diplomatik krizin turizmi nasıl etkilediği ortadayken, şimdide Almanya’yı, Hollanda’yı, görünen o ki bütün Avrupa’yı karşımıza alıyoruz. Bu tür tatsız gelişmelerin ekonomik olarak piyasayı daralttığı, hem dünya ile ilişkileri kısıtladığı, hem de ülkedeki psikolojik ortamın negatif ve tatsız olmasına yol açtığı bilinmelidir.  Bu nedenle en üst düzeydeki sorumlu kişilerin çok daha itidalli davranmaları ve barışçıl bir dil kullanmaları gerekmekte olduklarını düşünüyorum. Ben dış işleri bakanımı, Almanya, Avusturya bakanı ile kol kola görmek istiyorum, siyaset bilimi budur, bunu biz turizmciler yapıyoruz da, Türkiye Cumhuriyetinin Bakanı neden yapamıyor? Bağırmakla, çağırmakla, külhanbeyliği ile turizmde mesafe almanız mümkün değildir. Siyasal anlamda ilişkilerin gerginleştiği ülkelerden Almanya Türkiye’nin turizmde birinci pazarı, Hollanda da Türkiye’nin en çok ziyaretçi aldığı ülkeler listesinde 4.sırada bulunuyor. Alman pazarının tek kaybedeni Türkiye;Dünyanın en büyük turizm fuarı olan uluslararası Berlin turizm fuarı 8 martta açıldı. 184 ülke katıldı. Türkiye rezervasyonlarında tarihte görülmemiş bir facia yaşandı… Berlin turizm fuarında tarihte ilk kez Türkiye’ye gitmeyin kampanyası yapıldı, boykot kampanyasını bizzat Alman turizm gurusu, Almanya’nın en büyük tur operatörünün eski başkanı yürütüyor. Basın manşetten pompalıyor, siyasi partiler destek veriyor, Alman kamuoyu araştırma şirketlerinin turizm anketine göre, Almanların %50 si bundan böyle asla Türkiye’ye gitmem diyor. ITB Berlin de açıklanan IPK raporunda da Türkiye güvenlik nedeniyle tercih edilmeyecek ülkeler arasında sayılıyor. Bu arada sunuda söyleyelim, Berlin turizm fuarının tarihinde bugüne kadar sadece bir kez boykot çağrısı yapılmıştı, o da ırkçı Afrika yönetimine karşıydı. Acilen Hindistan ve Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmeli. Çinliler patlamaymış, darbeymiş, terörmüş ilgilenmezler, öyle Avrupalı, Amerikalı gibi de tırsmıyorlar. Gecen yıl 120 milyon Çinli dünyayı dolaştı ama Türkiye’ye uğramadılar”

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi 2017 yılı Mart ayı Meclis toplantılarında Üsküdar Belediyesi ve İBB Meclisi CHP Üyesi Erdal Tüfekçi’nin “Yanlızlaşan ülkenin yok olan Turizmi,Turizm nereye gidiyor? Ülke nereye gidiyor? Konulu gündem dışı konuşması:

Sayın Başkan, Değerli  Meclis Üyesi Arkadaşlarım; Turizm nereye gidiyor? Bu soru, en azından turizm sektörü içinde son zamanların can alıcı sorularından biri olsa da, gelinen noktada bir ikinci can alıcı sorunun gölgesinde kalmaya mahkûm görünüyor. Bu ikinci can alıcı soru ise şudur; Ülke nereye gidiyor? 2013 sonrasında turizmin ana dış pazarlarında yaşanan ekonomik durgunluk ve krizlerin etkisiyle devam edip gelen düşüş süreci özellikle 2016’dan itibaren deyim yerindeyse bir‘tepe taklak’ gidiş biçiminde kendini göstermeye başlamıştır.

25 Kasım 2015 de Rus uçağının düşürülmesi ile başlayan süreç, turizm sektörünün AKP iktidarı ile kan uyuşmazlığına rağmen, kendi sektörel dinamikleriyle iyi kötü yoluna devam ettiği, süreci devre dışı bırakarak başka bir sayfayı açmıştır. Bu yeni sayfada artık sektörün dinamikleri devre dışıdır, konaklama tesislerinin kalitesi ya da fiyat/hizmet kalitesi dengesindeki üstünlüğün getirdiği avantajların hiçbiri turizmi kurtarmaya yetmemektedir.

 

Tanıtım faaliyetlerinin arttırılması, desteklerin arttırılarak sürdürülmesi gibi önlemlerinde bu tablo içinde hiçbir önemli etkisi olmayacaktır. Ülke pazarının bel kemiği Avrupa pazarları ise giderek erimektedir. Nitekim Avrupa’daki en büyük pazar Almanya 2017 Ocak ayı itibarıyla uzun yıllar sonra Gürcistan ve İran’ın ardından üçüncülüğe kadar düşmüş durumdadır.

Bu arada pek dile getirilmese de 2016’ya dek turizmde dünya sıralamasında 6.lığa kadar yükselen Türkiye bir yılda 9 basamak düşerek 15’inciliğe gerilemiştir. AKP iktidarına karşı Avrupa’da baş gösteren tepki ise Almanya ve Hollanda ile yaşanan büyük gerginlikten sonra daha da artacağa benzemektedir.

 

Sayın meclis üyeleri; Turizm bir gelenek işidir. Bir birikiminiz yoksa pat diye söylediğiniz, size ilginç gelebilecek bir söz, büyük emeklerle biriktirilenleri bir anda sıfırlayabilir. Bir bakan çıkıyor pat diye bir şeyler söylüyor önünü ardını düşünmeden. Tüm emekler yok olup gidiyor,  bir laf ederken milyonların ekmek yediği sektörü nasıl etkiler diye hiç düşünmüyor.

Geçen yıl Rusya ile yaşanan diplomatik krizin turizmi nasıl etkilediği ortadayken, şimdide Almanya’yı, Hollanda’yı, görünen o ki bütün Avrupa’yı karşımıza alıyoruz. Bu tür tatsız gelişmelerin ekonomik olarak piyasayı daralttığı, hem dünya ile ilişkileri kısıtladığı, hem de ülkedeki psikolojik ortamın negatif ve tatsız olmasına yol açtığı bilinmelidir.

 

Bu nedenle en üst düzeydeki sorumlu kişilerin çok daha itidalli davranmaları ve barışçıl bir dil kullanmaları gerekmekte olduklarını düşünüyorum. Ben dış işleri bakanımı, Almanya, Avusturya bakanı ile kol kola görmek istiyorum, siyaset bilimi budur, bunu biz turizmciler yapıyoruz da, Türkiye cumhuriyetinin bakanı neden yapamıyor, bağırmakla, çağırmakla, külhanbeyliği ile turizmde mesafe almanız mümkün değildir.

Bakınız ispanya tek kuruşluk tanıtım yapmadan sayın cumhurbaşkanı “ey…” dediğinde yüz bin turist alıyor. Bulgaristan’dan, Yunanistan’a rakiplerimiz turizmde rekor üzerine rekor kırıyorlar. Allah sizden razı olsun diyorlar.

 

Sayın meclis üyeleri, İlk önce sizlere ön bilgi vermek istiyorum, siyasal anlamda ilişkilerin gerginleştiği ülkelerden Almanya Türkiye’nin turizmde birinci pazarı,   Hollanda da Türkiye’nin en çok ziyaretçi aldığı ülkeler listesinde 4.sırada bulunuyor.

Alman pazarının tek kaybedeni Türkiye;Dünyanın en büyük turizm fuarı olan uluslararası Berlin turizm fuarı 8 martta açıldı. 184 ülke katıldı. Değerli meclis üyeleri, Türkiye rezervasyonlarında tarihte görülmemiş bir facia yaşandı… Berlin turizm fuarında tarihte ilk kez Türkiye’ye gitmeyin kampanyası yapıldı, boykot kampanyasını bizzat Alman turizm gurusu, Almanya’nın en büyük tur operatörünün eski başkanı yürütüyor.

Basın manşetten pompalıyor, siyasi partiler destek veriyor, alman kamuoyu araştırma şirketlerinin turizm anketine göre, Almanların %50 si bundan böyle asla Türkiye’ye gitmem diyor. ITB Berlin de açıklanan IPK raporunda da Türkiye güvenlik nedeniyle tercih edilmeyecek ülkeler arasında sayılıyor. Bu arada sunuda söyleyelim, Berlin turizm fuarının tarihinde bugüne kadar sadece bir kez boykot çağrısı yapılmıştı, o da ırkçı Afrika yönetimine karşıydı.

 

Sayın meclis üyeleri, üzülerek söylüyorum ki, ITB Berlin turizm fuarında batılıların Türkiye’ye gelmesini kesin olarak önleyen darbeyi, sayın dışişleri bakanımız, diğer bakanların desteğiyle vurmuştur. Dışişleri bakanının ITB’ye geleceği ve Alman meslektaşı ile görüşeceği böylece iki ülke arasında gerginleşen ilişkilerin yumuşamasına vesile olacağı bekletişin de olan turizmciler bakanın yaptığı açıklamalarla hayal kırıklığına uğramışlardır.

Fuarın ilk günü Türkiye standında basına açıklaması yaparken bir gazetecinin Türkiye’deki tutuklamalar ile ilgili sorusuna kızıp onlarca gazetecinin içeresinde öyle bir cevap verdi ki burada söylemeye terbiyemizin vermez. Hiç kimsenin kullanmaması gereken, hele kamuyu temsil eden, konumu gereği diplomasinin merkezi olan dışişleri bakanlığı koltuğunda oturan bir kişinin hiç yapmaması gereken argo diliyle konuşmak (yani Almanya’da, bir alman basın mensubuna küfretmesi) olacak şey değil.

 

Ve gene fuarın 1. Günü;Tüm standlara dağıtılan sabah gazetesi’nde yer alan Sayin Cumhurbaşkanımızın “Almanya hitler yıllarına döndü” manşeti de, sonun başlangıcı olmuştur. Milliyetcilik duygularımız iyice kabardı, kimileri Hollanda bayrağı diye Fransa bayrağını yakıyor, çok merak ediyorum acaba caddede bir Hollandalı turist bulsalar ne yapacaklar.

 

Değerli meclis üyeleri; Bizler ne kadar milliyetçiysek Almanların da kendi ülkelerine yapılan sataşmalarla ilgili o kadar milliyetçi olduklarını biliyoruz; Hollandalılar öyle, Ruslar da öyle. O ülkenin insanları o ülkenin vatanseverleri, söylemlerimize dikkat etmeniz lazım. Örnegin, gecen gün yapılan ankette Hollanda halkının %92’si kendi Başbakanlarının Türkiye hakkındaki söylemlerini onaylamaktadırlar.

 

Demokrasinin beşiği Hollanda, Almanya, Avrupa Birliği ülkeleri, benim bir Bakanımı, Başbakanımı 'Ülkemizin Büyükelçiliğine yani kendi toprağımıza sokmamazlık edemez, uçuş yasağı koyuyorum' diyemez. Kısaca ve özetle bu son derece haksız ve antidemokratiktir ve aynı zamanda hukuksuzdur. Bunu kınıyoruz ama bizim kendi ülkemizi temsil eden Bakanlarımız, Başbakanımızın da üslubuna dikkat etmesi lazım. Ama maalesef her durumdan bir mağduriyet yaratma adına ülkenin çıkarlarını da göz ardı etmemeliyiz.

 

AKP iktidarı temsilcilerinden yükselen yaptırım, misliyle karşılık, tehditlerinin ekonomik ve ticari olarak ne anlama geldiği de zamanla ortaya çıkacaktır.  Bu tür söylemler mevcut rezervasyonlarında bir çığ gibi iptalini getirecek, belki de gecen yıl açılmayan otellerin yanında çok daha fazla sayıda tesis kapılarını açamayacak, çalışanları işsiz kalacaktır.

 

İstanbul’un ortalama %65 üzerinde olan yıllık doluluk oranları 2016 yılında %40 lar düzeyine inmiş, şimdilerde ise bu oran %20-25 civarını, hem de otellerin dörtte biri kapalı olduğu halde zar zor tutturabilmektedir. Kapanışlar, çöküşler, iflaslar, icradan satışlar, işsiz kalanlar, yabancıların eline 3 de bir fiyatına düşenleri duydukça tablonun gerçek yüzü daha da net biçimde ortaya çıkmaktadır.

İstanbul için önemli bir kayıp da deniz yoluyla gelen turistlerdir. Kruvaziyer turizminde istenmeyen durumlarla karşı karşıyayız, birçok şirket Türkiye’yi rotasından çıkartmış durumdadır. Galataport daha açılmadan deport olacak gibi görünmektedir. Aslında Galataport’un yapılması ile 400 yıllık Kapalıçarşı’nın idam fermanı imzalanmış, gününü beklemektedir.

 

Turizmden beslenen Kapalıçarşı bugün boş dükkân sayısının her gecen gün bir kaç tane arttığı, bir facia ile yüz yüze kalmıştır. Kültür turlarındaki talepte kitle turizminden farklı değildir, gerek Uzakdoğu, gerek okyanus aşırı diğer kıta ve ülkelerden talep neredeyse durmuştur. OHAL koşullarında turist kültür gezisi yapmaz. Pek yakında İstanbul’dan Kapadokya’ya, Didim’den Antalya’ya, Kapadokya’dan Konya’ya, bir çok turistik merkezimizde tablo bir felaketi sergilemektedir.

 

İstanbul başta olmak üzere, bu tablonun turizmciler tarafından düzeltilme şansı maalesef görülmemektedir. Kaynağı turizm değil, siyasettir. Bu yanlış siyasetin cezasını maalesef siyasi iktidar değil, turizmciler ödemektedir. Sonuç olarak, yaşanan siyasal gelişmelerle birlikte Türkiye giderek daha da yalnızlaşmaktadır, ülke yalnızlaşırken turizmde yok olmaktadır.

 

Komşunu da al gel kampanyası

Yaklaşık bir ay önce sayın cumhurbaşkanı turizm sektörü temsilcileriyle Beştepe’de buluşma toplantısı yaptı ve burada yeni bir kampanya başlattıklarını açıkladı. Yurt dışındaki vatandaşlarımıza çağrıda bulunarak ‘komşunu da al gel kampanyasını başlatıyoruz’ dedi.

Ekonomide dünyada ilk 10’a girmeyi hedeflerken turizmde ilk 3 içinde yer almak için gayret sarf ediyoruz, ama ilk etapta turist sayısını 8 milyon artırarak, yani 2016’daki kayıplarımızı telafi ederek işe başlamalıyız dedi. Şu ana kadar nasıl bir kampanya yapıldığını bilmiyoruz, değil 8 milyon ekstra turist getirmek 2016’nın daha da aşağısında olduğumuz aşikârdır.

 

Sayın Cumhurbaşkanımızı bakanlık yetkilileri ya da danışmanları yanlış yönlendiriyorlar, komşunu da al gel kampanyası sadece bir iyi niyet söylemidir ama fazla geçerliliği yoktur. Aynı söylemi, ITB Berlin fuarına katılan kültür ve turizm bakanımız da gerek Almanya’daki dostlarımızı, gerekse Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızı, ’komşularını da alıp gelerek’ tatillerini Türkiye’de geçirmeye davet ediyoruz. Vatandaşlarımız tatillerini Türkiye’de geçirsin düğünlerini derneklerini nişanlarını da ülkemizde yapsın bakanlığımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız, belediyelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız bu kampanya çerçevesinde çok cazip promosyonlar hazırladılar, fuarın hayırlara vesile olmasını diliyorum diye demeç veriyor.

 

Ben bir meclis üyesi olarak bilmiyorum bakanlık, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ne gibi cazip promosyonlar hazırladılar, Örneğin, Büyükşehir belediye başkanlığımız bu konuda ne gibi promosyonlar hazırlıyor, bir bileniniz varsa bana da söylesin bende öğreneyim.

 

Değerli meclis üyeleri, şimdi soruyorum; Nazi benzetmesi yaptığın, faşist olmakla suçladığın gerek Alman dostlarımız, gerekse Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız komşuları ile bu saatten sonra ülkemizde tatil yapmaya gelirler mi?

 

Allah Allah, neden gelmek istemiyorlar acaba diyebilirsiniz, alt tarafı adamları nazi olmakla suçladık, hükümetimiz mağdurdur, hep mağdurdur, ama esas en büyük mağdur, turizm sektörü ve ülkede yaşayanlar olacak gibi görünüyor, turizm bu sene de kötü giderse, bu yıkım dalga dalga tüm sektörlere yayılır, seneye dolar 6 TL, işsizlik yüzde 20’yi bulur, ülkede kaosa doğru sürüklenir, her kes ayağını denk almalı, kimse kendi geleceği için koca bir ülkenin geleceğini karanlığa atmamalıdır.

 

Sayın cumhurbaşkanımızın gelmesini istediği 8 milyon turist konusunda bir öneride bulunmak istiyorum. Acilen ‘Hindistan ve Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmeli’ Bahsettiğim konu, her hangi iki ülkenin vatandaşlarına vize muafiyeti tanımanın ötesinde, dünya nüfusunun yarısına tanınan bir muafiyettir, Türkiye turizminin kaderini değiştirecek niteliktedir. Eğer Suriye, Katar, Ürdün, Malezya, Singapur gibi ülkelerin vatandaşları vizeden muafsa, Çin, Hindistan vatandaşlarını da muaf etmeliyiz. Hem de güle oynaya yapmalıyız.

 

Çin ve Hindistan vatandaşlarına vizelerin kalkması her iki ülke medyasında geniş yer bulur, bu sayede milyon dolarlarla yapılamayacak reklamı bedava yapmış oluruz, yatırımcıların, incomingcilerin önü açılır, bakınız ben bir tek Çinlinin bile deniz kıyısında uzanıp güneşlendiğini görmedim ama Çin İstanbul için, Kapadokya için çok önemli bir pazar olabilir, bunlar yapılabilirse sayın cumhurbaşkanının hedefleri yakalanabilir ve turizm sektörü rahatlar. Bakınız Çin yılda 500 milyar dolar ticaret fazlası veriyor, bizimde katkımız yok değil. Geçen yıl Çin’in Türkiye ile olan dış ticaretinde net fazlası 22 milyar$.

 

Dolar alıyoruz, satamıyoruz, satamayız da. Ne satacağınki Türkiye’de üretilip de Çin’de üretilmeyen ne var, hem de daha ucuza. Çin ile bu açığı nasıl kapatabiliriz. Tek çıkar yol turizm gözüküyor, Çin ile turizm değince bazı arkadaşlarımız hatırlarlar 2001 yılında boğazlardan geçmesine izin verdiğimiz Varyag isimli uçak gemisi karşılığı aldığımız bir milyon turist sözü vardı, bırakın yılda bir milyonu aradan gecen 15 yılda gelen toplam Çinli turist sayısı bir milyonu bulmadı. Hâlbuki Çinliler patlamaymış, darbeymiş, terörmüş ilgilenmezler, öyle Avrupalı, Amerikalı gibi de tırsmıyorlar. Gecen yıl 120 milyon Çinli dünyayı dolaştı ama Türkiye’ye uğramadılar. Saygılarımla, Erdal Tüfekçi

 

 

Almanya Hollanda rusya Türkiye
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yoga Festivali 22-23 Nisan 2017 – Abant Palace Otel, Bolu Şimdi Doğayla Bütünleşme Zamanı!
Yoga Festivali 22-23 Nisan 2017 – Abant Palace Otel, Bolu Şimdi Doğayla Bütünleşme Zamanı!
Bu parti değil demokrasi meselesidir
Bu parti değil demokrasi meselesidir