Salih Bademci;"Hayatta En Büyük Korkum Aşksız Kalmak" malatya escort kayseri escort etlik escort ankara escort porno istanbul escort antalya escort türk porno ankara escort travesti ankara partner

Salih Bademci;"Hayatta En Büyük Korkum Aşksız Kalmak"

Ekranların sempatik yüzü, başarılı bir oyuncu, eğlenceli ve pozitif birisi Salih Bademci.

Salih Bademci;

Ekranların sempatik yüzü, başarılı bir oyuncu, eğlenceli ve pozitif birisi Salih Bademci.

Çağla Gürsoy / caglagursoy@omedyam.com

“Öyle Bir Geçer Zamanki” dizisinde ‘Hakan’ karakteriyle, “Ulan İstanbul” dizisinde ‘Ceyhun’ karakteriyle, “Kiralık Aşk” dizisinde ise ‘Sinan’ karakteriyle ekranlardan tanıdık onu…  

Salih Bademci, oyunculuk hayatını sizler için anlattı.

Şimdi sizleri bu keyifli röportajla baş başa bırakıyorum. Kalın sağlıcakla…

Oyunculuk denemelerinize henüz 10 yaşınızdayken başladığınızı öğrendik, oyunculuğa başlama hikayenizi anlatabilir misiniz?

Aslında oyunculuğa Ortaokulda başlamıştım, yani tiyatro kursları çok küçük yaşlarda oldu ama işte profesyonele geçmem çok uzun sürdü. Sonra lisede sınavlar falan vesilesiyle herkes her şeyi bırakıp sınava odaklanılır ya, bilmiyorum hala öylemi ama biz her şeyi bırakıyorduk. O vesileyle bir ara girdi oyunculuğa.

Ondan sonra üniversitede ise hiç konservatuar okumak gibi bir niyetim yoktu. Yani tiyatro kulübüne falan girmiştim ama Mimar Sinan Sosyolojide okuyordum. Fakat sonra işte okul değiştirmek istedim. Hatta Reklamcılık Bölümünü istemiştim. Tekrar sınava girdim ve o sırada bana çevremdeki insanlar dediler ki “konservatuar sınavına girsene, ilgin var alakan var” falan, “iyi tamam dedim ”bende. Konservatuar sınavında hazırlandım, hatta çok fazla hazırlandım, çok çalıştım iki ay boyunca… Sonra sınava girdim, kazandım. Kazanınca da böyle bir şey oldu. “AA! Bir dakika ya!” dedim. Demek ki bu konuda bir yeteneğim var, bu mesleği yapabilirim diye oradan çıktım yola işte.

“OYUNCULUK HAYATIN BANA HEDİYESİ OLDU”

Küçük yaşlarda şu anki oyunculuk hayatınızla ilgili bir hedefiniz yoktu diyebiliriz o zaman?

Evet, bu çok hedeflediğim bir şey değildi. O zamanlar böyle hedeflediğim bir şey yoktu. Oyunculuk bana biraz hedeften çok hayatın hediyesi oldu diyebilirim. (Gülümsüyor.)

“TİYATRO BENİM İÇİN BAĞIMLILIK!”

Sizi hem televizyonda izliyoruz, hem de tiyatro oyunlarında rol alıyorsunuz. İkisini bir arada yapmak zor olmuyor mu?

Evet, yorucu oluyor ama ben konservatuarı 2004’de girdim ve 2006’da tiyatro yapmaya başladım. O zamandan beri 10 senedir her sene bir oyun veya yaptığım bir başka bir şey var. O yüzden de bir nevi bağımlılık benim için, onsuz bir şeye devam edemem. Ne yaparsam yapayım, dizide de oynasam, hiç bir şey yapmasam da tiyatro beni çok besleyen bir şey. O yüzden hiç bırakmayı düşünmüyorum.

Bir seçim yapmak durumunda olsaydınız, dizi oyunculuğu mu, tiyatro oyunculuğumu, desek tiyatroyu seçebilirsiniz diyebilir miyiz?

Tiyatro tabii ki, ama bu seçimi neye göre yapacağım. Kişisel zevk ise tabii ki tiyatro diyebilirim. (Gülüyor)

O zaman hangisini daha çok zevk alarak yapıyorsunuz desem?

O zaman tabii ki kişisel tercihim tiyatro diyebilirim. O başka bir şey!

Onun mükâfatını hemen almak, alkışla.

Peşin ödeme gibi. (Gülüyor) Çok daha doyurucu bir şey.

Peki,  günümüzde tiyatro seyircisinin katılımını nasıl buluyorsunuz, ilgi yüksek mi tiyatroya?

Ben iyi buluyorum, gayet katılım yüksek. Son zamanlarda medyatikleşmenin mutlaka etkisi oluyor ama yine de çok istikrarlı bir şekilde tiyatroyu izlemeye devam eden çok gerçekten düzeyi yüksek seyirci ile karşı karşıyayız.

Bazen biz bile şaşırıyoruz, yaşadığımız o kadar tuhaf ki, tiyatro seyircisini gördüğünüzde insan umutlanmadan edemiyor.

Çok fazla kitlesi olan dizilerde önemli karakterleri canlandırdınız.

Öyle Bir Geçer Zamanki dizisinde “Hakan” karakteri ve “Ulan İstanbul” dizisinde de “Ceyhun” karakteriyle ve birçok oynadığınız dizideki karakterlerle ekranlarda yer aldınız. Ve şimdi de Kiralık Aşk dizisinde “Sinan” karakteriyle seyirci karşısına çıktınız.

Şimdiye kadar oynamış olduğunuz dizilerde size en çok benzeyen bir karakter hangisiydi?

Kiralık Aşk dizisindeki “Sinan” karakteri bana en çok benzeyen karakterdi.

Bu akşam Tesir adlı tiyatro oyunuyla seyirci karşısına çıkacaksınız, oyundan ve rol aldığınız karakterden bahsedebilir misiniz?

Bu oyun bir aşk deneyi. Aşkı ve yalnızlaşan insanı bir antidepresan deneyi ile sorgulayan bir oyun.  Burada aşık olan iki sağlıklı denek insanların metalaşmasını sorguluyor. Çok güzel, çok önemli ve çok çağdaş bir text, İngiliz yazar Lucy Prebble’nin eseri.

İşsiz güçsüz, para kazanmak için sık sık ilaç deneylerine katılan, hafif serseri ruhlu bir erkek. Diğeri; psikoloji öğrencisi, görece iyi koşullarda yetişmiş, kendine güven konusunda sorun yaşayan bir genç kız.

Ve erkek için çok sıradan bir şey. Verdikleri hapı alacak ve deneyi tamamladıktan sonra yoluna devam edecek. Fakat işte işler öyle olmuyor. Orada birine aşık oluyor. Ve bunu sorguluyorlar falan falan. Hepsini anlatmayayım. (Gülüyor)

Başarılı bir oyuncusunuz, sizce oyunculukta başarı kriteri ne olmalı?

Emek verilmeden bir yerlere gelineceğini düşünmüyorum. Yani eğitimi ben bu arada bir emek olarak görüyorum. Ben konservatuara vs. tiyatro okuluna gittim. Ama oyunculukta başarıya ulaşmak isteyen birisi mesleğiyle ilgili bir emek harcamak zorundadır. Sadece yetenekle başarılı olabilen birisini tanımadım diyebilirim.

Mutlaka emek harcanmalı, emek harcanmadan başarıya ulaşılabileceğini düşünmüyorum.

Birazda rol aldığınız “Kiralık Aşk” dizisi hakkında konuşmak istiyorum.

Siz de “Kiralık Aşk’ta ki gibi bir durumda hiç kaldınız mı? Yani üçlü bir aşk içinde?

Yok hayır kalmadım, zaten artık evliyim biliyorsunuz, çok güzel giden bir evliliğim var. (Gülüyor)

Peki, evlilik aşkı öldürüyor mu?

Yok bence, ben ona katılmıyorum. Evlilik aşkı öldürmüyor. (Gülüyor)

İnsanlar hep dizilerdeki hayata özeniyor, ya da bir şekilde dizilerdeki aşk yaşantıları gibi bir yaşam hayal ediyor. Dizilerin insanlara verdiği bu mesajları nasıl değerlendiriyorsunuz.? Gerçekte böyle bir aşk var mı sizce?

Aşkın özendirilmesi kötü değil bence. Gerçekte böyle aşklar tabii ki vardır.

Bence bu aşkı kazanmak için iyi örnek olmak lazım insanlara. Kolaycı bir aşk ya da ne bilim bu hep beyaz atlı prens hayalleri, mükemmel insan, mükemmel kadın, mükemmel erkek, böyle bir şey yok gerçek hayatta. Bizim verdiğimiz aslında yani dizilerde bu oluyor. Zaten insanların özendiği durumda bu. Bu özenilesi bir masal gibi,  gerçek hayatta tabii ki böyle bir şey yok. İnsanların bunu örnek alması tabii ki hata olur. Yani bu izleyecekleri bir hikâye bir masal bundan öte bir şey değil. Bunu gerçekmişçesine örnek almaları yaşamaları kendi hayatlarını buna göre değerlendirmeleri büyük yanılgı olur.

“HAYATTA EN BÜYÜK KORKUM AŞKSIZ KALMAK”

Hayatta en büyük korkunuz nedir?

Aşksız kalmak kötü olurdu gerçekten. (Gülüyor)

Mesleki olarak korkum, her meslek değiştirilebilir bence yani tabii ki üzer ama hayattaki en büyük korkum sevdiğim kadın olmazsa sanırım hayat çok kötü geçebilirdi benim için.

Çok neşeli bir insansınız gözlemlediğim kadarıyla, hep böyle çok neşeli bir insan mısınız? Oyunculuk yaparken de böyle neşenizi koruyabiliyor musunuz?

Evet, her zaman neşeli bir insanımdır. Ama tabi mesleğimi yaparken bir stres her zaman söz konusu olabiliyor. O zamanlar tabi bu kadar neşeli olamayabiliyorum.

Son olarak hayranlarınıza, “Tesir” adlı tiyatro oyununuz ile ilgili neler iletmek istersiniz.

Oyunu izlemelerini tavsiye ederim. Bu sezon son oyunumuzu oynayacağız. 6 Haziranda Oyun Atölyesinde sezonu kapatıyoruz. Tüm tiyatro severleri bu güzel oyuna davet ediyorum. 

Salih Bademci Çağla Gürsoy Öyle Bir Geçer Zamanki Hakan Ulan İstanbul Ceyhun Kiralık Aşk Sinan
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bucalılardan Başkan Piriştina’ya Ücretsiz çay teşekkürü!
Bucalılardan Başkan Piriştina’ya Ücretsiz çay teşekkürü!
Taşdelen 2017 Yatırımlarını Denetledi
Taşdelen 2017 Yatırımlarını Denetledi