Siyaset
Giriş Tarihi : 15-06-2022 11:35

Akşener: Elmalılı Hamdi Yazır Yurdu'nda yaşananların takipçisi olacağız

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, partisinin grup toplantısında konuşuyor. Akşener, Antalya'da KYK yurdundaki intiharları işaret ederek, "Gençlerimizi çaresizliğe iten, yaşamaktan vazgeçiren sebeplerin peşini bırakmayacağız" ifadelerini kullandı. Yeni ekonomi adımları çerçevesinde çıkarılan 'Gelire Endeksli Senet' uygulamasını da eleştiren Akşener, "Milleti tamamen denklemden çıkartıp, yandaş ekosisteminin, tamamı faydalanabilsin diye, 5’li çetenin gelirine endeksli, 'YES', yani 'Yandaş Endeksli Senet' çıkartırsa şaşırmayın" dedi.

Akşener: Elmalılı Hamdi Yazır Yurdu'nda yaşananların takipçisi olacağız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Antalya'da son dönemde yaşanan öğrenci intiharlarına ilişkin konuşan Akşener, "Elmalılı Hamdi Yazır yurtlarında yaşanan olayların araştırılması, soruşturulması ve gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması için konunun takipçisi olacağız. Gençlerimizi çaresizliğe iten, yaşamaktan vazgeçiren sebeplerin peşini bırakmayacağız" dedi.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Ülkemizde yaşanan doğal afetlerin giderek artmasının sebebi var. Yaşadığımız bu felaketlerle bize fark ettirilmek istenen bir gerçek var. 17 Haziran günü dünya çölleşme ve kuraklıkla mücadele günü. İklim krizi tüm dünyayı ama özellikle de konumu nedeniyle ülkemizi derinden etkileyen acil sorunlarımızdan biri. Türkiye maalesef su sıkıntısı çeken bir ülke. Topraklarımızın yaklaşık yüzde 60'ı çölleşmeye eğilimli.

ÖĞRENCİ İNTİHARLARI

Antalya'da Akdeniz Üniversitesi'nin içerisinde bulunan Elmalılı Hamdi Yazır KYK Yurdu'nda yaklaşık bir aydır intihar vakaları yaşanıyor. Zor buldukları yurtlarda neler yaşadıklarını bilmek zorundayız. Eğer ortada gençlerimizin hayatlarını baskılayan şartlar varsa bunu öğrenmek zorundayız. Öğrencilerimizin barınma sorunu onları özel yurtlara mecbur bırakırken ve Enes'İn acısı hale tazeyken KYK yurtlarının da başıboş yönetimlere bırakılmasına göz yumamayız. Gerçeklerin bir an önce gün yüzüne çıkarılması için konunun takipçisi olacağız. Gençlerimizi karanlığa hapseden nedenlerin peşini bırakmayacağız. Ben defalarca bu kürsüden Erdoğan'ın vicdanına seslendim. Gel iktidar ve muhalefet el ele verelim bu ülkenin lügatından kadın, çocuk ölümlerini silelim dedim. Bu konuda tek bir somut adım atmadı, atmıyor. Çünkü kürsü şovları peşinde koşup hâlâ 3 maymunu oynuyor.

'BÜYÜK BİR BECERİKSİZLİĞİN CEZASINI ÇEKİYORUZ'

Aziz milletim; Ülkemizin ekonomisi, adım adım bir ödemeler dengesi krizine doğru gidiyor. Ancak, açıklanan makroekonomik verilerden, daha korkunç bir şey daha var. O da; Devlet terbiyesinden, ciddiyetten ve liyakatten nasibini almamış bir zihniyetin, hâlâ yönetimde olması… Bu liyakatsiz ekonomi yönetiminin elinde, Türk Milleti olarak, çok büyük bir imtihandan geçiyoruz. Her gün, saçma sapan açıklamalar dinliyor, akıl dışı kararlarla, karşı karşıya kalıyor ve büyük bir beceriksizliğin cefasını çekiyoruz .

Nitekim, geçtiğimiz günlerde, Ak Partili bir vekil; Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, 'Şehir hastaneleri için ödenecek paranın, bütçede bir yükü var; ama devlet memurlarının da bütçeye yükü var' dedi. Bunu duyan, bir başka Ak Partili vekil ise, altta kalmak istememiş olacak, 'Akaryakıt pahalı ama, sebebi biz değiliz. Dua edin, bol akaryakıt çıksın' dedi."

"Şaşırdık mı? Maalesef şaşırmadık. Başını, 'Enflasyon sorunu yok, hayat pahalılığı var' gibi, akıl dolu tespitlerle, piyasalara güven veren, Bay Kriz’in çektiği; Kabine'sindeyse; dar gelirli vatandaşlarımızı, düşünmediklerini itiraf eden, Nebati Bakan’ın olduğu, olağanüstü yetkin bir siyasi kadronun, milletvekillerinin de böyle konuşmaları, elbette şaşırtıcı değil. Hatırlarsınız, Ak Parti, bundan 20 yıl önce, 'Yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğiz' diye yola çıkmıştı. Bugün ise, bu arkadaşlar, siyasi yolculuklarının son durağında, artık; dar gelirliyi ikinci sınıf vatandaş, memurları ise bütçeye yük olarak görüyorlar. Milletimizi, akaryakıt için, duaya davet ediyorlar. Bizzat sebep oldukları ekonomik sıkıntılara, çözüm olarak da, milletimize şükretmeyi öğütlüyorlar. Nereden, nereye değil mi? Zihniyet böyle olunca da; çare olarak sundukları, sözde kurtuluş reçeteleri, sadece vatandaştan yandaşa servet aktarımına yol açıyor."

'GELİRE ENDEKSLİ SENET' AÇIKLADILAR AMA ORTADA GELİR YOK'

"Nitekim, Nebati Bakan’ın ışıltılı zihninin, son mucizesi de; biliyorsunuz, 'Gelire Endeksli Senet' oldu. Bu öyle bir mucize ki; Gelire Endeksli Senet açıkladılar, ama ortada gelir yok… Sonradan öğrendik ki; Devlet Hava Meydanları İşletmeleri ile, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün, gelirlerini pazarlıyorlarmış. Bu gelirler, eskiden nereye gidiyordu? Devletin hazinesine. Yani millete. Peki şimdi nereye gidecek? Gelire Endeksli Senet’i alan, tasarruf sahibine. Yani; parayı vatandaştan kes, tasarruf sahibi bir azınlığa aktar, sonra da, utanmadan sıkılmadan, milletimize, 'çözüm' diye pazarlamaya çalış…

Nebati Bakan, bu kafayla, 'GES’ten' sonra, 'öz hakiki kurtuluş reçetesi' olarak, milleti tamamen denklemden çıkartıp, yandaş ekosisteminin, tamamı faydalanabilsin diye, 5’li çetenin gelirine endeksli, 'YES', yani 'Yandaş Endeksli Senet' çıkartırsa şaşırmayın…

"Değerli dava arkadaşlarım; açıklanan programlar farklı, ama zihniyet aynı, öncelikler aynı, beceriksizlik aynı. Nitekim, Gelire Endeksli Senet’ten önceki, sözüm ona kurtuluş reçetesi, Kur Korumalı Mevduat Sistemi’nin, ülkemize maliyeti, 200 milyar lirayı bulacak. Bu para, bir çivi bile çakmadan, Hazine’nin kasasından çıkacak. Yani milletimizin cebinden çıkacak. Oysa, bu 200 milyar lira ile; Milletimize ve memleketimize çok daha faydalı işler yapılabilirdi. Mesela; Okullarda, sokaklarda, meydanlarda, her yerde şahit olduğumuz, hepimizin canını yakan, çocuk yoksulluğu ve yoksunluğu bitirilebilirdi. Mesela; Rüzgargülü Projemiz ile, devlet okullarındaki 11 milyon öğrencimize, 10 yıl boyunca, ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği verilebilirdi.

Mesela; geçim sıkıntısından dolayı dertlenen, kira artışlarından dolayı ev, Kontenjanlardan dolayı da, yurt bulamayan, bulduklarında da, çileleri bitmeyen öğrencilerimizin, barınma sorunu çözülebilirdi. Mesela; Yıllardır, 'hazinede para yok' diye, görmezden gelinen, Kazanılmış hakları için, mücadele veren EYT’li kardeşlerimizin, hakkı verilebilirdi. Mesela; Maliyetlerin altında ezilen, faturalarını ödemekte zorlanan, esnaflarımıza ve sanayicilerimize, destek olunabilirdi. Ama tüm bunlar, esasında bir öncelik meselesi… Ne var ki, artık Ak Parti iktidarının, hiçbir hareketinde, hiçbir planında ve hiçbir programında, maalesef öncelik milletimizin olmuyor.

'İŞİ YAPAMAYANLAR GİDER, DAHA İYİ YAPACAK OLANLAR BAŞA GELİR'

Asgari ücrete rekor zam yaptık' diye sabah akşam böbürlenenler, başta akaryakıt olmak üzere, hemen her ürüne, neredeyse her gün gelen zamlarla, zerre ilgilenmiyor. Bu kürsüden, daha önce de söylemiştim, bugün yeniden, iktidara seslenmek istiyorum: asgari ücretli milyonlarca vatandaşımız evine ekmek götüremiyor. İğneden ipliğe her şeye gelen zamlara doğrultusunda, bir an önce, asgari ücreti güncelleyin. Ayrıca 2 bin 500 liraya çıkardığınız en düşük emekli maaşını da, asgari ücret seviyesine çıkartın. Milletimizi, ayın ortasına bile gelmeden eriyen maaşlar ile, açlığa, yokluğa ve çaresizliğe mahkûm edemezsiniz. Yandaşınız üç kuruş zarar etti diye, dünyaları yerinden oynatırken; milletimizi geçim sıkıntısıyla, borçlarla bir başına bırakamazsınız.

Kendi eşinizi, dostunuzu, akrabanızı ihya ederken, bu milletin evlatlarını görmezden gelemezsiniz. Artık kabul edin. Sizin bu aziz millete verecek, hiçbir şeyiniz kalmadı. Bu saatten sonra yapılacak belli. Getiririn sandığı, kararı milletimiz versin. Demokrasinin altın kuralıdır: işi yapamayanlar gider, daha iyi yapacak olanlar başa gelir. Türkiye sahipsiz değil, milletimiz de çözümsüz değil. Biz varız, biz buradayız. Madem yapamıyorsunuz, o zaman daha fazla gölge etmeyeceksiniz. Madem beceremiyorsunuz, o zaman yoldan çekileceksiniz. Madem yönetemiyorsunuz, o zaman Türkiye’nin önünde takoz olmayacaksınız. Siz sadece sandığı getireceksiniz, sonra da muhalefet saflarında yerinizi alıp, memleketi nasıl düze çıkartıyoruz, oturup izleyeceksiniz. Bu kadar basit.

TANK PALET FABRİKASI: KİRALADIK DEDİLER, SATILDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Sakarya ziyaretimizde, Tank Palet Fabrikası konusunu da unutmadık. Bay Kriz’i Mevlana, kendini de Şems ilan eden, ihale zengini yandaş ile, Katarlı ortağına peşkeş çekilen, bu stratejik kurumumuzla ilgili, ne nutuklar atılmıştı, hatırlıyor musunuz? Önce dendi ki, 'Satmadık kiraladık.' Sonra satıldığı ortaya çıktı. Önce dendi ki, 'Fabrika değil, hurda yığını.' Sonra dendi ki, 'Obüsleri, tank paletlerini ve daha nice silahı, bu fabrika üretiyor.' Son olarak da; ordumuzun bu stratejik tesisinin, peşkeş çekilmesini örtbas etmek için, bir başka yalan daha uyduruldu. Dendi ki; 'Karasu’da yeni bir fabrika kuruyoruz. Bölgede, 10 bin kişilik istihdam yaratıyoruz.' Hatta, her zamanki gibi, şaşalı bir temel atma töreni yapıldı. Yandaş medya da, günlerce yayın yaptı."

Hal böyle olunca, ben de geçen hafta, Karasu’ya uğradım. 'Milyarlarca dolarlık yatırım' dedikleri fabrikaya gittim. Neler oluyor biliyor musunuz? Yatırım-matırım yok. Fabrika sökülüyor. Yanlış duymadınız, o şaşalı törenlerin yapıldığı, dev yatırım dedikleri fabrika, yerinden sökülüyor. İşte size, Bay Kriz’in, mangalda kül bırakmadığı, yerli ve milli yatırım anlayışı…"

BİRGÜN

AdminAdmin