Siyaset
Giriş Tarihi : 20-03-2021 20:23   Güncelleme : 20-03-2021 20:23
Abone ol

Babacan’dan Merkez Bankası ve İstanbul Sözleşmesi tepkisi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası ve İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin kararları eleştirerek, “Gece yarısı açıklamaları bize muhtıraları, askeri vesayet dönemini hatırlatıyor. Bu iktidar ülkeyi yine karanlıktan yönetilen bir ülke haline getirdi” açıklamasını yaptı.

Babacan’dan Merkez Bankası ve İstanbul Sözleşmesi tepkisi

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve Merkez Bankası başkanının görevden alınması kararlarını değerlendirdi. 

Gece yarısı yapılan açıklamaların kendilerine muhtıraları, askeri vesayet dönemini hatırlattığını ifade eden Babacan, “O dönemde de kararlar gece birden açıklanırdı. Bu iktidar ülkeyi yine karanlıktan yönetilen bir ülke haline getirdi. Zaten karanlık bir döneme girmiş ülkemiz, maalesef karanlıkta alınan kararlara karşı karşıya. Zaten boğulma hissi tüm ülkede yaygın bir his olarak yaşanırken iki kararla daha uyandık bu sabaha” diye konuştu.

“20 ayda 4 MB, 4 TÜİK başkanı gördük”

Babacan, dün Erdoğan’ın önünde ‘Ya Merkez Bankasına gereğini yapacak ya da yanlış tezi yüzünden bu milletten özür dileyecek’ seçeneklerinin olduğunu söylediğini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Erdoğan bu milletten özür dileyemedi, Merkez Bankası Başkanıyla ilgili bir adım attı. Son 20 ayda, partili cumhurbaşkanlığından bu yana tam dört tane Merkez Bankası, dört tane de TÜİK başkanı gördük. Normalde bu görevlerin süresi beş yıldır. Böyle bir ülkede istikrar sağlanabilir mi? Bunlar akıllara durgunluk verici gelişmeler. Basiretli yönetim bunu yapmaz. Bunun adı en hafif ifadesiyle keyfiliktir. Bu hukuksuzluk ve kuralsızlık ülkeyi yöneten zihniyetin en önemli sorunudur.”

“Bazıları gibi kadına şiddeti bazen mazur mu görüyorsunuz?”

Ali Babacan, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle ilgili olarak da şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’yi, İstanbul Sözleşmesi’nden çekmeye çalışan bir karar var. Bu sözleşmenin konusu kadına şiddettir, aile içi şiddettir. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir. Bunlara gerekçe bulunamaz, mazur gösterilemez. Bu uluslararası sözleşme onun sözleşmesidir. Bu ülkede kadına şiddet sorunu büyüyor. Her gün kadın cinayetleri işleniyor, her gün aile içi şiddet yaşanıyor. Yıllardır hükûmetin başındasınız, bu konu hakkında somut ne adım attınız? Hangi önlemi aldınız, hangi kararı aldınız? Hangi yeni kanuni düzenlemeyi yaptınız? Hangi yeni uluslararası sözleşmeye imza attınız? Mevcudu yıkmak en kolayı. Madem beğenmiyorsunuz, yerine ne koydunuz? Daha sağlam bir yasal düzenlemeniz var mı? Yoksa siz de bazıları gibi kadına şiddeti bazen mazur mu görüyorsunuz? Kadına şiddetin aması, fakatı, mazereti olmaz. Kadına şiddete karşı topyekûn sağlam bir duruş göstermek her siyasetçinin, her vatandaşımızın görevidir. Bizim hükûmetten beklentimiz budur.”

“Kadına şiddetteki artışın günahı Cumhurbaşkanı’nın boynunadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Babacan, “Bu attığınız adım yüzünden cesaret alan, daha fazla şiddet gören, kadın cinayetlerini daha farklı gösteren bir tablo oluşursa, bunun günahı da vebali de boynunuzadır. Bu attığınız adım sebebiyle kadına şiddette, aile içi şiddette ve kadın cinayetlerinde meydana gelecek her artışın vebali size aittir. Kadınların ahından korkun. Yerine daha iyi tedbir tedbirleri açıklayın, kadınların yakasından düşün” diye konuştu.

“TBMM’nin hakkı, Cumhurbaşkanlığı tarafından gasp edilmiştir”

Uluslararası sözleşmelerin öncelikle bir kanun niteliğinde olduğunu ve Meclis’ten geçtiğine işaret eden Babacan, “Hatta Anayasa Mahkemesine götüremezsiniz. Normal bir kanundan daha zor bir iptal yöntemi vardır. Uluslararası sözleşmeler önce Meclis’ten geçip, daha sonra hükûmet kararıyla yürürlüğe sokulurken, bu sözleşmelerin iptalinin de yine meclis tarafından yapılması gerekir. Yine yürürlüğe hükûmetin koyması gerekir. Burada çok açık bir hukuk ihlali var. Bu kararla TBMM’ye ait olan anayasal bir hak, Cumhurbaşkanlığı tarafından gasp edilmiştir. Bu durumda tek bir imzayla tüm uluslararası sözleşmelerden çekilebilirsiniz. Tabii, bu yöntem boyutu. Denilebilir ki Meclis’te de aynı sonuçla karşılaşılabilirdi. Ama esas kadar usul de önemlidir” dedi.

“Ekonomide çuvallamanın sorumluluğunu protestolara yıkabilirler”

Babacan, uluslararası sözleşmeden geri çekilmenin bazı kesimlerde oluşturacağı infiali ve protestoları hükûmetin öngördüğünü dile getirerek, “Pazartesi günü finansal piyasalar açıldığı zaman Merkez Bankası ile ilgili atılan adımın piyasa üzerinde olumsuz etkisi olacaktır. Sayın Erdoğan bu iki konuyu paketleyip, ‘İşte bunlar sokaklara döküldü, piyasalar bozuldu’ diyebilir. Kendi hatasıyla bozulan ekonomik dengeleri, bambaşka bir konu için eylemde bulunan insanların üzerine yıkabilirler. Bu oyuna aman dikkat edelim. Barışçıl yöntemlerle herkesin kendi düşüncesini ilan etmesi doğaldır. Ancak hükûmetin istismar edip, kendi ekonomideki çuvallamasının üstünü örtecek malzeme haline gelmesine de asla izin vermemeliyiz” uyarısında bulundu.

Ajans Bizim