Gündem
Giriş Tarihi : 25-02-2020 13:39

Bahçeli: 'Bize sosyal medya yolcusu değil davanın hancısı lazım'

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Ha HDP, ha CHP, ha Serok, ha Babacan; alayı birdir, hepsi aynı alçak ve karanlık yolun yolcularıdır." dedi.

Bahçeli: 'Bize sosyal medya yolcusu değil davanın hancısı lazım'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hafta sonunda "PKK’nın yan kolu, Kandil'in siyaset ucubesi" HDP’nin, 4. Büyük Olağan Kongresi'ni yaptığını anımsattı. "Yaşanan rezilliklerin, izleyen her vicdan sahibini rahatsız ettiğini" ifade eden Bahçeli, "Üstü HDP, altı PKK olan bu kongre ortamında, İstiklal Marşı okunmamış, sözde devrim şehitleri kılıfıyla teröristlere saygı duruşunda bulunulmuştur. Alçaklık bununla sınırlı kalmamış, bebek katili lehine sloganlar atılmıştır. Malum bir eş başkan da kurucu meclis çağrısı yaparak tüm kimlik ve inançların kendisini güvende hissedeceği bir anayasadan bahsetmiştir." diye konuştu. 

Üzerinde durulması gereken diğer bir noktanın CHP'nin "Serok partisinin, bölücü kongreye üst düzey temsilci göndermesi; parti kurup kurmayacağı, ha bugün kurdu, ha yarın kuruyor hikayesiyle taktik manevralar yapan eski bir bakanın mesaj iletmesi" olduğunu belirten Bahçeli, "Demek ki Gezi kalkışmasıyla örtülü olarak Soros çocuklarıyla gurur duyan eski Cumhurbaşkanı'ndan onay almıştır. Demek ki HDP'nin CHP'ye yönelik 'Cesur olun, kuytuda buluşmayalım, kapalı kapılar arkasında el ele gezmeyelim, siyasi nikahımızı uluorta ilan edelim' dayatması karşılık bulmuştur." değerlendirmesini yaptı. 

"Siyasette üçüncü bir blok arayışı değil, vatana ihanettir"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu, ölü teröristlere nasıl saygı duruşunda bulunduklarını açıklayacak yüreğe sahip midir? İstiklal Marşı'nın neden okunmadığını, bunu nasıl sineye çektiklerini Türk milletine anlatacak cesaret ve basirete haiz midir? Sorosçuların dümen suyuna girmiş İP'in, bu olan biten iğrençliklere diyecek bir şeyi var mıdır? Serok Ahmet'in PKK özlemi, Babacan'ın HDP sevdası, Kılıçdaroğlu'nun bölücülük merakı, siyasette üçüncü bir blok arayışı falan değil, düpedüz vatana ihanettir. HDP'li Temelsiz, 'Halklarımızı AKP-MHP faşizminden kurtarmak ve üçüncü yolu örgütleyerek demokratik iktidarımızı kuracağız.' diyor. Hıyanet kadrosunun üçüncü yolu uçurumun dibidir, Türkiye düşmanlarının ana kucağıdır. Bunlardan bırakınız iktidar olmayı ne köy olur ne de kasaba. Cumhuriyet savcıları HDP'nin bölücü kongresi hakkında mutlaka cezai takibata başlamalı, gecikmeksizin soruşturma açmalıdır. Türkiye muz cumhuriyeti değildir, çadır devleti değildir, etnik koalisyonun mecmusu değildir. Herkes aklını başına alsın, bu ülke sahipsiz ve savunmasız değildir. HDP, 'Türksüz anayasa' diyor, aynı şeyi CHP de istiyor. HDP 'demokrasi ittifakı' diyor, aynı tekerlemeyi CHP de söylüyor. HDP 'PKK/YPG 'diyor, aynı çıkmazda CHP de patinaj yapıyor. Ha HDP ha CHP ha Serok ha Babacan, alayı birdir, hepsi aynı alçak ve karanlık yolun yolcularıdır. Bunlara karşı Cumhur İttifakı da Türk milletinin bayraklaşmış ve anıtlaşmış iradesidir. 

Zillete düşmüş siyasi çürümüşlerin akıl hocaları zalimlerdir, emperyalistlerdir, 'Rand'çılardır, Sorosçulardır, kuzenleri Osman Kavalı'dır, FETÖ'cülerdir, Gezicilerdir, 6-7 Ekim olaylarının senaristleridir. Bunlar kirli üst aklın figüranlarıdır, bizim aklımız da tarihi Türk aklıdır, büyük Türkiye vizyonudur. Koronavirüs neyse bunlar aynısıdır. Bu virüs nedeniyle İran sınırımız geçici olarak kapatılmıştır, siyasi zillet kafilesine de Türk milleti gönlünü hepten kapatmıştır. CHP'nin bir genel başkan yardımcısı diyor ki 'Millet olarak askerlerimizin nasıl şehit olduğunu bilmek istiyoruz.' Sen kim, millet kim? CHP'nin çok konuşan bu sözcüsüne diyorum ki kitaptan araştırayım diyorsan, hemen Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde inşa edilen, takdir ve tebrik ettiğimiz muazzam Millet Kütüphanesine gidip kitapları karıştırabilirsin. Belki bir şeyler öğrenirsin, bir hakkı da Sayın Cumhurbaşkanı'na teslim edersin. Her kitabın bir alim, her alimin de bir medeniyet olduğunu belki özümsersin. Oraya gitmeye gözün kesmiyorsa tavsiyem, bu soruyu hükümete sorma, ya git silah tutup mücadele ederek yerinde müşahede et, ya da HDP'li kardeşlerine bir zahmet müracaat edip öğrenmeyi dene. Çünkü şehitlerimizin katilleri yanı başınızdadır, görüş menzilinizdedir, hemen kol mesafenizdedir."

"Buna alet olan arkadaşlarımız..."

MHP'nin TBMM’de denge ve denetleme görevini üstlendiğini, hükümet ortağı olmadığını, Türkiye’nin yönetiminde siyasi sorumluluğunun da bulunmadığını aktaran Bahçeli, idari tasarrufların tamamıyla hükümetin tekelinde olduğunu dile getirdi. Viyana'ya büyükelçi atamasının kamuoyuna yansımasıyla büyük bir eleştiri sağanağının başladığını; MHP'yi itibarsızlaştırmak, Cumhur İttifakı'nı baltalamak için ahlaksız bir sürecin devreye alındığını dile getiren Devlet Bahçeli, Avusturya Cumhuriyeti'ne görevlendirilen büyükelçinin, "bir ülkücü katili olduğu" iddiasının yaygın bir şekilde gündeme taşındığını hatırlattı.

Bahçeli, "Ancak merhum şehidimiz Mustafa Erol'un katilinin kim ya da kimler olduğu belgeli, berrak ve resmi olarak tam bilinmeden, hatta mahkeme tutanakları iddiaları doğrulamazken, sosyal medyada provokasyon yapan, pusu kuran, ajitasyona yeltenen, bize dava öğretmeye, şehitlerimizi hatırlatmaya, MHP'yi yargılamaya çalışan art niyetli kişilerin varlığı da teker teker açığa çıkmıştır." diye konuştu.

"Say desem beş şehidimizin ismini ve bunların katillerini tereddütsüz sayamayacak olanların fitne ateşini tutuşturmaları namertlik ve sahtekarlıktır." diyen Bahçeli, "Şehidimizin şühedamızın hakkını hukukunu korumak bizim için namus meselesidir. Bu konuda hiç kimseden öğrenecek bir şeyimiz yoktur. Herkes işine bakmalıdır. Fakat bunun üzerinden istismara yeltenip MHP'yi töhmet altında bırakmaya, suçlamaya, karalamaya, sanki katil bulunmuş da buna göz yumuyormuşuz gibi bir algı oluşturmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Buna alet olan arkadaşlarımız da karanlık kampanyayı servis etmişlerdir." değerlendirmesinde bulundu.

"Bize sosyal medya yolcusu değil davanın hancısı lazım"

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bizim Viyana Büyükelçiliğine atanan şahısla ilgili ortak hiçbir noktamız yoktur. Geldiği yer bellidir, hüviyeti bellidir, mazisi bellidir. Sorumluluk elbette hükümetindir. Bu atamayı maske yaparak Cumhur İttifakı'na husumet kusanlar, bilip bilmeden, partimizin resmi görüşü teşekkül etmeden akıntıya kapılanlar yanlış yapmışlar, ters köşeye yatmışlardır. Üzülerek ifade etmeliyim ki bu tuzağa bazı milletvekillerimizin ve parti yöneticilerimizin düşmesi de hazin ve ibretlik bir vakıadır. Biz şehidi de biliriz, katili de biliriz. Söyleyeceğimiz sözü de biliriz, atacağımız taşı da biz seçeriz. İplisinin ipsizinin, arlısının arzısının, MHP'ye kefen biçenin, döneğinin devşirilmişinin, ülkücüye kem gözle bakanın, çakalının çukalının, çıkarcının yardakçının, mikser gibi karıştırıcıların yalan, iftira ve aldatmalarına itibar etmek bizim kitabımızda yazmaz, yazamaz, yazmayacaktır. MHP'ye sosyal medyadan istikamet çizilemez. 

Bize sosyal medya yolcusu değil, davanın hancısı lazımdır, bu ayrımı da yapmak tarihe, şühedaya, Türklüğün vicdanına karşı mükellefiyet ve mesuliyetimizdir. Siyasi irademizi, davamızın ilke ve istikbalini çöplüğe dönen, beşinci sınıf dedikodu mekanından farksız olan sosyal medya belirleyemez. Dilerdim ki asılsız haberlerin peşine düşen bazı arkadaşlarımız partimize ve davamıza saldırılar olurken de aynı hassasiyet içinde hareket edebilselerdi. Sosyal medya cengaverlerine ve görevli Twitter, Facebook nöbetçilerine değil dava adamlarına, şehidinin ve gazisinin hakkını adam gibi temsil edenlere, üstlendiği görevleri şuurla yerine getiren ülkü arkadaşlarımıza ihtiyaç vardır. Gerisi fuzuli laf kalabalığıdır. Kuyuya taş atıp arkasından baktıranların kimler olduğunu biliyoruz. Biz bu bulanık kuyudan su içmeyiz, içilmesini hoş görmeyiz, gereğini de vakti saati geldiğinde kararlılıkla yaparız. Milletvekili arkadaşlarımın daha hassas, daha dikkatli, daha uyanık, daha ferasetle hareketleri elzemdir, sosyal medya oyunlarına gelmemeleri, ricam ve talimatımdır." 

Bahçeli, koronavirüs tehdidine karşı canla başla mücadele eden, teyakkuzda bulunan, bu çerçevede seferberlik ilan etmiş gibi duruş gösteren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve ekibini tebrik ettiğini söyledi.

Bahçeli, 20 Şubat’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Millet Kütüphanesi'nin açılışına şahit olmaktan gurur duyduğunu, bu muhteşem eseri Türkiye’ye kazandıran, kitap sevgisini aşılamak için gayret gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ettiğini de sözlerine ekledi.

"Deprem tehdidine karşı kalıcı ve etkili tedbirler acil alınmalı"

Türkiye'nin deprem felaketiyle bir kez daha yüzleştiğini söyledi. İran'ın Hoy şehri yakınlarında Türkiye sınırına yakın bölgede yaşanan 5,9 büyüklüğündeki sarsıntının acı ve yıkıma neden olduğunu, depremin Van'ın Başkale ve Saray ilçelerinde hissedildiğini anımsatan Bahçeli, depremde 4'ü çocuk olmak üzere 9 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 39 kişinin de yaralandığını belirtti.

Bahçeli, deprem anında çamaşır asmak için bahçesine çıkan Nebahat Fırat'ın evinin yıkıldığını, eşi ve biri 8 aylık 3 çocuğunun enkaz altında kalarak hayatlarını kaybettiğini ifade ederek "Bir yuvanın üstü toprakla örtülmüş, geriye gözyaşı ve feryat kalmıştır. Yürekleri kavuran bu hazin ve müessif olay bizleri de derinden üzmüştür." dedi.

Türkiye'nin, doğudan batıya, kuzeyden güneye deprem tehdidine karşı kalıcı ve etkili tedbirleri acil alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Depremle yaşamayı öğrenmek durumundayız. Buna diyecek bir şey yok ancak depreme teslimiyeti, felaketlere boyun eğmeyi, atıl ve hareketsiz kalmayı da aklımızdan dahi geçirmemeliyiz." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diledi.

Almanya'daki ırkçı terör saldırısı

Almanya'nın Hanau şehrinde Neo-Nazi hayranı bir katilin ortalığı kana buladığını söyleyen Bahçeli, bir kafe ve büfede bulunanlara ateş açan bu caninin, 5'i Türk vatandaşı olmak üzere 10 kişiyi katlettiğini hatırlattı. Son yıllarda Batı Avrupa'da yaygınlaşan ırkçı saldırıların kaygı verici boyutlara ulaştığına dikkati çeken Bahçeli, uzunca bir süredir Türk ve İslam düşmanlığının azgınlaştığının gözlendiğini söyledi.

Almanya'da bugüne kadar 30'a yakın Türk vatandaşının acımasız saldırılara maruz kaldığına, camiler, evler, dernek binaları ve işyerlerinin kundaklandığına değinen Bahçeli, "İnsan hakları, düşünce ve ifade hürriyeti, demokrasi ve hoşgörü konularında lafa gelince mangalda kül bırakmayan Avrupa ülkelerinde ırkçı damarın kabarması, faşist eğilimlerin kamçılanması hakikaten de büyük bir çarpıklıktır." dedi.

Kendi ülkelerindeki milliyetçi eğilimleri güçlendirip başka ülkelerdeki milliyetçiliği şeytanlaştıran sözde gelişmiş devletlerin amaçlarının belli olduğunu ifade eden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Biz insanlığın en gelişmiş ve demokratik formu olan milleti biyolojik analizlerde, laboratuvar araştırmalarında, kafatası ölçümlerinde bulmadık. Bizim kökümüz hamdolsun sağlamdır, sağlıklıdır, ta derinlere kadar tutunmuştur. Irkçılık ise bu kökü kurutacak baldıran zehridir. Türk milleti zehir imalatçılarıyla her zemin ve sahada hesaplaşmaya, bunların şer oyunlarını bozmaya hazırdır, çok şükür buna da muktedirdir."

Hocalı Katliamı'nın 28. yılı

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hocalı'nın, dinmeyen çığlık, bitmeyen acı ve tükenmeyen bir Türk sevdası olduğunu belirtti. "Hocalı'nın yaraları derindir, yamaçları serindir, yanakları engindir." diyen Bahçeli, Dağlık Karabağ'ın Hocalı kasabasının tam 28 yıldır Türklüğün vicdanında bir sızı, milli yüreklerde bir sancı olduğunu ifade etti.

Hukuken Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ'ın, 28 yıldır Ermenistan işgalinde olduğuna işaret eden Bahçeli, "1992'nin 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gecesi, Ermeni çeteleri ve 366. Rus Motorize Alayı'nın Hocalı'da gerçekleştirdiği katliam geçtiğimiz yüzyılın en vahim olaylarındandır. Büyük şairimiz merhum Şehriyar, 'Kurt kurtla dolaşır, itler itle.' derken haksız mıdır, yalan mıdır, asılsız mıdır? Elbette kurt kurtla, it de itle gezip tozacak, emel ve hedef birlikteliği yapacaklardır." dedi.

Bahçeli, Hocalı'da resmi verilere göre 106'sı kadın, 63'ü çocuk, 70'i yaşlı olmak üzere 613 soydaşın şehit edildiğini, 76'sı çocuk 487 soydaşın ağır yaralandığını anımsatarak 1275 soydaşın esir alındığını, bunların 150'sinin kayıp olduğunu söyledi.

Sovyetler Birliği çöktükten sonra "Büyük Ermenistan" hayaline kapılan Levon Ter-Petrosyan'ın, Türk düşmanlığını geçim kapısı haline getirdiğini vurgulayan Bahçeli, "Dağlık Karabağ'ın istilası dünyanın gözü önünde vuku bulmuştur. Azerbaycan topraklarının beşte birini işgal eden Ermenistan Türk yurdundan halen çekilmemiş, buna hiçbir zaman da yanaşmamıştır." diye konuştu.

"Hocalı'da soykırım yapıldı"

Hocalı'da, uluslararası hukuka göre soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, saldırı suçu ve barışa karşı suçların alenen işlendiğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Hocalı'da soykırım yapılmıştır. Bu soykırımın sorumlularına henüz cezai yaptırım uygulanmamış, Hocalı Katliamı uluslararası ortamda soykırım olarak tanınmamıştır. Elbette Hocalı Katliamı, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Savaş Suçları Mahkemesi, İnsan Hakları Mahkemesi gibi hukuk zeminlerinde tescil edilmeli, suçlular hakkında gereken ne varsa yapılmalıdır. Sözde Ermeni soykırımıyla avunan, bunu Türkiye'ye karşı siyasi ve diplomatik tehdit aracına dönüştüren ülkelerin adalete biraz olsun saygıları varsa insan haklarına az da olsa bağlılıkları bulunuyorsa Hocalı'da akan kanın hesabını insanlık kasaplarından sormaları tarihi bir mecburiyettir. Hocalı Türk'tür, Dağlık Karabağ Türk'tür, Azerbaycan Türk'tür, her türlü mütecaviz ve mütehakkim teşebbüs ihanettir, rezalettir, Türklüğün vicdanında yok hükmündedir. Dağlık Karabağ'ın her karışında Türk'ün hatırası, çıkmayacak ayak izleri vardır. Ermeniler ve destekçileri bu tarihi gerçekleri silahla, zor kullanarak, kan dökerek asla değiştiremeyeceklerdir. Yanlış hesap, günü geldiğinde Türk milletinin kudretinden dönecektir."

"İdlib kanlı bir kazana dönüştü"

Bahçeli, Türkiye'nin olağanüstü bir süreçten geçtiğini, İdlib'in fokur fokur kaynayan, kaynadıkça taşan kanlı bir kazana dönüştüğünü belirtti.

Rusya destekli rejim güçlerinin hain ve hunhar saldırılarının devam ettiğini, bu ayın başından beri İdlib'de verilen şehit sayısının 16'ya ulaştığını anlatan Bahçeli, şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

"Dökülen şehit kanlarının yerde kalmayacağını biliyor ve sabırsızlıkla bekliyoruz." diyen Bahçeli, "Rusya, Soçi Mutabakatı'na vurgu yaparken taciz ve tahriklerini ısrarla sürdürmektedir. Karadan Esad güçleri, havadan Rus jetleri ölüm yağdırmaktadır. Yüksek yakıcı ve yıkıcı özelliğe sahip, patladığı yerde geniş bir alanda her canlıyı oksijensiz bırakan termobarik bombalarla belirlenmiş hedefleri vuran Rusya'dır." ifadelerini kullandı.

Türk askerinin İdlib'de tek taraflı, işgal amaçlı ve dayatmacı bir anlayışla değil, Astana ve Soçi ruhuna müzahir şekilde bölgede koordinasyon ve gerginliğin azaltılması hedefiyle bulunduğunu anımsatan Bahçeli, "Her ne kadar iradesi ve inandırıcılığı kalmamışsa da İdlib'de ateşkesin sağlanabilmesi, çözüm yollarının aralanması, Soçi kararlarının tatbikine bağlıdır. Aksi takdirde İdlib patlayacak, zalimler ve katiller kaçtıkları yere kadar kovalanacaktır. Bu şartlar altında Türkiye'nin geri adımı düşünülemeyecektir. Zalim Esad döktüğü kanların bedelini damla damla ödeyecektir." değerlendirmesini yaptı.

"Türkiye'nin İdlib'deki varlığı hakkıdır, haklıdır"

Bahçeli, İdlib'de ateşkesin tesisi için zulmün bitmesi, saldırıların durması, masumlara yönelik acımasızlıkların son bulması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: 

"Rusya'nın Türkiye'ye karşı Suriye'nin arkasında durması, Suriye'yi Türkiye'ye tercihi akla ziyandır ve stratejik hesaplarla bile izah edilemeyecektir. Dahası Putin'in ikili oynaması, önde Sayın Erdoğan'a sarılırken arkada Esad'ı kucaklaması, tam bir çelişkidir. Türkiye ile Rusya stratejik ortak değildir, müttefik değildir ama iki ülke arasında siyasi, ticari, ekonomik ve diğer ilişki ağları gelişmiş ve güçlenmiştir. Ne var ki İdlib'deki sıcak çatışma ve gerilim ikliminin varlığı, domates yüklü tırlarımızın Rusya sınırında bekletilmesine neden oluyorsa, samimiyetsizlik ve güvensizlik zirve yapmış demektir. Aynı zamanda bu sorunlu tablo adil ve hakkaniyetli bir tavır sayılamayacaktır. Türkiye'nin İdlib'deki varlığı hakkıdır, haklıdır. Bu varlığımızı sorgulayanların önce işe Rusya'dan başlamaları, mazlumların katledilmesine kafa yormaları isabetli ve tutarlı bir yaklaşım olacaktır.

Esad rejimi ile Rusya'nın İdlib ile Hama bölgesinde Ocak ayından bugüne kadar 369 sivilin ölümüne neden olmaları hangi vicdana sığacaktır? Ülkemizin sınırında büyük bir sığınmacı yığılması varken, Rusya'nın bunu inkar etmesi hangi akla hizmettir? Şunu herkes bilmelidir ki bizim haklarımıza, egemenlik ilkelerimize, güvenlik ve bekamıza saldıran ve kumpas kuran hangi güç veya ülke olursa olsun karşı karşıya gelmemiz kaçınılmazdır. Biz kuzu olup baş eğmeyiz, bozkurt olur zalimleri tepeleriz."

Devlet Bahçeli, "aklı evvelin tekinin, MHP'nin duruşunu yargıladığını, zaman zaman vatanseverlikten kopup ABD yörüngesine girdiğini söylediğini" aktararak, "Bunu söyleyen şahıs daha düne kadar İmralı canisiyle sarmaş dolaştı, birbirlerinden gül alıp veriyorlar, dostluk pozuna giriyorlardı. MHP'nin yörüngesini tayin mercii, orak çekiç sevdasıyla yıllarını israf etmiş çevrelerin haddi ve harcı değildir." dedi.

AA