Siyaset
Giriş Tarihi : 05-03-2016 16:48   Güncelleme : 05-03-2016 16:48

Cankurtaran: Hepimiz aslında bir tarihin yapılışına şahit oluyoruz

Resmi ziyaretlerin dışında bir çok köy kahvesini de ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya gelen ve Şehit Mustafa Çetin’in ailesine de taziye ziyaretinde bulunan  Cankurtaran; iki gün süren Konya programı kapsamında, Jeoloji Mühendisleri Odası, ADD Konya Şubesi, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Eğitim İş Konya Şubesi, ÇYDD Konya Şubesi ile CHP Meram, Karatay ve Selçuklu İlçe Başkanlıklarını ziyaret etti

Cankurtaran: Hepimiz aslında bir tarihin yapılışına şahit oluyoruz
Resmi ziyaretlerin dışında bir çok köy kahvesini de ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya gelen ve Şehit Mustafa Çetin’in ailesine de taziye ziyaretinde bulunan  Cankurtaran; iki gün süren Konya programı kapsamında, Jeoloji Mühendisleri Odası, ADD Konya Şubesi, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Eğitim İş Konya Şubesi, ÇYDD Konya Şubesi ile CHP Meram, Karatay ve Selçuklu İlçe Başkanlıklarını ziyaret etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran Konya’da, "Cumhuriyet Halk Partililer olarak asla umutsuz değiliz. Çünkü bu topraklara demokrasiyi, barışı, huzuru, kardeşliği biz getirdik ve bunu koruyup, kollamak ve sürdürmek de elbette bizim görevimiz." dedi. Cankurtaran’ın açıklamaları şöyle: "Ülke olarak çok kötü günler yaşıyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük terör olaylarını yaşıyor, hukuksuz uygulamalarla karşı karşıya kalıyor, kimi zaman sokaklarda öldürülüyoruz, kimi zaman vatani görevimizi yaparken şehit oluyoruz, kimi zaman evine ekmek götürmeye çalışırken ölüyoruz, kimi zaman namus belasında öldürülüyoruz. Hepimiz aslında bir tarihin yapılışına şahit oluyoruz. Dün Akşehir’de hemşerilerimizle buluştuk. Onların sorunlarını dinledik, parti olarak çözüm önerilerimizi sunduk. Bugün de sizlerle buluşurken çok farklı konulardan konuşup, Ankara’dan güzel haberlerle gelmek isterdim. Ancak ülkemizin durumu ortada ama biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak asla umutsuz değiliz. Çünkü bu topraklara demokrasiyi, barışı, huzuru, kardeşliği biz getirdik ve bunu koruyup, kollamak ve sürdürmek de elbette bizim görevimiz. Yanlış yönetilme,terör ve komşularla yaşadığımız sorunların etkisiyle git gide çöken ülke ekonomisinden elbette Konya da etkileniyor. Konya bir tarım şehri. Verimli toprakları ve genç işgücü olmasına rağmen hükümetin yanlış politikaları bütünüyle bir sektörü ve bir ili bitirdi. Samanı bile ithal eden bir ülke haline geldiysek ekonomi adına konuşmaya gerek var mı? Herşey ortada zaten. Çiftçiye mazotu 4 TL’den, zenginin yatına 1.25 TL’den veren bir hükümetten çifti için, esnaf için iyi birşey yapması beklenemez elbette. Üstüne birde TV kanallarında, miting meydanlarında çıkıp çiftçiye teşvik veriyoruz naraları atıyorlar. Bakınız değerli arkadaşlarım, bu mazottan devlet 9.5 Milyar TL vergi alıyor, ancak çiftçiye verdiği teşvik 550 Milyon TL. Yani 17’de 1’i kadar. Hesap ortada, sömürü meydanda. Emeğinizi, alın terinizi, çocuklarınızın rızkını birilerinin saray ve lüks arabalarına kurban vermeye devam etmeyin. Konya’ya has sorunların yanında ülkemizin içinde olduğu bataktan ve hukuksuzluktan bahsetmeden geçemeyeceğim. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde kamuoyunun Anayasa Uzlaşma Komisyonu olarak bildiği masadan CHP olarak kalktık. Çünkü biz o masaya Anayasayı Darbe Hukukundan arındırmak şartıyla oturduk. Ancak onların derdi; bu ülkeye patronlu başkanlığı getirmekti. Biz burdan bir kez daha söylüyoruz: Bizim için aslolan Atatürk’ün tarif ettiği ve ön gördüğü parlamenter sistemdir ve asla tartışmaya açık değildir. Biz 93 yıllık Cumhuriyet çınarımızın altında yüzyıllarca daha yaşamaya devam edeceğiz. Ve asla Anayasa Mahkemesinin kararına uymayan ve Anayasanın varlığını reddedip kendi patronlu başkanlık hukukunu uygulamak isteyenlere geçit vermeyeceğiz. İçinde bulunduğumuz hafta aynı zamanda 8 Mart Kadınlar Gününü de kapsıyor. Bu günü farkındalık açısından çok önemsiyorum ancak bu farkındalığı yılın her gününe, ülkenin her karışına yaymak gerektiğini düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl 303 kadını, anneyi, eşi bağnaz zihniyetlere kurban verdik. Türkiye’de kadın olmak sokakta tacize uğramak, evde şiddet görmektir. Kadın, yeri gelince kutsal sayılan, yeri gelince sömürülen ama her şeye ve herkese rağmen mücadele edendir. İşte bu yüzden cehalet en çok kadından korkar. Çünkü kadın öğrenirse, çocuk öğrenir ve kadın bütün bir yeryüzünü değiştirir. New York tekstil işçilerinin kanlarıyla, canlarıyla, emekleriyle “eşit işe eşit ücret” taleplerini kazandıkları o kutlu 8 Mart gününden, Anadolu’muzun güneş yanığı yüzü ve çıplak ayaklarıyla hayata meydan okuyan kadınlarına kadar uzanan sürede mücadele yolunu aydınlatan tüm kadınlara selam olsun. Tüm örgütümü ve her geldiğimde beni evimde hissettiren hemşerilerimi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum."
AdminAdmin