Siyaset
Giriş Tarihi : 12-07-2016 19:10   Güncelleme : 12-07-2016 19:10
Abone ol

CHP'li Ağırman: ''Baskıcıya karşı moralleri yüksek tutmak zaferi getirecektir''

CHP 26. Dönem Milletvekili Seçimi Aday Adayı Özlem Ağırman, yayımladığı mesajında baskı rejimine karşı morallerin yüksek tutulmasının önemine değindi. Baskıcı rejimlerde halkın uyuşturulduğunun altını çizen Ağırman, ülkenin milletin olmak yerine baskıcı gücün hanedanlaşmış ailesine ait olarak lanse edilmeye başlandığının da altını çizdi.

CHP'li Ağırman: ''Baskıcıya karşı moralleri yüksek tutmak zaferi getirecektir''

Özlem Ağırman'ın 'Baskıcıya karşı moral değerlerin yüksek tutulması zaferi getirecektir' başlıklı mesajının tam metni:

Baskıcı tüm yönetim modellerinde birey ve toplumu belirli bir zaman diliminde düzenlediği manipülasyonlarla kendini ifade edemez hale getirir. Milyonlarca insanın ölümüne, savaşlara neden olmuş faşist rejimlerle günümüzün baskıcı rejimleri aynı ilke ile halkı esir alır. Bu ilke yalan üzerine kurulan propagandadır.

Bu rejimler ilk etapta, halkın en değerli evlatları olan bilim adamları, sanatçılar ve aydınları güvenilmez, toplum dışı ve tehlikeli ilan eder. Toplumda yolunda gitmeyen ne varsa onların üzerine yıkar. Oluşturduğu kargaşalarla , kara propaganda mekanizmaları kullanarak toplumun en duyarlı kesimlerini hedef alır.

Baskıcı, muhalefet partilerini ise beceriksiz, iş bilmez ve toplum dışı ilan eder. Baskıcı iktidarın kendisine verdiği güvenlik, istihbarat, ekonomik gücü halkın refahı, gelişmesi yerine iktidarını sağlamlaştıracağı bir model yaratmak üzere kullanır. Oysa kullandığı tüm kaynaklar halkındır, vergiler, toprak, o güne kadar biriktirilen her şey baskıcı iktidarlarca sanki kendi varlığıymış gibi kullanılır, yeniden dağıtılır.

Toplumun en önemli organı olan meclisi yetersiz, karar almakta zorlanılan güvensiz kurum ilan eder. Bu nedenle, yasaları rahat hareket edebileceği şekilde değiştirir, halkın meclisini bir partinin organı haline dönüştürecek yasalar çıkarır, iç tüzükleri ile oynar. Burada amaç mecliste kendisine, kararlarına karşı koyacak sesleri kesmektir. Oysa meclislerin varlık nedeni tam da budur. Baskıcı, hükümet üzerindeki yasal tüm denetim kurumlarını etkisiz hale getirir, bunları topluma karşı güvensiz ilan eder.

Yaptıklarının tek sorgulanacak yerin millet iradesi değil o gün geçerli inanç ne ise o olduğunu öne sürer. Oysa tanrısal bir iradenin bir bütçeyi inceleme, olur verme ve usulsüzlükleri bulma, yargılama şansı yoktur. İşte günümüzde bu saydıklarımızdan önemli bir kısmı 14 yıllık AKP iktidarı döneminde gerçekleşmektedir.

Milletin meclisi iç tüzük değişiklikleri ve yalanlarla güvensiz hale getirilerek denetimden uzak, bir onay organı haline getirilmeye çalışılması, bu karanlık dönemin devasa bütçelerle iktidar yanlısı medya ve kamuoyu ile aklanması her safhada gerçekleşmektedir. Yönetimin ulusal ve uluslararası çapta işledikleri suçlar yasa yoluyla temizlenmekte, meclis ise bu denetimden sayı çokluğu ile kaçmaktadır.

Toplumumuz 14 yılda başka hiç bir dönemde olmadığı kadar fakir ve borçlu hale getirilmiş olmasına rağmen kara propaganda metotları ile mutlu ve zengin gösterilir.Diğer taraftan Ülkemizin zengin kaynaklarının denetimsiz ve kontrolsüz şekilde toplumun bir kesiminin eline verilmesi de bir gerçektir.

İktidarın kendi yandaşı çoğaldıkça zamanla onlara soygundan pay dağıtılmamaya başlanır ve kendi yandaşları bile bu çılgın soygun çarkına karşı çıkamayacak şekle sokulur. Bu açıkça mafyasal düzendir. Bu sistem içinde yer almamaya karar verenler de tehdit ve şantaj ile susturulur. Devlet geleneği görmüş ve AKP den ayrılmış pek çok insanın tek bir kelime bile olanlar hakkında konuşmaması davaya bağlılık olarak ilan edilir.

Devletin teamüllerinin yerini mafyatik örgütlenme ve şovlar alır. Toplumda baskıcının yanında yer alan mafya grupları oluşur, bu gruplar yasa dışı işleri baskıcının devlet ve emniyet gücünü kullanarak devralır. Ortaya devasa bir suç ve gelir imparatorluğu çıkar. Artık rüşvet milyar dolarlarla iade edilir hale gelir.

Tam da bu noktada zenginleşmenin de getirdiği parıltı ile yasa dışılık daha aleni olur. Baskıcı ile işbirliği yapmayan herkes bulunan yollarla toplumda küçük görülecek şekilde itham edilir. Bu ithamlar pek çok kez davalara dönüştürülerek muhaliflerin üzerinde bir korku egemenliğine dönüştürülür.

Halkın ve muhalefetin elinde kendisini savunacak hiç bir şey bırakılmaz. Bu durum kara propaganda ile beceriksizlik olarak da topluma ilan edilir. Suç işlemek normal, dürüst olmak ise utanılacak bir şey haline gelir. Topluma para kazanmak istiyorsan bu sistemin içinde yer almaktan başka seçeneğin yok mesajı verilir. Bu klasik mafya ailelerinde de kullanılan bir gelenektir.

Toplumun büyük kesimi uyuşturulmuştur artık, burada şovlar devreye girer. Yapılan işler abartılır, sanki ilahi bir güçmüş haline getirilir parti ve lider. Oysa halktan alınan vergiler ve borçlarla gösterişi yüksek, propaganda değeri olan yatırımlar yapılır. Ülkenin milli kaynakları ve satılacak ne varsa bu dönemde sırasıyla elden çıkarılır. Mesaj açıktır, ülke milletin olmak yerine baskıcı gücün hanedanlaşmış ailesinin olarak lanse edilmeye başlanmıştır.

Tüm baskıcılar inancı da kendi lehlerine kullanır. Lider tanrının yeryüzündeki temsilcisi, parti de onun işlerini gerçekleştirmek için ona sunulan araç olmuştur. İşin içine inanç kavramları girince ortaya uydurma öyküler çıkarılarak lider tanrısal bir güçle toplumun üzerinde tek adam, tek model hale getirilir. O noktadan sonra artık inanç ta liderin ağzından dökülenlerdir. Hırsızlık meşrulaşır, yasalar hırsızı koruyacak hale gelir.

Peki bu gelişmeler, çirkin ve toplumu esir alan bu durum karşısında bunu görebilenler ne yapmalıdır?

En önemlisi bu dönemin mutlaka geçeceğine olan inanç ve moral değerleri yitirilmemelidir. CHP böyle bir dönemde her anlamda hedef haline gelmiştir. Partinin ve üyelerin moral değerleri ayakta tutulmalı, bu konuda özel çalışmalar iletişim faaliyetleri yapılmalıdır. Toplum böyle dönemlerde gerçekleşmeyen her şey için CHP yi suçlayacaktır. Hatta AKP nin yükselişinden ve gönderilemediği için CHP yi sorumlu tutacaktır.

Bunlar gerçek değildir, olanlar herkesin gözü önünde ve CHP nin tüm uyarılarına rağmen olmuştur. Baskıcı her adımında toplumda işbirlikçiler bulurken bunlara gerekli uyarılar CHP tarafından yapılmıştır. Bugün tüm uyarılara rağmen çağdaş bir demokrasi yerine varlıklarını yabancı güçlere peşkeş çeken bir ülke, üçüncü dünya ülkesi durumuna getirilmiştir.

CHP Halkın kendisine vermiş olduğu muhalefet görevini mecliste ve dışarıda ciddiye alıp sürdürmeye devam etmelidir. Halkın moral kaynağı olmalı, dertlerinde yanında olmalıdır. Sivil toplum bugüne kadar sessizliği ile neden olduğu gelişmeleri CHP üzerine yıkma eğiliminde olacaktır, buna karşı mücadele edilmelidir.

Halka karşı sosyal demokrat vaatler, demokrasi içinde yapılabilecek şeyler düzenli olarak ilan edilmelidir. Baskıcı iktidarın topluma verdiği hasarlar, olaylar elbette takip edilmeli, listelenmeli ve gereken sıkı takip yapılmalıdır. Bunun yanı sıra harcanılan kaynakla her şeyin çok daha görkemli, hesaplı ve toplum yararına projeler yapılarak , sunumlarla anlatılmalıdır.

Ülkenin her yanında toplum ihtiyacı olan çalışmalar, projeler toplumun ileri gelenleri, partinin o bölgedeki örgütlü gücü ile birlikte çözümler arayacakları zeminler oluşturmalıdır. Vekiller Ankara’da yürüttükleri siyasal çalışmaların yanı sıra seçildikleri bölgelerde bu çalışmaları koordine edecek şekilde katılımcı olmalıdır.

Vekiller ülkenin her yanını gezmek yerine sadece kendi seçildikleri bölge ile sınırlanmalı ve o bölgenin çalışmalarının rehberi, proje yürütücüsü olmalılar. Bu sayede enerji dağılmayacaktır. Tüm bölgelerde yapılacak çalışmalar genel merkezde kayıt altına alınmalı ve uygun olanlar diğer bölgelere de uyarlanmalıdır.

İddiamız şudur. CHP bugün hükümetin yaptığı her şeyin katlarca fazlasını hükümetin kullandığı kaynakların yarısını kullanarak yapabilir, daha iyi sonuçlar alabilirdi. Bunu yaparken dürüst, şeffaf bir ihale sistemi kullanır ve toplumsal fayda gözetirdi. Yatırımları gösterişli alanlara değil toplumun bugün ve gelecekte ihtiyacı olan alanlara, özellikle üretime yönlendirir. Kaynakları üretime kaydırarak, işsizliği azaltacak çözümlere yönelir sosyal adaleti sağlar, yoksullukla mücadele eder.

CHP Topluma karşı vaatlerinde cesur, yaratıcı ve sosyal demokrat olmalıdır. Sorunlara odaklı olup sadece kötülükleri listeleyen bir parti gibi görünmemeli, bunu sadece görevlenecek bir ekip yapmalıdır. CHP bütünüyle kendini iktidara getirecek çözüm ve önerilerle yerelde ve yurt düzeyinde bu fikirlerini paylaşmalıdır.
Bu yöntemlerin artık geçersiz olduğunu söyleyip, iktidarı sokakta devirmeye eğilimli parti içi ve dışı mihraklara verilecek en iyi cevap çalışmaya yüksek moralle devam etmektir. Hazır değilseniz sokakta devirdiğiniz iktidarın yerine ne koyacaksınız sorusu ilgili herkese sorulmalıdır.

Baskıcı iktidarın sonu geldiğinde halk, iktidara ve onları geleceğe taşıyacak bir CHP yi hazır olarak görmelidir. Bu yapılacak çalışmaların samimiyeti de iktidarın kalan gün sayısını belirleyecektir. Bize düşen çalışmalarımızla AKP yi iktidardan edecek yeterli katsayıya ulaşmaktır.

CHP İktidar ve çözümler için hazır olmazsa AKP gittiğinde yerine bir başka baskıcı güç ama darbe ama seçim yoluyla gelecektir. CHP, yaptığımız bir anketin de gösterdiği gibi %75 oranda sosyal demokrat olarak kalmasını isteyen kitlenin talebi doğrultusunda sosyal demokratlaşmalı ve daha çok halka ulaşmalı, açılmalıdır.

Baskıcı ile onun istediği alanlarda değil kendi istediğimi alanlarda, seçtiğimiz mecralarda mücadele etmeliyiz. Yönetim top yekun her şeye koşan değil aralarında değerli bir işbirliği gerçekleştirmiş ekibe dönüşmeli, iletişimde profesyonel yardım, destek alınmalıdır. Yerel çalışmalar mutlaka büyük projelerle taçlandırılmalı ve mutlaka halka dayandırılmalıdır.