Siyaset
Giriş Tarihi : 10-12-2021 10:39   Güncelleme : 10-12-2021 10:39
Abone ol

CHP’li Aydoğan İktidarı İnsan Hakları Eylem Planı üzerinden ağır eleştirdi

CHP İstanbul Milletvekili Av. Turan Aydoğan Türkiye’de insanca yaşamanın gün geçtikçe zorlaştığını ifade ederek 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde iktidarı İnsan Hakları Eylem Planı üzerinden eleştiridir.

CHP’li Aydoğan İktidarı İnsan Hakları Eylem Planı üzerinden ağır eleştirdi

TBMM Adalet Komisyonu Üyesi olan Avukat Turan Aydoğan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 ay önce, 2 Mart 2021’de "Özgür birey, güçlü toplum; daha demokratik bir Türkiye" sloganıyla açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nın amaçlarını tek tek değerlendirdi. Aydoğan, aradan geçen 9 ayda 9 amaçtan birine bile ulaşılmadığı gibi hak ihlallerinin artarak devam ettiğini vurguladı: “Mart ayında açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı aslında iktidarın zulmünün bir belgesi niteliğindedir. Gerçekleştirmek istediklerini ileri sürdükleri hedefler insanın temel haklarından oluşuyor. Bu 9 temel amacı hedefleyen iktidarın 20 yıldır bu ülkeyi yönettiği bilgisini de hatırlatarak amaçları ve geldiğimiz noktadaki durumu özetlemek isterim;

 

 

 

·       Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi ve Hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık

 

Cumhurbaşkanı Avrupa Konseyi’nin Kavala hakkında verdiği karara ilişkin “yok hükmünde, bizim yargımız üzerinde kararı tanımıyoruz” açıklamasını yaptı. Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi ve imzacısı olduğu AİHS hukukunu tanımadığını ifade etti. Bu kararın siyasi olduğunu ileri sürdü fakat şunu bilmek gerek; Türkiye AİHS’i kabul ettiği için AİHM kararlarına uymayı da vaat etmiş oluyor. Dolayısıyla burada bir hukuk tanımazlık söz konusu.

 

Kavala davasının tüm süreçlerini de düşününce burada yargı bağımsızlığından ve hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflıktan söz etmek mümkün mü? Tam tersine bir durum söz konusu. Ayrıca hatırlatmak isterim; 2021 Hukukun Üstünlüğü Endeksi: Türkiye 139 ülke arasında 117'inci sırada yer alıyor.

 

 

 

 

·       İfade, örgütlenme ve din özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi

 

AİHM'nin 2020 bilançosundan bazı verilerle özetlemek isteri: İfade özgürlüğünün en çok ihlal edildiği ülke Türkiye. Bu amaca yönelik atılan bir adım varsa tersine yönde atılan bir adımdır o da Cumhurbaşkanı’na hakaretten Yedi yılda 160 bin 169 soruşturma, 3 bin 625 hapis cezası almasıdır. Ayrıca AİHM 2020’de 11 kez de toplanma ve dernek kurma özgürlüğüyle ilgili maddelerin ihlal edildiği sonucuna varılmış. İfade özgürlüğü nerede? Biz özgürce ifade edilen sonrasında da cezalandırılmayan muhalif bir fikir sahibi insan görmedik. İnsanlar ya otosansür uyguluyor ya da fikrini ifade ettiği için sonunda bir şekilde cezalandırılıyor.

 

 

·       Kişi özgürlüğü ve güvenliğinin güçlendirilmesi

 

AİHM’de 2020’e Türkiye hakkındaki davalarda 31 kez ifade özgürlüğü, 21 kez adil yargılanma hakkı, 16 kez özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddelerin ihlal edildiği sonucuna varıldı. Nerede kişi özgürlüğü ve güvenliği? Bu kararlar hakkında Türkiye ne gibi bir tutum izledi sonrasında? Bunların takipçisiyiz.

 

·       Mülkiyet hakkının daha etkin korunması

AİHM 2020’de 14 kez mülkiyet hakkı davasında hak ihlali tespit edilmiş. Bu davalarla ilgili bir gelişme var mı? AİHM kararını tanımayan merkezi yönetim bu kararları da siyasi kararlar olarak mı görüyor? 2020 de zor bir yıldı, haksızlıklarla dolu bir yıldı fakat gün geçtikçe zulüm artarak devam etti. 2021 raporları daha kötü sonuçlarla karşımıza gelecek. Bu yönetim anlayışı ile iyiye gitme şansımız yok.

 

·       Kırılgan kesimlerin korunması ve toplumsal refahın güçlendirilmesi

Kadınların ve çocukların korku içinde yaşadıkları bir ülke haline geldik. Bizzat benim şahit olduğum ve bir biçimde destek olmaya çalıştığım, eski eşi tarafından tehdit edilen bir kadın ve kızı var mesela. Yardım isteyen, yaşamak isteyen bir kadının daha önce kendisini defalarca bıçaklamış bir adamdan korunmak için nasıl çabaladığını ve ne yazık ki çabalarının boşa düştüğünü gördüm. Bakanlıklarla görüştüğümüzde de her biri sorumluluğu bir diğer bakanlığa attı. Adalet, İçişleri ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı topu kendi arasında çevirip taca attı. Bu kadın ve kızına bir şey olursa sorumlusu kim? Böyle mi kırılgan kesimler korunuyor bu ülkede?

 

·       İnsan hakları konusunda üst düzey idari ve toplumsal farkındalık

 

İdari farkındalık konusu, 6284 sayılı kanuna rağmen çok büyük bir sorun olan kadın cinayetleri konusunda bile yetersiz. Az evvel anlattığım kadın ve kızı konusunda idarenin kadına karşı tutumuna şahit olmuş biri olarak söylüyorum bunu!

 

Tüm bunları hayata geçirmeyi başarırsa da şu kutsal amaca ulaşacak: Daha güçlü bir insan hakları koruma sistemi.

Fakat ne yazık ki sistem baştan bozuk. İnsan Hakları Eylem Planı ifade edildiği şekliyle ve iddia ettikleri takvime uygun olarak yerine getirilseydi Türkiye elbette bugün başka şeyler konuyor olurdu. Vatandaş ne yazık ki temel haklarını aramak yerine karnını doyurmakla meşgul. Günden güne yoksullaşan halkımız insanca bir yaşamı hak ediyor. 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde vatandaşlarımıza sözümüz haklarının onlara bir bir teslim edeceğimiz olsun. Bu iktidar gidecek ve biz hep birlikte insanca yaşayacağız.”