09 ARALIK 2019 Pazartesi 13:12
Siyaset
Giriş Tarihi : 18-11-2019 13:18

CHP'li Çeviköz'ün Dışişleri Bakanlığı 2020 mali yılı PBK konuşması

2020 Mali Yılı Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri kapsamında Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşmeleri üzerine söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dışişleri Bakanlığı bütçesi ile ülkemizin dış politika hedefleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu nedenle, bütçenin etkin ve verimli kullanımı tahminlerin çok ötesinde önemlidir.

CHP'li Çeviköz'ün Dışişleri Bakanlığı 2020 mali yılı PBK konuşması

2020 Mali Yılı Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri
kapsamında Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşmeleri üzerine söz
almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dışişleri
Bakanlığı bütçesi ile ülkemizin dış politika hedefleri arasında
doğrudan bir ilişki vardır. Bu nedenle, bütçenin etkin ve verimli
kullanımı tahminlerin çok ötesinde önemlidir.

Bizim CHP olarak dış politika anlayışımız, Suriye’den Libya’ya,
Filistin’den Venezuela’ya, Balkan ülkelerinden Afrika kıtasına
kadar neredeyse dünyadaki bütün sorunlara Türkiye’yi taraf
kılarak bizleri yaşamsal tehditlerle karşı karşıya bırakan bir dış
politika anlayışı değildir. Bizim dış politika anlayışımız, laikliği ve
çağdaşlaşmayı önceleyen, komşularının toprak bütünlüklerine
saygı duyan, büyük devletlerle dengeli ilişkiler kuran ve
dünyaya Lozan Antlaşması ile somutlaştırdığımız, “Yurtta barış,
dünyada barış” ilkesi penceresinden bakan uzun erimli bir çizgi
üzerinde konumlanır. Daha açık bir ifadeyle, bizim dış
politikamız tarafgir, mezhepçi, saldırgan ve yayılmacı
politikalarla tanımlanan ve son yıllara egemen olan dış
politikanın tam tersidir.


2002 yılından bu yana, Cumhuriyet’in temel değerlerinden
uzaklaşarak, Türkiye’yi AB’ne tam üyelik yolundan kopararak,
Suriye başta olmak üzere Orta Doğu’da müdahaleci bir politika
izleyerek, Dışişleri Bakanlığı da dahil olmak üzere dış politikayı
yapan kurumları partizanca yapılandırarak, ABD ve Rusya
arasındaki denge siyasetini terk ederek ve Türkiye'nin dış
politikasını iç politikanın bir uzantısı gibi kurgulayarak
sürdürülen yanlış uygulamalar tamiri neredeyse imkânsız bir
enkaz yaratmıştır.

Dış politikamızın ne hale getirildiğine ilişkin son beş hafta içinde
tanık olduğumuz üç olayı hatırlatmak isterim:

1) Mülteci meselesi konusunda Almanya, Fransa, İngiltere ile
yapılacak 4’lü zirveye ilişkin 30 Ekim’de Sayın AKP Genel
Başkanı, “Bu toplantının yapılacağı üç yer var. Ya Şanlıurfa ya
Gaziantep ya İstanbul. Sen beni Berlin’e çağırıyorsun. Ben turist
miyim ya ne işim var benim orada?” demiştir. Yaklaşık bir hafta
sonra, bu defa Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü kameralar karşısına
geçip zirvenin Londra’da yapılacağını duyurmuştur.

2) ABD Başkanı Trump’ın Sayın Erdoğan’a hakaretler içeren ve
ekinde SDG lideri Ferhat Abdi Şahin’in yazdıkları da bulunan 9
Ekim tarihli mektup, yine Trump tarafından 16 Ekim’de basınla
paylaşılmış; bu konuda bir hafta boyunca hiçbir şey yapmadan
sessizce bekleyen Sayın Erdoğan, önce mektubu çöpe attık
demiş sonra da 13 Kasım tarihinde ABD ziyaretinde mektubu
Trump’a iade edememiş ancak takdim etmiştir.


3) 1950'den bu yana üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi'nin
“Gazetecilere yönelik saldırılar” başlıklı paneline, iktidar muhalifi
bir gazeteci konuşmasın diye müdahale eden Türkiye,
müdahalesi boşa çıkınca büyükelçisine paneli protesto
ettirmiştir. Avrupa Konseyi’nde gazeteci beğenmeyen iktidarın
hangi gazetecilerden hoşlandığını 13 Kasım’da Washington'da
ABD Başkanı Trump açıklamıştır. AKP iktidarına çalışan
‘dostane gazeteciler'i dünyaya tanıttığımız için gurur mu
duymalıyız hicap mı, açıkçası bilemedim.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye – AB ilişkilerinin durma noktasına gelmesi, iç politikayı
dizayn etmek maksadıyla dış politikada atılan adımların
ülkemize maliyetlerinden biridir. İdam cezasını sürekli
gündemde tutan, AB ülkelerini mültecilere kapıları açmakla ve
IŞİD militanlarını göndermekle tehdit eden, IŞİD’le etkin
mücadele ettiğimize dair neredeyse bütün Batılı ülkelerde
şüphe uyandıran bir söylem, Avrupa Birliği ile müzakerelerin
'her an' bitebileceği hissini uyandırıyor. Böyle bir algı oluşması
çok tehlikeli ve zararlıdır. AB ve AKP iktidarı arasındaki
anlaşmazlıklar basit, kolay çözülebilir, gündelik anlaşmazlıklar
değildir. Aradaki makasın asıl sebebi, dünyaya bakış ve
medeniyet farkıdır. Kısaca, ilericilik ve otoriter tutuculuk
arasındaki farktır. Bu nedenle, Türkiye’de AB’yle ilişkileri
yeniden yoluna koymak için, her ne olursa olsun diplomasi
kanalının açık tutulmasını ve müzakerelerin devam etmesini
savunuyoruz.

AB’nin Türkiye’ye tepki gösterdiği başlıca konulardan biri de
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetleridir. Kıbrıs ve Doğu


Akdeniz için yürütülmesi gereken diplomasinin zayıf ve etkisiz
kaldığını üzülerek gözlemliyoruz.
Türkiye’ye yaptırım uygulamaya hazırlanan AB’ne karşı Türkiye
ve KKTC’nin haklarını AB’den uzaklaşarak mı savunacağız?
Yoksa Doğu Akdeniz’e kıyısı olan Suriye, İsrail, Mısır’a
büyükelçi göndermeyerek mi? İktidar haklarımızı kavga ederek
ve ülkemizi yalnızlaştırarak savunmak niyetindeyse şunu
belirtmek isterim: “Değerli yalnızlık” politikası, “değersiz” bir dış
politika doğurmuştur!

Bütün dünya bilmektedir ki, ABD’deki Halkbank davası ve
Senato’daki Sayın Erdoğan'ın malvarlığını da kapsayan
yaptırımlar tasarısı Türkiye'nin üzerinde adeta Damokles'in kılıcı
gibi ciddi bir tehdit oluşturuyor. Rusya’nın elindeki IŞİD
dosyalarının da bu tehditlerden aşağı kalır bir yanı yok. Bu
yüzden dış politika Washington ve Moskova arasında
kıvranıyor, kıvrandıkça daha da sıkışıyor.

Sayın Bakan,
Her fırsatta “sahada ve masada güçlü diplomasi” diyorsunuz.
Sahadaki güçten kastınız Suriye’de olduğu gibi sahadaki askeri
varlığımızı artırmaksa, Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığını
genişleterek masadaki gücünü artıracağı düşüncesinin çok
tehlikeli olduğunu vurgulamak isterim.

Masada güçlü diplomasiyi ise Dışişleri Bakanlığı’nı partizanlarla
doldurarak, dışarıdan kariyer dışı büyükelçiler atayarak
sağlamak mümkün değildir.


2018 yılı Faaliyet Raporu, 2019-2023 Stratejik Planı ve 2020
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı gösteriyor ki, iktidarın dış
politikamızı düzeltmek için kapasitesi ve ufku yetersizdir.

- Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan yıllık program, dış
politikanın otoriter tek adam rejiminin hedefleri doğrultusunda
gerçekleştiğini, Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal olarak içinin
boşaltıldığını göstermektedir.

- Kamu diplomasisi faaliyetlerinde lobiciliğe önem verildiği
raporlardan anlaşılıyor. Lobicilik faaliyetleri iktidar için büyük ve
özel bir anlam ifade ediyor bunu biliyoruz. Ama, bunca dökülen
paralara ve yapılan masraflara rağmen, ABD Temsilciler
Meclisi’nin Türkiye karşıtı kararları geçirmesi çalışılan lobi
firmalarının ne kadar yetenekli olduğunu da ibret verici şekilde
gösteriyor.

- Raporlarda ne Venedik Komisyonunun eleştirilerini giderecek
ne de AB ile ilişkileri düzeltecek adımlara rastlanmakta.

- Raporlarda Ortadoğu’ya ilişkin hedefler arasında, Kahire, Şam
ve Tel Aviv Büyükelçilerinin yeniden görevlendirilmesi söz
konusu edilmemekte. Bunlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de
itibar ve mevzi kaybetmekten rahatsız olunmadığının
belgeleridir.

Sayın Bakan,
Değerli milletvekilleri,
Ortadoğu’dan söz etmişken, Suriye politikasına gelmek isterim.
CHP olarak 28 Eylül’ de bir Suriye Konferansı düzenledik,


beklerdik ki, sizler de iştirak edin, Rusya ve ABD dışında
Suriye’de neler yapılabileceğini içeriden dinleyin, dinleyin ki;
Adana Mutabakatı’na dönüş çağrısını biz aylar öncesinden
söylediğimiz halde, Putin’in aylar sonra dikkatinize getirmesi
sayesinde keşfetmeyin.
Sayın Bakan,
Suriye konusunda bazı öneriler yapmak isterim:

- Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi egemenliğini ve
bağımsızlığını Gaziantep merkezli Geçici Suriye Hükümeti
kurarak, bu oluşumun Başkanı’nı TV’lere çıkararak, bu
oluşumun Suriye’den alınan diplomalara denklik vermesine izin
vererek, Afrin’de ÖSO’nun çaldığı zeytinlerden üretilen
zeytinyağlarını Türkiye üzerinden “ihraç” ederek, Suriye’de
fakülte kurarak sağlamak mümkün değildir. Bütün dünya,
Suriye’deki askeri varlığımızın giderek azaltılmasını beklerken,
görülen odur ki AKP’nin Suriye’den çıkmaya niyeti yoktur.
Olsaydı, Suriye toprakları üzerinde Türkiye merkezli olarak
kurumsallaşmaya çalışılmazdı.

- Cumhurbaşkanlığı Yıllık Raporunda, kamu diplomasisinin
İletişim Başkanlığı ile koordineli yürütüleceği yazıyor. İletişim
Başkanlığı, sizin yerinizi aldı Sayın Bakan, Dışişleri Bakanlığı'na
yıllarca hizmet vermiş bir emekli diplomat olarak, size bu
konudaki tespitlerimi anlatmak ve sizi devre dışı bırakanlara
karşı dikkatli olmanızı hatırlatmak benim görevim. Kamu
diplomasisi, Dışişleri Bakanlığı'nın elinden çıktı, farkında
mısınız?

Sayın Bakan,
Değerli Milletvekilleri,


- Biliyorsunuz, Birleşmiş Milletler’in raporlarında Afrin bölgesine
ilişkin “Özgür Suriye Ordusu” kaynaklı ağır insan hakları ihlalleri
vurgusu yapılıyor.
Buna rağmen, terörle mücadele gerekçesiyle başlatılan Barış
Pınarı Harekatı’nda neden bu cihatçı unsurlara alan açıldı?
Bunlar yüzünden Türkiye’nin hangi ithamlarla karşı karşıya
olduğundan haberiniz olmadığını düşünmüyorum. Güvenli
bölge adı verilen topraklara Türkiye’de bulunan ve bugüne
kadar orada yaşamamış Suriyeli Araplar yerleştirilmeye
çalışılıyor. Buna dünyanın birçok ülkesinde etnik temizlik
dendiğini bilmiyor olamazsınız.

- Bizler halkların eşitliğine inanan bir partiye mensubuz. Etnik,
dini ve mezhebi temellere dayalı dış politika anlayışı çökmüştür.
Türkiye'deki mevcut iktidar döneminde dış politikamız batağa
saplanmış bir haldedir, her gün de yeni bir duvara çarpmaktadır.
Dış politikamızın içine sokulduğu darboğazdan kurtulması için
güven duyulacak bir dış politikaya ihtiyaç vardır.

Sayın Bakan,

Sözlerime son vermeden önce iki hususa ilişkin gözlem ve
endişelerimi de paylaşmak isterim.

Birincisi şahsınız ile ilgili. Sizin itibarınız bizim için önemli, zira
siz Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanısınız. AKPM
Başkanlığı yaptınız. Ancak sizin itibarınıza yönelik ciddi ithamlar
ve iddialar gündeme getirildi. Bunları üzüntüyle izledik.
Açıkçası, sizin bu tür itham ve iddialar hakkında nasıl bir hukuki


tedbir almayı düşündüğünüzü, davacı olmayı düşünüp
düşünmediğinizi sormak isteriz. Zira, dediğim gibi, sizin
itibarınız önemli ve bunun mutlaka düzeltilmesi, iddiaların
cevapsız bırakılmaması gerekiyor.

İkinci olarak şunu belirtmek isterim.
Sayın Bakan, ben son birkaç yılın bütçesine baktığımda şöyle
bir tespitte bulunuyorum:
Milli Savunma Bakanlığı'nın genel bütçe içindeki payı sürekli
olarak artarken, Dışişleri Bakanlığı'nın genel bütçe içindeki payı
azalıyor. 2017 yılından beri bu istikrarlı bir şekilde görülüyor.

Aynı şekilde, 2018 yılından itibaren de Milli Savunma
Bakanlığı'nın bütçesindeki yıllık artış Dışişleri
Bakanlığınınkinden fersah fersah önde gidiyor. Ama bence en
çarpıcı olan işte şu üzerinde konuştuğumuz 2020 yılının
bütçesi. MSB'nın bütçesinde geçen yıla oranla artış %15,92
iken DB'nın bütçesinde geçen yıla oranla artış sadece, evet
sadece %1,76.

O zaman, ben bu tespitten şöyle bir sonuç çıkarıyorum: Türkiye
artık diplomasiye değil askeri güce dayalı bir dış politika
uygulaması içine girmiştir. Böyle bir dış politikanın "hem sahada
hem masada güçlü olacağız" söylemiyle bağdaştırılması
mümkün değildir. Sahada güçlü olmak da dış politika değil
askeri politikadır. Türkiye artık yumuşak güç
kullanamamaktadır.

Sayın Bakan, sizden beklentim, Dışişleri Bakanlığımıza sahip
çıkmanız, dış politikamıza sahip çıkmanız, diplomasiye sahip
çıkmanızdır. Sizin diplomasiyi geri plana atan bir dış politika


anlayışının uygulayıcısı olarak anılmanızı, Bakanlığımızın eski
bir mensubu olarak asla istemem, birlikte çalıştığınız mesai
arkadaşlarınız da istemez. Umarım bu gidişi tersine döndürecek
fırsatı bulur, en kısa zamanda da hayata geçirirsiniz. Bunun için
muhtaç olduğunuz Kudret beraber çalıştığınız gerçek Dışişleri
Bakanlığı kadrolarında mevcuttur, dışarıdan empoze
edilenlerde değil. Hepinize saygılar sunarım.

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 23 14
  • 7 Alanyaspor 22 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 13
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Kasımpaşa 12 14
  • 16 Antalyaspor 12 14
  • 17 MKE Ankaragücü 9 14
  • 18 Kayserispor 7 13
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA