Siyaset
Giriş Tarihi : 05-12-2019 10:31
Abone ol

CHP'li Şahin'den 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Açıklaması

CHP Hatay Milletvekili ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Av.Suzan Şahin, 5 Aralık 1934'te Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bir kez daha tüm dünyaya örnek olacak bir karara öncülük etmesi ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 85. yılında bir basın açıklaması yayınladı.

CHP'li Şahin'den 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Ulu Önder Atatürk’ün girişimiyle kadınların
iktisadi ve sosyal hayata katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılmıştır. Aile hayatında,
devlet yönetiminde ve miras hukukunda erkeklerle eşit haklara sahip olmayan hatta nüfus
sayımında bile sayılmayan Türk kadınları, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yapılan
düzenlemelerle birçok hakka sahip olmuştur.

Kadınlara 1930 yılında Belediye seçimlerinde seçme, 1933 yılında muhtar ve köy heyetini
seçme hakkı tanınmıştır. 5 Aralık 1934 tarihinde anayasada yapılan değişikliklerle de kadınlar
milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olmuştur. Bu tarih kadın haklarının elde
edilmesinde önemli bir gün olarak “Kadın Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.

Çağdaş, demokratik ve laik bir Türk toplumu hedefi doğrultusunda Türk kadınına inanan
Atatürk, hayatın her alanında yok sayılan kadınların önemli siyasal ve sosyal haklar elde
etmesi için çalışmıştır. Kadına değer verilmesini önceleyen ve kadın-erkek arasındaki eşitliğin
sağlanması yolunda somut adımlar atan Atatürk, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün
milletlerin üstünde yer vermiştir. Türk kadını, yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip
olmada; en azimli, inançlı ve güçlü desteği Atatürk'ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının
önüne geçmiştir.

Siyasette kadının adı yok!

TÜİK 2018 yılı nüfus verilerine göre Türkiye nüfusunun %50,2’si erkeklerden, %49,8’i
kadınlardan; Yüksek Seçim Kurulu Seçmen İstatistiklerine göre ise seçmenlerin %50,7’si
kadınlardan, %49,3’ü erkeklerden oluşmaktadır. Ülkemizde nüfusun ve seçmenlerin yarısını
oluşturan kadınlar ne yazık ki siyasette, kamu ve ekonominin yönetiminde, siyasi partilerin
yönetim kadrolarında eşitlik ilkesine uygun bir biçimde temsil ve katılım olanağı
bulamamaktadır.

Ülkemizde İsveç, İtalya, Fransa gibi birçok gelişmiş ülkeden önce kadınlara seçme ve seçilme
hakkı tanınmış olmasına rağmen, Türkiye’de kadınlar seçilme hakkının kullanılmasında
uluslararası endekslerde hala son sıralarda yer almaktadır. Dünya Ekonomik Forumu Küresel

Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre; Türkiye 149 ülke içerisinde 130’uncu sırada yer almakta,
aynı rapora göre kadınların siyasette eşit katılımının sağlanması için en az 107 yıl geçmesi
gerektiği ifade edilmektedir.

Parlamentolar Arası Birlik’in (IPU) 2002 verilerine göre, kadınların temsili açısından dünya
ortalaması %14,5; Avrupa ortalaması %16,8 iken Türkiye’de bu oran yüzde 4,4 düzeyinde
kalmış, aynı veriler 2017 yılında sırasıyla %23,6 ve %27,2 olmuştur. 2017 yılı için dünya
ortalamasının çok gerisinde kalan Türkiye %14,7 ile Arap ve Asya Pasifik bölge
ortalamalarından bile aşağıda kadın temsil düzeyine sahiptir. 2018 seçimlerinde Türkiye
tarihinin en yüksek kadın milletvekili sayısına ulaşmış olsa da, bu oran %17,8 düzeyinde
kalmış, 33 ilden hiç kadın milletvekili çıkmamıştır. Bununla birlikte Kadın Adayları
Destekleme Derneği’nin (KADER) hazırladığı rapora göre Cumhuriyet tarihimiz boyunca 20
ilimizde (Adıyaman, Ardahan, Artvin, Bayburt, Burdur, Erzincan, Giresun, Gümüşhane,
Karabük, Karaman, Kilis, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir Nevşehir, Niğde, Osmaniye, Rize,
Sinop, Yozgat.) tek bir kadın milletvekili çıkmamıştır. Yine aynı rapora göre kadınların seçme
ve seçilme hakkını kazandığı 1934 yılından bu yana yapılan 23 genel seçimde meclise giren
11.385 milletvekilinin sadece 598’i kadınlardan oluşurken, kadın yurttaşları seçme seçilme
hakkını pek çok batılı ülkeden önce kazandığı için övünen ülkemizin, o tarihten başlayarak
tam 85 yıldır kadınlara uygun gördüğü seçilme oranı %5,25’te kalmıştır.

Yürütme düzeyinde ise ülkemizde istisnalar dışında genellikle hep bir tane kadın bakan
olmuş, o da her zaman kadın ve aile işlerinden sorumlu bakan olarak kalmıştır.
31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarına göre 8.257 belediye başkan adayının sadece 652’si,
yani yüzde 7,89’u kadın adaylardan oluşurken, seçim sonrası 1.389 belediye başkanlığı
koltuğundan ancak 43’üne kadınlar seçilebilmiştir.

Siyasal partilerin yönetimlerine kadınların katılımı yine sınırlı düzeyde kalmakta, kadınlara
siyasal partiler içerisinde ayrılmış az sayıda ve yardımcı konulardan öteye geçmeyen bir alana
sıkışıp kalmalarına neden olmaktadır. Kadınların siyasal partilerdeki görünürlüğü sınırlı,
icazetli ve asimetrik bir görünüm oluştururken, siyasal partiler içerisinde kadın kolları da ana
politika eksenini oluşturmaktan uzak yan kuruluş işlevindedir. Öte yandan, partilerin sahadaki
faaliyetlerinde ise kadınların katılımı sayıca çok olmasına rağmen, içerik olarak görünmez ve
süreksizdir. Kadınların mobilize edildiği kampanyalar, toplantılar yürütülmesine rağmen,

kadınlar parti hiyerarşisi içerisinde yükselme ve karar organlarına seçilme veya atanma şansı
elde edememektedir.

Yönetim kademelerinde de kadınların yeterince temsil edilmediği görülmektedir. Buna göre
Türkiye’deki 13 işveren meslek örgütünün başkanlarının hepsi erkek, 7 yargı organlarında
sadece 2 kadın başkan var, 81 ilin valisinin sadece 2’si kadın, akademik kadroların yüzde
44’ü kadınlardan oluşurken 176 rektörün sadece 17’si kadın, 25 müsteşarın sadece 4’ü
kadınlardan oluşmaktadır. Kamu personeli toplam 3 milyon çalışanın ise sadece yüzde 37’si
kadınlardan meydana gelmektedir.

Bu gerçekler ışığında Türkiye’de kadınlar için ciddi bir temsil krizi olduğu görülmektedir.
Anayasamızın 10’uncu maddesine dayanarak cinsiyet eşitliğini sağlamakla görevli olan
devlet, kadınların siyasete katılımı ve eşit temsili konusunda imzaladığı uluslararası
sözleşmeleri de hayata geçirmekle yükümlüdür. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması
konusunda ilgili normları ve standartları da tanımlayan bu uluslararası sözleşmelere göre,
siyasal karar organlarında her bir cinsin en az 1/3 oranında olması gerektiği kritik eşik olarak
kabul edilmiştir. Bu oran Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi düzenlemelerinde en az %40’tır.
Mevzuatımızda ise Anayasamızın amir hükümlerine rağmen eşit siyasal katılım hakkını
hayata geçirmekle ilgili yükümlü yasalarımızda ve ilgili kurumlarımızda toplumsal cinsiyet
eşitliği ile ilgili hiçbir hedef ve görev tanımı yapılmamakta, bu konuda sorumluluk
üstlenilmemektedir.

Tüm bu nedenlerle ülkemizde eşit temsil oranının siyasi partiler ve ilgili mevzuatımızda
bağlayıcı bir şekilde düzenlenmesi bir zorunluluktur. Bu durum kadınların eşit temsili ve
siyasete katılımlarının sağlanması, nüfusun ve seçmenlerin yarısını oluşturan kadınların karar
alma mekanizmalarında %50 eşit temsilinin sağlanması, bunun da fermuar sistemi ile birlikte
yapılması, toplumsal eşitliğin sağlanması konusunda şarttır.

Kadınları geri kalmış bir toplumun demokratik bir seviyeye ulaşması zordur. Kadınlarımızın
Atatürk’ün de öngördüğü üzere çağdaş yaşam standartlarına kavuşturulmaları, eğitimde, iş
yaşamında, sosyal yaşamda ve siyasette insan haklarında eşit olarak yararlanmaları için
gerekli düzenlemelerin yapılması hepimizin ortak sorumluluğudur.

Türk kadınının aile yaşamında, eğitimde, sanatta, sporda, iş dünyasında, sosyal yaşamda ve

ekonomide olduğu gibi, siyasette de hak ettikleri yere geleceklerine olan sonsuz inancımla,
Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 85. yıldönümünü kutluyorum.

Av.Suzan ŞAHİN
CHP Hatay Milletvekili - TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi