Siyaset
Giriş Tarihi : 05-04-2016 16:28   Güncelleme : 05-04-2016 16:28

CHP’li Sarıbal Uyardı!

Bursa’da tarım ve doğa büyük tehdit altında CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal,  Mustafakemalpaşa İlçesi’ndeki Devecikonağı ve Gündoğdu köylerinin çevresinde yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiği zarara tepki göstererek, “Uluabat Gölü  ve Kemalpaşa tarımı tehlike altında” dedi

CHP’li Sarıbal Uyardı!
Bursa’da tarım ve doğa büyük tehdit altında CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal,  Mustafakemalpaşa İlçesi’ndeki Devecikonağı ve Gündoğdu köylerinin çevresinde yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiği zarara tepki göstererek, “Uluabat Gölü  ve Kemalpaşa tarımı tehlike altında” dedi. Kirlilikten etkilenen suların tarımsal sulamada da kullanıldığını hatırlatan Sarıbal’a göre tehlike büyük. Tarım alanlarını şehirleşme ve plansız yapılaşmaya kurban etmeye devam eden Bursa, bu kez de madencilik faaliyetlerinin olumsuz etkileriyle karşı karşıya. Konuyu gündeme getiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, söz konusu madencilik faaliyetlerinin kamu vicdanını rahatsız ettiğini söyledi. Uluabat Gölü ve Kemalpaşa tarımının tehlikede olduğunu belirten Sarıbal, “Mustafakemalpaşa Mermer Organize Sanayi Bölgesi’nin kirli su atıkları Emet kolu üzerinden Kemal Paşa Çayı (Kirmastı)’na ulaşıyor ve Uluabat Gölü’ne dökülüyor” dedi.  Söz konusu suların Uluabat Gölü’ne ulaşana dek tarımsal sulamada kullanıldığını kaydeden Sarıbal, “Bursa’nın en verimli tarımsal arazileri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Aynı zamanda zehirli atık barındıran sularla sulanan tarımsal araziler gıda güvenliğini tehdit ediyor ” uyarısında bulundu. Mermer Organize Sanayi Bölgesi’nde ÇED Raporu sürecinin olmadığını hatırlatan Sarıbal, “Çevre ve insan sağlığı açısından oluşacak telafisi mümkün olmayan zararların bedelini çiftçi, köylü kısacası halka ödetmek istiyorlar” dedi. ‘Bu tahsis neye göre yapıldı?’ Sarıbal, mermer ocaklarından çıkan atıkların döküldüğü alan ile ilgili cevaplanmayı bekleyen sorular olduğunu söyledi. 300 dönümlük bir arazi içerisinde 20 dönümün mermer atıklarını dökmek için firmalara tahsis edildiğini belirten Sarıbal, “Doğayı katleden bu atıkların dökülmesi için alan tahsis edilmesi zaten skandal niteliğindeyken, bir de firmalar tahsis edilen 20 dönümlük alandan fazlasını kullanıyor” ifadesini kullandı. Halka atıkların döküleceği alanın ıslah edileceği bilgisinin verildiğini söyleyen Sarıbal, “Bu alanın ıslah edileceğine dair vatandaşa verilen bilgi hangi planlamanın sonucudur? Buranın tarıma geri kazandırılması mümkün değil iken, köylüye kamulaştırma bilgisi dahi verilmeden tahsis yapılması hangi yetkiye dayandırılmaktadır? Bu alanın tahsisini kim, neye göre yapmıştır” diye sordu. Sarıbal, Gündoğdu yakınındaki  1700 dönümlük arazinin 685 dönümünün de şu an mermer ocağı işletmecilerine tahsis edilmeye çalışıldığını söyledi. “Köylünün geçim kaynağı olan topraklar elinden alınmaya çalışılıyor” diyen Sarıbal, “Bir köyün merası, verimli arazisi, hayvancılık ve tarım için önemli alanları nasıl olur da mermer atıklarının bırakılması için feda edilir?” diye sordu. İstimlak yapılırken köylüye haber dahi verilmediğini anlatan Sarıbal, “Önceden haber vermeksizin gelip istimlak yapılacak diye pazarlık yapılmış. Kendi toprağı üzerinde, verimli tarım arazisi statüsündeki bir arazi üzerinde köylünün hiç mi hakkı yok ki, kimse bilgi dahi vermiyor” diyerek tepki gösterdi. Deveci Konağı’nda restorasyonu gerçekleştirilen tarihi okulu hatırlatan Sarıbal, okulun mermer işletmecilerine tahsis edilmesinin de gerekçesini sordu ‘Uluabat Gölü doluyor’ Mermer işletmecilerinin dere yataklarını değiştirmesi nedeniyle doğada telafisi mümkün olmayan zararların meydana geldiği hatırlatmasında bulunan Sarıbal, “Değişen su yatakları, en verimli yerler olan alüvyal arazileri Uluabat Gölü’ne taşımaktadır” diye konuştu. Uluabat Gölü’nde derinliğin giderek azaldığını kaydeden Sarıbal, “Kaybedilen tarım arazilerine mi, yoksa yok olmaya yüz tutmuş  Uluabat Gölüne’mi üzülmeliyiz” diye sorarak yetkililere seslendi. ‘Bu tahsisleri kim yapıyor?’ Kemalpaşa için tek tehlikenin mermer ocakları olmadığının altını çizen Sarıbal, Bor işleme faaliyetlerininde de çevre güvenliği ve halk sağlığı adına zararlar oluşturduğunu belirtti.. “Bor havuzlarının atık suları Kemalpaşa (Kirmastı) deresine boşaltılıyor” diyen Sarıbal, “Uygulama herhangi bir ÇED raporu olmadan yapılıyor. Rapor varsa dahi, halkın bundan haberi  yok. Üstelik bu sularda yoğun oranda Bor’a rastlandığı daha önce raporlarla kanıtlanmış” şeklinde konuştu. Söz konusu kirli suların DSİ’nin sulama kanallarına ulaştığını anlatan Sarıbal, “Kamu yararına yapılması gereken bu tahsisleri yapan otoriteler kimin yararını gözetiyor” diye sordu. ‘Bu zihniyetin sonucu’ Doğaya reva görülen muamelenin, iktidarın tarım ve hayvancılık politikalarının acı bir izdüşümü olduğunu kaydeden Sarıbal, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’e kendi sözleriyle yüklendi. Çelik’in “200 yıl sonra torunlarımız, toprağı saksıda görme imkanına sahip olacak” sözlerini hatırlatan Sarıbal, “Bakan kalkmış, ‘Ülkemizde de her yıl 100 bin hektar arazinin tarım dışı kaldığını görüyoruz’ diyor. Sizle paylaştığım vahim tablo işte bu zihniyetin yönetimi altında gerçekleşiyor. Eğer bu kayıp devam ediyorsa, ilgili bakan önlemek için ne yapıyor? Önleyemiyorsa, koltuğunda oturmaya neden devam ediyor?” diye sordu.