Siyaset
Giriş Tarihi : 25-11-2016 09:18   Güncelleme : 25-11-2016 09:18
Abone ol

CHP'li Toprak: ''Kağıt üzerinde bir gecede Milli Geliri arttıracaklar''

Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, G20 sıralamasından düşme ihtimali beliren Türkiye’nin durumunun, hükümeti paniklettiğini belirterek “2008’de yaptıkları gibi, TÜİK’in Milli Gelir Hesaplama Yöntemini değiştiriyorlar. Bir yandan AB’ye rest çekerken, diğer yanda AB’ye uyum gerekçesiyle hesap değişikliğine giderek, kâğıt üzerinde bir gecede Milli Geliri arttıracaklar.” dedi.

CHP'li Toprak: ''Kağıt üzerinde bir gecede Milli Geliri arttıracaklar''

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, hükümetin Milli Gelir hesabında yöntem değişikliği hazırlığında olduğunu, ekonomiyi kâğıt üzerinde kurtarmaya çalıştığını ifade ederek şunları söyledi:

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hükümetin talimatıyla ve AB’ye uyum gerekçesiyle, GSYİH-Milli Gelir Hesaplama yöntemini bir kez daha değiştirme çalışmaları yürütüyor. Kalkınma Bakanı Lütfü Elvan bu çalışmayı ifşa etti ve Aralık ayında yeni hesap yöntemiyle Milli Gelirin hesaplanacağını itiraf etti. Bir yandan AB’ye rest çekiyorlar, diğer yanda Şanghay Beşlisi’nin kapısında bizi de alın diyorlar. Bu politikanın ne kadar ikiyüzlü, temelsiz ve içinin boş olduğu AB’ye uyum için Milli Gelir hesap yöntemini değiştirme çabasıyla açığa çıktı. AB Milli Gelir hesaplarıyla ilgili düzenlemeyi 2010 yılında yaptı. Eurostat’ın ESA2010 adıyla yürürlüğe koyduğu bu yeni yöntemi AB ülkeleri 2014’ten bu yana uyguluyor. Şimdi ekonomi tıkanıp, dolar karşısında TL eriyince ve Milli Gelir dolar bazında 2015 sonundaki 719 milyar dolardan Kasım 2016’da 607 milyar dolara inince, hükümet AB ipine sarıldı, ESA 2010’u hatırladı. 2008’deki küresel finansal krizin ardından eksi büyüme gündeme gelince, TÜİK yine hesap yöntemi değişikliğine giderek, Milli Gelir toplamını bir gecede kâğıt üstünde 576 milyar liradan 758 milyara, kişi başına düşen milli geliri de 5.480 dolardan 7.500 dolara çıkartmış, hepimiz sanal şekilde 2.020 dolar zenginleşmiştik. Şimdi antidemokratik OHAL KHK’ları ile ekonomiye güveni sarsan, yatırımcıyı ürkütüp kaçırtan AKP iktidarı sayesinde, 607 milyar dolara inen Milli Gelir tutarıyla, kişi başı milli gelirimiz de 9.257 dolardan 7.676 dolara indi ve her birimiz 1.257’şer dolar fakirleştik. Bu milli gelir ile İsviçre ve Suudi Arabistan’ın da altına inmesi, G20 sıralamasında 18’incilikten, 21 ya da 22’inci düşmesi gündeme gelen Türkiye ekonomisi için AKP hükümeti günü kurtarmak adına, rakam oyunlarına, hesap yöntemi değişikliğine gidiyor. Yine bir gecede Milli Geliri birkaç yüz milyar dolar artırıp, G20’de yukarı çıkartma oyunu oynuyor.”

Erdoğan Toprak, Türkiye’nin bugüne kadar ekonomik krizler ve 1980 darbesi döneminde bile bu duruma düşmediğini belirterek şöyle konuştu:

“Türkiye, 1976 yılından bu yana G20 bünyesinde bulunuyor. 1976 yılında 72 milyar dolarlık milli geliriyle G20’ye 17’nci sıradan giriş yapan Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle, 20’nci sıraya indi ve 1993’te yeniden 17’nci sıraya yerleşti. 2001 kriziyle tekrar 20’inciliğe indikten sonra, Güçlü Ekonomiye Geçiş programıyla, 2003’te 18 ve 2004’te 17’nciliğe yükseldi. 2010’da 16’ıncı büyük ekonomi konumuna gelen Türkiye, 2014’te 18’inciliğe geriledi ve 2015’te de 18’inci sırada kalmaya devam etti.

15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten AKP’nin ekonomiyi çöküşe götüren politikaları, siyasi riskleri büyüten uygulamaları ve Türkiye’yi dünyada yalnızlaştıran dış politikası ile ortaya çıkan ağır kayıplar ve bedeller sonrasında, ilk kez Türkiye’nin G20 dışında kalma olasılığı nüksetti. Rusya’nın ekonomik yaptırımlarına bile ancak 7 ay dayanabilen, özür dilemek zorunda kalan Cumhurbaşkanı ve AKP hükümeti, Türkiye ihracatının yüzde 49,5’unu yaptığı, doğrudan dış yatırımların yüzde 75’inin geldiği AB ile ipleri kopartma pahasına ülkeyi daha büyük bir ekonomik felaketin eşiğine getiriyor.

Şanghay Beşlisi’ne girince daha rahat hareket edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanının ve AKP iktidarının derdi, AB’nin Kopenhag siyasi kriterleri ile demokratikleşme adımlarından, Maastrich ekonomi kriterleri ile şeffaf ekonomi zorunluluğundan kurtulmak. Türkiye’yi kendi siyasi hedefleri doğrultusunda kuralsız, denetimsiz, hukuksuz bir şekilde yönetmek…”