Siyaset
Giriş Tarihi : 19-07-2017 10:16   Güncelleme : 19-07-2017 10:16
Abone ol

Gökdağ, “TEK ADAM KEYFİYETİ ÜLKEYİ DARBE İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKMIŞTIR”

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ, “TBMM Genel Kurulu’nda Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine yaptığı konuşmasında,” tasarı gerekçesinde söylenen bölge adliye ve bölge idare mahkemelerinin işleyişindeki sorunların giderilmesi, daha verimli çalışma koşullarının oluşturulması amacının aksine daha çok AKP’nin on beş yıldan bu yana tekçi yönetim anlayışının hâkim kılınmaya çalışıldığı görülmektedir“ dedi

Gökdağ, “TEK ADAM KEYFİYETİ ÜLKEYİ DARBE İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKMIŞTIR”

Gökdağ; Tasarıyla Başkanlar Kurulunun yetkilerinin bir kısmının Başkana verilmesi, bir kısmının siyasi ve kurum hâline gelen Hâkimler ve Savcılar Kuruluna devredilmesinin Başkanlar Kurulunu işlevsizleştirileceğini belirten Gökdağ; yetkiler tek kişinin takdir ve değerlendirilmesine bırakılmakta ve keyfiliğin önü açılmaktadır. Aksaklıkları ortadan kaldırma amacıyla tasarı hazırlandığı söyleniyor ama kurumları ortadan kaldıran keyfiyetçi bir yaklaşım sergileniyor. Tıpkı "Şu okullar olmasa maarifi ne güzel yönetirim." anlayışı gibi, tıpkı trafik kazalarını önlemek için gerekli düzenlemeleri yapmak yerine araçları trafikten çekme gibi, tıpkı tarımdaki sorunları çözüp çiftçimizi, köylümüzü desteklemek yerine buğday ithalatının önünü açmak gibi, tıpkı "Meclisi verimli çalıştırmak" söylemiyle Meclisi işlevsizleştirme gibi” dedi.

            -“ BU HAİN DARBE GİRİŞİMİNİ LANETLİYORUM”

AKP’nin bu, tekçi, keyfiyetçi anlayıştan vazgeçmesini, ortak aklı ülke yönetimine egemen kılınmasını yıllardan beri hep söylediklerini ifade eden Gökdağ; ancak dinletemediklerini ve bir tek kişinin iradesini bütün iradelerin önüne koyduklarını bu anlayışında ülkeyi 15 Temmuz 2016'da kanlı, hain FETÖ'cü darbe girişimiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. “Bu alçak darbe girişimini lanetlediğini belirten Gökdağ; 250 şehidimizi rahmetle anıyorum, 2.193 gazimizi buradan selamlıyorum, tedavisi devam edenlere de sağlık diliyorum” dedi.

 “15 Temmuz darbe girişiminin gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gerekse meydanlarda bütün siyasi anlayışların ortak direnci ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki parlamenter demokrasi yanlısı, cumhuriyetçi ve Atatürkçü askerlerin direnciyle birlikte engellendiğini belirten gökdağ; Halk hiçbir ayrım taşımadan yaşamı pahasına demokrasiye, Meclise, cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk'e sahip çıkmıştır. Bunun aksini söylemek vefasızlıktan daha öte bir şeydir.” dedi.

-“MECLİSİ DEVRE DIŞI BIRAKARAK DARBE GİRİŞİMİNİ ENGELLEYEN ORTAK İRADEYİ TERK ETTİLER”

Alçak darbe girişiminin engellenmesinden sonra yapılması gerekenin bu darbe girişimini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmak ve gerçek suçluların, sorumluların yargı önüne çıkarılmasını sağlamak olması gerektiğini dile getiren Gökdağ;”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Maltepe mitinginde adaletle ilgili taleplerini sıralarken en baştaki ilk talebinin "Fetullah Gülen terör örgütünün siyasi ayağı ortaya çıkarılsın ve gerçek darbecilerden hesap sorulsun" dediğini, Ancak daha darbe girişiminin yaşandığı gece, bunu Allah'ın bir lütfu gibi gören anlayışın gerçek suçluları ortaya çıkarmaktan daha çok, darbe girişimini fırsata çevirme yaklaşımıyla karşı karşıya kaldığımızı hep birlikte gördük” dedi Gökdağ; Darbe girişimini engelleyen ortak irade terk edilerek 20 Temmuzda olağanüstü hâl ilan edilip Meclis devre dışı bırakılmış, tek kişinin iradesi önce çıkarılmış, haksız, hukuksuz, adaletsiz kanun hükmünde kararnamelerle ülkeyi yönetme anlayışı ülke yönetimine egemen olmuştur İşte, tam da burada bizim söylediğimiz halkın 15 Temmuzuyla sarayın 15 Temmuzu ayrımı kendini göstermektedir” dedi.

Hain FETÖ'cü darbe girişiminin başarılı olması durumunda yaşanılacak bütün hukuksuzluklar 20 Temmuz darbesiyle yürürlüğe konulduğunu söyleyen Gökdağ.” Yüz binlerce yurttaşımız ifadesi dahi alınmadan, haklarındaki suçlamaları dahi bilmeden işinden, ekmeğinden, aşından edilmiş, cezaevine gönderilmiş, basın susturulmuş, susmayan gazetecilerin özgürlükleri ellerinden alınmış, muhalif bütün sesler kısılmıştır. Bütün bunlar yapılırken FETÖ'cü alçak hain darbe girişiminin bütün açıklığıyla ortaya çıkarılması düşüncesi geri bırakılmıştır” dedi.

Darbe girişiminin yaşandığı gün görevde olan Genelkurmay Başkanını ve MİT Müsteşarının Türkiye Büyük Millet Meclisi Darbe Araştırma Komisyonuna bilgi vermeye gelmemesinin kabul edilebilir olmadığını kaydeden Gökdağ; “ülkenin Cumhurbaşkanının darbe girişimini eniştesinden öğrenmesi ne demek? Kime soracağız bunu? Cumhurbaşkanı eğer darbe girişimini eniştesinden öğreniyorsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumları nerede? Eğer bu doğruysa yani Cumhurbaşkanı darbe girişimini eniştesinden öğrenmişse ortada vahim bir durum var; doğru değilse, doğru dahi değilse vahim bir durum var yani Cumhurbaşkanı doğru bilgi vermiyor. Eğer doğruysa ki ben doğru olduğuna inanıyorum, o zaman ortada daha vahim bir durum var; devleti ne hâle getirmişsiniz, ülkede yaşanan darbe girişimi eniştesinden öğrenilecek duruma gelmiş. Peki, biz bu soruları sormayacak mıyız? Bu sorular yanıtlanmayacak mı? Bu soruları sorduğumuzda, bize aslı astarı olmayan, kimsenin de inanmayacağı sıfatlar yüklemeyi bırakın, bu sorulara yanıt verin” dedi.

                -“HER ZAMAN KAZANAN İNSANLIK OLMUŞTUR, ADALET OLMUŞTUR “

Konuşmasının sonunda “Adalet Yürüyüşü’ne” değinen Gökdağ; “Bu denli yoğun hak ihlallerinin yaşandığı, bu denli yoğun hukuksuzlukların yaşandığı bir dönemde adaletin değil de hangi kavramın peşine düşülecektir? Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu tüm mazlumların talebi olan "adalet" kavramını eline aldı, yürüdü ve bir tarih yazdı. Biz ardından 10 binler, 100 binler, milyonlar olup yürüyerek bu tarihî yürüyüşe tanıklık ettik. Biz sağanak yağmurun, kızgın güneşin altında yürürken bizimle beraber tırnaklarını döke döke yürüyen adalet arayışcıları vardı. Bunların kimi işsiz, kimi işinden atılmış akademisyen, kimi çocukları mağdur olmuş babalardı; kimi de hiçbir mağduriyet yaşamadığı hâlde ülkesinde adalet olmasını isteyen her görüşten vatandaştı. Orada olsun olmasın, adalet talebimize sahip çıkanların sayısı, Türkiye kadardı. Çünkü biz parti olarak yürümedik, parti bayrağı taşımadık, özel taleplerimizi Türkiye'nin taleplerinin önüne koymadık, hiç kimseyi kimliğinden, yaşam tarzından dolayı dışlamadan 80 milyonun adaleti için, özgürlüğü için, refahı için, huzurlu geleceği için yürüdük. Zaman zaman diktatörler, tiranlar, şahlar, sultanlar insanlığın hak, hukuk, adalet yürüyüşüne engel olmak istemiş, çelme takmış, tökezletmiş ancak insanlık bu çelmeyle tökezlese de hatta düşse de tekrar ayağa kalkmış, üzerini silkelemiş ve yürüyüşüne devam etmiştir ve her zaman kazanan insanlık olmuştur, adalet olmuştur.” dedi.