Gündem
Giriş Tarihi : 14-03-2016 15:35   Güncelleme : 14-03-2016 15:35
Abone ol

Hüseyin Çelik: Terörle mücadele, koruyucu hekim mantığıyla yapılmalı

ANKARA - Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, terörle ve terörizmle mücadelenin, koruyucu hekimlik mantığıyla yapılmadığı sürece sonuç alınamayacağını belirterek, "Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, yangın her tarafı küle çevirdikten sonra ettiğimiz ah vahlar, ettiğimiz intikam yeminleri, kullandığımız kararlılık ifadeleri ne yazık ki kayıplarımızı geri getirmiyor, yürekleri dağlanan insanımızın yüreğindeki ateşi söndürmeye yetmiyor" dedi

Hüseyin Çelik: Terörle mücadele, koruyucu hekim mantığıyla yapılmalı
ANKARA - Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, terörle ve terörizmle mücadelenin, koruyucu hekimlik mantığıyla yapılmadığı sürece sonuç alınamayacağını belirterek, "Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, yangın her tarafı küle çevirdikten sonra ettiğimiz ah vahlar, ettiğimiz intikam yeminleri, kullandığımız kararlılık ifadeleri ne yazık ki kayıplarımızı geri getirmiyor, yürekleri dağlanan insanımızın yüreğindeki ateşi söndürmeye yetmiyor" dedi.

Çelik, kendisine ait internet sitesindeki yazısında Ankara Kızılay'daki bombalı saldırıyı değerlendirdi. Ankara Kızılay’da bombalı terör saldırısı gerçekleştiren kukla teröristleri, bu kuklaların iplerini ellerinde tutan kuklacıları, onları her bakımdan destekleyenleri ve onlara sempati duyanları lânetlediğini belirtti. Patlamada hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralananlara acil şifa dileğinde bulunan Çelik, “Kendi saadetlerini masum insanların ve bir bütün olarak Türkiye’nin felaketinde arayan, başkalarını ve kendisini tereddüt etmeden hunharca öldürecek kadar canavarlaştırılmış bu hainlerin amaçlarına ulaşmaması için bütün bir aklımızı ve irademizi seferber etmek zorundayız”dedi.

Terörle ve terörizmle mücadelenin, koruyucu hekimlik mantığıyla yapılmadığı sürece sonuç alınamayacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti: “İçişleri Bakanlığı’nın önleyici, koruyucu ve caydırıcı birimleri adeta Sağlık Bakanlığı‘nın koruyucu hekimlik anlayışıyla çalışması lazım. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra, yangın her tarafı küle çevirdikten sonra ettiğimiz ah vahlar, ettiğimiz intikam yeminleri, kullandığımız kararlılık ifadeleri ne yazık ki kayıplarımızı geri getirmiyor, yürekleri dağlanan insanımızın yüreğindeki ateşi söndürmeye yetmiyor. Elbette yangın devam ederken ilk işimiz yangını söndürmektir. Daha yangının alevleri göklere yükselirken “sorumlu kimdir“? hesabına girişilmez. O iş yangın söndürülüp soğutma çalışmaları bitirildikten sonra yapılır. Böyle günlerde bütün gücümüzle devletimizin ve hükümetimizin yanında olmak hepimizin vatandaş olarak ahlâkî sorumluluğudur. Ama ortalık yatıştıktan, yaralar nisbeten sarıldıktan sonra “İhmal, hata, kusur ve kasıt var mıdır ve bu işin sorumluları kim veya kimlerdir“? Sorularını sormak da tabii ki her vatandaşın hakkıdır. Yangını çıkaranın şu veya bu örgüt olması çok bir şey değiştirmez. Mühim olan onlar bu alçaklığı yaparken biz ne yaptık sorusunu kendimize sormaktır.”

Cihan