Politika
Giriş Tarihi : 24-01-2019 11:04   Güncelleme : 24-01-2019 11:04

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’dan 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde kanun teklifi.

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy bu yıl Türkiye’deki avukatlara ithaf edilen 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde; Avukatların mesleklerini her durumda özgürce, hiçbir korku ve kaygı altında olmaksızın yerine getirebilmesini güvence altına almak için kanun teklifi verdi.

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’dan 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde kanun teklifi.

Anayasamız gereği Türkiye Cumhuriyeti; demokratik toplum düzenini ve böylesi bir düzenin
başlıca teminatı olan güçler ayrılığı ilkesini benimsemiş bir Cumhuriyettir. Nitekim Anayasa’nın
“başlangıç” bölümünde bu yolda yer alan hükümler yanında; Anayasa’nın 2 nci maddesi
uyarınca Türkiye Cumhuriyeti, "insan haklarına saygılı … demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
devleti" olarak tanımlanmaktadır.
Hukuk devletinin temel yapı taşları arasında, bağımsız ve tarafsız yargı erkinin varlığı yer
almakta olup; yargının, özellikle yürütme erki nezdindeki denetim görevi, vazgeçilmez bir
önem taşımaktadır. Nitekim Anayasa 9 uncu maddesinde; yargı yetkisinin, Türk Milleti adına
bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını ifade edilmekte; Anayasa 138 inci
maddesinde de, yargı bağımsızlığını güvenceye almaya yönelik düzenlemelere yer
verilmektedir. Çağdaş ve demokratik bir toplum düzeninde yargı, anılan konumu ve işlevi ile,
bireyin ve toplumun da temel güvencesidir.
Yargının bağımsızlığı için; öncelikle ve her durumda, yargısal öznelerin de bağımsız ve etkin
kılınması gerekir. Bu husus, yargısal faaliyetlerde adalete ulaşmanın ve adil yargılanma
hakkının da bir gereğidir.
Bilindiği üzere çağdaş yargı sistemlerinde üç temel özne bulunmaktadır ve bunlar; hüküm
makamı, iddia makamı ve savunma makamı olarak konumlanmaktadır.

2

Savunma makamında yer alan özne ise avukatlardır. Nitekim 1136 Sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 1 inci maddesi avukatlığı; kamu hizmeti veren bir serbest meslek olarak
tanımlamış ve devamında avukatın, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı
serbestçe temsil ettiğini hükme bağlamıştır.
Avukatın ve genel olarak savunma makamının, özellikle yürütme erki karşısında bağımsız
kılınması ve yargısal faaliyetlerini, etkin bir biçimde yerine getirebileceği normatif ve kurumsal
bir zeminin tesis edilmesi, öncelikle yukarıda anılan ilke ve değerlerin bir gereğidir. Hatta,
hüküm makamı ile iddia makamının, mevcut durumda yürütme erki ile olan bağı ve ilişkisi
dikkate alındığında, en azından avukatın (savunma makamının) mutlak anlamda bağımsız ve
özgür kılınması, çok daha büyük bir önem taşımaktadır.
Kaldı ki, “adil yargılanma hakkı”, adalete ve sonuçta hukuk devleti anlayışının gereklerine
ulaşmanın vazgeçilmez yolu olarak, hem Anayasamızda (m. 36), hem de ülkemizin tarafı
olduğu uluslararası hukuk belgelerinde tanınmış ve güvenceye alınmış bir hak konumundadır.
Adil yargılanma hakkının temelinde ise, savunma hakkının etkin ve özgür biçimde kullanımı
da yer almaktadır.
Hal böyleyken; öncelikle 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ve 59 uncu maddelerinde yer
alan ve avukatlar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmaları Adalet Bakanlığının inisiyatifine
bırakan düzenlemeler, anılan hukuki ilke ve güvenceler ile çatışmaktadır. Oysa avukat, Adalet
bakanlığının bir memuru değildir. Mesleğini, her durumda özgürce, hiçbir korku ve kaygı
altında olmaksızın, bu kapsamda Adalet bakanlığı yani siyasi iradenin aleyhinde vereceği
soruşturma ve kovuşturma talimatlarından da endişe taşımaksızın yerine getirebilmelidir.
Kaldı ki, avukatın meslek örgütü, avukatlık mesleğinin anılan özgün bağımsız yapısının da bir
gereği olarak, avukatlar ve avukatlık mesleği üzerinde asıl söz ve yetki sahibi otorite
olmalıdır. Nitekim, Anayasa’nın 135 inci maddesi ile, kamu kurumu niteliğindeki meslek
örgütlerine yönelik tanım ve verilen yetki ve görevler, buna uygun olduğu gibi, gerçekte bu
yolda bir yapının gerekliliğine de işaret etmektedir.
Bu nedenle iş bu kanun teklifi ile, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ve 59 uncu
maddelerinde yer alan ve avukatlar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmaları Adalet
bakanlığının inisiyatifine bırakan düzenlemelerde değişikliğe gidilmesi, bu yoldaki usul ve
inisiyatifin barolara verilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, avukatların duruşmada ve diğer adli iş
ve işlemlerde bir yargısal özne olarak bulunma haklarını güvenceye almaya yönelik yeni bir
düzenlemeye de yer verilmiştir.
Öte yandan, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı
ile 21.07.2016 tarihinde ilan olunan ve yaklaşık 2 yıl boyunca süren Olağanüstü Hal sürecinde
çıkarılan kimi kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile, özellikle 5271 Sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu ile 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
lafzında kimi değişikliklere gidilerek, temelde savunma hakkını ile bu hakkın aracı olan
avukatlık faaliyetlerini ağır biçimde kısıtlayan birçok düzenleme getirildiği bilinmektedir.
Bu kapsamda özellikle 03.10.2016 tarihinde kabul edilen 676 Sayılı KHK ve devamında
01.02.2018 tarih ve 7070 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile,
savunma ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına ağır bir darbe vurulduğu görülmektedir.

3

Ceza muhakemesi disiplini, bir ülkenin hukuk devleti olma ve insan haklarını koruma idealine
ne denli yaklaştığının temel göstergesi kabul edilir. Nitekim, çağdaş bir ceza muhakemesi,
ancak hukuk devletinin ve insan hakları düşüncesinin gelişip yerleştiği sistemlerde var olabilir.
Öte yandan hukuk devletinin ve insan haklarının varlığı da, çağdaş bir ceza muhakemesi
sistemini gerektirir.
Ceza muhakemesinin amacı; insan hakları ihlallerine yol açmadan, delilden sanığa giderek
maddi gerçekliğe ulaşmaktır. Ceza muhakemesi kuralları bu süreçte, suç işlediği yolunda
hakkında şüphe bulunan kişi ile devlet arasındaki ilişkiyi “adil (dürüst) yargılanma” esaslarına
uygun biçimde düzenlemelidir.
Bilindiği üzere çağdaş ceza muhakemesinde “çelişme/çatışma” usulü ya da “çelişmeli
muhakeme ilkesi”, öncelikle maddi gerçeğe ve adalete ulaşabilmenin bir gereği olarak kabul
görmektedir. Bu kapsamda anılan üç yargısal makam içinde asıl olarak iddia ve savunma
makamları karşıt iki taraf olarak konumlanır ve bunların çelişmesinden ya da çatışmasından
maddi gerçekliğe ulaşılması hedeflenir. Bir başka ifade ile; iddia tarafından dile getirilen tez,
savunma makamının anti tezi ile çatışır ve sonuçta bir senteze ulaşılır.
Bu işleyişin de bir gereği olarak, çağdaş bir ceza muhakemesi sisteminde, iddia ve savunma
haklarından biri diğerine üstün tutulmamalıdır. Nitekim, sağlıklı bir çelişmenin/çatışmanın
varlığı ve bir senteze ulaşılabilmesi, daha açık bir ifade ile maddi gerçeğin ortaya
çıkarılabilmesi için, iddia ve savunma makamları eşit olanaklara ve haklara sahip kılınmalıdır.
Bu nedenle, “adil yargılanma hakkı”nın da bir gereği olarak çağdaş ceza muhakemesi, “iddia
ve savunma arasında dengelilik” ya da “silahlarda eşitlik” adıyla bilinen ilke ve usulü,
vazgeçilmez görmektedir.
Hal böyleyken; Olağanüstü Hal sürecinde çıkarılan kimi KHK’lar ile 5271 Sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu lafzında yapılan değişiklikler, savunma hakkı ile avukatlık faaliyetlerini
büyük ölçüde kısıtlamış, iddia ve savunma arasındaki dengeyi bozmuş, sonuçta maddi
gerçeğe ve adalete ulaşma amacını da sekteye uğratmış bulunmaktadır. 2005 yılında yürürlük
kazanan ve nispeten çağdaş, hukuk devleti gereklerine ve insan haklarına saygılı bir yasal
düzenleme niteliği taşıyan 5271 Sayılı CMK, anılan KHK müdahaleleri ile, normatif
bütünlüğünü ve uyumunu yitirmiş, ne yazık ki yürürlüğe girdiği dönemin çağdaş değerlerinin
de gerisine düşen, savunma hakkını kısıtlayan baskıcı bir yasa niteliğine büründürülmüştür.
Avukatlık mesleğinin ve savunma hakkının önünde mevcut bu normatif hükümlerin CMK ve
aynı zamanda Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun lafzından kaldırılması,
yukarıda anılan hukuk devleti olma idealinin de bir gereği olarak aciliyet göstermektedir.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1
19.03.1969 tarihli ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 inci maddesinde değişikliğe
gidilmekte ve Adalet bakanlığının, avukatlar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalardaki
belirleyici rolü kaldırılarak; bu konuda inisiyatif, barolara ve Türkiye Barolar Birliği’ne
verilmektedir. Öte yandan avukatlara yönelik arama kuralları da, hukuk devleti ve savunma
hakkı gereklerine göre yeniden düzenlenmektedir.
Madde 2

4

1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesinde değişikliğe gidilmekte, avukatlar
hakkında ceza kovuşturmanın açılmasına yönelik usulü kurallar, yine öncelikle avukatların
meslek örgütlerinin inisiyatifi ile yeniden düzenlenmektedir.
Madde 3
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 60 ncı maddesinde değişikliğe gidilmekte, avukatlar
hakkında yürütülecek soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde savunma hakkının etkin
biçimde kullanımına ve neticede adil bir hükme ulaşılmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler
getirilmektedir.
Madde 4
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 60 ncı maddesinden sonra gelmek üzere kanuna 60/A
maddesi eklenerek, mesleklerini icra eden avukatların duruşmada ve diğer adli işlemlerde
bulunma hakkı güvence altına alınmıştır.
Madde 5
04.12.2004 tarih ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149 uncu maddesinin ikinci
fıkrasının son cümlesi olarak, 01.02.2018 tarih ve 7070 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında
Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul
Edilmesine Dair Kanun’un 1 inci maddesi ile getirilen “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir”
kuralı; savunma hakkına getirdiği ölçüsüz sınırlama nedeniyle, madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 6
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 151 inci maddesinin üç, dört, beş ve altıncı
fıkraları; masumiyet karinesi ile çatışması, savunma hakkına getirdiği ölçüsüz sınırlama ve
aynı zamanda avukatın bağımsız bir yargısal özne olarak konumlanma gereklerine aykırılığı
nedeniyle, madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 7
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154 üncü maddesinin ikinci fıkrasına, yine 7070
Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3 üncü maddesi ile getirilen,
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşmesinin kısıtlanmasına yönelik kural; savunma
hakkına getirdiği ölçüsüz sınırlama nedeniyle, aynı zamanda işkence ve kötü muamele
eylemlerine neden olma tehlikesi de dikkate alınarak, madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 8
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 178 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi
olarak, 7070 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 4 üncü maddesi ile
getirilen ve mahkemece çağrılması reddedilen tanık ve bilirkişilerin taraflarca doğrudan
duruşmaya getirilebilmesine olanak veren usul uygulamasının, davayı uzatmak amacıyla
yapılması durumunda mahkemece yine reddedilebileceğini öngören kural; özünde 178 inci
maddede yer alan düzenlemeyi bütün olarak işlevsiz kılması, özellikle savunma makamının
yargılama sürecine etkin ve nitelikli katılımını engellemesi, her durumda savunma hakkına
getirdiği ölçüsüz sınırlama nedeniyle, metninden çıkarılmıştır.
Madde 9

5

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 188 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi
olarak, 7070 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 5 inci maddesi ile
getirilen “Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi
halinde duruşmaya devam edilebilir” kuralı; savunma hakkına getirdiği ölçüsüz sınırlama
nedeniyle, madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 10
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 203 üncü maddesinin ikinci fıkrası yeniden
düzenlenmiş ve avukatların, ceza muhakemesinde duruşmada bulunma hakkı ayrıca
güvenceye bağlanmıştır.
Madde 11
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 205 inci maddesine (2) nolu fıkra eklenmiş ve
avukatların ceza muhakemesinde duruşmada görevlerini hiçbir kaygı ve tehdit altında
olmaksızın icra edebilmelerine yönelik bir güvence getirilmiştir.
Madde 12
13.12.2004 tarihli ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 59
uncu maddesi yeniden düzenlenmiş; böylelikle ceza infaz mevzuatımızda yer alıp savunma
hakkını kısıtlayan ve avukatlık mesleğinin gerekleri ile çatışan düzenlemeler kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1
Kanun teklifinin 1, 2 ve 3 üncü maddeleri ile, 19.03.1969 tarihli ve 1136 Sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 58, 59 ve 60 ncı maddelerine getirilen usulü kuralların, avukatlar hakkında hali
hazırda yürütülmekte olan soruşturmalar ile kovuşturmalar hakkında uygulanmasında
oluşabilecek tereddütleri giderme amacıyla; ceza muhakemesi hukukunda geçerli olan
“derhal uygulanırlık ilkesi”ne de paralel biçimde bir geçici düzenlemeye gidilmiştir.
Madde 13
Yürürlük maddesidir.
Madde 14
Yürütme maddesidir.

1136 SAYILI AVUKATLIK KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Madde 1-19.03.1969 tarihli ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 inci maddesi, madde
başlığı ile birlikte, aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Avukatlar Hakkında Soruşturma Açılması ve Avukatlara Yönelik Arama
Madde 58- Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki
görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma,
bağlı oldukları baro yönetim kurulunun vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet
savcısı tarafından yapılır.
Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili
olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza

6

mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri
aranamaz. Avukatlar; adliyelere, ceza ve tutukevleri ile diğer infaz kurumlarına, kamu ya da
özel her türlü kurum ve kuruluşlara giriş çıkışlarında, hakim ve Cumhuriyet savcılarının tabi
olduğu usul dışında bir usule ve ayrımcılığa tabi tutulamaz”.
Madde 2-1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesi, madde başlığı ile birlikte,
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Avukat Hakkında Kovuşturmanın Açılması
Madde 59- 58 inci maddenin birinci fıkrasına göre tesis edilen Baro yönetim kurulu
kararlarına karşı avukat veya Cumhuriyet savcısı, yedi gün içinde Türkiye Barolar Birliği’ne
itirazda bulunabilir. İtiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği tarafından verilecek kararlara karşı
da, aynı sürede Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’na itiraz yapılabilir ve bu itiraz, genel
kurulun ilk oturumunda karara bağlanır. İşin önemine göre Genel Kurul, Türkiye Barolar
Birliği Başkanı tarafından bu gündemle ve ivedilikle toplantıya çağrılabilir. Türkiye Barolar
Birliği Genel Kurulu tarafından verilen kararlar kesindir.
58 inci maddeye göre verilen ve kesinleşen soruşturma izni üzerine avukat hakkında yapılan
soruşturma neticesi Cumhuriyet savcısı, dosyayı, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine
en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderir ve o yer Cumhuriyet
Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı, avukatın bağlı olduğu Baro
başkanlığına ve avukat hakkında kovuşturma açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar
verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. Ağır ceza mahkemesi, avukatın bağlı olduğu
Baro başkanlığı tarafından verilecek yazılı görüşü de değerlendirerek kararını verir.
Haklarında kovuşturma açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer
ağır ceza mahkemesinde yapılır.”
Madde 3-1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 60 ncı maddesi, madde başlığı ile birlikte,
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Avukatın Savunma Hakkı ve Baronun Yetkisi
Madde 60- Avukat hakkında 58 ve 59 uncu maddelerindeki usule göre yürütülen soruşturma
ve kovuşturma süreçlerinde, hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen avukatın, dosyayı
inceleme, yazılı veya sözlü savunmada bulunma, delillerin toplanmasını veya tanıkların
dinlenmesini isteme hakkı hiçbir suretle kısıtlanamaz.
Avukat bağlı olduğu Baro başkanı veya görevlendireceği bir avukat da, soruşturma ve
kovuşturma dosyasını inceleme, soruşturma ve kovuşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için
gerekli iş ve işlemlerin yapılmasını sözlü yada yazılı olarak talep etme, bu kapsamda
kovuşturma sürecinde duruşmalarda gözlemci olarak bulunma hak ve yetkisine sahip olup, bu
yoldaki talepler, ilgili Cumhuriyet savcısı ve mahkeme tarafından ivedilikle yerine getirilir.”
Madde 4-1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 60 ncı maddesinden sonra gelmek üzere,
aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Avukatın Duruşmada Bulunma Hakkı
Madde 60/A- Bir duruşmada mesleki görev üstlenmiş olan avukatlar, duruşmanın inzibatına
aykırı tutum ve davranışları gerekçe gösterilerek yada başkaca bir nedenle duruşma
salonundan çıkarılamaz ve bu nedenle haklarında yakalama, gözaltı, tutuklama gibi tedbirlere

7

hükmolunamayacağı gibi haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez. Bu kural;
ifade ve sorgu, talimat duruşması, keşif, yer gösterme gibi adli iş ve işlemlerde de geçerlidir.
Mahkeme veya yargıç, avukatın duruşma inzibatına aykırı bulduğu tutum ve davranışları
tutanağa geçirir ve avukatın bağlı olduğu Baro başkanlığına ve ayrıca bir suç şüphesi
bulunması durumunda suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısına bildirir.”
Madde 5 - 04.12.2004 tarih ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi, madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 6 – 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 151 inci maddesinin üç, dört, beş ve
altıncı fıkraları; madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 7 - 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası,
madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 8- 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 178 inci maddesinin birinci fıkrasının
son cümlesi, madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 9 - 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 188 inci maddesinin birinci fıkrasının
son cümlesi, madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 10 - 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 203 üncü maddesinin ikinci fıkrası,
aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“(2) Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının
kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder. Ancak avukatlar
hakkında bu kural uygulanmaz ve duruşmada görev alan avukatlar, duruşma düzenini
bozduğu ya da başka bir gerekçe ile hiçbir suretle duruşmadan çıkarılamaz.”
MADDE 11 - 04.12.2004 tarih ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 205 inci
maddesine, aşağıdaki (2) nolu fıkra eklenmiştir.
“(2) Ancak avukatlar hakkında, duruşmadaki sözlü ve yazılı beyanları yada iddia ve savunma
kapsamındaki tutum ve davranışlarından kaynaklı, yakalama, gözaltı, tutuklama yada başkaca
bir tedbir uygulanamaz.”
MADDE 12 – 13.12.2004 tarihli ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanunun 59 uncu maddesi, aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Avukat ve noterle görüşme hakkı
MADDE 59 - (1) Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile
vekâletnamesi olmasa da her zaman görüşme hakkına sahiptir.
(2) Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, bu iş için ayrılan
görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği
bir biçimde yapılır.
(3) Avukatlar, görüşme konusu kapsamında hukuki bir irtibat ve gereklilik bulunması ve aynı
zamanda vekâletnameleri de olması durumunda aynı anda birden fazla hükümlü ile görüşme
yapabilirler.
(4) Görüşme sırasında; hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya
belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmaya ilişkin olarak kendilerinin tuttukları
kayıtlar incelenemez; hükümlünün avukatı ile yaptığı görüşme dinlenemez ve kayda
alınamaz.

8

GEÇİCİ MADDE 1 – Bu kanunun 1, 2 ve 3 üncü maddeleri ile, 19.03.1969 tarihli ve 1136
Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58, 59 ve 60 ncı maddelerine getirilen usulü kurallar, hali hazırda
avukatlar hakkında yürütülmekte olan soruşturmalar ile henüz kesinleşmiş bir hüküm tesis
edilmemiş bulunan kovuşturmalar hakkında da derhal uygulanır. Bu kapsamda; avukat
hakkında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılığı ve kovuşturmayı yürüten mahkeme
tarafından, avukat hakkında gerekli soruşturma izninin alınabilmesi için dosya, avukatın bağlı
bulunduğu Baro başkanlığına ivedilikle gönderilir.
MADDE 13 – Bu kanun yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer
MADDE 14 – Bu kanunu Cumhurbaşkanı yürütür.

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 17 8
  • 2 Trabzonspor 15 8
  • 3 Fenerbahçe 14 8
  • 4 İstanbul Başakşehir 14 8
  • 5 Yeni Malatyaspor 13 8
  • 6 Galatasaray 13 8
  • 7 Sivasspor 12 8
  • 8 Konyaspor 12 8
  • 9 Gaziantep FK 11 8
  • 10 Antalyaspor 11 8
  • 11 Göztepe 9 8
  • 12 Beşiktaş 9 8
  • 13 MKE Ankaragücü 9 8
  • 14 Denizlispor 8 8
  • 15 Kasımpaşa 8 8
  • 16 Çaykur Rizespor 8 8
  • 17 Gençlerbirliği 6 8
  • 18 Kayserispor 4 8
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA