Gündem
Giriş Tarihi : 09-12-2019 20:10
Abone ol

Kılıçdaroğlu bütçe görüşmelerinde konuşuyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 2020 Meclis Bütçe görüşmelerinde konuşuyor.

Kılıçdaroğlu bütçe görüşmelerinde konuşuyor

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 2020 Meclis Bütçe görüşmelerinde konuşuyor.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

Bütçe dediğimiz olay ciddi bir olaydır. Parlamento bütçe hakkını kullanarak yürütmeye diyor ki şu kadar vergi toplayacaksın şu kadar harcama yapacaksın. Senin sınırlarını bütçe kanunuyla çiziyorum.

Yargı koyma yetkisi parlamentonundur. Madem öyle para alacaklar, borçlanma da yapabilirler. Borçlanmanın sınırlarını da parlamento belirliyor. Paranın nerelere harcandığını gelip burada bize anlatıyor. Bizler de elimizi vicdanımıza koyup "evet parayı oraya harcıyorsa evet diyelim" Bütçede yetkiyi verdik, paranın nerelere nasıl harcandığını kesin hesap kanunu gösteriyor bize. 

Parlamentoya bugüne kadar, son düzenlemelere kadar, TBMM'ye yönelik sunan kişi seçilmiş bir kişi. Arkasında milli irade var. Buraya gelip bütçeyi sunan kişi devlet memuru. Hani biz demokrasi diyorduk, milli irade diyorduk. Normalde buraya sayın cumhurbaşkanının gelmesi lazım. Kendi bütçesi. Gelip bütçeyi sunması lazım. Devlet memuru bütçeyi sunuyor. Sayın Erdoğan başka bir yerde konuşma yapıyor.

Sizler vicdan sahibiyseniz buna dur demeniz lazım. Bu bütçe 82 milyonun bütçesi. 82 milyona hizmet götüreceksiniz, vergi toplayacaksınız ama bütçeyi bir devlet memuru sunacak. Ne diyoruz? Gazi meclis diyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile Başkomutanlık yetkisini 3 ay süreyle vermiştir.

Atatürk Meclis'i yüceltiyor. Aradan o kadar zaman geçti şimdi Meclis'e gelip bütçeyi sunacak seçilmiş bir kişi yok. Nerede milletin iradesine saygı? Diyoruz ki, atanmışların vesayeti olmaz. En çok şikayet eden AKP Grubu. Bu parlamentonun üzerinde hiçbir vesayeti hiçbirimizin kabul etmesi mümkün değil. Aramızda görüş farklılıkları olabilir. Farklı çözümler üretebiliriz ama vesayeti asla kabul edemeyiz.

Rejimi değiştirdik. Eskiden ne olurdu? Cumhurbaşkanını bir yere gittiğinde TBMM'de temsil ederdi. Şimdi bir yere gittiği zaman kim temsil ediyor? Bir devlet memuru. Nerede milli irade? Bu da doğru değil. Parlamentonun başkanı milli iradeyle seçilmiş kişidir.

2018 kesin hesabın sonuçları, 2020 önümüzdeki yıl öngörülen hedefler. Buradan ne kadar vergiler toplanacak ne kadar harcama yapılacak. Parlamento bu yetkiyi yürütme organına verirken anayasal ve yasal sınırları dikkate alıyor. Anayasanın bir maddesi var, merkezi yönetimin bütçesiyle verilen ödenek harcanabilecek tutarın sınırını gösterir.

2018 yılı Sayıştay raporları. Sayıştay, TBMM'ye bağlıdır, TBMM adına bütçe harcamalarını denetler. Bizim verdiğimiz yetkiyi acaba yürütme organı doğru kullanıyor mu diye rapor yazar.

2018 yılı Merkezi yönetim hükümet bütçesiyle ilgili olarak 63 milyar 295 milyon ö717 bin 486 TL denek üstü harcama tespit edilmiş. Bu harcamaların onaylanması hususu yüce Meclis'e bırakılmıştır. Anayasaya sınır getirdi ödenek üstü harcama yapamazsın cezalandırılırsın diyor.

Ben istediğim gibi para harcarım kimseye de hesap vermem diyorlar. Toplanan para fakir fukaranın parası, bu para nereye harcandı? Neden parlamentonun iradesi çöp sepetine atıldı.

Sayıştay diyor ki ben ceza veremiyorum, saptadım ödenek üstü harcamayı takdiri size bırakıyorum diyor. Evinize gidip başınızı yastığa koyduğunuzda fakir fukarayı düşünün.

Bir olay olur. Bütçenin dışında bir ek ihtiyaç olur, borçlanma olur. Yüzde 2'yi aşmayacak şekilde ödenek üstü harcama yapılabilir. Kaç aşıldı yüzde 7. Siz demeyecek misiniz, ne oluyor bize, bizim irademizi yok sayıyor yürütme organı? 

Bir başka garabete daha değinmek istiyorum. Madem samimi bir konuşma yapacağız.  Kanun için dediler ki yürütme organı artık kanun tasarısı getirmeyecek. Dünyanın hiçbir ülkesinde milletvekilleri kanun hazırlamaz. Kanunu bürokratlar hazırlar.

Parlamentonun itibarını korumamız lazım. Milletvekili arkadaşlarım kanunlarını savunacaklar sözde bunu yapıyorlar. Yine oradan size geliyor, biz bunu biliyoruz. Hazırlayan zaten orası. Hazırlamak zorundadırlar. Sorunla bizzat karşılaşanlar onlardırlar biz değiliz. Sorunun çözümüyle ilgili yasal düzenlemeyi yapıp size geliyorlar.

Anayasanın 104. maddesi. Cumhurbaşkanı devlet başkanı sıfatıyla TC'yi ve Türk milletinin birliğini temsil eder, doğrudur. Peki bu tanıma uygun olarak cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma and içerim.

Değerli arkadaşlar birbirimizi kandırmayalım. Partili cumhurbaşkanı olmaz. AKP'nin genel başkanı diyelim sorun yok ama ben cumhurbaşkanıyım derse tarafsız olması lazım. Neden tarafsız olması lazım? Cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır. Yüzde yüz bir tarafsızlık beklemiyoruz ama sonuçta tarafsızlık üzerine yemin ediyorsa bir siyasi partinin genel başkanlığını yapamaz. Ettiği yemine ters köşe oluyor.

Bütün vatandaşlara, siyasi partilere eşit davranması lazım. Kapsayıcı kucaklayıcı bir dil olması lazım. Sabah öğle akşam bir öfke bir kin bir saldırganlık... Bu yanlıştır. Böyle bir uygulama hiç olmadı olmamalı da zaten.

Cumhurbaşkanı hakim tayin edecek. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ediyorsa biz ona farklı gözle bakarız. AKP'nin genel başkanı hakim tayin ediyor. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederseniz olmaz. Benim tayin ettiğim bir hakim düşünün, orada yargılandığınızı düşünün. CHP'nin hakimi bizim aleyhimize karar verdi dersiniz. Böyle düşünmek doğaldır.

Trump'ın yazdığı mektup kabul edilemez. Ya hemen iade edecektin ya da büyükelçisini çağırıp iade edecektin. Cebime koydum vereceğim, ne demek. Beni üzen nokta tek bir cümlenin dahi çıkmamış olması. Bu benim ağırıma gidiyor.