12 ARALIK 2019 Perşembe 02:06
Zeynep Duygu Mola
Zeynep Duygu Mola
Giriş Tarihi : 14-05-2016 16:13
Güncelleme : 18-05-2019 20:16

TOPLUMDAKİ 'KADIN' ALGISI VE BİZLERİN TERCİHLERİ

Kadın çok başka bir dünya… Her yönüyle hayata bakışı, algıda seçiciliği, olayları yorumlaması, duyguları, hisleri, herşeyiyle apayrı bir oluşum ve bazen gerçekten ne bizimle oluyor ne de bizsiz…
    Ama tabi kadın dediğin herşeyden önce düşünebilen, tercihleri, fikirleri, ideolojileri olabilen bir birey. Tabi ki her insan farklıdır ama kadınlarda çok çeşitlilik var.
    Ben bu çeşitliliğin tüm sebebinin tamamen tüketim piyasası ve bu piyasanın “kadın” denildiğinde bilinçaltımızda oluşturduğu profil olduğunu düşünüyorum.
    9Konuyu biraz daha açayım:
    Neden boyanır mesela o güzelim saçlar ilk beyaz teller kendini göstermeye başladığı anda ?  Oysa ne kadar da yakışır bazı kadınlara birkaç kırışıklıkla bütünleştiğinde. Hele ki gözlerindeki o parlaklık hiç gitmemişse…     Bazı kadınlar vardır; yıllarca görmezsiniz, yaşlanır, değişir hatta çöker ama gözleri hep aynıdır. Gözlerinden tanırsınız. Bırakın, boyamayın pamuk saçlarınızı. Her yaşın güzelliği var. Güzelliğinizin farkına varın. Gözlerinizin sizi ifade etmesine izin verin.
Biraz yaş aldınız diyelim.Bedeninizin gençliğinizdeki kadar güzel görünmediğini düşünüyor olabilirsiniz.  Ama seviyorsunuz denizi, yüzmeyi. Elalem ne der kalıbından dışarı çıkın. Bedeninizin size sergilemeniz için verilmiş bir şey olmadığına inanın öncelikle. Giyinin mayonuzu, bikininizi denizin, kumun, güneşin keyfini çıkarın. Kocaman hasır şapkalar, gözlükler takın. Dalga sesleri eşliğinde kitap okuyun. Kime ne ?
    Makyaj konusu var bir de. Genelleyecek olursak toplumdaki algı şu şekilde: Makyaj yapan kadın güzel ve bakımlıdır. Makyaj yapmayan kadın ise sıradandır. Hayır efendim, değildir. Bir kere kimse kusura bakmasın ama makyaj yapmayı bilmeyen kadın bu işe kalkışmasın. Sonra ortalık Rio Karnavalı’na dönüyor. Yapana da yazık, bakana da yazık. Bir de tabi beyler bilmez; sıcakta o makyaj yaparken akıyor zaten. Kim durduk yere bir palyaçoyla kalabalık bir caddede yürümek, yemeğe gitmek, karşılıklı oturup konuşmak ister ki ? Tamam; makyaj dozunda ve doğru tercihlerle uygulandığında çok hoş bir şey.  Ama makyaj yapmayan kadın çirkin kadındır algısı da dünyanın en saçma önyargılarından biri. Üstelik emin olun yüzünüzde boya olması çok da rahat bir şey sayılmaz. Amacım makyajı kötü göstermek değil. Bir kadın kendini iyi hissedecekse kesinlikle makyaj yapmalıdır. Zaten bir kadın önce kendisini iyi hissetmek için süslenir. Sonrasında hemcinsleri ve en son karşı cins. Demem o ki; sevmiyorsanız  makyaj yapmayın. Toplumun “ buraya gelirken bari iki allık bir ruj sürseydin” dedikleri yerlere giderken bile...
    Bir de toplumsal gerçekler var. Mesela her kadın annelik potansiyeli taşımaz. Bana sorarsanız bir evladım olmadığı halde bunun dünyanın en güzel şeyi olduğunu söyleyebilirim. Ama her kadın farklıdır. Kimine göre bir bebek ağlaması; dünyanın en berbat sesidir. ” İyi bir anne olamam” diyorsanız hiç bulaşmayın o işlere. Evet; toplum sizi yargılayacaktır. Çeşitli kulplar takıp yakıştırmalar yapacaktır. Duymayın ve unutmayın; o çocuğu siz doğurup büyüteceksiniz, toplum değil. Sonuçta hiçkimse sizi yargılayacak kadar kusursuz değildir.
    Bu aralar çokça yaygın olan bir konu da kadın proporsiyonu. Yani vücut hatları ve ölçüleri. Belli kalıplar var ve bu kalıplara girmek için çok zorluyorsunuz. Hele ki Türk kadını! Herşeyden önce ne iseniz o olmayı öğrenin. İçinde ne olduğunu bilmediğiniz çaylar içtiniz, olmadı. Ne içerdiğine dair hiçbir fikrinizin olmadığı haplar içtiniz. Kiminiz hastanelik oldunuz. Aranızdan bu uğurda eksilenler oldu. İçindeyken rahat oturamadığınız hatta bazen nefes alamadığınız yardımcı kıyafetler giydiniz. Kangren olmak için bedeninizi zorladınız resmen. Nedeni ise sadece toplumun belirlediği güzellik kalıbına girip; “ aa canım ne kadar hoş görünüyorsun” gibi birkaç cümle duymak. Ablacım; gözünü korkutmak istemem ama sağlığın elinden gittiği vakit (tabi halâ yaşıyorsan) bu pohpohçuların hiçbiri yanında olmayacak. Kusurlarını sev. Kendini daha iyi hissetmek istiyorsan, yakıştırmaya çalış. Daha ince olduğunda daha güzel olacağından nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Sen spor salonlarında çember çeviren Hamster gibi kendini paralarken büyük ve geniş kalçalar moda oldu. E n’apcaz şimdi? Basen yapan yiyeceklere mi saldıracağız? Yoksa modadan geri mi kalacağız? Kim ne dedi yine size? Ne ara değişti fikirler? Toplumda da bir tutarsızlık var yani. Aldırış etme. Kendini sev.  Hiç kimse seni eleştirecek, dalga geçecek kadar kusursuz değil ki! Eğlenmek istiyorsan eğer dalga geçmeye kendinden başla...
Bu konuya öncelikle hiçbirinizin yaşamaması dileğiyle girmek isterim ki hastalıkların bizi ne zaman, nerede, ne şekilde bulacağını bilemeyiz. Biz kadınlar; saçlarımızı çok severiz ve onları kaybedeceğimiz bir hastalığa kapılmış isek içten içe en büyük üzüntümüz saçlarımızı kaybedecek olmamızdır. Fakat unutmamamız gereken bir şey var. Öncelikle saçsız da yaşanıyor hanımlar. Peruklar bize kendimizi iyi hissettirebilir. Ama ne kadar rahatsız edicidir değil mi? Batar, kayar, kaşındırır, hareketlerimizi bile kısıtlar. Eğer böyle bir olayla karşı karşıyaysanız sokağa bir de peruksuz çıkmayı deneyin. Olduğunuz gibi. Siz olarak, doğal. Belki bir bandanayla…  “Vah vaah, yazık. Kim bilir ne hastalığı var zavallının.” Derler. “Kadın mı erkek mi bir an  anlayamadım” derler. Derler de derler. Peki bunlar sizin hayatınızın gidişatı için ne kadar önemli? Koca bir sıfır! Boşverin, kadını kadın yapan saçları değildir...
    Gözlemlediğim kadarıyla son yıllarda ülke olarak moda konusunda da ciddi eğilimlerimiz var. ( Eğildiğimiz yönün doğruluğu tartışmaya açık tabi.) Evet bazı şeyler bazı kadınlara çok yakışıyor. Hatta sanki kişiye özel üretilmiş gibi. Ama ne denli rahatsız edici olduğu da apaçık ortada değil mi? Bir etek giyiyoruz orayı çek burayı ört fenalık geliyor. Bir bluz giyiyoruz yakası bir yerde düğmesi bir yerde. Kolları püsküllü bir hırkam vardı. Hem de çok beğenerek almıştım. Kaç kere çayın, kahvenin içine soktum o püskülleri. Moda buysa ben almayayım canım. Bence artık birileri #BikotBiTişört falan diye bir kampanya başlatmalı. Bu tüketim çılgınlığının sonu yok çünkü. Sürekli talep artıyor ve beklenti çitası yükseliyor. Yürümez böyle…
    Halimiz, ahvâlimiz böle iken; mutluluk çitamız da bir hayli yükseliyor.         Memnuniyetsiz, doyumsuz, saplantılı bir ırk haline gelmemek, daha faydalı, daha mutlu, daha sade, daha berrak bir yaşam sürebilmek için basit tavsiyeler konulu yazımı okudunuz hanımlar. Tabi uygulamaya geçmek tamamen sizin tercihiniz.
Şimdi müsaadenizle; makyajımı silip, paçaları ayaklarımın altında dolaşan pijamalarımı giyineceğim. Ev topuzumu da yaptıktan sonra kendime bol kalorili, kocaman bir dilim pasta alıp, kitap okumaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum. N’apcan ben de böyle mutlu olabilen bir insanım. E müsaadenizle bu da benim tercihim olsun!

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 23 14
  • 7 Alanyaspor 22 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 14
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Kasımpaşa 12 14
  • 16 Antalyaspor 12 14
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 9 14
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA