20 AĞUSTOS 2019 Salı 21:18
Erkan Başboğa
Erkan Başboğa
Giriş Tarihi : 12-06-2016 01:28

KAPİTALİZM VE KÜRESELLEŞME

19. yüzyılın sonlarına kadar Batı dünyası ekonomik açıdan büyümek için hep savaşarak yeni yerler işgal etti ve sömürgecilik hareketlerini sürdürdü. Ama savaş batı dünyasına pahalıya mal oluyor, savaşlarda yaşanan can kaybıda tepkilere neden oluyordu. Ve Fransız ihtilali ile dünyayı saran bağımsızlık, demokrasi, milliyetçilik kavramları sömürgecilik faaliyetlerini de kötü yönde etkiliyordu. Batılılar sömürgecilik faaliyetlerinden oldukça para kazanmışlardı ve büyük bir zengin sınıfı ortaya çıkmıştı. Fransız ihtilalinde de etkili olan bu zengin sınıfı daha da zenginleşmek için vergilerin düşürülmesi, gümrük duvarlarının kaldırılmasını istediler.

 

Fransız ihtilalinden sonrada batıda zengin sınıfı gücünü iyice arttırdı ve artık siyaseti yönetmeye başladı. İngiltere’deki sanayi devriminden sonra Batıda zengin sınıfının yönetimi ele geçirmesiyle birlikte globalleşme adı altında dış ülkelerde şirket kurarak ya da ürün ve hizmetlerini daha kolay satmak için ticari anlaşmalar yaparak, o ülkelerin kaynaklarını kullanıp daha ucuza üretim yaparak büyüme yolunu seçtiler. Buradan getirdikleri hammaddeleri sanayide kullanmaya başladılar, işlediler ve tekrar sömürgelere sattılar. Özellikle sömürge devletlerde büyük şirketler kurarak oradaki parlementerleri ve bürokratları etkileri altına aldılar. Bir süre sonrada o ülkelerin siyasetine etki etmeye başladılar. Kendi yararlarına göre kanun çıkarttılar. Ve artık sömürgecilik yeni bir anlam taşımaya başladı.

 

Sömürge ülkeleri işgal edip, silahla ele geçirmeye gerek yoktu artık batının yeni silahı globalleşmeydi. Savaşıp asker sevk edip sürekli isyan bastırmaktansa batılılar kendi kurdukları okullarda kendi istedikleri gibi yetiştirdikleri sözde aydınları, devlet adamlarını kullanarak sömürgeleri yönetme yolunu seçtiler. Sömürgeleri ilk başta kültürlerinden ve dillerinden uzaklaştırdılar, asıl kimliklerini kendilerine yabancılaştırdılar. Kapitalist kültürü yaydılar. Yani para gücü temsil ediyordu ve karşısında kimse duramazdı. Artık insanlar bu yönde düşünmeye sevk ediliyordu.

 

Batılılar sömürgelere ağabeylikte yapıyorlardı onlara sözde gelişmeleri için yol gösteriyorlar borç para veriyorlardı. Verdikleri borcu da iki yolla geri alıyorlardı. Borç verdiler çünkü geliştirdikleri teknolojilerini, ürünlerini, hizmetlerini satmaları için yeni pazarlar gerekliydi, borç verdiler çünkü faiz alacaklardı böyle ucuza para kazanılamazdı. Hem verdikleri borç paraları kendilerine geri dönüyordu hem faizlerini alıyorlardı hem de sömürgeleri iyice kendilerine bağımlı hale getiriyorlardı. Sömürgeleri kendilerine bağımlı kılmak için sürekli borçlandırdılar ve ticaretlerini ele geçirdiler aynı Osmanlı’nın son dönemlerinde olduğu gibi. Bununla da kalmayıp işi garantiye alıp adı uluslar arası ile başlayan ticari ve mali kurumlar kurup hepsini üye yaptılar. Yani hepsini bir anlamda birbirine bağlayıp ipide kendileri tuttular…

 

Unutulmamalıdır ki milli sermayesi güçlü olmayan ülkeler büyüyemezler ve globalleşemezler. Bugün dünyanın en büyük şirketleri Batılı ülkelere aittir. En gelişmiş ülkelerde onlardır. Çünkü batılı ülkeler ilk önce milli sermayeye dayalı güçlü şirketler kurup daha sonra dış ülkelerde büyümeye gittiler. Milli sermayesi güçlü olmayan devletlerdeki şirketler bu büyük sermaye karşısında hep ezildi ve büyüyemeden yok oldu ancak yabancı ortaklıklarla ayakta kalanlar büyüdü onlarında neye ve kime hizmet ettikleri meçhuldur.

 

Şunu unutmamalıyız ki milli sermayenin güçlenmesi için yerli malları almaya, yurt dışından ithal edilen ürünün ülkemizde ikamesi varsa ikamesini almaya, şirketlerimizde araştırma geliştirme faaliyetlerine yer vermeye özen göstermeliyiz. Ekonomisi dışa bağımlı olan bir ülke gelişemez ve siyasi kararlarında da dışa bağımlı kararlar almak zorunda kalır. Ekonomimizi geliştirmek için el ele verelim yarın çok geç olmadan ülkeyi ; milli sermayeyi güçlendirecek, ihracata, ar – ge yatırımlarına,bilimsel gelişmelere önem vererek dışa bağımlılığı azaltacak şekilde yönetecek hükümetleri seçelim. Milli kuruluşları yabancılara ya da yabancı sermaye kaynaklı Türk görünümlü şirketlere sattırmayalım. Atatürk’ün dediği gibi “Her millet icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortaktır”.Bu mesuliyete ortak olurken ince eleyip sık dokuyalım geleceğimizi tehlikeye atmayalım.

ERKAN BAŞBOĞA

 

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Fenerbahçe 3 1
  • 2 Sivasspor 3 1
  • 3 Yeni Malatyaspor 3 1
  • 4 Yukatel Denizlispor 3 1
  • 5 Alanyaspor 3 1
  • 6 Antalyaspor 3 1
  • 7 Çaykur Rizespor 3 1
  • 8 Kasımpaşa 1 1
  • 9 Trabzonspor 1 1
  • 10 Konyaspor 1 1
  • 11 MKE Ankaragücü 1 1
  • 12 Gençlerbirliği 0 1
  • 13 Göztepe 0 1
  • 14 Kayserispor 0 1
  • 15 Galatasaray 0 1
  • 16 Beşiktaş 0 1
  • 17 Medipol Başakşehir 0 1
  • 18 Gazişehir Gaziantep 0 1
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA