25 OCAK 2020 Cumartesi 21:10
Yunus Kılıç
Yunus Kılıç
Giriş Tarihi : 20-09-2019 10:29
Güncelleme : 20-09-2019 10:40

DÜNDEN BUGÜNE ÖĞRETMENLİK

      Daha okula ilk başladığımız günlerde hemen herkese sorulan klasik bir soru vardır: Büyüyünce ne olmak istiyorsun? Herkesi heyecanlandıran bu güzel soruya cevaplar arka arkaya sıralanırdı: Öğretmen! Öğretmen! Öğretmen! Tabi arada doktor, polis, mühendis olmak isteyenler de çıkardı ama çoğunluğun cevabı hep öğretmendi. Bugün bu soruyu sorduğumuzda çok farklı cevaplar alıyoruz. Bu, çocuklarımızın farklı alanlara eğilimi bakımından güzel ama öğretmen olmak istiyorum cevaplarının azalması ve bazı sınıflarda neredeyse hiç dillendirilmemesi de bir o kadar düşündürücü!

        Şimdi şöyle geriye doğru bir yolculuk yapalım: Bir anne-baba için çocuğu 40-50 yaşına gelse dahi hâlâ onun için endişelenmeye, ‘Aman başına bir şey gelir mi?’ diye kaygılanmaya devam eder. Ama hatırlayın, bizleri öğretmene teslim ederken içlerinden gele gele “Öğretmenim eti de, kemiği de senindir.’’ derlerdi. Çünkü öğretmen onlar için başka bir anlam taşıyordu. Hatırlayın, yolda öğretmenimizi görsek elimiz ayağımız titrerdi, öğretmenimizin bir gülüşünü üstümüze çekmek için neler yapardık neler. Bize bir ‘Aferin!’ demesi için kaç takla atardık. Evde taze yoğurt, ekmek yapıldığında biz yemeden öğretmenimize götürürdük. Sene boyunca dört gözle Öğretmenler Günü’nü bekler ve o günün imkânı dâhilinde en güzel hediyeleri öğretmenimize götürürdük. Daha neler neler…

Öğretmene bugün aynı gözle mi bakılıyor?

       Güzel şeyler söylemeyi çok isterdim ama o günler çok geride kaldı. Bugün binlerce öğretmen heyecanla girdiği üniversitelerinden mezun oldukları hâlde atanamıyor. Çoğu ücretli öğretmenlik adı altında devlet tarafından neredeyse sömürülüyor. Büyük bir kısmı ise inşaat, tekstil vb. hiçbir ilgilerinin olmadığı alanlarda neredeyse karın tokluğuna ve sigortasız çalışmaya mahkûm edilmiş durumda. Aralarında şanslı olan çok az sayıda kişi devlete geçse de onlarda farklı farklı sıkıntılara maruz bırakılıyor. Bir de özel okullarda çalışan öğretmenler var tabii.

      Özel okul öğretmenlerine artı bir parantez açmak istiyorum. Okul; eğitim ve öğretimin verildiği, yarının nesillerinin yetiştirildiği bir nevi devletin devamlılığının sağlandığı bir akarsudur. Asla duraksamadan devam etmelidir. Okula asla bir maddî kazanç kapısı olarak bakılmamalıdır. Gelişmiş devletler genelde eğitimin kalitesini artırmak için bu alanda özelleşmenin yolunu açmış ama sıkı bir denetimi asla elden bırakmamıştır.

      Ülkemizde son yıllarda özel okulların sayısı çok arttı. İnşaat işi yapan müteahhit işini değiştirip okul açıyor mesela. Bir iki düzeltmeyle 20, 30 yıllık binalar okullara dönüştürülüyor. Öğretmenlerin istihdamı için güzel bir gelişme olarak görülse de ne yazık ki davulun sesi uzaktan hoş gelir misali büyük sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Niyet para kazanmak olunca öğrenciden ne kadar fazla alırım, öğretmene ne kadar az para veririm hesabı kaçınılmaz oluyor. Öğretmenin çalışmak zorunda olduğunun farkında olan yöneticiler, öğretmenlere tabiri caizse canları istediği gibi davranıyor. İşin kötüsü artık öğrencilerin de gözleri önünde yapılıyor bunlar.

       Ümidim Atatürk’ün ‘’ Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır’’ sözünde olduğu gibi bu kutsal görevin hak ettiği saygınlığa tekrar ulaşması.

Şimdi kritik soruyu sormaya geldi sıra!

Öğrenci bu kadar sömürülmüş ve içi boşaltılmış bir mesleği neden seçsin?

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 40 18
  • 2 İstanbul Başakşehir 36 18
  • 3 Trabzonspor 35 18
  • 4 Alanyaspor 35 19
  • 5 Fenerbahçe 34 18
  • 6 Galatasaray 30 18
  • 7 Beşiktaş 30 18
  • 8 Göztepe 26 18
  • 9 Yeni Malatyaspor 24 18
  • 10 Gaziantep FK 24 19
  • 11 Çaykur Rizespor 23 18
  • 12 Denizlispor 22 18
  • 13 Gençlerbirliği 21 19
  • 14 Konyaspor 18 18
  • 15 Kasımpaşa 15 19
  • 16 Antalyaspor 14 18
  • 17 MKE Ankaragücü 13 19
  • 18 Kayserispor 11 19
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA