Cebrail AKIN
Cebrail AKIN
Giriş Tarihi : 11-10-2019 14:38

TANRISAL VE İNSAN EMEĞİ BİLGİ

Canlılar aleminde milyonlarca türden biri olan ve Kur’an’ı Kerim’de ilk yaratılışında “BEŞER” olarak nitelendirilip Allah’ın kendisine, kendi eliyle edindiği belli niteliklerinden dolayı muhatap kıldığı ve daha sonrasında hitabında “EY İNSAN!“ diye seslendiği “Ademoğlunun” beşer sıfatından insan sıfatına çıkaran neydi?

Bilindiği gibi insanoğlu diğer tüm canlılar gibi belli bilgiler manzumesiyle dünyaya gelir. Bu bilgi insanın hayatta kalması ve yaşamı için gerekli ve zorunludur. Bu türden bilgilere “İslam felsefesinde “Zaruri Bilgi” denir. Yani zorunlu/içgüdüsel bilgidir. İnsanın acıkması, susaması ve üşümesi durumunda ne yapması gerektiğiyle ilgili bilgiler bu türdendir. Aynı zamanda bu bilgi biyolojik sistemimizi ayakta tutmaya yarayan, hayati bir bilgidir. Yani insan bu bilgi olmadan yaşayamaz. İçgüdüsel olan bu bilgi insan da olduğu gibi her canlıda da vardır. İnsan ve diğer canlılar hayatta kalmayı bu sayede başarırlar.

Zaruri bilginin oluşmasında ya da gelişmesinde insanoğlunun herhangi bir etkisi ve katkısı yoktur. Onu kendiyle doğuştan getirdiği ve kendisine doğası gereği bahşedilen “tanrısal” bir bilgidir. Bu tür bir bilgi aynı zamanda; insanı diğer canlılarla ortak bir payda da buluşturan ve onlarla akraba yapan bilgidir!

Diğer bilgi türü ise “Kesbi Bilgi”; yani kazanılan, hak edilen ve insanın uğraşı ve emeği karşılığında elde edilen, “zaruri bilgi”den bağımsız, sonradan elde edilen bilgidir ki; biz buna “İslam Felsefesinde” aynı zamanda “akli/kesbi bilgi” diyoruz. Bu bilgiyi insanoğlu “selim aklı” sayesinde elde eder. İşte İnsanı insan yapan, diğer canlılardan ayıran ve farklılaştıran bu bilgi türüdür. Bu bilginin elde edilmesinde insanın kendi çabası, emeği ve katkısı vardır. Ve tamamen insanidir ve tanrısal bir özellik barındırmaz. Tamamen beşeridir ve insanın doğuştan getirdiği paketi açıp kullanması yani düşünme, akıl etme, kavrama, anlama ve anlamlandırma çabası sonucu oluşur. Bu bilgi insanda var olanın işlenmesi, yani aklın sistematik olarak “selim” şekilde kullanılmaya başlanmasıyla sonradan elde edilir.

Bir başka yönden bakarsak insanoğlunun, kendine verilen paketi açıp kullanmaması durumunda bu bilgi oluşmaz ve insan “beşer” sıfatından, yani hayvani niteliklerinden sıyrılıp,” insan” mertebesine ulaşamaz. Ve Allah’ın “Ey İnsan!” hitabına mazhar olamaz.

Akli/kesbi bilgi insanı diğer tüm canlılar arasından ayrıştıran, farklılaştıran ve dönüşmesini sağlayan bir bilgidir. Ve bu bilgi tarih boyunca onun toplumlar, kültürler ve medeniyetler oluşturmasını, hukuk sistemlerini kurmasını, şehirler inşa etmesini, bilim ve teknoloji keşfetmesini, hatta ve hatta birçok din icat etmesini ve sadece yaşamayı değil daha iyi yaşamanın formüllerini araştırasını sağlamıştır. İşte tüm bu çaba ve akıl etme insanı adeta evrenin en muhteşem canlısı haline getirmiştir.

Kur’an’ı Kerim’e bakıldığında Adem-Havva ve İblis-Şeytan kıssası tam da bu konuya değindiğini görüyoruz. Melekleri Adem’in önünde secde ettiren ademin kesbi/akli bilgisidir. Yani eşyaya isim koyma, anlama-anlamlandırma yeteneği ve yetkinliğidir. Allah’ın meleklerin dikkatlerini çektiği yönde burasıdır. Bu taraf yaratılış amacıdır aynı zamanda. Bu yönümüz bizi meleklerden üstün yapan, onları önümüzde saygıyla eğilmelerine sağlayan ve bizleri “Eşref-i Mahlukat” mertebesine çıkaran bilgidir.

Meleklerin Allah’a ilk itirazları Adem’in hayvani/nefsani “akl-ı selim” ile hareket etmeme tarafınadır. Çünkü bu tarafımız savaş çıkaran, kan döken, bozgunculuk yapan, fitne fesat peşinde koşan taraftır. Allah yarattığı insanı beşeri/hayvani akılda kalsın, insani akla geçmesin ya da geçtiği halde “esfel-i safilin” derecesine insin diye var etmemiştir. Çünkü “onu en güzel şekilde yaratmıştır.” Amaç “insani akıl” neticesinde yeryüzünü imar edip sonsuzluğa ulaşmaktır. Ve bu sonsuzluk ancak insanın “kafa gücü” ve çabasıyla mümkündür.

İblisi/Şeytan’ı da Cennetten kovduran, cehenneme düçar kılan işte bu hayvani/nefsani olan içgüdüsel ve cahilliğe dayalı, egosundan kaynaklı bilgisi daha doğrusu bilgisizliğidir. Bu bilgi aynı zamanda insanı “Esfel-i Safilin’e” yani aşağıların aşağısına inmesine sebep olan bilgidir. Buradan bir hayırlı netice çıkmaz. Çıkan bir şey varsa o da “fanatizm ve taassuptur.”

NELER SÖYLENDİ?
@
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Sivasspor 30 14
  • 2 Beşiktaş 27 14
  • 3 Trabzonspor 26 14
  • 4 İstanbul Başakşehir 26 14
  • 5 Fenerbahçe 25 14
  • 6 Galatasaray 23 14
  • 7 Alanyaspor 22 14
  • 8 Yeni Malatyaspor 20 14
  • 9 Göztepe 20 14
  • 10 Denizlispor 18 14
  • 11 Gaziantep FK 17 14
  • 12 Çaykur Rizespor 17 14
  • 13 Gençlerbirliği 14 14
  • 14 Konyaspor 14 14
  • 15 Kasımpaşa 12 14
  • 16 Antalyaspor 12 14
  • 17 Kayserispor 10 14
  • 18 MKE Ankaragücü 9 14
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
ARŞİV ARAMA