DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Esin Baltacı
Esin Baltacı
Giriş Tarihi : 11-09-2020 10:55

Salgında Kaybolmayalım

Geçmişten bu yana yaşanan salgın hastalıkların tarihi sürecini bilmek, içinde bulunduğumuz durumu iyi analiz edip daha bilinçli bir şekilde bu süreci yönetmemizde bize yardımcı olacaktır.

Ne acıdır ki insanlık, milattan önceye ait yıllardan beri süregelen ve bugün de ilk olarak 2019 yılının aralık ayında Çin’in Hubei bölgesinde, başkenti Wuhan’da ortaya çıkan Covid-19 virüsü ile milyonlarca insanın can kaybının yaşandığı salgınlarla mücadele halindedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Covid-19'u; 114 ülkede 118 bin vakanın görülmesi ve 4 bin 291 kişinin hayatını kaybetmesi, virüsün yayılma hızı, ciddiyeti ve yetkililerin gerekli önlemleri almaması nedeniyle  11 Mart 2020 tarihi itibariyle pandemik (küresel salgın) bir hastalık olarak ilan etmiştir. Bugün gelinen 9 aylık süreçte ülkemizde 7 bini bulan, dünyada ise 913 binden fazla sayıda can kaybına neden olan  Covid-19 virüsü gerçeği ile karşı karşıyayız.

Kimi zamanlar tekrarlayarak ve çok sayıda ölümlere neden olmuş diğer koronavirüsleri de dahil ederek tarihteki salgın hastalıkların ilk ortaya çıktıkları süreci de dikkate almanın  sağlıkta risk yönetimine ışık tutacak veriler bakımından önemli olduğu elbetteki otoritelerce değerlendiriliyordur. Milattan önceki dönemlerden beri yaşanmış veba hastalığını çiçek, sarıhumma, kızamık, grip ve tifüs, kolera, çocuk felci, HIV/AIDS, menenjit, SARS koronavirüs, ebola, hepatit B, kabakulak, MERS koronavirüs, domuz gribi, zika virüsü vb salgın hastalıklar ve en son olarak da diğer bir koronavirüs olan Covid-19 pandemisi izlemiştir. Bu felaketler zincirinin tüm dünyada milyonlarca insanın ölümüne neden olduğu gerçeği, tüm insanlığın ortak bilincine kazınmış bir olgudur.

Tarihte bilgisizlik, bilinmezlik, belirsizliğe ait korku ve bunların oluşturduğu kaygılar zaman zaman gözlenmiştir. Günümüzde de yaşanabilen bu duygular bilginin artması, bilinç düzeyinin yükselmesi, teknolojinin ilerlemesi, dünyada olup bitenin anında herkese ulaşılabilir nitelik kazanmasıyla küresel bir boyut kazanmıştır. Fakat her insanın algısı düzeyinde olaylara bakışı da farklılık göstermektedir. Örneğin bazı kişiler için, bundan sonra pandemi nasıl seyir izleyecek, ekonominin gidişatı nasıl olacak, ikinci dalga gelir mi, bundan sonra bizim ve çocuklarımızın geleceği ne olacak vb. endişelerinin sorgulanması kimi zaman bilimsel açıklamalara eşlik eden psikolojik desteği de gerekli kılmaktadır. Hatta şu günlerde yaşadığımız  Covid-19 pandemisinin uluslararası dolaşımda turizm, ticaret, sanat vb alanlarda küreselleşme düzeyinin pik çizdiği bir süreçte yaşanıyor olması da bu psikolojik etkelenmeyi toplumsal boyuta taşımaktadır. Uzmanların profesyonel değerlendirmelerine muhtaç olan insan psikolojisinin bağışıklık sistemi üzerine de ciddi etkilerinin olması kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmakta. Bir de bağışıklık sisteminin güçlü olmasında en az  insan psikolojisi kadar insan sağlığını etkileyebilen doğru beslenmenin, düzenli uyku ve egzersizin de ne denli önemli olduğunu gösterir sonuçları gözlemlemek mümkün. Bu noktada her zaman olduğu gibi bireyselliğin değil toplumsal dayanışmanın  gücü, önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. İşte tüm bu olumsuzlukları doğru okumak ve bilmekle, toplumda liderlik vasfına sahip ve toplumu yapıcı olarak etkilemeye aday olan otoritelerin, hedef kitlelere destek verebilecek yetkinlikteki çabaları da karşılığını bulacaktır.

Yaşanmış ve yadsınamaz olan bu vahim tabloda ben yerine biz diyebilmenin asaletini yansıtabilirsek kendimizi yalnızlığa mahkum etmekten kurtarmış oluruz. Aslında tüm mesele bu. Bireysellikten uzak, toplumsal değerler ölçüsünde dayanışma içinde olunursa hepimiz kazanırız. Dünyayı birlik ve iyilik kurtaracak, günün sonunda kazanan insanlığın vicdan ve merhameti olacaktır.

NELER SÖYLENDİ?
@
ARŞİV ARAMA