Siyaset
Giriş Tarihi : 03-02-2020 08:19   Güncelleme : 03-02-2020 09:58

'Kürt Sorununu CHP Çözer'

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Van İl Başkanlığı’nın Olağan Genel Kuruluna katılarak divan başkanlığı yaptı. Genel Kurul açılışında bir konuşma yapan Kaya, ”Barışın umudu CHP’dir.” dedi.

'Kürt Sorununu CHP Çözer'

Kaya, “‘Barış getireceğiz’ diyenler, ‘Kürt sorununu biz çözeriz’ diyenler, ‘akil’ insanlardan heyetler kuranlar, iktidar ömürlerini uzatmak için Kürt sorununu kendi siyasi gelecekleri için kullandılar. Halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerini hapse attılar; belediye başkanlarını görevden alıp, hapse atarak yerine kayyum atadılar.” dedi.

Kaya, “Kürt sorununun, askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini yaşadığımız acılardan öğrendik. Kürt sorununu savaş politikalarıyla, silahla çözmeye çalışmak, yaralarımızı derinleştirmekten öteye gitmeyecektir. Birbirimizi öldürmekle, tehditle, sivilleri, askeri, polisi öldürmekle Kürt sorunu çözülemez.” ifadelerini kullandı.

“Kürt sorununun ilacı; demokrasidir, insan haklarıdır, evrensel hukuktur, bağımsız yargıdır, adalettir.” diyen Kaya, “Adaletin Diyarbakır’da ayrı, Ankara’da ayrı tecelli ettiği bir ülkede barış olur mu? Evlatları ölmesin, öldürmesin diye gözyaşı döken analar arasında ayrım yapmak; acıları yarıştırmak, bir anayı kucaklarken, diğerini tekmelemek bize barışın kapısı açar mı?” diye sordu.  

“Bizim tek hedefimiz ölmeden, öldürmeden barışa giden yolu hep birlikte bulmaktır.” diyen Kaya,  “Kürt sorununu tüm siyasi partilerin ortak mutabakatı sağlanarak kendi Meclisimizde çözmeliyiz. Halktan gizlemeden, kapalı kapılar arkasına saklanmadan çözmeliyiz. Çünkü halkın benimsemediği hiçbir çözüm kalıcı barışı getiremez.” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın konuşmasının tamamı ise şu şekilde:

Değerli misafirler, dostlarım, yoldaşlarım...

Van İl Örgütümüzün Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz…
İktidara adım adım yürüdüğümüz şu günlerde ilçe kongrelerimizi tamamladık, il kongrelerimizi yapmaya devam ediyoruz.
İktidara Yürüyüş Kurultayımız olan, 37. Olağan Kurultayımızı 28-29 Mart 2020’de Ankara’da yapacağız.
Partimiz demokratik bir yarışın heyecan ve gururunu yaşarken, Elazığ ve Malatya’da yaşanan depremler hepimizi acıya boğdu. Buradan kaybettiğimiz 41 canımızı saygıyla anıyorum, değerli ailelerine ve tüm sevenlerine yeniden başsağlığı diliyorum.

Deprem teknolojisini kullanan ülkelerde, daha şiddetli depremlerde insanların burnu kanamazken, bizde en küçük sarsıntıda canlarımız gidiyor.
Neden?

Çünkü ne 17 bin 480 vatandaşımızın hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1999 büyük Marmara depreminden sonra; ne de 644 vatandaşımız hayatını kaybettiği 2011 Van depreminden sonra önleyici hiç bir tedbir alınmadı.

2011 yılında Van’da meydana gelen 6,7 şiddetindeki depremde 644 vatandaşımız hayatını kaybetti. Elazığ ve Malatya depremlerinde olduğu gibi, o gün de Türkiye tek yürek oldu; yaraları sarmak, canları kurtarmak için Van’a aktı.  

Deprem bölgesi Van’da gerekli tedbirleri almayanlar, depremden sonra da büyük bir utanca imza attılar. TOKİ tarafından yaptırılan maliyeti 56 bin lira olan, 100 metrekarelik evleri yüzde 50 karla, 75 bin liraya afetzedelere sattılar.  Afet evlerinin anahtar teslimini de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı.

Bugün de devleti yönetenler aynı aymazlık içinde. AKP Genel Başkanı ve bakanları Elazığ-Malatya depreminde, enkazdan çıkartılan sedye üzerindeki yaralı vatandaşlarla basına pozlar vererek, yaptıkları çalışmaları övmekten geri durmadılar.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Felaket başa gelmeden önce, önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra düşünmenin yararı yoktur.”  
Herkesin Atatürk’ün öngörüsünden devlet adamlığını öğrenmesi gerekir.  

Türkiye’nin çözüm bekleyen 5 temel sorunu var. Ekonomi, eğitim demokrasi, toplumsal barış ve dış politika…

EKONOMİ KRİZDE

Kendine yetebilen sayılı ülkelerden biri olan Türkiye artık bağımlı bir ülke haline geldi. Üreten bir ekonomimiz yok. Hiçbir şey üretmeden, tüketen dışa bağımlı bir ülke varlığını nasıl sürdürebilir? Yakın zamana kadar ülkemizde üretilen gıda maddelerini artık ithal ediyoruz. İthal ettiğimiz çoğu ürünü kendimiz üretip ihraç etme imkanımız varken, ithal etmek ülkeye ihanet değil de nedir? Katma değeri yüksek ürünleri üretmeyen bir ülke bağımlılıktan nasıl kurtulacak?

İşsizlik oranı resmi rakamlara göre yüzde 13,4; işsiz sayısı sadece kayıtlı rakamlar baz alındığında bile 4 milyon 396 bine ulaşmış durumda. 
15-24 yaş grubunda genç işsizlik oranı resmi rakamlara göre yüzde 25,3; her dört gençten biri işsiz.
Van sokaklarındaki gençlerin işsizlik oranı bu rakamların iki katına çıkmış durumda.
Bizim katma değeri yüksek ürünleri üretmemizi sağlayacak; eğitime, işgücüne, teknolojiye ihtiyacımız var. Bizim üretim ekonomisine geçmemiz gerek. Üretmeyen bir toplumun istihdam sorununu çözmesine, enflasyonu düşürmesine, bağımlılıktan kurtulmasına imkan yoktur.

BİLİMSEL EĞİTİME İHTİYACIMIZ VAR

Türkiye’nin ve çocuklarımızın geleceği için eğitim sistemimizde köklü değişikliklere ihtiyacımız var. Eğitimde çağdaş dünyanın çok gerisinde kaldık. Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimden uzaklaştıkça çağdaş dünyayla aramızdaki uçurum da açılmaktadır.
Atanmayan öğretmen sayısı 700 bini aştı, ama Van’ın birçok yerinde öğretmen açığı var.
Eğitimin birikmiş sorunlarını çözmek için, biz de gölge Milli Eğitim Bakanlığı gibi çalışıyoruz. CHP iktidarında uygulayacağımız eğitim politikalarımızı yaptığımız Eğitim Çalıştayları ile şimdiden hazırladık.  

DIŞ POLİTİKA 180 DERECE DEĞİŞMELİ

Bizim dış politikadaki rehberimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözüdür.
Müslümanların yaşadığı coğrafyada akan kanın durması için, ateşe benzin atmak yerine, su dökmeliyiz. Bugün uygulanan dış politikanın ne bize, ne bölgede yaşayan insanlara, ne de dünya barışına bir katkısı var. Dış politikada emperyalist güçlerin değil, ülke çıkarları, bölge halkının çıkarları gözetilmelidir.  
Türkiye Ortadoğu’da barışa öncülük edecek politikalar üretmelidir. Türkiye İran, Irak ve Suriye'yi bir araya getirerek, “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı”nın (OBİT) kurulmasına öncülük etmelidir.
Biz CHP olarak bu konuda elimizi taşın altına koymaya hazırız.

DEMOKRASİ SORUNU

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri de demokrasidir.
Demokrasi demek huzur içinde yaşayacağımız, can ve mal güvenliğimizin sağlandığı bir ülke demektir.
Hak, hukuk ve adaletin herkes için sağlanmış olması demektir.
Mahkemelerin bağımsız olduğu, evrensel hukukun uygulandığı, adaletin yerini bulduğu bir düzendir.
Demokrasi, düşünce özgürlüğünün, insan haklarının, özgürlüklerin güvence altında olmasıdır.
Tek adam yönetimi, sorunlu olan demokrasimizi de rafa kaldırmıştır.
Halkın gücü ve demokratik tercihiyle bu düzeni değiştirmek bizim elimizdedir.
Değiştireceğiz!

TOPLUMSAL BARIŞI SAĞLAMALIYIZ

Türkiye’nin en can yakıcı sorunlarından biri de toplumsal barıştır. Toplumsal barışımızı yanlış politikalarla yıllardır dinamitleyenler var. İnsanları etnik kökenine göre ayırıp siyaset yapanlar, bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır.  

“Barış getireceğiz” diyenler, “Kürt sorununu biz çözeriz” diyenler, “akil” insanlardan heyetler kuranlar, iktidar ömürlerini uzatmak için Kürt sorununu kendi siyasi gelecekleri için kullandılar.
Halkın iradesiyle seçilmiş milletvekillerini hapse attılar; belediye başkanlarını görevden alıp, hapse atarak yerine kayyum atadılar.

Bu çağ dışı uygulamalar, toplumsal barışımızı tehdit eden, dinamitleyen politikalardır.

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun barış için her türlü desteği ve krediyi verme sözüne karşılık dönemin Başbakanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sen nereye kredi vereceksin, sen krediye muhtaçsın” diyerek barış için işbirliği talebimizi elinin tersiyle itmişti.

“Demokrasi bir amaç değildir, demokrasi bir araçtır” diyenlerin Kürt sorununu çözmesi mümkün değildir. Barışı hedeflemeyen, düşünce özgürlüğüne inanmayan, eşit vatandaşlığı benimsemeyen hiç kimse Kürt sorununu çözemez.

CHP Cumhuriyeti kuran partidir; artık bu bölgede tabela partisi olmaya tahammülümüz yok. Van’da da, Diyarbakır’da da, Şanlıurfa’da da, Mardin’de de, Batman’da da, Siirt’te de, Hakkari’de de, Bitlis’te de, Bingöl’de de, Şırnak’da da, Ağrı’da da halkın umudu biz olmalıyız.

Barışın umudu CHP’dir.

Kürt sorununun, askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini yaşadığımız acılardan öğrendik. Kürt sorununu savaş politikalarıyla, silahla çözmeye çalışmak, yaralarımızı derinleştirmekten öteye gitmeyecektir. Birbirimizi öldürmekle, tehditle, sivilleri, askeri, polisi öldürmekle Kürt sorunu çözülemez.

Kürt sorununun ilacı; demokrasidir, insan haklarıdır, evrensel hukuktur, bağımsız yargıdır, adalettir! Adaletin Diyarbakır’da ayrı, Ankara’da ayrı tecelli ettiği bir ülkede barış olur mu?
Evlatları ölmesin, öldürmesin diye gözyaşı döken analar arasında ayrım yapmak; acıları yarıştırmak, bir anayı kucaklarken, diğerini tekmelemek bize barışın kapısı açar mı?
Bizim tek hedefimiz ölmeden, öldürmeden barışa giden yolu hep birlikte bulmaktır.  

Kürt sorununu tüm siyasi partilerin ortak mutabakatı sağlanarak kendi Meclisimizde çözmeliyiz. Halktan gizlemeden, kapalı kapılar arkasına saklanmadan çözmeliyiz. Çünkü halkın benimsemediği hiçbir çözüm kalıcı barışı getiremez.

Kürt sorununun çözümüne ilişkin CHP’nin bazı politikalarını daha önce kamuoyu ile paylaşmıştık. Çözüm önerilerimizden bazılarını yeniden paylaşmak istiyorum:

1- Hiç kimse kimliğinden dolayı suçlanamayacak, ayrımcılığa maruz kalmayacak.
2- Her insan ana dilini özgürce konuşacak, ana dili öğrenme konusunda tüm engeller kaldırılacak. Anadilin öğrenimi hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi için gerekli yasal ve kurumsal altyapı oluşturulacak
3- Cezaevleri değil fabrikalar kurulacak.
4- Boşaltılan köyler ve şehirlerde yaşayanlara geri dönüş olanağı sağlanacak. Evleri devlet tarafından yeniden yapılacak. Karşılıksız krediler verilerek yeniden iş kurmaları sağlanacak.
5- Koruculuk sistemi kaldırılacak. Korucuların silahları toplanarak, kamuda başka alanlarda istihdam olanağı sağlanacak.
6- Keyfi görevden alınan milletvekili, belediye başkanları ve muhtarlar görevlerine iade edilecek. Keyfi görevden almalara son verilecek
7-Öğretmensiz okul, okulsuz yer kalmayacak, bölgede görev yapan öğretmen ve kamu çalışanlarına ek ödeme yapılacak
8-Zorda olan esnafa, çiftçiye ve sanayiciye on yıl geri ödemesiz krediler verilecek
9- AKP OHAL’i kaldırma vaadiyle iktidara geldi, tüm Türkiye’de fiili OHAL uygulamaya başladı. Fiili OHAL uygulamalarına son verilecek.
10- Yeni Anayasayı toplumsal mutabakatla hazırlanacak.
11- Tutuklamaların cezaya dönüşmemesi için uzun tutukluluk süreleri kısaltılacak.
12- İşkence ve kötü muameleye asla izin verilmeyecek.
13- Mahkemeler bağımsız olacak, adil yargılama yapacak, adalet dağıtacak…
Tüm bu politikalarımızı ve daha fazlasını hayata geçirmek için CHP’nin iktidarına ihtiyacımız var.

Bunun için demokrasi güçlerinin birlikte mücadele vermesi, güçlerini birleştirmesi gerek. Yerel yönetimlerde bunu başardık, yine başaracağız.

Bugün gerçekleştirdiğimiz Van İl Örgütümüzün Olağan Genel Kurulu’ndan çıkacak sonucun partimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.