Siyaset
Giriş Tarihi : 30-06-2021 15:09   Güncelleme : 30-06-2021 15:09
Abone ol

Madımak ateşi sönmedi

CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal, 28 yıl önce 33’ü ozan, yazar, aydın 35 kişinin yakılarak katledildiği Sivas Katliamının sorumlularından hesap sorulmadığını belirterek, “Sivas Katliamı göz göre göre gerçekleşti ama ülkemizde yaşanan diğer katliamlar gibi, sorumlularından hesap sorulmadı. Madımak ateşi hala yanıyor” dedi.

Madımak ateşi sönmedi

TBMM’de düzenlediği basın toplantısına Bülent Ecevit’in “Madımak” şiirini okuyarak sözlerine
başlayan Sarıbal, Sivas Katliamının yaşandığı dönemi ve sonrasındaki dava sürecini anlattı. “Bundan
28 yıl önce 1993 yılının 2 Temmuz’unda Sivas’ta bir insanlık suçu işlendi” diyen Sarıbal,
“Cumhuriyetin temellerinin atıldığı bir kentte, Cumhuriyet değerlerinin savunucusu yüzakı
aydınlarımız, ozanlarımız, sanatçılarımız, göz göre göre gelen katliamda yaşamlarını yitirdiler.
Katliamın geldiği çok önceden belliydi. Başta ülkemiz edebiyatının usta ismi Aziz Nesin olmak üzere
şenliğe katılanların hedef gösterildiği bildiriler dağıtıldı. Önlem alınmadı. Katliamın gerçekleştiği
gün kalabalıklar otel etrafında toplanırken, ellerinde bidonlarla oteli yakmaya çalışırken güvenlik
güçleri müdahale etmek yerine sadece seyretti. İlin valisi başta olmak üzere bütün mülki amirler
adım adım gelen katliamı önlemede yetersiz kaldı. Polis, jandarma ve itfaiye müdahale ettiğinde 35
insan yanarak, dumandan boğularak katledilmişti” diye konuştu.
Katliam sonrası yapılan soruşturma ve dava sürecinde de sorumlulardan hesap sorulmadığını
aktaran Sarıbal, şunları söyledi:
15 kişiden 124’ü yargılandı
“Sivas Madımak Katliamını duyan ve vicdanı olan herkes şok olurken, olaydan bir gün sonra sadece
35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190’a kadar çıktı. Ancak gözaltına
alınan 190 kişiden 124’ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma”
suçlamasıyla dava açılabildi. Geri kalanlar serbest kaldı. Oysa katliama katılanların sayısı polis
kayıtlarında 15 bin kişi olarak yer almıştı. Sivas Katliamı davalarında mahkemeler olayın siyasi yanı
ve cumhuriyet rejiminin hedef alındığını görmek istemedi.
Sivas Davası olarak bilinen katliam davasının ilk duruşması, Ankara 1 Numaralı Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994’te karara bağlanan dava sonucunda, 26
sanık ‘adiyen adam öldürme suçu’ndan ceza aldı. İdama mahkum edilenlerin cezası daha sonra 15
yıla düşürüldü. 37 sanık hakkında berat kararı verildi. 60 sanık ise Toplantı ve Gösteri Yasası’na
aykırı davrandıkları savı ile cezalandırıldılar. Dava temyiz edildi.
Yargıtay 25 sanık hakkındaki kararı onadı. Diğer sanıkları için ise ‘cumhuriyet rejimini hedef
aldıklarına’ dikkati çekerek eylemin ‘Anayasal düzenin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması’nı
düzenleyen TCK 146/1 ve 3 fıkraları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bozmadan
sonra mahkeme 38 sanık hakkında TCK’nın 146/1. Maddesi gereğince idam, 29 sanık hakkında
146/3. Maddesi gereğince 7 yıl 6 ay, 14 sanık hakkında beraat kararı verdi. Yeni Türk Ceza Kanunu
2005 yürürlüğe girince 146/3. Maddesinden ceza alan Sivas sanıkları, yeni yasada bu madde yer
almadığı gerekçesi ile tahliye edildi.
Tahliye sonrası kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine savcılık hata yapıldığını söyledi ancak iş
işten geçmiş ve sanıklar ortadan kaybolmuştu.”
Kaçan kurtuldu, yakalama için çaba gösterilmedi

Orhan SARIBAL
Bursa Milletvekilli - CHP Parti Meclisi Üyesi

2
Sivas Davası sürecinde firari sanıkların yakalanması için çaba gösterilmediğini belirten Sarıbal, bazı
sanıkların belediyelerde işe girdiğini, bazılarının bu süreçte evlendiğini, kiminin çocuk sahibi olarak
çocuklarını nüfusa kaydettiğini ama bir türlü yakalanmadığını aktardı. Sarıbal, “Katliamın
sorumlularından Cafer Erçakmak adlı sanığını Fransa’da ikamet ettiği mahkemeye resmi belgelerle
sunulmuş olmasına karşın, Fransa’dan getirilmedi. İki yıl sonra sanığın öldüğü, ailesi tarafından
Sivas Mezarlığı’na gömüldüğü söylendi. Sanık öldükten sonra mı Türkiye’ye getirildi yoksa zaten
Türkiye’de miydi hala öğrenilemedi” dedi.
Erdoğan zaman aşımından memnun oldu
AKP öncesinde başlayan ve AKP iktidarı döneminde de devam eden Sivas Katliamı davalarında
sanıklar için korunma kalkanı oluşturulduğunu ifade eden Sarıbal, şunları söyledi:
“Aradan geçen 28 yılda Madımak ateşi canımızı yakmaya devam ediyor. Çünkü katliamda
sorumluluğu olanlardan hesap sorulmadı. O dönemin iktidarı ve sonrasında gelen iktidarlar işlenen
insanlık suçunun hesabını sormadı. Bugün ülkeyi yöneten iktidar ise Madımak Katliamını
unutturmak için büyük çaba harcadı.
Sivas’ta yaşanan insanlık suçuydu. Ancak yargılama süreci buna uygun yürütülmedi. DGM’de
başlayan Sivas Katliamı Davası, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13 Mart 2012’de “zaman
aşımı” kararı ile kapandı. Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğradığını hatırlatan ve görüşünü
soran gazetecilere dönemin Başbakan’ı AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletimiz için,
ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı” diyerek
adeta memnuniyetini dile getirdi. Erdoğan, Cumhurbaşkanı sıfatıyla 31 Ocak 2020 tarihinde ise
Sivas Katliamı sorumlularından ve müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Ahmet Turan Kılıç’ı
affetti.”
Karanlık sayfa: Çorum Katliamı
Sarıbal, basın açıklamasında ülkemizin karanlık sayfalarından Çorum Katliamı ile ilgili de görüşlerini
aktardı. 28 Haziran 1980 tarihinde başlayan ve yaklaşık 1,5 ay sonra 10 Temmuz 1980 tarihinde
kontrol altına alınan Çorum Katliamında 57 vatandaşımız hayatını kaybettiğini yüzlerce insanın
yaralandığını, iş yerleri ve evlerin yağmalanarak yakıldığını aktaran Sarıbal, “Çorum Katliamında 4
Temmuz 1980 tarihinin ayrı bir önemi var. 4 Temmuz 1980 tarihinde camilerde “komünist
kızılbaşlar Alaattin Camii’ni bombalıyor" yalanı sonrası Alevi ve solcuların evlerine, köylerine
yapılan saldırılar sonrası 26 masum insan katledildi. Evleri yağmalandı. Tam 1,5 ay süren olaylar
sırasında gereken önlemler alınmadığı gibi, diğer katliamlarda olduğu gibi Çorum Katliamından da
faillerden hesap sorulmadı ve üstü örtüldü. 12 Eylül 1980 faşist cuntasına giden yolun önemli
kavşaklarından biri oldu” diye konuştu.