Gündem
Giriş Tarihi : 14-03-2021 14:40   Güncelleme : 14-03-2021 14:40
Abone ol

TTB Merkez Konseyi Başkanı Fincancı'dan 14 Mart mektubu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mektup yayımladı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Fincancı'dan 14 Mart mektubu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, mektubunda, ''Pandemiyle geçen koca bir yılı geride bıraktık. Cemreler düştü. Havaya, suya, toprağa… Kış bitiyor'' dedi.

Fincancı'nın ''Değerli Meslektaşım'' diye başlayan mektubu şöyle:

''Dünyanın en özgün ve şiirsel mektuplarını yazdığı söylenen Rainer Maria Rilke kadar yetenekli olmayı, Virginia Woolf’un deyimiyle bu insanlık sanatına vâkıf olmayı nasıl da isterdim sizlere bu 14 Mart mektubunu yazarken, bilseniz. Gelin görün ki onlara, bu dünyayı insanlık sanatı ile bezeyenlere atıfla yetiniyorum ancak.

Pandemiyle geçen koca bir yılı geride bıraktık. Cemreler düştü. Havaya, suya, toprağa… Kış bitiyor. “Kışın derinliklerindeyken, içimde bir yerde yenilmez bir yaz olduğunu keşfettim” diye yazar Rilke mektuplarından birinde ve biliyorum hepimiz yaşamımızın en zor kışlarından birini yaşadık. Yitirdiklerimiz resmi rakamlarla dahi 300’leri bulurken, bazı günler ardı ardına ölüm haberleri geldi meslektaşlarımızın.

Her birimizin yaşamı, ruhunda olup bitenler doğanın değişimi gibi döngüsel. Kışla hazanın hüznü, baharın, yıldızlı yaz akşamlarının coşkusu ruhumuzda yansır durmadan. Hüznümüzden de coşkumuzdan da öğreneceklerimiz çok.

“Olsun da Gör” diyor ya Melih Cevdet Anday,

“O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör

Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör

Seyreyle gülü bülbülü

Çifter çifter aylar gökyüzünde

Her gece ayın on dördü…”

Olması için var gücüyle çabaladığımız koca bir yılı geride bırakarak giriyoruz bu 14 Mart’a. Yönetilemeyen bir pandeminin gölgesinde, söylenmeyenlerin ağırlığı omuzlarımızda söylemediklerini söyleyip, göstermediklerini görünür kılmaya çalışarak mücadele ettik bir yıl boyunca. Ölümleri engelleyemeyenler istifaları yasak ettiler, soluksuz çalışmayı dayattılar her birimize. Bir yılda 16 milyarı şehir hastanelerine akıtanlar birinci basamağı bodrumlara mecbur bırakıp, hastalıktan korumanın değil hasta sayısının peşine düştüler.

Anday’a kulak versek yeniden:

“…Hiç görmediğim şey bu

Kurdun gözü yılmış sürüden

Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak

Ağulu bitkilere dolanmış salkım

Güneşten yağmur boşanacak…”

Güneşten yağmur boşanmasın diye bu mücadele. Meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği ile birlikte toplumsal sağlık için toplumsal dayanışmayı kurmak oldu hep gayretimiz. Demokrasi ve adalet olmadan toplumsal sağlık olmayacağını biliyoruz. Onun için Anday’ın da dediği gibi;

“Yetsin demir çağının beyliği

Yeni bir gün başlıyor demek

Yeryüzünde korkusuz yaşamak”

Bizler yan yana gelince, içimizdeki yenilmez yıldızlı yaz akşamlarında her gece ayın on dördüdür. Çifter çifter aylar gökyüzünde, yitirdiklerimizin anısı yüreğimizde, cemreler düşer toprağa, o topraktan yeni bir hayat filizlenir.''

Ajans Bizim